İş Kazası Sonucu Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Talebiyle Açılan Davada Maddi Manevi Tazminat Hesabı ve Yargıtayın Ücret Tespitine İlişkin Yerleşik İçtihadı
Özet: Bu hukuki evrak, 20.06.2013 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat talebini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, %12,1 maluliyet ve %90 işveren kusuru üzerinden belirlenen aktüerya raporuna dayanarak kısmen kabulle maddi ve manevi tazminata hükmetmiş, ancak kararın davacı ve davalılarca temyizi üzerine, özellikle davacının iddia ettiği yüksek ücrete dair SGK kayıtları, emsal ücret araştırmaları ve tanık beyanlarındaki çelişkiler ile davacının tanık dinletmemesi nedeniyle ücret tespitindeki ihtilafın bir üst mahkemece değerlendirilmekte olduğu anlaşılmaktadır.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ile davalılar ... ve ... Mühendisliği Şirketi ve ... İnşaat Şirketi vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 20.06.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1. Davalı ... ve ... Mühendisliği İnşaat Taahhüt San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Özel ... Hastanesi'nin müteahhit firması olduğunu, izolasyon işlerini diğer davalı ... ve .... Sistemleri Dış Ticaret Ltd. Şti.'ye anahtar teslim olarak yüklettiğini, aradaki sözleşme gereği yalıtım işlerinin de ... ve ... Sistemleri Dış Ticaret Ltd. Şti. tarafından yapılması gerekirken müvekkili şirketin bilgisi dışında ve sözleşmeye aykırı olarak başka bir alt taşeron firma olan diğer davalı ... İnş. Mak. San. Tic. Ltd. Şti'.ye yaptırıldığını, davacının da bu firmanın çalışanı olduğunu, bu hususun dava dilekçesinde davacı yanca da belirtildiğini, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; tespit edilen kusur ve maluliyet oranları doğrultusunda, davacının karşılanmayan zararlarının belirlenmesi ile ilgili olarak aktüerya bilirkişisinden rapor aldırıldığı, bilirkişi tarafından teknik - detaylı düzenlenen ve denetlenen 07.01.2022 UYAP kayıt tarihli raporda; %12,1 davacı maluliyeti ve %90 işverenler kusuru karşılığında Kurumca yapılan ödemelerin rücuya tabi kısmının mahsubuyla, davacının toplam maddi zararının 141.867,89 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle;
"1-Davanın kısmen kabulüne;
a-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 141.867,89 TL maddi tazminatın, iş kazası tarihi olan 20.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
b-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 20.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalılar ... İzolasyon İnşaat Şirketi ve ... ve ... Mühendisliği Şirketi vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Davacı vekili, dosyada aldırılan bilirkişi raporunda 2. Seçeneğe göre karar verilmesi gerektiğini, davacının 2005 yılından beri davalı ... isimli firmada "köpük sıkma ustası" olarak çalıştığını, 8 yıl usta olarak çalıştığını, emsal ücret araştırmasının da iddialarını doğruladığını ileri sürmüştür.
Davacı taraf, davacının davalı iş yerinde köpük ustası olarak çalıştığını ve net 2.100,00 TL ücret aldığını, günde bir öğün yemek ve yol masraflarının işveren tarafından karşılandığını belirtmiştir.
... kayıtlarında davacının olay tarihinden önceki aylık brüt ücretleri 1.000,00 TL olarak gösterilmiştir.
Mahkemece yapılan emsal ücret araştırmasında; ..., İnşaat ve ... Sendikasından 2005 yılı için sendikasız bir işçinin aylık brüt ücret 1.650,00 TL, ... Sendikasından; davacının emsali bir işçinin olay tarihini kapsayan dönemde dönemdeki brüt saat ücreti 6,78 TL ve buna göre aylık brüt ücret 1.525,50 TL olarak bildirildiği görülmüştür.
