Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin kambiyo senedi üzerindeki parmak izi aidiyetine dayalı menfi tespit davasında ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Menfi tespit davasında davacı, kambiyo senedi üzerindeki parmak izinin kendisine ait olmadığını ve dolayısıyla borçlu olmadığını ileri sürerek, eski eşi tarafından sahtecilikle düzenlendiğini iddia ettiği senedin takibe konulması üzerine, alacağı temlik alan davalının senedin üzerindeki parmak izinin davacıya ait olduğunu Adli Tıp Kurumu raporunun kesin kanaat bildirememesi ve ispat külfetini yerine getirememesi nedeniyle ispatlayamadığı görülmüştür; bunun sonucunda ilk derece mahkemesi, davacının ilgili icra takibinden dolayı borçlu olmadığına hükmetmiş, ancak parmak izinin kesin olarak davacıya ait olmadığının ispatlanamaması nedeniyle kötüniyet tazminatı talebini reddetmiştir.

T.C.
DİYARBAKIRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARIN :MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Menfi Tespit BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİKARAR TARİHİ :█████/2026Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili; müvekkili .... aleyhine .... İcra Müdürlüğünün .... E. (eski .... E.) sayılı dosyası ile alacaklı .... tarafından kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, takibe dayanak belgenin müvekkili tarafından imzalanmadığını ve senedin müvekkili tarafından doldurulmadığını, ayrıca senet düzenlenme tarihinde müvekkilinin okuma yazması bulunmamakta olup müvekkilinin .... tarihinde okuma-yazma sertifikası alabildiğini, ....'ın müvekkilinin imam nikahlı şekilde gayri resmi olarak önceden birlikte yaşadığı eşi olup aralarında birçok sıkıntı olduğunu, ....'ın haksız ve hukuksuz bir şekilde sahte senet düzenleyerek icra takibine giriştiğini, müvekkilinin bahse konu senet ile ilgi ve alakası olmadığını, takibe dayanak senette imza bulunmamakta olup parmak izi bulunduğunu, senet üzerinde yer alan parmak izi müvekkiline ait olmayıp alacaklı tarafından doldurulduğunu, davalı tarafın ise .... Noterliğinin .... tarihli temliknamesi ile icra takibi konusu alacağı ....'tan devraldığını, 6098 sayılı TBK hükümleri uyarınca müvekkilinin ....'a karşı ileri sürülen iddiaları alacağı devralan ....'a da ileri sürebileceğini beyan ederek; .... İcra Müdürlüğünün .... E. (eski .... E.) sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar icra dosyasına ödeme yapılması halinde alacaklıya ödeme yapılmaması yönünde tedbir alınmasına, davalının kötüniyetli olması sebebiyle alacağın %....’si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf; davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası olduğu, uyuşmazlığın takibe ve davaya konu senetteki parmak izinin davacıya ait olup olmadığının tespiti ile buradan varılacak sonuca göre de ilgili icra dosyası nedeni ile davacının borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, davacının parmak izi incelemesine esas olmak üzere istinabe yapıldığı, alınan parmak izleri ile birlikte senet aslı üzerinde inceleme yapılması için dosyanın İstanbul ATK'ya tevdii edildiği, imza inkarının herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi olduğu, ATK'dan alınan .... tarihli rapor içeriğine göre, senet üzerindeki parmak izinin tam net basılı olmaması nedeni ile aidiyet konusunda tespit yapılamadığının bildirildiği, davacı vekili her ne kadar ek rapor talebinde bulunmuş ise de yeniden parmak izi alınmak suretiyle ek rapor alınmasının dosyaya bir katkısının bulunmayacağı kanaat edilmekle ek rapor talebinin reddine karar verildiği, ATK'dan alınan .... tarihli rapor kesin kanaat içermediğinden hükme esas alınmadığı, senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfetinin senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu, davacının dinletmiş olduğu tanıkların beyanları incelendiğinde tanıkların senet imza altına alındığında görgülerinin bulunmadığını beyan ettikleri, davalı cevap dilekçesi sunmamış olup yemin delilinin