Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen iflas tasfiyesinde Türkmenistan vergi alacağının sıra cetveline kaydına itiraz ile yetki ve süre tartışmaları davası.
Özet: Bu dava, iflas eden bir Türk şirketinden, Türkmenistandaki ticari faaliyetleri nedeniyle doğan 4.053.049,57 ABD Doları tutarındaki vergi alacağının iflas sıra cetveline kabulü talebiyle Türkmenistan Devleti tarafından açılan bir sıra cetveline itiraz davasıdır; davacı, alacağının Türkmenistan ile Türkiye arasındaki adli yardımlaşma anlaşması gereği ispat gücüne sahip belgelere dayandığını ileri sürerken, davalı iflas idaresi, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, yabancı devletin vergi alacağı konusunda Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, alacağın tek taraflı belgelere dayandığını ve müflis şirketin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunarak alacağın reddini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ███████

TÜRK MİLLETİ ADINA
XXXXXXXXXXXXX
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2025
GR.KR.YZM.TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA :
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; ... Proje Akaryakıt Enerji Madencilik Telekomünikasyon İnşaat Sanayi Taahhüt ve Ticaret A.Ş.'nin ticari faaliyetinin bir kısmını Türkmenistan sınırları içerisinde yürütüldüğünü ve sonrasında Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasından █████/2016 tarihi itibariyle iflasına karar verildiğini, müflis şirketin ticari faaliyeti nedeniyle Türkmenistan’da doğmuş vergi borçları toplamının iflasın açıldığı tarih olan █████/2016 tarihi itibariyle 4.053.049,57 ABD doları olduğunu, sundukları tüm bu belgelere rağmen alacaklarının İflas İdare Memurluğu'nca 29.05.2023 tarihli karar ile reddedildiğini, müvekkili şirketin alacağına dayanak olan belgelerin Türkmenistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan Adli Yardımlaşma Anlaşmasının 14. maddesi gereğince T.C. Devletinin Resmi Makamları tarafından düzenlenen belgeler ile aynı derecede ispat kuvvetine sahip olduğunu, bu yüzden herhangi bir hak kaybına uğramamak ve ikinci alacaklılar toplantısına katılarak alacak miktarında oylamaya katılmalarına karar verilmesini talep ettiklerini beyan ederek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalarak öncelikle tedbir taleplerinin ve müvekkilinin Türkmenistan Adalet Bakanlığı’nın müflisten 4.053.049,57 ABD Doları (iflas tarihi olan 24.11.2016 itibariyle 13.844.812,02.-TL.sı) alacaklı olduğunun kabulüne, alacağının sıra cetveline kabul ve kaydına, sıra cetvelinin düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili dava dilekçesi ile özetle; dosyada tensip tutanağı ve dava dilekçesinin iflas idare memuru .........................'a 25.09.2023 günü e-tebliğ edildiğini, dosyada taraf olan Müflis ... Proje Akaryakıt Enerji Mad. Telk. İnş. San. Taah. Tic. A.Ş.'nin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile yürütülen yargılaması neticesinde 24.11.2016 tarihinde iflasına karar verildiğini ve iflas kararının kesinleştiğini, tasfiye işlemlerinin Ankara İflas (21. İcra) Müdürlüğü’nün ███████ sayılı dosyası ile yürütüldüğünü, usule ilişkin olarak; davanın İİK 235 maddesi hükmü gereğince açılan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası olduğunu, davanın anılan maddede belirtilen 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının tespiti, hak düşürücü süre içerisinde açılmamış ise esasa girmeden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak ise; müflis şirketin 2007-2013 yılları arasında Türkmenistan'da enerji sektörü özelinde pek çok proje alarak Türkmenistan Devleti sınırları içerisinde taahhüt işi yaparak yatırımlarda bulunduğunu, müflis şirketin gerçekleştirdiği yatırımlar dahilinde birçok taahhüt işi tamamlanmasına rağmen Türkmenistan Devletinin Uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve müflis şirketin mağduriyetine neden olduğunu, davacının talebinin vergi alacağına ilişkin olduğunu, vergi alacaklarına ilişkin uyuşmazlıkların; devletin egemenlik alanı konusu olup, yine o devletin vergi alacakları konusunda görevli ve yetkili mahkemelerince çözülmesi gerektiğini, yabancı bir devletin egemenlik hakkına ilişkin bir husus olan vergi alacağı hakkında Türk Mahkemelerinin ülkesellik bazında yetkisinin bulunmadığı kanaatinde olduklarını, davacının dava dilekçesinde talep dayanağının Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan arasındaki 22.05.2013 tarihinde yürürlüğe giren anlaşmanın 14. maddesi kapsamında; Türkmenistan Maliye ve Ekonomi Bakanlığı'nın vergi alacağına ilişkin 2017 tarihli resmi yazısını ve yine iflas masasına başvuru sırasında da bu belgeyi ibraz ettiğini beyan ettiğini, anılan yazının 2017 