Kiracının, Anayasa 40a aykırı tebligat, zamanaşımı ve peşin ödenen kira bedelleri nedeniyle banka hesaplarına konulan haksız haczin kaldırılmasına yönelik menfi tespit davası.
Özet: İcra dairesince kendisinden kira bedellerinin dosyaya ödenmesi talep edilen kiracı şirket, söz konusu muhtıranın anayasal hakları ihlal edip itiraz yolu ve süresini belirtmemesi nedeniyle sakat olduğunu, ayrıca daha önceki bir talebin zamanaşımına uğradığını ve en önemlisi kira bedellerini bir yıl önceden çeklerle ödeyerek borcunu ifa ettiğini savunarak, banka hesaplarına konulan hacizlerin kaldırılması ve mevcut bir borcu bulunmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açmıştır.

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi TespitDAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ''Müvekkilim şirket, dava dışı ...Tic. A.Ş.'nin kiracısıdır. Dava dışı ... A.Ş. Hakkında ... Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılmıştır. İcra takibinin akabinde dava dışı ... A.Ş. Tarafından ... 1. Asliye Ticaret ahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile konkordato talep etmiştir. Bu talep üzerine ... A.Ş.'ye mühlet verilmiştir. Müvekkil şirkete 21.05.2026 tarihli muhtıra gönderilerek kira bedellerinin icra dosyasına gönderilmesi bildirilmiştir. Bu muhtıra müvekkil şirkete 25.02.2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. İcra dosyasından ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak kira bedellerinin tahsili için görüş talep edilmiştir. Mahkeme tarafından ise kira bedellerinin talep edilemeyeceği görüş olarak icra dosyasına bildirilmiştir. Aradan geçen süre zarfında ise İcra dosyasından 13.03.2026 tarihli yazı gönderilerek kira bedellerinin icra dosyasına gönderilmesi bildirilmiştir. Sonrasında ise müvekkil şirket icra dosyasına borçlu olarak kaydedilmiş ve banka hesaplarına haciz şerhleri işlenmiştir. Tarafımızca... 3. İcra Hukuk Mahkemesinin ....Esas sayılı dosyası ile icra memur muamelesi işlemine itiraz edilmiştir. 04.06.2026 tarihli tensip ile İcra dosyası teminatsız olarak müvekkil şirket yönünden durdurulmuştur. Fakat banka hesaplarındaki blokeler ve taşınır taşınmaz mallardaki hacizler kaldırılmamıştır. Huzurdaki dava ile usuli eksiklikler ve taleplerimiz a- gönderilen 13.03.2026 tarihli muhtıra İ.İ.K. ve Anayasanın 40. maddesine göre sakattır ... Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 13.03.2026 tarihli muhtırası ile dosya borçlusu olan ... A.Ş.'ye ödenmesi gereken kira bedellerinin icra dairesine ödenmesi belirtilmiştir. Öncelikle belirtmek isteriz ki gönderilen muhtıra sakattır. Zira gönderilen muhtırada sadece kira bedellerinin ödenmesine yer verilmiş olup herhangi bir itiraz var ise bu itirazın hangi merciiye yapılacağı kaç gün içerisinde yapılacağı gibi bilgilere yer verilmemiştir. Bu sebeple işbu şikayeti yapma yönünden herhangi bir süre aşımı söz konusu değildir. Gönderilen Muhtıranın Anayasanın 40. Maddesine göre de sakattır. Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı hükmü; "Madde 40 – Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/███████-███████ md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır." Anayasanın emredici hükmü bu kadar ortada iken 13.03.2026 tarihli Muhtıra yazısının hukuken sakat olduğu ve bu yazıya istinaden (başvuru yolunun ve sürenin belirtilmediği ortada iken) tarafımızca yapılan itiraza rağmen müvekkil şirket aleyhine icra işlemleri yapılması ve hesaplarına haciz konulması basit bir hatadan çok daha fazlasıdır. B- 21.02.2025 tarihli muhtıra i.i.k. 106-110. maddeleri uyarınca zamanaşımına uğramıştır. 21.02.2025 Tarihinde Düzenlenip 25.02.2025 Tarihinde Müvekkil Şirkete Tebliğ Edilen İlk Muhtıra İ.