de bu nedenle hatırlatılmadığı, işbu davada davalının senetteki parmak izinin davacıya ait olduğunu ispat edemediği, dolayısı ile de davacıya ait olduğu ispatlanamayan parmak izi ile tanzim edilen bonodan ve bu bonoya dayanak yapılarak başlatılan icra takibinden kaynaklı bir borcunun bulunmadığı, hükme esas alınan raporun kesin kanaat içermemesi nedeniyle başlı başına bu rapora dayalı olarak hüküm kurulamayacağından, davacının kötüniyetini ispatlar başkaca bir delilin de dosyada bulunmadığı anlaşıldığından, davanın senetteki parmak izinin davacıya ait olmadığının ispatlanamaması nedeni ile imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi halinde davalı aleyhine kötüniyet tazminat hükmedilmemesi gerektiği, her ne kadar kısa kararda belirtilmesi unutulmuş ise de bu husus hükmün tamamlanması yolu ile de giderilebileceğinden ve çelişkiye mahal vermeyeceğinden gerekçeli kararda belirtildiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile, .... düzenleme tarihli, .... ödeme tarihli, .... TL bedelli senede dayalı başlatılan .... İcra Dairesinin .... E. sayılı takip nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2004 sayılı İİK'nun 72/5. maddesi gereği kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığından bu talebin reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; davacı tarafın ....'a karşı öne sürdüğü defiler kişisel defi sayılıp müvekkiline karşı öne sürülemeyeceğini, .... tarihinde UYAP sistemine yükledikleri beyan dilekçesindeki talepte de dile getirildiği üzere davanın .... isimli kişiye ihbar edilmesi gerekirken bu talebin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun davayı aydınlatmak için en zaruri delil konumunda olduğunu, zira .... tarihli ATK raporunun kesin bir kanaat verecek nitelikte olmadığı için yeniden rapor alınması gerektiğini, dava konusunun senetteki parmak izinin davacı ....'a ait olup olmasının değerledirilmesi hususu olduğunu, davacı tarafın da dosyaya açıkça sunduğu delillerle ikrar ettiği üzere, senedin imzalandığı tarihte davacının okuma yazması bulunmadığını, bu sebeple senedin imzalandığı tarihte davacının imza atmaya muktedir olmadığını, dolayısıyla senedin parmak basmak suretiyle imzalandığını, ATK raporunun lehe olmadığı gibi aleyhe de olmadığını, zira davacı tarafın huzurda dinlettikleri kendi tanıklarından ....'un huzurda alınan beyanında kardeşi ....'un (davacı senet borçlusunun) senedi parmak basmak suretiyle imzaladığını ve bu duruma bizzat tanıklık ettiğini açıkça belirttiğini, her ne kadar ATK'dan alınan .... tarihli rapor kesin kanaat içermediğinden bahisle hükme esas alınmasa da davacı tarafın huzurda dinletmiş oldukları kendi tanıklarının açıkça senedin senet borçlusu .... elinden parmak basmak suretiyle imzalandığını beyan ettiklerini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;Dava, 2004 sayılı İİK m 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Dosya kapsamının incelenmesinden; .... İcra Müdürlüğünün ....E. (eski ....E.) sayılı dosyasında, alacaklı .... tarafından davacı borçlu .... aleyhine .... tarihinde kambiyo senetlerine mahsus yolla ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği, takip dayanağı bononun düzenleyeninin ...., lehtarının ...., düzenleme tarihinin ...., ödeme gününün .... olduğu, daha sonra .... Noterliğinin .... tarihli temliknamesi ile .... İcra Müdürlüğünün ....E. sayılı icra dosyasındaki alacağın dava dışı .... tarafından davalı alacaklı ....'a temlik edildiği, temliknamenin icra dosyasına sunulduğu, icra dosyasında alacaklının .... hâline geldiği, bu takip ve bono nedeniyle eldeki davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği, hükmün davalı vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmaktadır.1-) 6100 sayılı HMK'nın 294/3. maddesi gereğince hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Aynı Kanun'un 298/2. maddesinde, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus, kamu düzeni ile ilgili olup re'sen gözetilmesi yasa ile hakime yüklenmiş bir görevdir.