İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, özel güvenlik hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen fatura alacağı itirazının iptali davası.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, davacı şirket, ticari hizmet sözleşmesi gereği davalıya sağladığı özel güvenlik hizmetleri karşılığında düzenlediği faturalardan kaynaklanan 396.526,97 TL alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptalini, takibin devamını, faiz ve icra inkar tazminatını talep etmekteyken; davalının savunma sunmadığı davada, yapılan incelemeler ve bilirkişi raporu, davacının ticari defterlerinde davalıya kesilen toplam 428.011,97 TL tutarındaki faturalar ve bu faturalara karşılık 31.485,00 TLlik ödeme sonrası kalan bakiye alacağın varlığını teyit etmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ---- ile davalı ---- arasında 30.06.2020 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya özel güvenlik hizmeti verildiğini, verilen hizmetlere istinaden 31.08.2024, 30.09.2024, 31.10.2024, 30.11.2024, 31.12.2024, 31.01.2025, 28.02.2025, 31.03.2025, 30.04.2025 ve 30.05.2025 tarihli faturalar düzenlendiğini, bu faturalardan kaynaklanan toplam 396.526,97 TL alacağın tahsili amacıyla ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının 24.06.2025 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ederek takibin durdurulmasına neden olduğunu, faturaların süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle içeriğinin kabul edilmiş sayılması gerektiğini, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi halinde alacağın varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca alacağın ödenmemesi ve davalının ticari faaliyetlerine ara verdiği iddiası nedeniyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu ileri sürerek öncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalının ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini, takibin devamını, alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile tahsilini ve davalının haksız itirazı nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiği tespit etmiştir.SAVUNMA:Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibariyle davalıdan muaccel fatura alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ----- Vergi Dairesinden tarafların BA-BS kayıtları celp edilmiş, tarafların ticaret sicil kayıtları dosya içerisine alınmış, █████/2026 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; █████/2025 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin toplam 396.526,97 TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2025 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın █████/2025 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 396.526,97 TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Takip dayanağı borcun sebebinin, taraflar arasındaki güvenlik hizmet sözleşmesi kapsamında verilen hizmetlere ilişkin düzenlenen faturalar olduğu, 30.06.2020 tarihli Hizmet Sözleşmesi'nin incelenmesinde; davacı -----Şirketi ile davalı ----Şirketi arasında davalı işyerinde özel güvenlik hizmeti verilmesine ilişkin sözleşme imzalandığı, söz konusu sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı işyerinde güvenlik personeli görevlendirilerek güvenlik hizmeti verilmesinin kararlaştırıldığı, sözleşme hükümlerinin incelenmesinde; sözleşmeye konu güvenlik hizmeti bedelinin taraflar arasında kararlaştırıldığı, sözleşme kapsamında verilen hizmetlere ilişkin faturaların davacı tarafından düzenleneceği ve düzenlenen faturaların davalı tarafından ödeneceğinin düzenlendiği, bu kapsamda dosyada yer alan faturaların söz konusu hizmet sözleşmesi kapsamında verilen güvenlik hizmetine ilişkin olarak düzenlendiği, █████/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı --- ŞİRKETİ ile ilgili ticari münasebet kayıtlarını ---- hesap kodu altında alıcılar hesabında takip ettiği, davacı şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesinde; davacının davalı ------ Şirketi adına düzenlediği takibe konu faturaların toplam tutarının 428.011,97 TL olduğu, söz konusu faturalara karşılık davalı tarafından davacıya 31.485,00 TL tutarında kısmi ödeme yapıldığı, yapılan kısmi ödemeler sonrasında takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 396.526,97 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesinde; takip tarihinden sonra davacı tarafından davalıya fatura düzenlenmeye devam edildiği ve bu nedenle açık hesap bakiyesinin 615.901,37 TL seviyesine ulaştığı, ancak söz konusu tutarın takip sonrası döneme ilişkin olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, Gelir İdaresi Başkanlığı BA-BS karşılaştırma sistemi kayıtlarının incelenmesinde; davalı ----- Şirketi tarafından davacı-----Şirketi'nden alınan hizmetlere ilişkin elektronik belgelerin Gelir İdaresi Başkanlığı sisteminde yer aldığı, söz konusu kayıtların elektronik belge verilerine dayanılarak sistem tarafından otomatik olarak oluşturulduğu ve mükelleflerin manuel bildirimine dayanmadığı, Gelir İdaresi Başkanlığı sistem kayıtlarına göre; davalı ---- Şirketi tarafından davacı ------ Şirketinden 2024 yılı içerisinde BA-BS bildirim limitini aşan 12 adet belgeye ilişkin toplam 421.275,53 TL, 2025 yılı içerisinde ise 7 adet belgeye ilişkin toplam 320.360,74 TL tutarında elektronik belge kaydının bulunduğu, takibe konu faturaların incelenmesinde; söz konusu faturaların davacı tarafından e-fatura olarak düzenlendiği ve Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden davalıya elektronik ortamda iletildiği, bu suretle faturaların davalıya tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, ayrıca davalı tarafça söz konusu faturalara karşı herhangi bir iade faturası düzenlenmediği veya ayıp ihbarına ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Eldeki dosyada davacı takip konusu faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu, usulüne uygun olarak tutmuş olduğu ticari defter ve kayıtlarla ispat etmiş olup, davalı ise yapılan ihtara rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. Bu haliyle yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı defterlerinden çıkan sonuca itibar edilerek davacının takipteki asıl alacak miktarınca davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılarak Davanın Kabulü ile; Davalının ----.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak taraflar arasındaki güvenlik hizmet sözleşmesinden kaynaklandığından ve sözleşmede işin bedeli belirlendiğinden likittir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 396.526,97-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın Kabulü ile; 1-Davalının ---İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına,2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 396.526,97-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekin karar harcı 27.086,76-TL'den davacı tarafça yatırılan 4.789,06-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 1.982,63-TL peşin harç olmak üzere toplam 6.771,69-TL harcın mahsubu ile bakiye 20.315,07-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 4.789,06-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 1.982,63-TL harç olmak üzere toplam 6.771,69-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 87,50-TL vekalet harcı, 91,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.793,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 4.600,00-TL arabuluculuk ücreti davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 63.444,32 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.