Mirasçısız veya gaipliğe düşen vakıf kökenli taşınmazın Hazine yerine vakfına tescili talepli tapu iptali ve tescil davasında, hükmün infazda tereddüt yaratmayacak şekilde düzeltilerek onanması.
Özet: Bu hukuki özet, sahibi mirasçısız ölen bir vakıf kökenli taşınmazın Hazine adına tescil edilmesinin ardından, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 17. maddesi uyarınca vakfa iade edilmesi talebiyle açılan tapu iptali ve tescil davasını konu almaktadır. Davacı vakıf, taşınmazın Hazine yerine kendi adına tescilini talep etmiş; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, vakıf kaynaklı taşınmazların belirli bir tarihten sonra Hazine adına tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, esasa ilişkin temyiz itirazlarını reddederek alt mahkeme kararlarının usul ve yasaya uygun olduğuna hükmetmiş, ancak infazda tereddüt yaratmaması adına, davanın konusunu oluşturan bağımsız bölüm numarasının hüküm fıkrasında açıkça belirtilmemiş olmasını HMKnın 370/2 maddesi uyarınca düzelterek, tapu iptal ve tescil kararının bağımsız bölüm özelinde kesinleştirilmesini sağlamış ve kararı bu düzeltme ile onamıştır.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; 6 79... parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 nolu mesken nitelikli ... Vakfından icareli taşınmazın tamamının ... adına kayıtlı iken Şişli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1985/6 Esas, 1988/2 Karar sayılı tereke dosyasından verilen karar ile davalı Hazine adına tescil edildiğini, vakıf kökenli taşınmazların mutasarrıfının mirasçısız ölmesi veya gaip olması halinde, Maliye Hazinesine değil Vakfına rücu etmesi gerektiğini ileri sürerek 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesi gereğince tapu kaydının iptali ile ... Vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; kayıt malikinin mirasçısı bulunmadığından taşınmazın mahkeme kararı ile tescil edildiğini, vakfın gayri sahih vakıf olup vakfına dönmeyeceğini, vakıf şerhinin terkin edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın vakfına dönmesi gerektiği, Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesi ile 2888 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişen 2762 sayılı Kanun'un 29. maddesi uyarınca 22.09.1983 tarihinden sonra aslı vakıf olan taşınmazların taviz bedeli ödensin ya da ödenmesin Hazine adına tescilinin imkanı kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ancak bilindiği ve 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesinde düzenlendiği üzere hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda; 6 79... parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 nolu mesken nitelikli bağımsız bölüm dava konusu olmasına rağmen, bağımsız bölüm numarası belirtilmeksizin ana taşınmaz üzerinden infazda tereddüt yaratacak nitelikte iptal-tescil hükmü kurulması doğru değildir.
Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı Hazine vekilinin yerinde bulunmayan diğer temyiz itirazlarının reddine, kamu düzeni yönünden yapılan temyiz incelemesi sonunda, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının; hüküm kısmının 1. fıkrasında yer alan “6 79... parselde kayıtlı 129,50 m² yüz ölçümlü davalı ... adına kayıtlı taşınmazın” ibaresinin hükümden çıkarılmasına yerine “6 79... parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına olan” ibaresinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!