tarihli olması, müflis şirketin 2017 yılında Türkmenistan'da herhangi bir faaliyet yürütmediğini, anılan belgenin davacı devlet tarafından tek taraflı düzenlendiğini, ilgili idari işleme itiraz edebilecek muhatabın o tarihlerde Türkmenistan'da olup olmadığını, eğer itiraz hakkı bulunmasına rağmen karara itiraz edebilecek bir yetkilinin yazının ihdas edildiği dönemde Türkmenistan'da bulunmaması nedeniyle itiraz hakkının kullanılamamış olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda müflis şirketin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği hususunun da değerlendirilmesi gerektiğini, bununla birlikte bahsi geçen tahkim yargılamasının varlığı da değerlendirildiğinde davacı devletin hak arayışının; ne Anayasanın 36 maddesi kapsamında hak arama hürriyeti ile ne de TMK 2 maddesi kapsamında dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, dava konusu 204 numaralı karar kapsamında; müflis şirketin lehine olabilecek davanın Türkmenistan Devleti ile olan niza ve çekişmeden dolayı Uluslararası Tahkim Merkezleri nezdinde yürütülmesi gereken alacak davası olduğunu, niza ve çekişmenin devam ettiği hususları göz önünde bulundurularak talebin reddine karar verildiğini, anılan kararın usul ve yasaya uygun olup; davanın reddinin gerektiğini, anılan tahkim davasına ilişkin alacaklılar toplanmasında karar alındığını ve alacaklıların kararı doğrultusunda iflas idaresince ... Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. ile görüşmelerin başlanmasına karar verilerek 19.07.2023 tarihinde anılan şirket ile Dava Finansman Sözleşmesinin imzalandığını, iflas idaresince 31.07.2023 tarihinde alınan karar ile vekil atama kararı verildiğini ve davanın açılması için öngörülen sürenin henüz dolmadığını, tahkime ilişkin sürecin henüz devam ettiğini, bu kapsamda alacağa ilişkin tahkim davası sürecinin henüz sonuçlanmadığı, niza ve çekişmenin devam ettiği gözetilerek iflas idaresince davacının alacak başvurusu neticesinde verilen ret kararının yerinde olup; davanın reddinin gerektiğini, iflas idaresinin İİK 226 maddesi gereğince masanın menfaatini gözetmekle yükümlü olduğunu, korunan menfaatin alacağını somut delillerle ispat etmiş olan alacaklıların olduğunu beyan ederek; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması durumunda usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Türkmenistan Maliye ve Ekonomi Bakanlığı'nın █████/2017 tar. Ve No.20/3 GPU resmi yazısı ve onaylı tercümesi, İflas idare Memurluğu Kararı, Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması, T.C. Merkez Bankası 24 Kasım 2016 tarihli kur tablosu.
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas, ████████ karar sayılı 24.11.2016 tarihli müflis şirketin iflasına ait gerekçeli kararında davacının ... Lojistik Ve Depodış Ticaret Ltd.şti., davalının ... Proje Akaryakıt Enerji Mad. Telekom. İnş. Sanayi Taahhüt Ve Ticaret A.Ş., davanın d iflas ödeme emrini tebellüğ etmesine rağmen borcunu ödemediği ve herhangi bir itirazda da bulunmadığı ileri sürülerek iflasına karar verilmesinin talep edildiği mahkemece çıkartılan depo emrine rağmen davalı-borçlu tarafça adı geçen miktarlar depo edilmediği gibi ödeme de yapılmadığı gerekçesi ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 236590 ticaret sicil nosunda kayıtlı davalı ... Proje Akaryakıt Enerji Madencilik Telekomünikasyon İnşaat Sanayi Taahhüt ve Ticaret A.Ş.'nin iflasına, İflasın 24.11.2016 günü saat 11.31 itibari ile açılmasına karar verildiği, kararın █████/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Türkmenistan Maliye ve Ekonomi Bakanlığı'nın █████/2017 tarihli yazısında, "Türkmenistan Maliye ve Ekonomi Bakanlığı, 16 Kasım 2017 tarihindeki 04-██████-GPÜ sayılı yazınıza aşağıdakileri bildirir. "... Proje Akaryakıt Enerji Madencilik Telekomünikasyon İnşaat Sanayi Taahhüt ve Ticaret Anonim Şirketi” şirketinin Türkmenistan Devlet bütçesine olan vergileri ve bütçe ödemeleri uyarınca 28 Kasım 2017 tarih itibarıyla 15 506 673,75 (On beş Milyon Beş Yüz Altı Bin Altı iş manat 75 tenge (4 430 478,21 ABD doları (Dört Milyon Dört Yüz Otuz Bin Dört Yüz Yetmiş Sekiz Dolar 21 Sent) tutarda borcu olduğunu göz önünde tutarak, borcu Türkmenistan'ın uluslararası anlaşmaları esasında ödetilmesi konusunda yardımcı olmanızı rica ederiz. “... Proje Akaryakıt Enerji Madencilik Telekomünikasyon İnşaat Sanayi Taahhüt ve Ticaret Anonim Şirketi” şirketinin iflas tarihi, yani 24 Kasım 2016 itibarıyla Türkmenistan'ın Devlet Bütçesine ödenen vergileri ve bütçe ödemeleri uyarınca borcu 14.185.673,49 (On Dört Milyon Yüz Seksen Beş Bin Altı Yüz Yetmiş Üç) manat kırkdokuz tenge (4.053.049,57 ABD doları (Dört Milyon Elli Üç Bin Kırk Dokuz ABD Doları 57 sent) olmaktadır." Şeklinde ifade edildiği görülmüştür.
Ankara İflas (21. İcra) Dairesi Müdürlüğü'ne █████/2018 tarihli alacak kaydı talebinde bulunan Türkmenistan Maliye ve Ekonomi Bakanlığı adına Türkmenistan Adalet Bakanlığıi Mütflis ... Proje Akaryakıt Enerji Madencilik Telekomünikasyon İnşaat Sanayi Taahhüt ve Ticaret Anonim Şirketi, Konu : Fazlaya dair her türlü talep ve alacak hakları saklı kalmak üzere, 4.053.049,57 ABD doları karşılığı 13.844.812,02.-Tl.sı alacağın sıra cetveline kaydı talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin █████/2021 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davacı Türkmenistan Maliye Bakanlığı, Davalı ... Proje Akaryakıt Enerji Madencilik Telekomünikasyon İnşaat Sanayi Taahhüt ve Ticaret Anonim ŞirketiUyuşmazlık, alacağın gerçekte "nizalı" olmadığı iddiasına dayalı olarak "nizalı alacak" kaydedilmesi yönündeki iflas müdürlüğü kararlarının şikayet yoluyla iptali istendiği ve İflas müdürlüğü tarafından ... Holding A.Ş. ile Türkmenistan Cumhuriyeti arasındaki tahkim yargılaması dikkate alınarak sıra cetvelinde şikayetçinin nizalı olarak kaydının yapıldığı, dosyaya ibraz edilen Tahkim Kararının incelenmesinde; davacısının ... Holding A.Ş. ve davalısının Türkmenistan Cumhuriyeti Olduğu, tahkim yargılaması sonucunda davacının taleplerinin reddine karar verildiği, şikayete konu iflas dosyasındaki müflis şirketin ise ... Proje Akaryakıt Enerji Mad. Telk. İnş. San. Taah. Ve Tic. A.Ş., sıra cetveline alacak kaydı talebinde bulunan şikayetçinin ise Türkmenistan Maliye Bakanlığı olduğunun görüldüğü, şikayetçinin iflas dosyasına █████/2018 tarihinde alacak kaydı talebinde bulunduğu ve talep ekinde alacağının dayandığı belgelerini ibraz ettiği, müflis şirket(Ankara ticaret sicil no: 236590) ile tahkim yargılamasının tarafı olan ... Holding A.Ş.'nin(Ankara ticaret sicil no: 256281) Ankara ticaret sicil gazetesi kayıtlarında farklı tüzel kişiliklere sahip olduğu, şikayetçinin de tahkim yargılamasında taraf olarak yer almadığı karar içeriğinden anlaşılmakla şikayetçinin alacağının tahkim yargılaması sebebiyle nizalı alacak olarak kaydedilmesi yönündeki iflas müdürlüğünün şikayete konu kararlarının iptaline" karar verildiği anlaşılmıştır.
Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi başlıklı karar örneğinde davacının ... Holding Anonim Şirketi, davalının Türkmenistan Cumhuriyeti olduğu, ICSID Dosya NO. ARB/█████ olduğu Hakem Heyeti Üyeleri Profesör V.............................olduğunun belirtildiği, ... Holding tarafından tahkim talebinde belirtildiği üzere Türkmenistan Cumhuriyetine karşı yapılan taleplerin açıkça hukuki esaslardan yoksun olduğuna ve ICSIS Tahkim Kuralı 41 (5), 41 (6) ya uygun olarak reddedilmesine, davacı ... Holding'in yargılama masraflarının kendisine düşen payı ve davalının yasal ücret ve masraflarının yüzde doksanını, USD 983.100,98 tutarında olacak şekilde davalıya ödemesine karar verildiği görülmüştür.
Ankara İflas Dairesi'nin █████/2023 tarih, ███████ Esas sayılı yazısı ve ekinden, Müdürlüğün ███████ iflas sayılı dosyasında müflis şirket hakkında seçilen iflas idare memurları A...........................'un masayı münferiden temsile yetkili oldukları, █████/2021 başvuru tarihli 204 başvuru sayılı başvuru hakkında Ankara İflas Masası'nin █████/2023 tarih ve 204 karar sayılı kararı ile Alacak başvurusunun 46 numaralı başvuru ile değerlendirmeye alındığı; "Alacak başvurusunda bulunan ile şirket arasında devam eden bir tahkim yargılamasının bulunduğu, bu yargılama neticesinde alacak ve borç ilişkisinin kesinlik kazanacağı düşünüldüğünden talebin nizalı olarak kaydedildiği, talep sahibi tarafından sunulan 23.06.2021 tarihli dilekçe ile, ifas Dairesinin vermiş olduğu karar hakkında Ankara 5. İcra Hakimliği ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasından şikeyeti kabulüne karar verildiği belirtilerek, alacağın sıraya kayıt ve kabulünün talep edildiği, yapılan inceleme neticesinde; Ankara 21. İcra (flas) Müdürlüğünün █████/2019 tarihli kararı gereğince; İflas tasfiye dosyasında müflisin herhangi bir mal varlığı bulunamadığından tasfiyenin tatiline karar verildiği, fakat dosyanın durumu itibarıyla müflis şirketin lehine olabilecek bir davanın takip edimesinin gerektiğinden alacaklının talebi ve dosyaya bir kısım alacaklıların tasfiye avansı ikmal edildiğinden, ikinci alacaklılar toplantısı yapılması, iflas idaresinin seçilmesi ve tasfiye şeklinin değiştirilmesi yönünde karar verildiği, Müflis şirketin lehine olabilecek davanın Türkmenistan Devleti ile olan niza ve çekişmeden dolayı Uluslararası Tahkim Merkezleri nezdinde yürütülmesi gereken alacak davası olduğu, niza ve çekişmenin devam ettiği hususları göz önünde bulundurularak talebin reddine, herhangi bir imtiyaz tespit edilemediğindet dördüncü sıra kapsamında değerlendirilmesine, Yukarıda açıklanan nedenlerle ve dosyada mevcut belge ve suretleriyle yapılan inceleme neticesinde İİK'nun 206, 207, 230 maddeleri uyarınca, talep edilen alacağın reddine, 4. (dördüncü) sıra değerlendirilmesine oy birliği ile karar verildiğinin ve müflis şirketin 2. alacaklılar toplantısının █████/2020 tarihinde yapıldığının belirtildiği sıra cetveli ve derece kararının Türkmenbaşı Petrol Rafineleri Kompleksi ve diğerleri vekiline █████/2023 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebligat mazbatasının ayrıca █████/2023 ve █████/2023 tarihli ilan bilgilerinin eklendiği görülmüştür.