TÜİK kayıtlarında; kazanç bilgisi sorgulama raporuna göre, davacı emsali "izolasyon ustasının" kaza tarihine en yakın sadece 2014 yılındaki ücret durumuna ilişkin bilgin bulunmadığı, buna göre davacı emsali inşaat kalıp ustasının Kasım 2014 ayındaki aylık brüt ücretinin 1.612,00 TL ( AGİ siz neti 1.512,43 TL) olarak kayıtlı olduğu görülmüştür.
TÜİK kayıtlarında Kasım 2014 yılı için kayıtlı olan ücretin anlan tarihi de kapsayan █████/2014-█████/2/14 döneminde yürürlükte bulunan aylık brüt 1.134,00 TL lik yasal asgari ücretin AGİ ilave edilmemiş net tutarı olan 810,70 TL nin (1.152,43 TL /810,70 TL=) 1,42 katı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı taraf tanık dinletmemiştir.
Bu durumda, dosya kapsamı ile davacının ücret iddiasına dair tanık dinletmemiş olması ve yerleşik Yargıtay kararlarında toplu iş sözleşmesi uygulaması bulunmayan işyerlerinde çalışan sendikasız işçileri için sendikalar tarafından bildirilen emsal ücretlere itibar olunamayacağının belirtilmiş olması da dikkate alındığında, bu durumda mahkemece davacının kaza tarihi itibari ile aldığı ücretin TÜİK kayıtlarında tespit edilen ücrete göre belirlenmesinin dosya içeriğine uygun olduğu, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili, hükmedilen 25.000 TL manevi tazminatın düşük olduğunu, talepleri doğrultusunda 50.000 TL manevi tazminatı hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, öncelikle manevi tazminatın reddine karar verilmesini aksi halde indirilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
Türk Borçlar Kanunu 56. madde hükmü gereğince, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. █████/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakim bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş görmezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği gibi, yine █████/19 96... /7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalar sonrasında somut uyuşmazlıkta, davacının söz konusu olay nedeniyle duyduğu manevi ızdırap ve sürekli malül kalması, tedavi aşamasında yaşadığı bedensel acılar, ruhsal sıkıntılar ve tarafların kusur durumları, olayın oluş şekli, maluliyet oranı(% 12,1) olay tarihinden bu yana işleyecek faiz oranları ve tarfların ekonomik durumları dikkate alındığında mahkemece bu ilkeler göz önünde bulundurularak takdir edilen manevi tazminat miktarının makul ve dosya içeriğine uygun olduğu davacı ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı ... İzolasyon Şirketi vekili, kusur raporunda belirlenen kusur oranını kabul etmediklerini, davacının kendisine sağlanan ekipmanları kullanmadığını, davalı şirket ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağının davacı ile diğer davalının ağır kusurlu davranışı ile ortadan kalktığını ileri sürmüştür.
Davalı ... ve ... Mühendisliği İnşaat Şirketi vekili, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğundan davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, yalıtım işlerinin bizzat yüklenici ... Yatırım tarafından yapılması gerektiğini, başkaca bir üçüncü kişiye yaptırılmasının sözleşme gereği yasaklandığını, ayrıca davalıların şantiye sahasında bulunan mülkiyeti davalı şirkete ait asma iskeleyi davalının bilgi ve onayı olmaksızın kullandığını, taraflarına kusur isnat edilemeyeceğini, meydana gelen kazada davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür.
... Merkezi nin █████/2017 tarihli 73 karar sayılı komisyon kararında; kazazede ... in █████/2013 tarihinde meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun 13 maddesi hükümleri dahilinde meydana gelmesi nedeniyle iş kazası sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
... İstanbul Kurum Sağlık Kurulu nun █████/2019 tarihli 3400174 sayılı sağlık kurulunun meslekte kazanma gücü kaybı oranına ilişkin kararında; davacının geçirdiği kaza nedeni ile sürekli iş göremezlik derecesinin % 12,1 olarak belirlendiği görülmüştür.
... Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı nın █████/2019 tarihli █████████/İR/36 sayılı İnceleme Raporunda; ... in █████/2013 tarihinde mariz kaldığı kazanın 5510 sayılı Kanunun 13 maddesi gereğince iş kazası olduğunun, iş kazasının meydana gelmesinde işveren ... İzolasyon İnşaat Makine San Tic Şirketinin % 50 kusurlu olduğunun, ... Yatırım ve ... Sistemleri Tic Şİrketinin , ... ve ... Mühendisliği San Tic A.Ş., ile 3. Kişi olarak % 50 kusurlu olduğunun , kazalı ... kusurunun bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Davacı tarafın dava dilekçesinde bildirdiği Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesi nin █████/2022 tarihli 2015/3 12... /54 Karar sayılı kararında; taksirle ölüme neden olma, taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan şüpheliler hakkında açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda; sanıklar ... ve ... ın kanıtlanmış bulunan eylemine uyan taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan TCK 85/1 maddesi gereğince asli kusurlu oldukları dikkate alınarak cezalandırmalarına, yine sanıklar ..., ... ve ... nun kanıtlanmış bulunan eylemine uyan taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan TCK 85/1 maddesi gereğince tali kusurlu oldukları dikkate alınarak cezalandırmalarına, ve CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın █████/2022 tarihinde kesinleşmiş olduğu görülmüştür.
İncelenen ceza dosyasında; kusur durumuna ilişkin alınan █████/2019 tarihli iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyet raporunda; yüksekten düşme sonucu ... ... ın ölümü ve ... in yaralanması ile sonuçlanan kazanın önceden öngörülebilir, önlenebilir nitelikte olduğuna iskelenin hatalı kurulum ve işletmesinin ana sebebi olduğunun, mal sahibi ... İnş San ve Tic A.Ş., Kurulu Başkanı ... üyeler ...- ... ın olayda kusurlarının bulunmadığının, asıl işveren ... ve ... Mühendisliği İnşaat San Tic A.Ş., yetkilisi ... ın 2. derecede tali kusurlu olduğunun, asıl işveren ... ve ... Mühendisliği İnşaat Taah. San Tic A.Ş., proje müdürü ... ın 2. derece tali kusurlu olduğunun, asıl işveren ... ve ... Mühendisliği İnşaat San Tic A.Ş., şantiye şefi ... nun asli kusurlu olduğunun ve asıl işveren ... ve ... Mühendisliği İnşaat Taah San Tic A.Ş., güvenliği uzmanı ... a atfı kabil kusurunun bulunmadığının, alt işveren ... Yalıtım ve ... Sistemleri Dış Tic Ltd Şirketi Genel Müdürü ... nun 1. derecede tali kusuru olduğunun, alt işveren taşeronu ... İzolasyon İnşaat Makine San ve Tic Ltd Şirketi sahibi ve yetkilisi ... ın asli kusurlu olduğunun, alt işveren taşeronu ... İzolasyon İnşaat Makine San ve Tic Ltd Şİrketi çalışanı kazalı / yaralı işçi ... in 1. derecede tali kusurlu olduğunun, alt işveren taşeronu ... İnşaat Makine San ve Tic Ltd Şirketi çalışanı kazalı/ maktul işçi ... ın 2. derecede tali kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Dosyada tarafların kusur durumunun tespiti için aldırılan █████/2020 tarihli iş güvenliği uzmanı üçlü bilirkişi heyeti raporunda; davalı işverenler (asıl ... ve ... Müh İnşaat, alt işveren ... Yalıtım ve ... Sis Dış Tic Ltd Şirketi ve alt işverenden aldığı işi yapan davalı işveren ... İzolasyon İnşaat Şirketi) % 90 oranında kusurlu olduğunun, bu kusurun % 40 asıl işveren ... ve ... Şirketine ait olduğu, bu kusurun % 20 alt işveren ... Yalıtım ve ... Sis Dış Tic Ltd Şirketi ne ait olduğu, bu kusurun % 30 unun davalı işveren ... İzolasyon İnşaat Şİrketinine ait olduğunun, kazalı ... in % 10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ve itiraz üzerine dosyada aldırılan farklı iş sağlığı ve güvenliği uzmanı üçlü bilirkişi heyetinden aldırılan █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda; asıl işveren ... ve ... Şirketinihn %40 alt işveren ... Yalıtım ve ... Sis Dış Tic Ltd Şirketinin % 20 ve davalı işveren ... İzolasyon İnşaat Şİrketinin % 30 ve kazalı ... in % 10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Tüm dosya içeriği ile; olay tarihi olan █████/2013 tarihinde Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi İnşaatının yapımın üstlenmiş olan davalı ... ve ... Mühendislik Şirketinden sözleşme ile İzolasyon işlerini almış olan davalı ... Yalıtım ve ... Sis Dış Tic Ltd Şirketinde dış cephe yalıtım - köpük püskürtme işini yapan davalı işveren ... İzolasyon İnş Mak San Tic Ltd Şirketinin bu işlerinde çalışan kazalı ... ve ... ve ... nın dış cephede daha önce kurulu asma iskele üzerinde 8. kat hizasında çalışırken, iskeleyi uttan çelik halatlardan birinin takılı olduğu kirişten çıkması sonucu asma iskelenin savrularak yan dönmesi ile 35 metre aşağı düşen ... in yaralanması, ... ın vefat etmesi ile sonuçlanan iş kazası meydana geldiği, davalı ... ve ... Şirketi ile davalı ... Yalıtım şirketi ile bu şirketin dış cephe yalıtım - köpük püskürtme işini verdiği davalı ... İzolasyon Şirketi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, olayda asma iskelenin davalı ... ve ... Müh İnş Şirketine ait olduğu, olayın ağırlıklı sebebinin asma iskelesinin uygunsuz oluşu ve bağlantılarının güvenli olmamasından kaynaklandığını, aynı asma iskeleyi davalı işveren ... İzolasyon İnş Mak San Tic Ltd Şirketinden önce başka alt işveren firma çalışanlarının da kullandığı, iskelenin bakım ve kontrol ve uygunluğunu sağlamakla yükümlü olan ... ve ... İnşaat şirketinin kusurlu olduğu, olayda şantiye sahasında gerekli önlemleri alınmasını ve alınan önlemlerin kontrol edilmesini sağlamayan ... Yalıtım ve ... Sİs Dış Tic Ltd Şirketinin ve yine kazada şantiye sahasında gerekli önlemlerin alınmasını ve alınan önlemlerin kontrol edilmesini sağlamayan ... Yalıtım ve ... Sis Dış Tic Ltd Şirketinin de kusurunun olduğu, davalı işverenlerin iş kazası olayında denetim ve gözetim borcunu yerine getirmediği, davacının meydana gelebilecek tehlikeler ve olası riskler konusunda yeteri kadar eğitimli olmadığı, işlerinin emniyetli olarak yapılması noktasında bir sistem oluşturmadığı denetim ve gözetim eksikliğinin olduğu, iş güvenliğini çalışanın insiyatifine bıraktığı, işveren tarafından risk analizi ve değerlendirmesinin yapılmadığı, bu nedenlerle işverenlerin kusurunun olduğu, kazazede davacı işçinin de, kaza olayı sırasında can emniyeti için gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve kusurunun olduğu, dosya içeriği ile alınan her iki bilirkişi raporunun da bilirkişi raporunda davalı ve davacı yönünden belirlenen kusur oranlarının işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına, dosya içeriğine uygun olduğu, davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilleri, davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacakların davacılardan müştereken ve müteselsilen talepte bulunmadığını, kusur oranları dikkate alınmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüşse de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu nun █████/2019 tarihli ███████-8 37... /253 Karar sayılı kararı gereğince de
davalıların iş kazasından kaynaklı sorumluluklarını müştereken ve müteselsil sorumluluk olduğu, davacı tarafça da bu şekilde talepte bulunulduğu, davacı tarafın açıkça davalıların kusur durumuna göre talebinin olmadığı, davalıların kusur oranlarındaki sorumluluğunun iç ilişkilerinde birbirlerine rucü durumunda dikkate alınacağı, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilleri maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu ileri sürmüşse de, dosyadaki kayıtlara ve bilgi ve belgeler dikkate alınarak yapılan hesaplamaların dosya içeriğine uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... Şirketi