T.C. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, iş makinesi kiralama hizmetinden doğan ödenmeyen fatura alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali davasına ilişkin.
Özet: Davacı, müvekkilinin davalı şirkete kiraladığı iş makinesinin faturalandırılmış bedellerinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini ve takip bedelinin %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı şirket dava dilekçesine cevap sunmazken, yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davalıya kestiği faturaların kayıtlı olduğu, davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığı ve takip tarihi itibarıyla 566.540,00 TL borçlu olduğu, ayrıca davalının kendi ticari defterlerini mahkemeye sunmadığı tespit edilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sahibi olduğu --- marka, ---tipi ----- model iş makinesini davalı şirkete ---- doğalgaz altyapı işleri kapsamında kiraladığını, müvekkilinin ilk önce iş bu makineyi ---- firmasına kiraladığını fakat sonrasında ---- firmasının talebi ile ----- firmasının eski çalışanının kurduğu davalı firmaya fatura kesildiğini, bu nedenle 2 şirketin arasında organik bağ bulunduğunu ve alacağı tahsil edememe ihtimaline binaen ----- firmasına dava açma hakkını saklı tuttuğunu, söz konusu ilişki kapsamında müvekkili ile davalı arasında cari hesap ilişkisi kurulduğunu, davalı şirket tarafından müvekkilin kestiği fatura bedellerinin ödenmediğini, davalı şirketin müvekkiline olan borcunu ödememek için farklı bir şirket üzerinden müvekkiline fatura kestirdiğini, fakat müvekkilinin oluşan alacağını ödemediğini, davalı şirketin müvekkiline olan ve ödemediği fatura bedellerine ilişkin oluşan borcu dolayısı ile davalı şirket aleyhine ----.İcra. Müdürlüğü’nün ---- Esas numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket vekili tarafından işbu takibe süresi içerisinde itiraz edildiğini ve icra takibinin durduğunu, müvekkili şirketin borçlu şirketin haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğradığını, belirterek itirazın iptali ile mağduriyetinin giderilmesi amacı ile takip bedelinin %20’sinden az olmamak üzere icra tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, şoförlü (operatörlü) araç kiralama hizmetine ilişkin hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının, davalıya iş makinesi kiralayıp kiralamadığı, kiralamış ise davacının takip tarihi itibariyle davalıdan, faturaya dayalı cari hesaptan kaynaklı alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan --- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, davalının ticari sicil kaydı internet ortamından alınarak dosya arasına alınmış, ---- Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden, ----- Defterdarlığı'ndan davacının tacir olduğuna dair kayıtlar getirtilmiş, █████/2025 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, --- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; █████/2024 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlulardan birinin davalı olduğu; takibin 566.640,00 TL asıl alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2024 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın █████/2024 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 300.000,00 TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. 1/███████ tarihli bilirkişi raporu ile özetle; Davacı -----’a ait 2023 ve 2024 yıllarına ait yevmiye defterinin 6102 Sayılı T.T.K. ‘nun 64.maddesine göre açılış tasdiki yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, 2023 yılına ait Yevmiye defterinin kapanış tasdiki yasal süresi içerisinde yapıldığı, 2024 yılına ait yevmiye defterinin dava dosyasına sunulduğu dönemde kapanış tasdiki yasal süresi gelmediğinden yaptırılmadığı, davacı ---- davalı -----Şirketi’ne 2023 ve 2024 yılında 4 adet olmak üzere toplam 912.540,00 TL fatura kestiği ve bu faturalara karşılık davalıdan 3 adet olmak üzere toplam 346.000,00 TL çek aldığı, davacı ----- takip tarihi olan 05.02.2024 itibariyle davalı -----Şirketinden 566.540,00 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının incelenen usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinden davalıya kestiği faturaların defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının faturalar için kısmi ödeme yaptığı sabit olup davalı verilen kesin sürede ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmamıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Eldeki dosyada davacı takip konusu faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu, usulüne uygun olarak tutmuş olduğu ticari defter ve kayıtlarla ispat etmiş olup, davalı ise yapılan ihtara rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. Bu haliyle yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı defterlerinden çıkan sonuca itibar edilerek davacının takip tarihinde davalıdan 566.540,00 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekili her ne kadar █████/2026 tarihli dilekçesi ile ---.İcra. Müdürlüğü’nün ----- nolu dosyadaki itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve kötüniyetli olarak itiraz eden borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Tarafımızca netice-i talepte direk itirazın iptali TAM OLARAK İSTENDİĞİNDEN öncelikli olarak Sayın Mahkemenizce eksik olan harcın tamamlatılarak dava dilekçemiz doğrultusunda; ---.İcra. Müdürlüğü’nün ----- nolu dosyadaki itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve kötüniyetli olarak itiraz eden borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar veirlmesini talep ve arz ederiz. Bu kapsamda 566.450,00 TL'lik alacağımız bilirkişi raporu ile sabit hale gelmiş olduğundan 300.000,00 TL'lik kısım bakımından ---.İcra. Müdürlüğü’nün ----. Sayılı dosyası kapsamında itirazın iptali davası gibi karar verilmesi gerektiğinden ---.İcra. Müdürlüğü’nün ----- Sayılı dosyasının İTİRAZIN İPTALİNE ve 300.000,00 TL'lik alacağımız üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE, kalan bakiye bedel olan 266.540,00 TL'lik alacağımız bakımından alacak davası gibi karar verilmesi gerektiğinden 266.540,00 TL'nin davalıdan tahsil edilerek takip talebinin davalıya tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tarafımıza ÖDENMESİNE karar verilmesini talep ederiz.'' şeklinde talepte bulunmuş ise de davacı vekilinin dava açarken dava değerini ''Şimdilik 300.000 TL'' olarak belirterek bu miktar üzerinden harç yatırarak davayı kısmı dava olarak açtığı anlaşıldığından harç tamamlamasının mümkün olmadığı, bakiye alacağın ancak ıslah yolu ile artılabileceği ancak davacı vekilince sunulan dilekçe ile alacağın bir kısmının itirazın iptali bir kısmının alacak olarak istenildiği, herhangi bir harç yatırılmadığı, itirazın iptali davasının ancak tam ıslah yapılarak yeni bir dava dilekçesi verilmek ve harcı tüm alacak için yeniden yatırılmak suretiyle alacak davasına dönüştürülebileceği göz önünde bulundurulduğunda davacı vekilince yapılan ıslahın geçersiz olduğu kanaatine varılmış, davanın kabulü ile, Davalının ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 300.000,00-TL asıl alacak üzerinden sadece davalı yönünden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak taraflar arasındaki şoförlü (operatörlü) araç kiralama hizmetine ilişkin hizmet alım sözleşmesinde dayandığından likittir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 300.000,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın Kabulü ile,1-Davalının ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 300.000,00-TL asıl alacak üzerinden sadece davalı yönünden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 300.000,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekin karar harcı 20.493,00-TL'den davacı tarafça yatırılan 2.290,05-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 2.833,20-TL peşin harç olmak üzere toplam 5.123,25-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.369,75-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 2.290,05-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 2.833,20.-TL peşin harç olmak üzere toplam 5.123,25-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvuru harcı, 60,80-TL vekalet harcı, 940,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.428,40-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.800,00-TL arabuluculuk ücreti davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 48.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.