T.C. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün █████/2025 tarihli cevabi yazısında, mevzuatımızda yabancılık sebebine bağlı olarak teminat yatırma yükümlülüğü 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. Yabancılık sebebine dayalı olarak teminat yatırma zorunluluğunu öngören anılan Kanun'un 48'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.” Bu madde hükmü ile Türkiye’de dava açan, açılmış davaya müdahale eden, icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler için teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiştir. Mezkûr maddenin teminattan muafiyet halini düzenleyen 2'nci fıkrasında ise; mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağı bildirilmiştir. Bu maddeye göre, muafiyetin karşılıklılık esası çerçevesinde tanınması mümkündür. Karşılıklılıktan amaç, davacı veya müdahil olan veya icra takibini yapan yabancının mensup olduğu devlette Türk vatandaşları için de aynı muafiyetin tanınabilmesidir. Diğer taraftan, 5718 sayılı Kanun'un 1'inci maddesi teminattan muafiyeti öngören sözleşmeleri saklı tutmuştur. Bu nedenle, davacının mensup olduğu veya ikamet ettiği ülke ile Türkiye arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı bir sözleşme varsa, ilgili yabancı uyruklu veya Türkiye’de ikametgâhı olmayan kişi teminat yatırmayacaktır. Türkmenistan ile ülkemiz arasında 29.02.2012 tarihinde Ankara'da imzalanan, 26.02.2013 tarihli ve 6442 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan ve 22.05.2013 tarihli ve 28654 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 29.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren "Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî Yardımlaşma Anlaşması'' mevcuttur. Anılan Anlaşma'nın 15'inci maddesinde; "Âkit Taraflardan birinin vatandaşları, salt yabancı olmalarından veya bu Âkit Tarafın ülkesinde ikametgâhları veya meskeni olmamalarından ötürü teminat akçesi vermekle yükümlü tutulamazlar." hükmü yer almaktadır. Yukarıdaki açıklamaların ışığı altında, Türkiye’de dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan Türkmenistan uyruklu gerçek veya tüzel kişilerin teminat yatırmaktan muaf tutulup tutulmayacağı hususunun yargı yetkisi ve takdir hakkı dâhilinde değerlendirmesinin mahkemesine ait olduğu düşünülmektedir. Diğer taraftan vergi tahsilatlarına ilişkin sözleşme olup olmadığı hususunda Dışişleri Bakanlığı'na yazı yazılmış olup, alınacak cevap yazısı bilahare iletilecektir. Şeklinde cevap verilmiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın █████/2025 tarih ve muhabere dosyası konulu cevabi yazısı ekindeki T.C. Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü (Orta Asya ve Türk Devletleri Teşkilatı Genel Müdürlüğü)'nün █████/2025 tarih ve Türkmenistan/Bilgi talebi konulu cevabi yazısında Kayıtların incelenmesinden, Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan arasında 1995 yılında imzalanan “Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması”nın güncellenmesine ilişkin müzakereler yürütüldüğü anlaşılmakta olup, güncel bilgi için Hazine ve Maliye Bakanlığı görüşlerine başvurulmasının uygun olacağı" nın belirtildiği görülmüştür.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ın █████/2025 tarih ve bilgi konulu cevabi yazısı ekindeki T.C. Hazine Ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın █████/2025 tarih ve bilgi talebi konulu cevabi yazısında Ülkemiz ile Türkmenistan arasında 17 Ağustos 1995 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkmenistan Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması"nın 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren uygulandığının, Bahse konu Anlaşmanın vergilerin tahsilatında yardımlaşmaya ilişkin bir düzenleme içermediğinin, diğer taraftan, Türkmenistan'ın, ülkemizin tarafları arasında bulunduğu "Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi"ne taraf olmadığından, anılan Sözleşme kapsamında iki ülke arasında vergilerin tahsilatında yardımlaşma imkanı da bulunmadığının, ayrıca, ülkemiz ile Türkmenistan arasındaki mevcut ÇVÖA'yı revize etmek amacıyla ilk tur müzakerelerin 20-21 Ocak 2016 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Bilirkişiler ........................... tarafından mahkememiz dosyasına sunulan █████/2024 tarihli raporda özetle; davalı müflis şirketin ticari defter ve kayıtları ile ilgili olarak; müflis şirket ifla idaresi vekilinin 23.05.2024 tarihli dilekçesinde müflis şirketin ticari defterleri ilgi kişilerinin iletişim numaralarından kişilerin arandığını ve whatsapp'tan da detaylı bilgilendirme yapıldığını, ancak defterlerin kendilerinde olmadığının beyan edilmesi üzerine müflis şirket iflas idaresi vekilinin de aranarak müflis şirketin ticari defterlerinin iflas idaresine teslimi başkaca da bilgilerinin olmadığının taraflarına beyan edildiğinden dava konusunda müflis şirkete ait ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme, tespit ve değerlendirme yapılamadığını, tespit ve müşahede edildiğini, davacı tarafın talebinin Türkmenistan Devletinin müflis şirketten olan vergi alacağının iflas masasına, dolayısı ile sıra cetveline kaydı istemi olduğunun anlaşıldığını, davalı iflas idaresihih ise masa borcu olarak kaydı istenen vergi alacağının ihtilaflı olduğunu, uluslararası tahkime konu edildiği sürecin devam ettiği yönünde itirazları ileri sürdüğünü, öncelikle belirtmek gerekir ki müflis şirketin Türkmenistan'da yaptığı işler kapsamında Türkmenistan Devleti ile olan hukuki ilişki ile işbu davaya konu edilen alacak arasında yine işbu dava yönünden bir alaka bulunmadığını, ilgili mevzuat ile İflâs idaresinin görevleri (İflâs İdare Memurluğu Yönetmeliği madde 10-(1) İflâs idaresinin görevlerinin "a) İflâs masasının kanuni mümessilliğini yapmak. b) İflâs masasının menfaatlerini gözetmek, masanın aktifi: mallarını paraya çevirmek suretiyle tasfiyeyi gerçekleştirmek. c) İflâs masasına alacak kaydı yaptırılan alacak hakkında karar vermek. ç) Her alacak iddiası hakkında üflisin beyanını sormak. d) İflâs masasına dâhil olan mallar üzerindeki istihkak iddiaları hakkında karar vermek. e) İflâs masası yararına gerekli olan dava ve takipleri açmak, daha önce açılmış olanları takip etmek. İflas masasına alacak kaydı: muhafaza etmek ve Masadan bir hak iddiasında olanlar, alacaklarını veya haklarını 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 219. maddesi gereğince iflas masasından isterler. İflas idaresinin, kabul etmemesi halinde İİK.'nın 235. Maddesi mucibince sıra cetveline itiraz davasının ikame edilmesi gerekecektir ki işbu dava bu yöndedir." şeklinde olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti İle Türkmenistan Arasında Hukuki Ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması Madde 14'de "1) Âkit Taraflardan birinin topraklarında yetkili makamlar tarafından tanzim edilmiş, verilmiş veya onaylanmış ve resmi mühür taşıyan belgeler ile bunların onaylı örneğinin diğer Âkit Tarafın topraklarında tasdike ihtiyacı yoktur. 2) Âkit Taraflardan birinin ülkesinde düzenlenen resmi senetler, diğerinin topraklarında düzenlenen resmi senetlerle aymı ispat kuvvetine sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan Devleti arasında imzalanan ve 22 Mayıs 2013 Tarihli ve 28654 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan anlaşmanın 14.maddesinde bir ülkede düzenlenen resmi belgelerin diğerinde onaya gerek kalmaksızın geçerli olacağı" hususunun düzenlendiğini, bu düzenlemenin resmi belgelerin geçerliliği bağlamında akit devletlere imkan tanıdığını, bunun dışında vergisel düzenlemelerin ve/veya alacağın esasına ilişkin bir düzenleme içermediğini, alacağın hukuki mahiyetinin, masa borcu olarak sıraya girmesi gerektiğinden bahsile dava konusu edilen alacak müflis şirketin Türkmanistan Devletinde doğmuş olduğu iddia edilen bir vergi borcu olduğunu, Türkmenistan Ulusal vergi sistemi hakkında bilgileri olmadığından bu hususta değerlendirme yapma imkanlarının bulunmadığını, fikir vermesi açısından Ulusal ve benzer vergi mevzuatı bağlamında kısaca irdelemek gerekir ise; vergi sürecinin Tarh İşlemi, Tebliğ İşlemi, Tahakkuk Aşaması, Tahsil İşlemi şeklinde olduğunu, bu aşamaların tamamında bir kısım idari ve yargısal itiraz mekanizmaların getirildiğini, bu süreçler tamamlandıktan sonra ancak kesin bir vergi borcundan söz edilebileceğini, diğer yandan iflas idaresinin müflis şirketin idaresine müteallik hertürlü iş ve işlemi yapmakla görevli ve yetkili olduğununda açık olduğunu, kendilerince vergisel süreç ile ilgili uluslararası hukuki yollara gidildiği-gidileceği beyan edildiğini, heyetlerinin alacağın nevi ve mahiyetini değerlendirme imkanının bulunmadığını, halihazırda bahse konu alacağın tartışmalı olduğu ve öncelikle bu hususun aydınlığa kavuşturulmasının gerektiğini, tartışmalı bir alacağın bu hali ile iflas masasına ve dolayısı ile sıra cetveline girmesinin İİK 219 ve 235.md leri gereği söz konusu olamayacağının değerlendirildiğini, ayrıca dava konusu alacağın sadece bir şirketin ticari faaliyetlerini ilgilendirmenin ötesinde iki ülke arasında kaynak aktarımını da gerektirecek olması nedeniyle de ihtilaflı bir alacak mahiyetini taşıdığını beyan ederek; hususun takdiri mahkememize ait olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan Devleti arasında imzalanan ve 22 Mayıs 2013 Tarihli ve 28654 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan anlaşmanın 14. maddesinde bir ülkede düzenlenen resmi belgelerin diğerinde onaya gerek kalmaksızın geçerli olacağı hususunun düzenlendiği, bu düzenleme resmi belgelerin geçerliliği bağlamında akit devletlere imkan tanıdığı, bunun dışında vergisel düzenlemelerin ve/veya alacağın esasına ilişkin bir düzenleme içermediğini, davalı iflas idaresince masaya kaydı istenen vergi alacağı yönünden ihtilaflı bir durum olduğunun ileri sürüldüğünü, heyetlerinin alacağın nevi ve mahiyetini değerlendirme imkanı bulunmadığını, halihazırda bahse konu alacağın tartışmalı olduğu ve öncelikle bu hususun aydınlığa kavuşturulması gerektiğine dair beyan sundukları görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sıra cetveline itiraz niteliğindedir.