vekili, belirsiz alacak davası açtığını belirtmişse de, █████/2022 tarihinde talep artırım dilekçesi değil ıslah dilekçesi sunduğunu, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, ıslah dilekçesinde faizi kaza tarihinden itibaren talep etmediğini ileri sürmüşse de, iş kazasında hükmedilen maddi ve manevi tazminata kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının yerinde olmadığı anlaşılmıştır." gerekçesiyle; davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Dosyada aldırılan bilirkişi raporunda 2. seçeneğe göre karar verilmesi gerektiğini, davacının 2005 yılından beri davalı ... isimli firmada "köpük sıkma ustası" olarak çalıştığını, 8 yıl usta olarak çalıştığını, emsal ücret araştırmasının da iddialarını doğruladığını,
b.Hükmedilen 25.000 TL manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... İnşaat Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Davacı tarafın dava dilekçesine müştereken ve müteselsilen talebi olmamasına rağmen bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat bedellerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığını,
b.Davacının iş kazasından sonra da 28.09.2020 tarihine kadar davalı şirkette usta olarak çalışmaya devam ettiğini, Bakırköy 22. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu dilekçesindeki iddiasının bu tarihte son maaşının 3.550,00 TL olduğunu, davacının gelirinde bir azalma olmadığını, bunun da belirlenen oranda maluliyetinin olmadığını ortaya koyduğunu, davacının çalışma hayatının devam ettiği dönemde kazancının göz önünde bulundurulması gerektiğini,
c.Kusur raporunda belirlenen kusur oranını kabul etmediklerini, davacının kendisine sağlanan ekipmanları kullanmadığını, davalı şirket ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağının davacı ile diğer davalının ağır kusurlu davranışı ile ortadan kalktığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... ve ... Mühendisliği İnş. Taah. San. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğundan davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, yalıtım işlerinin bizzat yüklenici ... Yatırım tarafından yapılması gerektiğini, başkaca bir üçüncü kişiye yaptırılmasının sözleşme gereği yasaklandığını, ayrıca davalıların şantiye sahasında bulunan mülkiyeti davalı şirkete ait asma iskeleyi davalının bilgi ve onayı olmaksızın kullandığını, taraflarına kusur isnat edilemeyeceğini, meydana gelen kazada davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını,
b.Davacının iddia ettiği son ücretin 3.550 TL olduğu yönünde iddiada bulunduğunu, banka kayıtlarının celbi ile inceleme yapılaması gerektiğini, diğer şirkette çalışmasının devam ettiğini, kazanç kaybından söz edilemeyeceğini,
c.Davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacakların davacılardan müştereken ve müteselsilen talepte bulunmadığını, ıslah dilekçesinde de bu şekilde müştereken ve müteselsilen talepte bulunmadığını, bu nedenle kusur oranları dikkate alınmaksızın talep aşılarak karar verilmesinin doğru olmadığını, talep aşılarak karar verildiğini,
d.Hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, öncelikle manevi tazminatın reddine karar verilmesini aksi halde indirilmesini talep ettiklerini,
e.Belirsiz alacak davası açtığını belirtmişse de 14.01.2022 tarihinde talep artırım dilekçesi değil ıslah dilekçesi sunduğunu, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, ıslah dilekçesinde faizi kaza tarihinden itibaren talep etmediğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalılar vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davalılar vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,
2.Davalılar vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
4.Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!