İ.K. 106-110. Maddeleri Uyarınca Zamanaşımına Uğramış Ve Düşmüştür. Dolayısıyla davalı bankanın müvekklil şirkete yeniden muhtıra göndertmesi gerekirken i.i.k. 106-110. maddeleri uyarınca zamanaşımından dolayı düşmüş olan muhtıranın devamı olarak yazı göndertmiş olup bu durum hukuka aykırıdır. c- kira bedelleri muhtıra gelmeden 3 ay önce peşin olarak ödenmiştir. Dolayısıyla muaccel hale gelmiş bir kira borcu bulunmamaktadır. t.m.k. 863/3 maddesi uyarınca muaccel hale gelmeyen kira bedelleri 150/b ile istenilemez. Müvekkil ...ile dosya borçlusu ... arasında akdedilen 01.02.2026 tarihli kira sözleşmesi uyarınca yine aynı tarihli KİRA BEDELİ ÖDEME PROTOKOLÜ imzalanmıştır. Bu protokol uyarınca Dosya Borçlusu/Kiraya Veren ...'e 01.02.2026-01.02.2027 yılları arasında ödenmesi gereken tüm kira bedelleri sıralı çek olarak teslim edilmiş ve bu protokol karşılıklı olarak imzalanmıştır. İlgili protokolde açıkça 01.02.2027 dahil herhangi bir kira borcu olmadığı da belrtilmiştir. Zira kıymetli evrak olan çek, ödeme yerine kain olan belgedir. yani çekin teslim edilmesi ile borç ödenmiş kabul edilmektedir. 1 yılık kira bedelinin peşin ödendiğine ilişkin olarak düzenlenen elektronik fatura, muhtıra tarihinden önceye dayanmakta olup tarafların kendi aralarında sonradan düzenleyebilecekleri bir belge değildir. T.c. Yargıtay 12. H.d. ... Esas, ... Karar, 17.01.2023 tarihli kararı "Uyuşmazlık, davacı üçüncü kişiye İİK 150/B maddesi uyarınca gönderilen kira muhtırasının iptali istemine ilişkindir. Yapılan inceleme neticesinde; icra takip dosyası ile davalı alacaklı tarafından, dava dışı borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, ipotekli taşınmazda kiracı olduğu belirtilen davacı üçüncü kişiye İİK 150/b maddesi uyarınca muhtıranın tebliğinden itibaren kira bedellerinin icra dairesine ödenmesi konusunda muhtıra gönderildiği, İİK'nın 150/b maddesi; ''Rehin, kiraya verilmiş bir taşınmaz ise icra memuru, alacaklının talebi üzerine takibin kesinleşmesini beklemeden kiracıları da takipten haberdar eder ve işleyecek kiraların icra dairesine ödenmesini emreder" hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca kiracının, kendisine tebligat yapılmadan önce kira bedelini mal sahibine (borçluya) ödediğini bildirmesi üzerine ortaya çıkan uyuşmazlığın icra mahkemesince çözümlenmesi gerekir ve TMK'nın 863/2. maddesi gereğince; rehin hakkı, kiracılara karşı ancak cebrî icra yoluyla takibin kendilerine bildirilmesi veya iflâs kararının ilânından sonra ileri sürülebilir. Aynı maddenin 3. fıkrası ise; “rehinli taşınmaz malikinin henüz muaccel olmamış kira bedelleri üzerinde yaptığı hukukî işlemler ile diğer alacaklılar tarafından koydurulan hacizler, kira alacaklarının muaccel olmalarından önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlamış olan rehinli alacaklılara karşı geçerli değildir.” hükmü uyarınca davacı tarafından sunulan kira sözleşmesi, avansa ilişkin çek ve ödeme dekontunun tarihinin davacı üçüncü kişiye 11.08.2021 tarihli muhtıra tebliğinden önceki tarihte olduğu görülmekte olduğundan davacı üçüncü kişi kiracının sorumluluğu TMK'nın 863/2. maddesi gereğince muhtıra tebliği ile başlayacaktır. Buna göre; şikayetçi tarafından sunulan banka dekontunda kira sözleşmesinde belirtilen 01.03.2021 - 31.12.2022 tarihleri arası 22 aylık kira ücreti için 29.550.686,00 TL avans ödemesine ilişkin ... keşide tarihli, ... seri numaralı ....