Davadaki uyuşmazlığın, Türkmenistan Maliye ve Ekonomi Bakanlığı’nın iflasın açıldığı tarihte müflis şirketten toplam 4.053.049,57 ABD doları karşılığı 13.844.812,02-TL alacaklı olup olmadığı, alacağın sıra cetveline kaydının gerekip gerekmediği, Taraflar arasında yazılı sözleşme olup olmadığı Varsa Sözleşmede tarafların yükümlülükleri ve sorumlulukları Taraflarca varsa sözleşme hükümlerine aykırı hareket edilip edilmediği edilmişse kusur durumları Taraflar dışında tarafların bağlı olduğu uluslararası bir sözleşme olup olmadığı, bu sözleşme var ise tarafların yükümlülükleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan devleti arasında hukuki ve cezai konularda adli yardım anlaşması olup olmadığı, var ise hükümleri, ile varsa anlaşmanın 14. maddesi hükmü kapsamında varsa vergi alacağının geçerli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Yabancılık sebebine bağlı olarak teminat yatırma yükümlülüğü 12.12.2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. Kanun'un 48'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre; "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır."
Söz konusu maddenin teminattan muafiyet halini düzenleyen 2'nci fıkrasında ise; mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağı bildirilmiştir. Karşılıklılıktan amaç, davacı, davaya katılanı (müdahil) veya icra takibini yapan yabancının mensup olduğu devlette Türk vatandaşları için de aynı muafiyetin tanınabilmesidir. Karşılıklılık, Türk Milletlerarası Özel Hukuku kapsamında akdi, kanuni ve fiili olmak üzere üç ayrı şekilde sağlanabilmektedir. Akdi karşılıklılık, Türkiye Cumhuriyeti ile teminat göstermesi gereken gerçek ya da tüzel kişi davacı, müdahil ya da icra takibi yapan tarafın vatandaşı olduğu devlet arasında teminattan muafiyeti öngören ikili ya da çok taraflı anlaşmanın varlığı halinde sağlanmış olacaktır.
Mevzuatımızda yabancılık sebebine bağlı olarak teminat yatırma yükümlülüğü 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. Yabancılık sebebine dayalı olarak teminat yatırma zorunluluğunu öngören anılan Kanun'un 48'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.” Bu madde hükmü ile Türkiye’de dava açan, açılmış davaya müdahale eden, icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler için teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiştir. Mezkûr maddenin teminattan muafiyet halini düzenleyen 2'nci fıkrasında ise; mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağı bildirilmiştir. Bu maddeye göre, muafiyetin karşılıklılık esası çerçevesinde tanınması mümkündür. Karşılıklılıktan amaç, davacı veya müdahil olan veya icra takibini yapan yabancının mensup olduğu devlette Türk vatandaşları için de aynı muafiyetin tanınabilmesidir. Diğer taraftan, 5718 sayılı Kanun'un 1'inci maddesi teminattan muafiyeti öngören sözleşmeleri saklı tutmuştur.
2012 tarihli "Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması" █████/2013 tarih ve 6442 sayılı Kanunla onaylanmıştır. (Resmî Gazete: █████/2013 tarih ve 28654 sayılı, Yürürlük Tarihi: █████/2013).
Anlaşmanın 14. maddesinde, "1) Akit Taraflardan birinin topraklarında yetkili makamlar tarafından tanzim edilmiş, verilmiş veya onaylanmış ve resmi mühür taşıyan belgeler ile bunların onaylı örneğinin diğer Âkit Tarafın topraklarında tasdike ihtiyacı yoktur. 2)Âkit Taraflardan birinin ülkesinde düzenlenen resmi senetler, diğerinin topraklarında düzenlenen resmi senetlerle aynı ispat kuvvetine sahiptir".
Anlaşmanın 15'inci maddesine göre “Âkit Taraflardan birinin vatandaşları, salt yabancı olmalarından veya bu Âkit Tarafın ülkesinde ikametgâhları veya meskeni olmamalarından ötürü teminat akçesi vermekle yükümlü tutulamazlar.” hükmüne göre davacı tarafa teminat ödeme yükümlülüğü yüklenmemiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 64/1. maddesinde ise: her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiştir (YHGK █████/2022 tarih, E. ███████-172, K. ███████ ).
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK'nun 222. maddesinde " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(1) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" olarak ifade edilmiştir.
Taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler.
İflâs alacakları, iflâs kararından önceki dönemlere isabet eden alacaklar olup alacaklılar tarafından masaya yazdırılarak istenebilir ve iflâs kararına kadar olan müflis borçlarını gösterir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 235. maddesinde;
“Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.
İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar.
Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür.
Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde sıra cetveline itiraz ve neticeleri düzenlenmiştir.
Uygulamada bu dava “kayıt kabul davası” olarak nitelendirilmekte ve dava dilekçesinde, alacaklı, alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2022 tarih ve 2020/(23)6-663 Esas, █████████ Karar sayılı kararında iflas ve masa alacaklarına ilişkin ilkeler belirtilmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 1212).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2022 tarih, ███████ (6)-852 Esas, █████████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere İspatı gerekli ve önemli olan vakıalar, hâkimin vereceği kararı etkileyen ve hâkimin karar verirken dikkate alması gereken vakıalardır Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; HMK'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Açıklanan bu hususlara Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve ███████-425 E., ████████ K.; 29.04.2021 tarihli ve ███████-3098 E., ████████ K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2022 tarih, ███████-172 Esas, ███████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere HMK’nın 219/1. maddesi gereğince taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır. Tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s, 1814, 1815)
Yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmi belgelerin Türkiye'de bu vasfı taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlıdır. Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin yabancı resmi belgelerin tasdiki ile ilgili hükümleri saklıdır. (HMK m. 224) Yabancı Resmi Belgelerin Tastikten Muaf Tutulmasına ilişkin 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi, bu sözleşmeye taraf devletlerden birinin ülkesinde düzenlenmiş olup da diğer akit devlet ülkesinde kullanılacak olan resmi belgelerin diplomasi ve konsolosluk memurları tarafından onaylanması zorunluluğunu kaldırmış ise de anılan bu sözleşme gereğince belgedeki imzanın, imzalayan kişinin sıfatının, gerektiğinde bu belge üzerindeki mühür ve damganın belgeyi düzenleyen ülkenin yetkili makamınca tasdik edilmiş olması, başka bir ifade ile apostil şerhini ihtiva etmesi zorunludur.Türkiye 1961 tarihli "yabancı resmi belgelerin tasdiki mecburiyetinin kaldırılması hakkımdaki La Haye Sözleşmesi"ni 1984 yılında onaylamış ve bu sözleşme 1985 yılında yürürlüğe girmiştir.
22 Mayıs 2013 Tarihli ve 28654 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan anlaşmanın 13. maddesine göre teminattan muaf olduğu ve 14. maddesinde bir ülkede düzenlenen resmi belgelerin diğerinde onaya gerek kalmaksızın geçerli olacağının belirtildiği, bu düzenlemeye göre Türkmenistan tarafından verilen belgelerin (apostile) tasdikten de muaf olduğu anlaşılmaktadır.
Delillerin ispat gücü, hâkimin delilleri değerlendirmesine ilişkin bir konu olması sebebiyle lex fori’ye tâbidir. Bir devlet kendi mahkemelerinde görülen bir davada ispat vasıtası olarak sunulan bir yabancı resmî belgenin ispat gücünü kendi hukukuna göre tayin eder. Resmi belgenin apostile edilmesi sonucu yabancı resmî senetler de ispat gücü bakımından kesin delil olarak kabul edilmektedir. Zira 6100 sayılı HMK’nın “İlamların ve resmî senetlerin ispat gücü” başlığını taşıyan 204. maddesi yabancı resmî belgeler bakımından da uygulanır. (Mine Tan Dehmen, Milletlerarası Usul Hukukunda Yabancı Belgelerin İspat Gücü, İstanbul 2012, Doktora Tezi, sayfa 182, 183),
Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve ███████-425 E., ████████ K.; 29.04.2021 tarihli ve ███████-3098 Esas, ████████ Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2022 tarih, ███████-172 Esas, ███████ Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2022 tarih, ███████ (6)-852 Esas, █████████ Karar sayılı kararları)
Dava ve iddia, cevap ve savunma, Türkmenistan Maliye ve Ekonomi Bakanlığı'nın █████/2017 tar. Ve No.20/3 GPU resmi yazısı ve onaylı tercümesi, mahkememizin ████████ esas sayılı dosyası, Ankara İflas Dairesinin cevabi yazıları, Ankara C. Başsavcılığının cevabi yazıları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı itibariyle somut olayda;
Davacı iflas idaresine yaptığı █████/2021 başvuru tarihli 204 başvuru sayılı başvuru hakkında Ankara İflas Masası'nin █████/2023 tarih ve 204 karar sayılı kararı ile Alacak başvurusunun 46 numaralı başvuru ile değerlendirmeye alındığı; davacı taraf █████/2024 tarihli dilekçesi ile Türkmenistan’da doğmuş vergi borçlarını ödemediği, "Alacak başvurusunda bulunan ile şirket arasında devam eden bir tahkim yargılamasının bulunduğu, bu yargılama neticesinde alacak ve borç ilişkisinin kesinlik kazanacağı düşünüldüğünden talebin nizalı olarak kaydedildiği, talep sahibi tarafından sunulan 23.06.2021 tarihli dilekçe ile, iflas Dairesinin vermiş olduğu karar hakkında Ankara 5. İcra Hakimliği ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasından şikeyeti kabulüne karar verildiği belirtilerek, alacağın sıraya kayıt ve kabulünün talep edildiği, Ankara 21. İcra (flas) Müdürlüğünün █████/2019 tarihli kararı gereğince; İflas tasfiye dosyasında müflisin herhangi bir mal varlığı bulunamadığından tasfiyenin tatiline karar verildiği, fakat dosyanın durumu itibarıyla müflis şirketin lehine olabilecek bir davanın takip edimesinin gerektiğinden alacaklının talebi ve dosyaya bir kısım alacaklıların tasfiye avansı ikmal edildiğinden, ikinci alacaklılar toplantısı yapılması, iflas idaresinin seçilmesi ve tasfiye şeklinin değiştirilmesi yönünde karar verildiği, Müflis şirketin lehine olabilecek davanın Türkmenistan Devleti ile olan niza ve çekişmeden dolayı Uluslararası Tahkim Merkezleri nezdinde yürütülmesi gereken alacak davası olduğu, niza ve çekişmenin devam ettiği hususları göz önünde bulundurularak talebin reddine, herhangi bir imtiyaz tespit edilemediğinden dördüncü sıra kapsamında değerlendirilmesine, karar verildiğinin ve müflis şirketin 2. Alacaklılar Toplantısı █████/2020 tarihinde yapıldığı, sıra cetveli ve derece kararının Türkmenbaşı Petrol Rafineleri Kompleksi ve diğerleri vekiline █████/2023 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin tebligat mazbatasının ayrıca █████/2023 ve █████/2023 tarihli ilan bilgilerinin eklendiği davacı tarafın İflasın açıldığı tarih olan 24 Kasım 2016 tarihi itibariyle bu alacağın 4.053.049,57 ABD doları olduğu, bu alacağın delilinin ise Türkmenistan Maliye ve Ekonomi Bakanlığı’nın █████/2017 tar. ve No: 20/3 GPÜ yazısı olduğunu beyan ederek █████/2023 tarihli sıra cetveline itiraz davasını yasal süresinde açtığı anlaşılmıştır.