Öte yandan; █████/1992 tarihli ve 1991/7 Esas - 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda, tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasının gerektiğinin öngörüldüğü, asıl talepler bakımından, kısa kararda hükmedilmeyen bir hak ve yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olması veya tersi bir durumun çelişki teşkil etmediğini söylemenin olanaklı olmadığı, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu kanun yolu inceleme sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edildiği anlaşılmaktadır.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince .... tarihli duruşmada tefhim edilen kısa kararda "1-Davanın kabulü ile, .... düzenleme tarihli, .... ödeme tarihli, .... TL bedelli senede dayalı başlatılan .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı takip nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine" karar verildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda ise "1-Davanın kabulü ile, .... düzenleme tarihli, .... ödeme tarihli, ....TL bedelli senede dayalı başlatılan .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı takip nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-İİK. 72/5. maddesi gereği kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından talebin reddine" karar verilerek, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli kararda, kötüniyet tazminatının kısa kararda belirtilmesinin unutulduğu ifade edilerek, tefhim edilen kısa kararda hüküm bulunmayan kötüniyet tazminatı hakkında gerekçe ve hüküm oluşturarak çelişki meydana getirilmiştir. Bu husus İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olup çelişki içeren kararın öncelikle bu sebeple kaldırılması gerekmiştir.2-) Bununla birlikte, yargılamanın uzamaması adına kabule göre ve usul ekonomisi de gözetilerek yapılan incelemede;Dava konusu senedin tanzim tarihi itibariyle yürülükte olan ve dava konusu olayda uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nun 688. maddesinde (6102 sayılı TTK'nun 776. maddesi) bononun şekil unsurları düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 689. maddesinde (6102 sayılı TTK'nun 777. maddesi) ise, bu maddede yazılı hâller saklı kalmak üzere, kanunda gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı ifade edilmiştir. Bu husus ispat şartı olmayıp sıhhat (geçerlilik) şartıdır. Yine 6762 sayılı TTK m. 690 hükmünün (6102 sayılı TTK'nun 778. maddesi) atfı ile bonolar hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun'un m. 668 hükmü (6102 sayılı TTK'nun 756. maddesi) ise; "Poliçe üzerindeki beyanların el yazısı ile imza edilmesi lazımdır. El yazısı ile olan imza yerine, mihaniki her hangi bir vasıta veya el ile yapılan veyahut tasdik edilmiş olan bir işaret yahut resmi bir şahadetname kullanılamaz." şeklindedir. 6762 sayılı TTK'nun 688/7. maddesinde (6102 sayılı TTK'nun 776/1-g maddesi) yer alan yasal düzenlemeye göre, düzenleyenin imzası, bononun zorunlu unsuru olup, düzenleyenin imzasını içermeyen senet, bono vasfını haiz olmayacağından, lehtara kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapma yetkisi vermez. Somut olayda; icra takibinin dayanağı olan .... tanzim tarihli, .... vade tarihli ve .... TL bedelli senette keşideci olarak .... adının yazılı olduğu, ancak karşısında parmak izinin bulunduğu, keşideciye ait herhangi bir imzanın bulunmadığı görüldüğünden ve dolayısıyla anılan senet kambiyo senedi (bono) niteliğini taşımadığından ve geçersiz olduğundan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamaz (Yargıtay 12. HD’nin █████/2017 tarih ve ██████████ E., █████████ K. sayılı kararı).Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde: Davacı kambiyo senetlerine özgü takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Bu durumda öncelikle kambiyo senetlerine özgü geçerli bir takip olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davacının kambiyo senetlerine özgü takibinin dayanağı senet, borçlunun imzasını taşımadığından, borçlunun sadece parmak izinin bulunması sebebi ile dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, geçersiz olduğu görülmektedir. Bu nedenle, dava konusu olayda, kambiyo senetlerine özgü geçerli bir takip bulunmadığından, davacının menfi tespit talebinin öncelikle bu cihetle değerlendirilmesi gerekmektedir. (Aynı yönde bkz. Yargıtay 11. HD'nin █████/2025 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı; Yargıtay 11. HD'nin █████/2025 tarih ve █████████ E., ████████ K. sayılı; Yargıtay 11. HD'nin █████/2023 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı; Yargıtay (Kapatılan) 19. HD'nin █████/2019 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı; Yargıtay (Kapatılan) 19. HD'nin █████/2008 tarih ve █████████ E., ██████████ K. sayılı; Yargıtay (Kapatılan) 19. HD'nin █████/2012 tarih ve ██████████ E., ████████ K. sayılı vb. kararları).Kaldı ki, İlk Derece Mahkemesince Adli Tıp Kurumundan "parmak izi incelemesi" konusunda rapor alınmış ise de, parmak izi ile oluşturulan senedin delil niteliğini haiz olup olmaması, 6100 sayılı HMK m. 206 (mülga 1086 sayılı HUMK m. 297) hükmünde sadece âdi senetler için öngörülmüştür. 6100 sayılı HMK m. 206 (mülga 1086 sayılı HUMK m. 297) hükmünde öngörülen şekil şartı geçerlilik değil, ispat şartı ise de; 6762 sayılı TTK'nun 688. maddesinde (6102 sayılı TTK'nun 776/1. maddesi) öngörülen şekil geçerlilik şartıdır. Âdi senetlerde dahi, inkâr edilen senetteki parmak izinin borçluya ait olup olmadığı konusunda parmak izi incelemesi yapılması da usûlen mümkün değildir. Aksi görüşün kabulü yasanın amacına da aykırı düşer. 6100 sayılı HMK'daki usulün inkâr edilen imzalara ilişkin inceleme sağlayıcı hükmünü genişleterek parmak izli belgeler için de uygulamak, buyurucu hükümleri yasa koyucunun amacına aykırı olarak genişletmek sonucunu doğurur ki, bu mümkün değildir. Gerçekten imza incelemesi (istiktab) usulde yalnız imzalar için tanınmış bir yol olup; inkâr edilen senetteki parmak izinin borçluya ait olup olmadığı konusunda parmak izi incelemesi yapılması da mümkün değildir (Bkz. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4. Baskı, Cilt II, 1980 Ankara, s. 1486; Yargıtay HGK'nın █████/1938 tarih ve 4/106 E., 27 K. sayılı; Yargıtay 3. HD'nin █████/2018 tarih ve ████████ E., █████████ K. sayılı; Yargıtay 7. HD'nin █████/2022 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı; Yargıtay (Kapatılan) 13. HD'nin █████/1989 tarih ve ████████ E.-K. sayılı kararları). Başka bir ifadeyle; mahkeme, senetteki mühürün veya parmak izinin borçluya ait olup olmadığı hakkında mühür veya parmak izi incelemesi yapamaz ve tanık dinleyemez (Bkz. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt II, s. 2144). Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu olayda, takibe dayanak senedin bono vasfında olmaması nedeniyle, kambiyo senetlerine özgü geçerli bir takip bulunmadığından, davacının menfi tespit talebinin öncelikle bu cihetle değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine, 6100 sayılı HMK'daki usul hukukunda yeri olmayan parmak izi incelemesi yaptırılarak ve tanık dinlenilerek sonuca gidilmesi de isabetsiz olmuştur.Açıklanan nedenlerle, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu gibi, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olması nedeniyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 ve 355 hükümleri uyarınca davalı tarafın istinafına atfen ve Dairemizce kamu düzeni ilkesi gözetilerek re’sen kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak hâsıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının, davalı tarafın istinafına atfen ve Dairemizce kamu düzeni ilkesi gözetilerek re’sen 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan .... TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıya İADESİNE,4-)İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan diğer istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,5-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,