Şubesine ait çekin verildiği ve çeke ilişkin ödemenin dilekçe ekinde bulunan banka dekontu ile gerçekleştiği, 22 aylık kira bedelinin ödenme tarihinin muhtıra tebliğinden önce olduğundan ve kiracının sorumluluğu TMK'nın 863/2. maddesi gereğince muhtıra tebliği ile başlayacağından, şikayetin kabulüyle muhtıranın iptali gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ile ödeme hususu hiç değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bunun yanında; davacı üçüncü kişi tarafından dava dışı ipotek borçlusuna kira bedeli olarak ödenen 22 aylık avansın bitiminden sonra davalı alacaklının talebi halinde yeniden İİK 150/B maddesi uyarınca kira muhtırasının çıkartılabileceği tabi olduğundan açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacının şikayetinin kabulüyle icra takip dosyasında davacı üçüncü kişiye gönderilen 28.07.2021 tarihli muhtıranın iptaline dair karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak belirtilen şekilde karar verilmiştir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, ..." Çeklerin teslimi akabinde Dosya Borçlusu/Kiraya veren ... tarafından 10.02.2026 tarihli ... Fatura Numaralı 2.080.000,00 (İki Milyon Seksen Bin Türk Lirası) bedelli, 1 yıllık kira bedeli açıklamalı e-fatura tanzim edilerek müvekkile teslim edilmiştir. İşbu fatura icra dairesinde gönderilen muhtıradan önce tanzim edilmiş olup karekodludur. 1 yıllık kira bedelinin karşılığı olarak ...'e sıralı çek verildiğine ilişkin olarak ... tarfından Tahsilat Makbuzu düzenlenmiş ve bu makbuz müvekkile teslim edilmiştir. İlgili Tahsilat Makbuzlarında verilen çeklere ait tüm bilgiler yer almaktadır. Yine müvekkil şirket tarafından Dosya Borçlusu/Kiraya veren ...'e teslim edilen tüm çeklerin fotokopilerinin üzerine ... tarafından kaşe basılıp "Teslim Alınmıştır" yazılarak imzalanmıştır. Tüm bu evrakları dilekçemizin ekinde Sayın Mahkemeye sunuyoruz. D- Dosya borçlusu ve müvekkilin kiraya vereni olan şirket konkordato ilan etmiş olup kira alacaklarının tahsil edilemeyeceğine ilişkin ara karar bulunmaktadır. Dosya borçlusu ve müvekkilin kiraya vereni olan ...A.Ş.'nin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile Konkordato talep etmesi ve bu dosya kapsamında 18.06.2025 tarihinde kurulan ara karar ile icra dosyasından tahsilat yapılmaması yönünde görüş bildirilmiştir. İlgili ara kararı dilekçemizin ekinde Sayın Mahkemeye sunuyoruz. E- Dava dışı ... a.ş.'ye kira bedelleri olarak teslim edilen çekter düzenli olarak tahsil edilmektedir. ... A.Ş.'ye kira bedellerine karşılık olarak tanzim edilip teslim edilen çekler vadesi geldikçe tahsil edilmektedir. Dava dilekçemizin ekinde...A.Ş.'den alınan tahsilat makbuzlarını sunuyoruz. İlgili makbuzlardan da görüleceği üzere çekler tahsil edilmiştir. Müvekkil şirket her ay düzenli olarak çeklerini ödemektedir. Diğer yandan ise icra dosyasında kira bedellerinden dolayı banka hesapları blokeli vaziyette ve hesapta bulunan paralar çekilerek icra dosyasına gönderilmektedir. Dolayısıyla müvekkilim her ay 2 defa kira bedeli ödemektedir. Aynı zamanda banka hesabında bloke olması nedeniyle de ticari faaliyetleri durma noktasına gelmiştir. Bu durumda müvekkil şirketin mahvına sebep olacak düzeyle mağduriyetine neden olmaktadır. Sayın Mahkemeden talebimiz, Müvekkil şirket ...Şti.'nin icra dosya borçlusu olan ... isimli firmaya herhangi bir kira borcunun olamaması nedeniyle, icra dosyası kapsamında davalı bankaya borçlu olmadığının tespit edilerek konulan tüm hacizlerin fekkine karar verilmesidir. Anlatılmaya çalışılan nedenlerle işbu şikayet dilekçesini hazırlama zarureti hasıl olmuştur...'' şeklindeki beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Davanın, davalı tarafça, dava dışı ... Tic AŞ aleyhine başlatılan icra takibinde, davacının, takip borçlusuna kira borcu olmadığı iddiası ile, davalı alacaklıya borcu olmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. ... Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası celbedilmiş, incelenmesinde alacaklının davalı ... T. A. Ş. olduğu, borçlusunun ise dava dışı ...Tic AŞ olduğu, toplam 2.018.280.434,25 TL alacak için takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili, müvekkili şirketin, dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin kiracısı olduğunu, dava dışı ... A.