Müflis ... Proje Akaryakıt Enerji Mad. Telk. İnş. San. Taah. Tic. A.Ş.'nin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile yürütülen yargılaması neticesinde 24.11.2016 tarihinde iflasına karar verildiği ve iflas kararının kesinleştiği, tasfiye işlemlerinin Ankara İflas (21. İcra) Müdürlüğü’nün ███████ sayılı dosyası ile yürütüldüğü, müflis şirketin ticari faaliyeti nedeniyle davacının Türkmenistan’da doğmuş vergi borçları toplamının iflasın açıldığı tarih olan █████/2016 tarihi itibariyle 4.053.049,57 ABD doları olduğu ileri sürülerek açılan kayıt kabul davasının basit yargılamaya usulüne tabi olup, davada ispat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken bir alacağı bulunduğunu iddia eden davacı tarafa aittir.
6100 sayılı HMK’nın "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. maddesinde, (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir"
Aynı Kanun'un 204. maddesinde: “(1) İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar. (2) İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. (3) Mahkeme, yukarıdaki belgelerden biri hakkında şüphe uyandıran bir hâl görürse, ilgili daireden açıklama isteyebilir.” ifadesine yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 31. maddesine göre Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, delil gösterilmesini isteyebilir, aynı Kanun'un 204. maddesinin 3. fıkrasında resmî belgeler hakkında tereddüt olduğunda mahkemeye ilgili daireden açıklama isteme imkânı verilmiştir. Resmî belgenin muhtevasının kesinliği ve doğruluğu konusunda tereddütün giderilmesi amacıyla belgeyi düzenlediği iddia edilen resmî memur veya makamın bilgisine başvurabilecektir. (Mine Tan Dehmen, Milletlerarası Usul Hukukunda Yabancı Belgelerin İspat Gücü, sayfa 184).
Sıra cetveline itiraz davasında ispat yükün davacıya aittir. Mahkememizin █████/2025 tarihli celsesinin 2 sayılı ara kararı gereğince, HMK m. 31 hükmü uyarınca davanın aydınlatılması ödevi ve HMK m. 194 hükmü gereğince somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi kapsamında davacıya ileri sürdüğü alacağın sözleşmeye konu hangi iş ya da işlerin ifası kapsamında talep edildiği ve bu iş ya da işlerin her birinin ayrı ayrı hangi tutarda alacaklı olduklarının ayrı ayrı açıklanması için davacı yana 2 (iki) aylık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde belirtilen hususta açıklama yapılmaması ve dayanaklarının gösterilmemesi halinde HMK m. 119/2 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ihtaratı yapılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti ile Türkmenistan Devleti arasında imzalanan ve 22 Mayıs 2013 Tarihli ve 28654 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan anlaşmanın 14. maddesinde bir ülkede düzenlenen resmi belgelerin diğerinde onaya gerek kalmaksızın geçerli olacağının belirtildiği, bu düzenlemenin resmi belgelerin geçerliliği bağlamında akit devletlere imkan tanıdığı, diğer bir ifade ile verilen belgelerin (apostile)tasdikten muaf olduğu, söz konusu anlaşmanın 15. maddesine göre teminattan da muaf olduğu, ancak davacı tarafça dava dilekçesine ekli alacağa ilişkin mübrez resmi belgenin davalı tarafından vergisel düzenlemelerin ve/veya alacağın esasına ilişkin bir düzenleme içermediği, belgenin 2017 tarihli olması, 2017 yılında şirketin müflis olduğu ve müflis şirketin 2017 yılında Türkmenistan'da herhangi bir faaliyet yürütmediği ve anılan belgenin davacı devlet tarafından tek taraflı düzenlendiği, ilgili idari işlemde şirketin o tarihlerde Türkmenistan'da olmadığı, eğer itiraz hakkı bulunmasına rağmen karara itiraz edebilecek bir şirket yetkilisinin yazının ihdas edildiği dönemde Türkmenistan'da bulunmaması nedeniyle itiraz hakkının kullanılamamış olduğu hususlarının ileri sürüldüğü ve davalı iflas idaresince masaya kaydı istenen vergi alacağı yönünden ihtilaflı bir durumun bulunduğuna yönelik müflis şirketçe alacağa ilişkin belgeye itiraz edilmesi karşısında iddia edilen borcun nasıl doğduğu, davaya konu olan resmi belgenin dava öncesi davalı tarafa tebliğ edilip edilmediği, idari veya resmi belgeye ilişkin itiraza ilişkin yasal yolların bulunup bulunmadığına veya kullanılıp kullanılmadığı, alacakla ilgili varsa tahkim kararının tenfiz edilip edilmediği hususlarına ilişkin deliller ile davalı tarafça mübrez resmi belgede belirtilen alacağa ilişkin hesaplamayla ilgili delillerin yargılama yasal süresince ibraz edilmediği anlaşılmakla mevcut delil durumuna göre ispatlanamayan davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması zorunlu 615,40-TL maktu harcın peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.00,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen oy birliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!