Ş. hakkında ... Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinin akabinde dava dışı ... A.Ş. tarafından ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile konkordato talep edildiğini, bu talep üzerine ... A.Ş.'ye mühlet verildiğini, icra dosyasından müvekkili şirkete 21.05.2026 tarihli muhtıra gönderilerek kira bedellerinin icra dosyasına gönderilmesinin bildirildiğini, bu muhtıranın müvekkili şirkete 25.02.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin 1 yıllık kira borcunu peşin olarak ödediğinden dava dışı borçluya kira borcu bulunmadığını, bu nedenle davalı alacaklı tarafa borçlu olmadığının tespitini talep ettiği anlaşılmıştır. Dava mahiyeti itibari ile icra dosyasının tarafı olmayan 3. şahsın ikame ettiği menfi tespit davasıdır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Açıklamalar doğrultusunda, açılan davalarda öncelikle mahkemenin yargılamada görevli olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.Yukarıda belirtildiği üzere davanın, davalı tarafça, dava dışı ...Tic AŞ aleyhine başlatılan icra takibinde, davacının, takip borçlusuna kira borcu olmadığı iddiası ile, davalı alacaklıya borcu olmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Bam 9. HD.'nin █████/2026 tarih ve... E ve ...K sayılı ilamında özetle ''Mahkemece, Mahkemenin görevsizliğine, ... Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Somut olayda; İhbarnamenin gönderildiği icra dosyasında takip, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçluya kambiyo senedi vasfında çek ve bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Ancak davacı, takip konusu kambiyo senetlerinde keşideci, lehtar, ciranta olarak taraf değildir. Başka bir ifadeyle davacı taraf olmadığı icra takip dosyasında kendisine gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle borçlu olmadığından menfi tespit talep etmiş olmaktadır. Dava, İİK'nın 89. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davası olup bu davalarda görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Mahkemece, bu husus gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi isabetsizdir...'' denilerek yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Yine İstanbul BAM 40. HD. █████/2023 T. ... E.... K. Sayılı ilamı; "Somut uyuşmazlıkta, İhbarnamenin gönderildiği icra dosyasında takip, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçluya kambiyo senedi vasfında çek ve bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Ancak davacı, takip konusu kambiyo senetlerinde keşideci, lehtar, ciranta olarak taraf olmadığı gibi tacirde değildir. Başka bir ifadeyle davacı taraf olmadığı icra takip dosyasında kendisine gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle borçlu olmadığından menfi tespit talep etmiş olup davacı 3.şahıs ile davalı alacaklı arasındaki ilişki ticari iş niteliğinde de değildir. Dava, İİK'nın 89. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davası olup bu davalarda görevli mahkeme genel mahkemelerdir...'' şeklindedir. Tüm dosya kapsamından; davalı tarafça, dava dışı .... Tic AŞ aleyhine ... Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde, davacının, takip borçlusuna kira borcu olmadığı iddiası ile, davalı alacaklıya borcu olmadığının tespitini talep ettiği, iş bu davada görevli mahkemelerin genel mahkemeler olduğu anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, (ihtar edildi)3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,4-Yargılama, harç ve masraflar ile tedbirin değerlendirilmesi hususlarının görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.█████/2026Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır