Danıştay, Acil Servis Hizmetleri Tebliğinin kapsam, psikiyatri ve tutuklu hasta düzenlemeleri ile uzman hekim görevlendirmelerine ilişkin iptal davasını karara bağlıyor.
Özet: Davacı dernek, Sağlık Bakanlığının yataklı sağlık tesislerinde acil servis hizmetlerinin uygulama usul ve esaslarını belirleyen tebliğdeki bazı düzenlemelerin hukuka aykırı veya eksik olduğunu ileri sürerek iptalini istemekte; özellikle kronik hastalıkların akut ataklarının acil servis kapsamından çıkarılması, psikiyatri acil birimlerinde yetkin personel tanımının belirsizliği, gözaltı/tutuklu hasta muayene koşullarının yetersizliği ve psikiyatri uzmanlarının eğitimleri dışında acil tıp hizmetlerine zorlanması gibi hususlarla hasta ve sağlık çalışanı hakları ile güvenliğinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, █████/2022 tarih ve 31952 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinin 5. fıkrası ile 11. maddesinin 3., 4., ve 7. fıkralarının hukuka aykırı olduğundan; aynı Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 7. maddesinin 2. fıkrasının (j), (k) ve (l) bentlerinin ise eksik düzenlendiğinden bahisle iptaline karar verilmesi istenilmektedir.DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden, Tebliğ’de yapılan değişiklikler ile “kronik bir hastalığın akut atağı” halinin acil servise başvurulabilecek haller arasından çıkarılmasının ve acil serviste azami bekletilme süresinin kısaltılarak bu süre sonunda acil servis hekimince ilgili klinik hekimi bağlayıcı bir şekilde yatışının gerekmesinin, acil serviste kısa süreli müdahale sonrası yaşadığı yerde tedavisini sürdürebilecek hastaların gereksiz olarak psikiyatri kliniklerine yatmasına sebep olacağı, üstelik kliniğe yatırılmaktan çekinen bir çok hastanın akut durumda acil servise başvurmaktan kaçınacağı, bunun da psikiyatrik kronik hastalığı olan kişilerin tedavisini olumsuz yönde etkileyeceği, “hastayı komplikasyon ve morbiditeden koruma”nın acil servis hizmetlerinin amaçları arasından çıkarılmasının ise kaygı verici olduğu, bu birimlerin amacının hastayı ölmekten kurtarmak değil, sağlığına yönelik her türlü olumsuz etmeni gecikmeksizin ortadan kaldırabilmek olması gerektiği, aksi biçimde söz konusu tanımların içinin boşaltılması ya da daraltılmasının sunulan sağlık hizmetinin niteliğinde de kayba neden olacağı; Tebliğ’in 7. maddesinin 2. fıkrasının (j), (k) ve (l) bentleri yönünden, psikodestek odası, acil psikiyatri odası ve tutuklu muayene odasına ilişkin düzenlemelerin uygulamayı göstermeyen muğlak hükümler olduğu, davalı idare tarafından alanda hiçbir eğitimi olmayan kişilere hukuka ve bilimsel esaslara aykırı olarak "manevi danışman" ve "manevi destek personeli" unvanı ile psikiyatri alanına ilişkin görev alma olanağının sağlandığı, oysa araştırmalarda acil psikiyatri konsültasyonlarının en sık dört klinik tablosunu “eksitasyon”, “psikomotor ajitasyon”, “depresif bulgular” ve “intihar girişimi” (tüm acil psikiyatri konsültasyonlarının %70'i) gibi hastaların kendine ve etrafına zarar riskinin yüksek olduğu klinik tabloların oluşturduğu, bu tür psikiyatrik acil tablolarda hastanın iyilik halini sağlama yanında sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamanın da öncelik olduğu, ancak Tebliğ’de belirtilen psikodestek odası ve acil psikiyatri odası birimlerinde görev alacak personelin net olarak tanımlanmamasının yetkinliği bulunmayan personelin bu birimlerde çalışmasının önünü açacağı, hasta ve sağlık çalışanının iyilik hali ve güvenliği yönünden riskli bir durum yaratılacağı, ayrıca Tebliğ'de gözaltındaki ya da tutuklu hastalara farklı oda ayrılabileceği düzenlenmekle birlikte, bu odadaki sağlık hizmetinin sunulma koşullarının belirtilmediği, gözaltındaki ya da tutuklu kişi yönünden güvenlik ve mahremiyet kaygısı ile farklı bir muayene odası açılması düşünülmüş olabileceği değerlendirilmekle birlikte, uygulamanın nasıl olacağı tam olarak düzenlenmediğinden ve bu haliyle başhekimliğin inisiyatifine bırakıldığından hukuka ve insan onuruna uygunluk taşımayan durumların doğmasının ve tutuklulara diğer hastalardan farklı muamele yapılmasının ya da daha sınırlı imkanlarla sağlık hizmeti almak durumunda bırakılmaların da söz konusu olabileceği, bunun da tutuklu hastalar yönünden Biyotıp Sözleşmesi'nin 4. maddesinde güvence altına alınan mesleki standartlara uygun ve eşitlikçi bir sağlık hizmeti alma hakkının ihlali anlamına gelmekte olduğu; Tebliğ'in 10. maddesinin 5. fıkrasına yönelik olarak, psikiyatri çekirdek eğitim müfredatına göre, acil tıp uzmanlık eğitimi içerisinde verilen tıbbi bilgiler ve uygulama becerilerinin psikiyatri uzmanlık eğitimi içeriğinde yer almadığı, buna rağmen psikiyatri uzman hekimlerinin eğitimini almadıkları ve yetkili olmadıkları acil tıp uzmanlığında hizmet vermeye ve acil sağlık hizmeti sunmaya zorlandıkları, bu durumun, hizmet gereklerine açıkça aykırı olduğu, düzenlemenin, hastaların yaşam ve sağlık hakkını ihlal ettiği gibi hekimler yönünden de Anayasa’da düzenlenen maddi manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını ihlal ettiği, sağlık hizmetlerinin gerekli eğitim ve donanıma sahip hekimler tarafından verilmesinin zorunlu olduğu, ilgili uzmanlık dalında kadro açığı var ise bu açığın giderilerek hizmetin gereği gibi verilmesinin idare için kamusal bir zorunluluk ve sosyal devlet olmanın gereği olduğu, psikiyatri uzman hekimleri gibi acil tıp uzmanlığı ile ilgisiz tıpta uzmanlık dallarından hekimleri, acil servis nöbeti tutmak durumunda bırakan düzenlemenin Biyotıp Sözleşmesi'nin 4. maddesine, Anayasa’nın 17. ve 56. maddesine ve 1219 sayılı Kanun’a açıkça aykırı olduğu; Tebliğ'in 11. maddesinin 3., 4. ve 7. fıkralarına yönelik olarak, yürürlükten kaldırılan Tebliğ'de, hastaların acil serviste azami bekletilme süresi 24 saat iken, dava konusu Tebliğ'de bu sürenin 8 saate indirildiği, hasta için yapılan tetkiklerin sonuçlanması, bu sonuçlar ve hastanın klinik bulguları birlikte değerlendirilerek bir tanı konulması ve uygun bir tedavi yönteminin planlanabilmesi için 8 saatin çok kısa bir süre olduğu, “hastaların durumu stabil oluncaya kadar sevk edilmemesi esastır ” şeklindeki ifadenin muğlak olduğu, acil hekimlerine hastayı ilgili klinik tabibi adına yatış yapma yetkisi verilmesinin uygulamada bazı sıkıntılara neden olabileceği, klinik tabibinin acil hekiminin yatış kararına uymak zorunda bırakılmasının Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 6. maddesinde düzenlenen her hekimin meslek icrasında, mesleki vicdan ve kanaatine göre hareket edeceği yönündeki güvenceyi ortadan kaldıracağı, acil hekimlerine verilen bu yetkinin yatış endikasyonu olmayan hastaların ilgisiz kliniklere yatışının yapılmasına ve çalışma barışının bozulmasına neden olabileceği, oysa ülkemizde psikiyatri hastalarının yatırılabileceği kapalı psikiyatri kliniği ve yatak kapasitesinin zaten yeterli olmadığı, gereksiz yatış kararları nedeniyle yatırılması gereken hastaların da bu hizmete erişim olanaklarını yitirecekleri, böylece psikiyatri uzmanlarının, acil servislerde trafik kazası ile gelen hastaya uzmanlık alanı dışında müdahalede bulunmak zorunda bırakıldığı, buna karşın kendi uzmanlık alanlarına ilişkin karar alma yetkilerinin daraltıldığı, boş yatak bulunmaması halinde hastanın acil serviste takip edilmesinin ve sorumluluğun klinik hekimine ait olmasının, psikiyatri uzmanlık dalı yönünden son derece sakıncalı olduğu, acil servislerde akut psikiyatri hastalarının güvenlik ve kontrolünü sağlayacak fiziki koşulların bulunmadığı, bu noktada en doğru kararın psikiyatri uzmanının alacağı sevk kararına uyarak hastayı uygun bir sağlık kuruluşuna sevk etmek olacağı, aksi halde, acil serviste tutulan hastanın hayatı ve sağlığı yönünden ciddi risklerin ortaya çıkabileceği gibi, hastanın diğer hastalara ve sağlık personele zarar vereceği istenmeyen durumların da yaşanabileceği, dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği iddia edilmektedir.DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden, Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde “acil servis”, (i) bendinde de “acil sağlık hizmetleri”nin tanımlandığı, dava konusu Tebliğ’de de bu tanımlara paralel düzenlemeler yapıldığı, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Acil Tıp Federasyonu (IFEM) ve bir çok anlaşma ve sözleşmelerde dava konusu düzenlemelerdeki tanımlara benzer düzenlemelere yer verildiği, acil servise başvurulabilecek hallerin sayma sureti ile belirlenmesinin mümkün olmadığı, Tebliğ'in “acil servis hizmetleri” tanımında da “ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlar” ibaresine yer verilmek suretiyle bu durumun ortaya konulduğu, anılan nedenle düzenlemenin eksik nitelikte olduğundan bahsedilemeyeceği; Tebliğ'in 7. maddesinin 2. fıkrasının (j), (k) ve (l) bentleri yönünden, Tebliğin Ek-1 kısmında “psikodestek odası”nın tanımlandığı, bu odanın hastalar için kullanılan bir tetkik, tedavi odası olmadığı, hasta yakınları için bir teskin odası olduğu, Tebliğ'e göre hiçbir hastane acil servisinde psikodestek odası zorunluluğunun bulunmadığı, ihtiyaç halinde hastanelere bir opsiyon sunulduğu ve yine manevi destek personelinin de zorunlu olmamakla birlikte "manevi destek personeli dahil ilgili diğer personel arasından görevlendirme yapılabilir” ibaresine yer verildiği, Tebliğ’de “acil psikiyatri odası”nın tanımlandığı, acil psikiyatri odalarının, acil servislerde halen kullanılan ve eksitasyon, psikomotor ajitesyonlarla acil servise gelen ya da getirilen ve acil servis sarı alan, kırmızı alan veya gözlem odalarında takip edilmekte olan bu hastaların yine acil servislerde görev yapan hekimler tarafından farklı bir odada yani acil psikiyatri odasında diğer hastaları ajite etmeyecek, acil serviste karışıklığa neden olmayacak şekilde daha izole, hastaya ve sağlık çalışanlarına daha fazla konfor ve daha rahat tedavi imkanı sağlayacak odalar olduğu, Tebliğ Ek-l'de “tutuklu muayene odası”nın tanımlandığı ve ilk kez tanımlanmış bir alan olmadığı, yine davaya konu Tebliğ'de bu alanın da zorunlu alan olarak ifade edilmediği, tercihli alan olarak sunulduğu, özellikle yeni kurulmuş ve kurulacak olan şehir hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinde acil servislere oldukça büyük fiziki alanların sağlandığı, tutuklu hastaların bu büyük merkezlerde muayenelerinin sağlanması amacıyla acil servis içerisinde veya komşuluğunda kurulabileceğinin ifade edildiği, hükümlü ve tutukluların muayenelerinin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük, █████/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında imzalanan Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve █████/2017 tarihli Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri İle Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol uyarınca yapıldığı, bu itibarla dava konusu düzenlemelerde hukuka ve üst hukuk normlarına aykırı bir yön bulunmadığı; Tebliğ'in 10. maddesinin 5. fıkrası yönünden, yataklı sağlık tesislerinde personelin tutacağı nöbetlere ilişkin ana düzenlemelerin, Yataklı Sağlık Tesisleri İşletme Yönetmeliği'nde yer aldığı, dava konusu hükümde de benzer düzenlemeye yer verildiği, anılan Yönetmelik'te birden fazla genel cerrahi, iç hastalıkları klinikleri ve kadın hastalıkları ve doğum kliniği bulunan yataklı tedavi kurumlarında uzman ve klinik adedi göz önüne alınarak acil hizmet için kliniklere bütün personeliyle birlikte branş nöbeti tutturulabileceğinin öngörüldüğü, buna göre, branş nöbetinin esas itibarıyla acil servis nöbetinden ayrı bir nöbet türü olmadığı, acil hizmeti için öngörülmüş bir nöbet olduğu, bu durumun Yönetmeliğin 42. maddesinin (d) bendinde açıkça ifade edildiği, acil sağlık hizmetlerinin niteliğine istinaden nöbet usul ve esaslarına ilişkin yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı; Tebliğ'in 11. maddesinin 3., 4. ve 7. fıkraları yönünden, doğru ve zamanında yapılan tıbbi müdahalenin hayat kurtardığı, en küçük gecikmenin, telafisi mümkün olmayan olumsuz sonuçlar doğurabilmekte olduğu, acil tıbbi müdahale gerektiren durumlarda, hastanın uygun tedavisinin yapılabileceği sağlık kuruluşuna en hızlı şekilde ulaştırılması ve gereken müdahalenin zamanında yapılmasının hayati önem taşımakta olduğu, bu sebeple, acil tıbbi müdahaleyi gerektiren durumlarda hastanın uygun bir sağlık kuruluşuna gecikmeksizin ulaştırılması ve hastanın getirildiği sağlık kuruluşunca da, gereken acil müdahalelerin öncelikle ve ön şartsız yapılmasının gerekmekte olduğu, dava konusu düzenlemelerin, hastaların acil serviste bekleme sürelerinin kısaltılması, yapılan değerlendirmeler neticesinde gerek görülmesi halinde klinik yatışının gerçekleştirilmesi ve işleyişin hızlandırılarak acil servislerde meydana gelen iş yoğunluğunun azaltılması amaçlarına yönelik olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ :Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ :Dava, Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından, █████/2022 tarih ve 31952 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri , 7. maddesinin 2. fıkrasının (j), (k) ve (l) bentlerinin, 10. maddesinin 5. fıkrası ve 11. maddesinin 3., 4., ve 7. fıkralarının iptali istemiyle açılmıştır.3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarının belirlenmesi, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırılması ve sınıflarının değiştirilmesi, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmaları, sağlık hizmet zinciri oluşturulması, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.13.1.1983 günlü, 17927 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 14. maddesinin 1. fıkrasında, acil hizmetlerinin, acil polikliniği veya acil servisi, bunlar yoksa nöbetçi tabibi tarafından 24 saat süre ile kesintisiz olarak yürütüleceği; 3. fıkrasında ise, Bu hizmetlerde, hizmetin sürekliliğini sağlıyacak şekilde, yeteri kadar sağlık ve yardımcı sağlık personeli ile, hayati önemi haiz araç, gereç ve nöbetçi eczacı bulunmayan kurumlarda da lüzumlu ilaçlar bulundurulur." hükmü yer almıştır. 11.5.2000 günlü, 24046 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinin 4. maddesinin (h) bendinde, acil servisin; sağlık hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler tarafından kurulmuş yataklı tedavi kuruluşları bünyesinde yer alan acil servisleri ifade ettiği belirtilmiş olup, "Yataklı Tedavi Kuruluşları Bünyesinde Yer Alan Acil Servisler" başlıklı 15. maddesinde; "Genel ve katma bütçeli dairelere, il özel idarelerine, belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yataklı tedavi kurumları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait yataklı tedavi kurumları 24 saat kesintisiz olarak acil sağlık hizmeti verirler. Bu kurum ve kuruluşlar bünyesinde bulunan acil servislerde, acil hasta ve yaralılar karşılanarak, ilk tıbbî müdahale ve tıbbî bakım yapılır. Hasta veya yaralılar için yönlendirme Merkezin bilgisi dahilinde yapılır. Birinci fıkrada sayılan özel ve kamuya ait bütün hastanelerin acil birimleri, bütün acil başvurularını ayırım yapmaksızın kabul ederler. Başvuran her hasta için acil tıbbî değerlendirme, müdahale ve gerektiğinde stabilizasyon sağlanır. Acil sağlık hizmeti, hizmete ihtiyaç duyulan andan itibaren, kesin tedavi sürecine kadar hiçbir kesinti olmadan verilir. Acil servisler, hastaya hastane öncesi bakım sağlayan ambulans hizmetlerini destekler ve gerekirse tıbbî yönlendirme sağlar. İlk tıbbî müdahale yapıldıktan sonra ileri tıbbî bakım ve tedavi konusunda yetersizlik söz konusu ise, sevki uygun görülen hastane ile koordinasyon sağlanarak verilen tıbbî bakımın tamamı ilgili birim sorumlusu tarafından yazılı olarak belgelendirilir. Bu belge nakil yapılacak kuruma hasta ile birlikte gönderilir. Nakil ancak, stabilizasyon sağlandıktan sonra veya hayatî tehlike veya sakatlık tehlikesi taşıyan hastaların uygun bakımlarının, stabilizasyonlarının ve tedavilerinin mevcut tıbbî-teknik imkanlar ile gerçekleştirilemeyeceğinin tespit edilmesi halinde yapılır. Acil servislerde kaliteli ve itinalı hizmet sunumunun sağlanması için; a) Bu birimler fizikî altyapı, insan gücü, tıbbî cihaz, donanım, lüzumlu ilaç, serum, sarf malzemesi ve ambulans hizmetleri yönünden hiçbir aksaklığa meydan verilmeyecek ve hizmetin 24 saat kesintisiz sunulmasını sağlayacak şekilde yapılandırılır. Hastane acil servisi için organizasyon planı yazılı olarak hazırlanır ve acil servisin faaliyetleri bu yazılı plan çerçevesinde yürütülür. b) Hizmetler; uzman tabip sorumluluğunda, acil sağlık hizmetleri konusunda eğitim görmüş, tecrübeli ve yeter sayıda tabibin, hemşirenin ve diğer personelin de katılımı ile bir bütün olarak yürütülecek şekilde organize edilir. Bütün görevlilerin acil servis birimindeki görev, yetki ve sorumlulukları yazılı olarak hazırlanır ve acil serviste görülebilecek bir yere asılır. (...) Acil servislerin malzeme, personel, hizmet kıstasları, fizikî şartları ve diğer hususlar Bakanlıkça belirlenir." hükmü yer almıştır. Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden; Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrası "Bu Tebliğde geçen; a) Acil servis: Kamu, üniversite ve özel yataklı sağlık tesisleri bünyesinde yer alan ve acil sağlık hizmeti ihtiyacı olan hastalara sağlık hizmeti sunulan poliklinik ve yataklı servis işlevi görebilen sağlık tesisi bölümünü, b) Acil servis hizmetleri: Ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda hastaların sakatlık ya da ölümden korunması amacıyla yapılması gereken müdahale veya tedaviye yönelik acil serviste yapılan tıbbi hizmetleri,ifade eder." kuralını içermektedir. Davacı tarafından "kronik bir hastalığın akut atağı" halinin acil servise başvurabilecek haller arasında sayılmamasının eksik düzenleme olduğu ve psikiyatrik hizmetlerin yeterli sunulamamasına ve hastaların klinik seyirlerini olumsuz etkileyeceği ileri sürülerek iptali talep edilmiş ise de Acil servis ve Acil servis hizmetlerinin tanımında , acil servislere kimlerin başvurabileceği hangi hizmetlerin acil hizmetler kapsamında olduğuna ilişkin tahdidi bir düzenlemeye gidilmediği ve acil sağlık hizmeti ihtiyacı olan hastalara gereken müdahale ve tedavinin yapılacağı belirtildiğinden düzenlemelerde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Tebliğin 7. maddesinin 2. fıkrasının (j), (k) ve (l) bentleri yönünden; Tebliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında "Acil servisteki tıbbi hizmet alanlarına ilişkin aşağıdaki şartlar bulunur: j) Acil servislerde hasta veya yakınları ile yapılacak görüşmelerde kullanılması amacıyla psikodestek odası bulunabilir ve bu birimde lüzumu halinde hasta veya yakınlarının teskin edilmesi amacıyla manevi destek personeli dahil ilgili diğer personel arasından görevlendirme yapılabilir.k) Acil servislerde hastanın kendine zarar vermesini önleyecek şekilde tefriş edilmiş, oda kapısında hastanın takibine uygun, mahremiyeti bozmayacak şekilde gözlem imkanı bulunan ve gerekli diğer donanıma sahip acil psikiyatri odası bulunabilir.l) Acil servis içinde veya yakın komşuluğunda, gözaltındaki, tutuklu veya mahkûm hastaların acil muayene ve basit tedavi ve takip işlemlerinin yapılabileceği, uygun şekilde tedbirleri sağlanmış tutuklu muayene odası bulunabilir." kuralı yer almıştır. Söz konusu hükümler ile acil servislerde çağın gereklerine, günümüz ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak hasta ve hasta yakınlarına daha kaliteli ve güvenli hizmet sunulabilmesi amacıyla imkanlar dahilinde psikodestek odası, acil psikiyatri odası, tutuklu muayene odası oluşturulması öngörülmüş olup davacı tarafından bu odalarda hangi personelin görev yapacağı, nasıl bir hizmet sunulacağı belirlenmediğinden, düzenlenmenin eksik olduğu ileri sürülmüş ise de Acil servisteki tıbbi hizmet alanlarının fiziki yönden düzenlenmesine ilişkin olduğu açık olan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, eksik bir düzenlemeden de söz etmeye imkan bulunmamaktadır. Tebliğin 10. maddesinin 5. fıkrası yönünden; Tebliğin 10. maddesinin 5. fıkrasında "Acil tıp uzmanı veya çocuk acil tıp yan dal uzman sayısı yeterli olmayan hastanelerde tüm uzman tabipler, acil servis sorumlu tabibinin teklifi baştabibin onayı ile acil servis nöbet görevine dahil edilebilirler." kuralı yer almıştır. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin "Nöbet Türleri" başlıklı 42. Maddesinde "Nöbet hizmetleri evde nöbet, normal, acil, branş nöbeti olarak dört şekilde yürütülür. Acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde, tutulacağı hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin gereklerine göre baştabib tarafından tesbit edilir. Eğitim Hastanelerinde de uzman ve uzmanlık eğitimi görenlerden kimlerin hangi nöbete gireceklerini ve ne nöbeti tutacaklarını da baştabib tesbit eder." hükmü , aynı maddenin (C) bendinde de "Acil nöbetler: Uzman durumu müsait olan kurumlarda lüzum görülen branşlar için normal nöbete ilave olarak ayrıca acil nöbeti konulabilir. Bu takdirde acil nöbetine iştirak edecek diğer sağlık ve yardımcı sağlık personelinin kimler olacağını ve bunların miktarını baştabib tesbit eder. Acil nöbeti tutanlar bir başka nöbete dahil edilmezler. Acil nöbeti tutan uzmanın talebi üzerine yapılacak, çağrıya ilgili dal uzmanı ve diğer personel uymaya zorunludur." hükmü yer almıştır. Acil servislerde günün her saatinde uzman düzeyindeki hekimlerden sağlık hizmeti almanın, bu hizmete ihtiyaç duyan her vatandaşın doğal hakkı olduğu gibi hekimlerin ve diğer sağlık personelinin Anayasa ve yasalardan doğan çalışma saatleri, izin ve diğer sosyal haklarının da korunması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla acil tıp uzmanı veya çocuk acil tıp yan dal uzman sayısı yeterli olmayan hastanelerde tüm uzman tabiplerin acil servis nöbet görevine dahil edilebilmesine yönelik dava konusu kuralda üst normlara ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Tebliğin 11. maddesinin 3., 4. ve 7. fıkraları yönünden; Tebliğin 11. maddesinin 3. fıkrasında “ Acil servislerde hasta takibinin 8 saati geçmemesi esastır. Hastaların en geç 8 saat içerisinde ilgili kliniğe nakli sağlanmalıdır. Bu süre içerisinde kesin tanısı konulamamış veya birden fazla kliniği ilgilendiren hastalar acil servis sorumlu tabibi tarafından değerlendirilir ve Ihtiyaç duyulduğu öngörülür ise tıbbi durumunun gerektirdiği en uygun uzmanlık dalına ait klinik veya tabip adına yatışı verilir. 8 saati geçen takiplerde hasta bazında baştabipliğe ve ilgili kliniklere ulaşacak şekilde SBYS'de uyarı ekranları ve raporlama sistemi oluşturulur. Bu işlemler acil servis sorumlu tabibi tarafından yapılır veya İlgili personel aracılığıyla yaptırılır. Acil servis sorumlu tabibi tarafından ilgili klinik ya da tabip adına yatırılmak durumunda kalınan hastalar ile ilgili hastane baştabipliği aylık olarak değerlendirme yapar, sorunların tespiti ve çözümüne yönelik tedbirleri alır." hükmü, 4. fıkrasında "Yatış işlemi tesis edilen hastalar hastanede uygun yatak olması durumunda en geç 2 saat içerisinde ilgili kliniğe nakil edilir. Bu sürelerin aşılması halinde ilgililer hakkında idari İşlem başlatılır. Acil servis tabibi tarafından yatışı verilen hastanın ayrıca yatırıldığı klinik tarafından yatış reddi yapılamaz, yatış kararı uyarınca yatış verilen klinik/servis/tabip adına direkt olarak kabul edilirler. Acil servisten bu madde hükmünce yapılan yatışlar için her türlü tıbbi ve hukuki sorumluluk ilgili klinik/tabip uhdesinde olmak kaydıyla ancak taburculuk işlemi yapılabilir. Bu amaçla acil servis sorumlu tabibine veya acil servis nöbetçi tabibine ilgili klinik veya diğer tabipler adına hasta yatış yapma yetkisi tanımlanır." hükmü, 7. fıkrasında Acil servisten yapılan hasta yatışlarında ilgili klinikte uygun yatak bulunmaması hâlinde hasta uygun yatak bulunan diğer servislere yatırılır. Hastanede Uygun yatak bulunmaması durumunda hastanın yatışı ilgili klinik/tabip üzerine verilerek, hasta uygun servise nakil olana kadar takipleri acil serviste gerçekleştirilir. Bu durumda gereken takip, tedavi ve bakım İşlemleri Ilgili klinik tarafından yapılır. Hastanın takibi hastanın fiilen yatırıldığı klinik personelince gerçekleştirilebileceği gibi adına yatış yapılan klinik personelince de gerçekleştirilebilir. Bu hususta ihtilaf oluşması durumunda karar baştabip tarafından verilir. Acil servislerden ilgili klinik dışında başka bir kliniğe yatış yapılan hastalar için lüzumu halinde en kısa sürede ilgili klinikte durumu daha stabil olan hastalar ile yer değiştirme işlemi yapılabilir.” hükümleri yer almaktadır. Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinde Acil sağlık hizmetinin, hizmete ihtiyaç duyulan andan itibaren, kesin tedavi sürecine kadar hiçbir kesinti olmadan verilmesini ve ancak İlk tıbbî müdahale yapıldıktan sonra ileri tıbbî bakım ve tedavi konusunda yetersizlik söz konusu ise başka hastaneye nakil yapılması öngörülmüştür. Dava konusu düzenlemeler ilede bu amaca uygun olarak hastaların acil serviste bekleme sürelerinin kısaltılması ve hastanenin tüm imkanları kullanılmak ve atıl kapasite yaratılmaksızın hastanın başvurduğu sağlık kuruluşunda uzman hekim tarafından değerlendirilerek kesin tedavisinin yapılmasının öncelendiği anlaşıldığından Tebliğin 11. maddesinin 3., 4. ve 7. fıkraları yönünden üst hukuk normlarına ve kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen █████/2025 tarihinde, davacı vekilleri Av. ... ile Av. ...'in ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri ...'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ'in, █████/2022 tarih ve 31952 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE:ESAS YÖNÜNDEN:İlgili Mevzuat:3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde sağlık hizmetlerini vermesinin sağlanacağı; (i) bendinde, sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılacağı, sağlık kurum ve kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanları, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlü olduğu; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (e) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının mevzuat ile belirlenen politika ve düzenlemelere uyumunu denetlemek, gerekli yaptırımları uygulamak Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün; 356. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde ise, yurt içinde meydana gelen afet ve acil durumlardaki tıbbî kurtarma ve acil sağlık hizmetlerini ilgili tüm taraflarla işbirliği ve koordinasyon içinde sağlamak; (e) bendinde, afet ve acil durumlara yönelik sağlık hizmetlerinin sunumunda ihtiyaç duyulacak haberleşme, ilaç, tıbbi ve teknik malzemelere yönelik planlama, tedarik, dağıtım ve depolama faaliyetlerini yürütmek, acil sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli telsiz haberleşme altyapısını kurup işletmek Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.Öte yandan, yataklı tedavi kurumlarında çeşitli hizmetlerin uygulama esaslarını, personelin görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemek ve modern çağın icaplarına ve memleket gerçeklerine uygun, süratli, kaliteli, ekonomik bir hastane işletmeciliği sağlamak amacıyla █████/1983 tarih ve 17927 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin "Acil hizmetleri" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, "Acil hizmetleri, acil polikliniği veya acil servisi, bunlar yoksa nöbetçi tabibi tarafından yürütülür. Bu hizmetler 24 saat süre ile kesiksiz olarak yürütülür." 3. fıkrasında, "Bu hizmetlerde, hizmetin sürekliliğini sağlıyacak şekilde, yeteri kadar sağlık ve yardımcı sağlık personeli ile, hayati önemi haiz araç, gereç ve nöbetçi eczacı bulunmayan kurumlarda da lüzumlu ilaçlar bulundurulur." düzenlemeleri yer almıştır. Bununla birlikte █████/2000 tarih ve 24046 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Yataklı Tedavi Kuruluşları Bünyesinde Yer Alan Acil Servisler" başlıklı 15. maddesinde, "Genel ve katma bütçeli dairelere, il özel idarelerine, belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yataklı tedavi kurumları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait yataklı tedavi kurumları24 saat kesintisiz olarak acil sağlık hizmeti verirler. Bu kurum ve kuruluşlar bünyesinde bulunan acil servislerde, acil hasta ve yaralılar karşılanarak, ilk tıbbî müdahale ve tıbbî bakım yapılır. Hasta veya yaralılar için yönlendirme Merkezin bilgisi dahilinde yapılır. Birinci fıkrada sayılan özel ve kamuya ait bütün hastanelerin acil birimleri, bütün acil başvurularını ayırım yapmaksızın kabul ederler. Başvuran her hasta için acil tıbbî değerlendirme, müdahale ve gerektiğinde stabilizasyon sağlanır.Acil sağlık hizmeti, hizmete ihtiyaç duyulan andan itibaren, kesin tedavi sürecine kadar hiçbir kesinti olmadan verilir. Acil servisler, hastaya hastane öncesi bakım sağlayan ambulans hizmetlerini destekler ve gerekirse tıbbî yönlendirme sağlar.İlk tıbbî müdahale yapıldıktan sonra ileri tıbbî bakım ve tedavi konusunda yetersizlik söz konusu ise, sevki uygun görülen hastane ile koordinasyon sağlanarak verilen tıbbî bakımın tamamı ilgili birim sorumlusu tarafından yazılı olarak belgelendirilir. Bu belge nakil yapılacak kuruma hasta ile birlikte gönderilir. Nakil ancak, stabilizasyon sağlandıktan sonra veya hayatî tehlike veya sakatlık tehlikesi taşıyan hastaların uygun bakımlarının, stabilizasyonlarının ve tedavilerinin mevcut tıbbî-teknik imkanlar ile gerçekleştirilemeyeceğinin tespit edilmesi halinde yapılır.Acil servislerde kaliteli ve itinalı hizmet sunumunun sağlanması için;a) Bu birimler fizikî altyapı, insan gücü, tıbbî cihaz, donanım, lüzumlu ilaç, serum, sarf malzemesi ve ambulans hizmetleri yönünden hiçbir aksaklığa meydan verilmeyecek ve hizmetin 24 saat kesintisiz sunulmasını sağlayacak şekilde yapılandırılır. Hastane acil servisi için organizasyon planı yazılı olarak hazırlanır ve acil servisin faaliyetleri bu yazılı plan çerçevesinde yürütülür.b) Hizmetler; uzman tabip sorumluluğunda, acil sağlık hizmetleri konusunda eğitim görmüş, tecrübeli ve yeter sayıda tabibin, hemşirenin ve diğer personelin de katılımı ile bir bütün olarak yürütülecek şekilde organize edilir. Bütün görevlilerin acil servis birimindeki görev, yetki ve sorumlulukları yazılı olarak hazırlanır ve acil serviste görülebilecek bir yere asılır.c) Bu birimlerde görevlendirilecek personel; hizmetin hedefleri, çalışma standartları, görevleri, yetkileri ve sorumlulukları konusunda hizmet öncesi resmî bir eğitim programına alınır, hizmet sırasında sürekli izlenir ve sonuçlar periyodik olarak değerlendirilir.d) (Değişik: RG 24/3/2004- 25412) Bu birimler fiziki konum itibarıyla araç giriş ve çıkışına elverişli ayrı girişi olan, ambulans park alanı, triaj alanı, hasta yakını bekleme salonu, ayaktan tedavi, gözlem, küçük müdahale, canlandırma üniteleri ile malzeme, haberleşme, güvenlik ve personel odalarından teşkil edilir. Bu birimler zemin katta ve bağımsız görüntü vermekle birlikte hastane dahilinde bulunan tanı, tetkik ve tedavi ünitelerine kolay ulaşılabilir, yönlendirme, tanıtma ve halkla ilişkiler bakımından yeterli ve uygun fiziki nitelikleri haiz olmalıdır.e) Acil servislerde bulunan bütün araç-gereç ve tıbbî donanım, daima kullanıma hazır halde bulundurulur. f) Başvurudan işlemlerin tamamlanmasına kadar, acil vaka ile ilgili bütün veri kayıt ve arşiv sistemi kurularak ilgili mevzuatta öngörülen süre ve usulde saklanır. Adlî vakalara ilişkin işlem ve bildirimler mevzuata uygun olarak yapılır.Acil servislerin malzeme, personel, hizmet kıstasları, fizikî şartları ve diğer hususlar Bakanlıkça belirlenir." kuralına yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine dayanılarak hazırlanan Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ, yataklı sağlık tesislerinde acil servislerin, çağın gerekleri ile günümüz ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak geliştirilmesi, personel ve hizmet kıstasları ile fiziki şartların, tıbbi teknoloji ve donanımın asgari standartlarının belirlenmesi, hastane öncesi acil sağlık hizmetleriyle etkin olarak koordinasyonun sağlanması, yataklı sağlık tesisinin statüsüne, hizmet verilen bölgenin ihtiyaç ve şartlarına göre seviyelendirilmesi, triyaj işlemleri, tedavi süreçleri ile konsültasyon, yatış, sevk ve nöbet hizmetlerine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi maksadıyla █████/2022 tarih ve 31952 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri uyarınca, genel anlamda, sağlık hizmetlerinin planlanması, yürütülmesi, hizmet standartlarının belirlenmesi ve denetlenmesi yetkisinin; uyuşmazlığın özelinde ise, acil sağlık hizmetlerinin yurt sathında eşit, ulaşılabilir, kaliteli, süratli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak maksadıyla, sağlık hizmeti sunan ve sağlık hizmeti ile ilgili olan bütün kurum ve kuruluşların uymakla mükellef oldukları esaslar ile bu kuruluşlar arasında koordinasyon temin edilmesine ve Bakanlık tarafından yürütülecek olan acil sağlık hizmetlerinin sevk ve idaresine dair usul ve esasları belirleme yetkisinin Sağlık Bakanlığına verildiği hususunda duraksama bulunmamaktadır. Acil sağlık hizmetlerinin, 24 saat süreklilik arz eden, geciktirilemez ve ertelenemez nitelikte bir kamu hizmeti olduğu ve bu hizmetlerin organizasyonuna ilişkin düzenlemelerin idarenin takdir yetkisi kapsamında bulunduğu, bu çerçevede davalı idareye tanınan yetki kapsamında dava konusu Tebliğ'in tesis edildiği anlaşılmaktadır. A) Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin incelenmesi:Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinde, acil servis, kamu, üniversite ve özel yataklı sağlık tesisleri bünyesinde yer alan ve acil sağlık hizmeti ihtiyacı olan hastalara sağlık hizmeti sunulan poliklinik ve yataklı servis işlevi görebilen sağlık tesisi bölümü; (b) bendinde, acil servis hizmetleri, ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda hastaların sakatlık ya da ölümden korunması amacıyla yapılması gereken müdahale veya tedaviye yönelik acil serviste yapılan tıbbi hizmetleri şeklinde tanımlanmıştır. Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, acil servisin, sağlık hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler tarafından kurulmuş yataklı tedavi kuruluşları bünyesinde yer alan acil servislerini; (i) bendinde ise, acil sağlık hizmetlerinin, acil hastalık ve yaralanma hallerinde, konusunda özel eğitim almış ekipler tarafından, tıbbi araç ve gereç desteği ile olay yerinde, nakil sırasında, sağlık kurum ve kuruluşlarında sunulan tüm sağlık hizmetlerini ifade ettiği belirtilmiş, aynı Yönetmeliğin 15. maddesinde de, acil servislerin malzeme, personel, hizmet kıstasları, fizikî şartları ve diğer hususların Bakanlıkça belirleneceği düzenlenmiştir.Yataklı Tedavi İşletmeleri Yönetmeliği'nin "C–Acil Hizmetleri" başlıklı 14. maddesinde, "Acil hizmetleri, acil polikliniği veya acil servisi, bunlar yoksa nöbetçi tabibi tarafından yürütülür. Bu hizmetler 24 saat süre ile kesiksiz olarak yürütülür.Acil servis baştabibin teklifi ve Valilik onayı ile kurulur ve tescil için Sağlık Bakanlığına bildirilir.Bu hizmetlerde, hizmetin sürekliliğini sağlıyacak şekilde, yeteri kadar sağlık ve yardımcı sağlık personeli ile, hayati önemi haiz araç, gereç ve nöbetçi eczacı bulunmayan kurumlarda da lüzumlu ilaçlar bulundurulur." kuralı düzenlenmiştir. Buna göre, dava konusu Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile yapılan acil servis ve acil sağlık hizmetleri tanımlarının, Tebliğ'in dayanakları arasında yer alan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nde yer alan tanımlarla uyumlu olduğu, davalı idarenin savunmasında yer aldığı üzere, Dünya Sağlık Örgütü tarafından ve bir çok anlaşma ve sözleşmelerde de benzer tanımlamalara yer verildiği, acil servislerde ilk tıbbi müdahale, stabilizasyon, yatış, sevk ve yönlendirme süreçlerinin bir bütün olarak ele alındığı, acil sağlık hizmetinin kesin tedavi aşamasına kadar kesintisiz şekilde sunulacağının düzenlendiği, bu bağlamda, dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normları ile hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan her ne kadar davacı tarafından, “kronik hastalığın akut atağı” ibaresi ile “hastayı komplikasyon ve morbiditeden koruma” amacının tanımlardan çıkarılmasının hukuka aykırı ve eksik düzenleme niteliğinde olduğu ileri sürülmekte ise de, acil servise başvurulabilecek hallerin sayma yoluyla sınırlı olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, tanımda yer alan “ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlar” ibaresinin, kronik hastalıkların akut alevlenmeleri ve komplikasyondan korunma hallerini de kapsadığı açık olduğundan, davacının bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. B) Tebliğ'in 7. maddesinin 2. fıkrasının (j), (k) ve (l) bentlerinin (psikodestek odası, acil psikiyatri odası ve tutuklu muayene odası) incelenmesi: Dava konusu Tebliğ'in "Acil servis fiziki yapısına dair şartlar" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında acil servisteki tıbbi hizmet alanlarına ilişkin şartlar belirlenmiş; anılan fıkranın (j) bendinde, "Acil servislerde hasta veya yakınları ile yapılacak görüşmelerde kullanılması amacıyla psikodestek odası bulunabilir ve bu birimde lüzumu halinde hasta veya yakınlarının teskin edilmesi amacıyla manevi destek personeli dahil ilgili diğer personel arasından görevlendirme yapılabilir." kuralı; (k) bendinde, "Acil servislerde hastanın kendine zarar vermesini önleyecek şekilde tefriş edilmiş, oda kapısında hastanın takibine uygun, mahremiyeti bozmayacak şekilde gözlem imkanı bulunan ve gerekli diğer donanıma sahip acil psikiyatri odası bulunabilir." kuralı ve (l) bendinde, "Acil servis içinde veya yakın komşuluğunda, gözaltındaki, tutuklu veya mahkûm hastaların acil muayene ve basit tedavi ve takip işlemlerinin yapılabileceği, uygun şekilde tedbirleri sağlanmış tutuklu muayene odası bulunabilir." kuralı düzenlenmiştir. Davacı tarafından, bu düzenlemelerin muğlak ve belirsiz olduğu, anılan hükümlerin uygulanmasının yetkin olmayan personelin görev almasına yol açabileceği ve hasta güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ileri sürülmüştür. Dava konusu düzenlemelere bakıldığında, (j) bendinde yer verilen psikodestek odasının, acil serviste durumu kritik olan veya hayatını kaybeden hasta yakınlarının teskin edilmesi amacıyla kullanılan genel kullanım alanları dışında bulunan oda olarak tanımlandığı, acil servis seviyelerinin hiçbirinde bulunmasının zorunlu olmadığı, hastalara değil hasta yakınlarına yönelik olduğu, böylece sağlıkta şiddetin önlenmesi ve toplum sağlığının korunmasının amaçlandığı; (k) bendinde yer verilen acil psikiyatri odasının, acil servislerde hastanın kendine zarar vermesini önleyecek şekilde tefriş edilmiş, oda kapısında hastanın takibine uygun, mahremiyeti bozmayacak şekilde gözlem imkanı bulunan ve gerekli diğer donanıma sahip oda olarak tanımlandığı, hasta mahremiyetinin gözetilerek acil servislerde farklı bir odada ve izole bir şekilde psikiyatri hastalarına özgü sağlık hizmeti sunumuna ve tıbbi takibinin sürekliliğini sağlamaya imkan tanıdığı ve acil servislerde bulunmasının zorunlu olmadığı, tercihe bırakıldığı; (l) bendinde düzenlenen tutuklu muayene odasının ise, tutuklu hastaların acil muayene ve tedavisinin yapılabileceği güvenlik tedbirleri sağlanmış acil servis içinde veya yakın komşuluğunda oda şeklinde tanımlandığı, mevcut mevzuat ve protokollerle uyumlu olduğu, gerekli güvenlik önlemlerinin alınması ile genel hasta grubundan adli hastaların izole edilerek yine hasta mahremiyetinin ve kamu güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı, bu odaların da sağlık kuruluşları bakımından zorunlu tutulmadığı görülmektedir. Buna göre, Yönetmeliğin tamamı ve amacı birlikte incelendiğinde, dava konusu düzenlemelerin, farklı hasta gruplarının özel durumlarına ilişkin olarak sağlık hizmetinin daha kaliteli, güvenli ve nitelikli sunumuna katkı sağlamak ve hasta mahremiyetini öncelemek amacıyla getirildiği, yetkin olmayan personelin görev almasının söz konusu olmadığı, zira düzenlemelerin acil servislerin fiziki yapılarına ilişkin olduğu, anılan kurallarda görev yapacak sağlık meslek mensuplarının ayrıca belirtilmemesinin eksiklik içerdiğinden söz edilemeyeceği, yetkili ve görevli olmayan personel tarafından sağlık hizmeti sunumunun ilgili mevzuatı uyarınca zaten mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerde üst hukuk normlarına, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. C) Tebliğ'in 10. maddesinin 5. fıkrasının incelenmesi: Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin "C – Nöbet Esasları" başlıklı 41. maddesi "Genel olarak yataklı tedavi kurumlarında nöbet; normal çalışma saatleri dışında ve resmi tatil günlerinde dışarıdan gelecek hastalarla, kurum içindeki hastaların acil durumlarında tıbbi ve bununla ilgili idari ve teknik yardımları vaktinde sağlıyabilmek, olması muhtemel idari ve teknik olay ve kasalara zamanında müdahale edebilmek amacını güder. a) Nöbet Saat 8.00 den ertesi gün 8.00 e kadar devam eder. Nöbetçi olanlar hiçbir surette kurumdan ayrılamazlar. b) Nöbetçi personel nöbeti teslim alacak personel gelmeden ve nöbetinde geçen önemli olaylar, izlenecek hususlar hakkında gerekli bilgiyi vermeden ayrılamaz. Nöbeti teslim alacak vaktinde gelmediği takdirde, durum baştabibe bildirilir, gerekli tedbir alındıktan sonra eskisi ayrılabilir. c) Nöbet günleri ancak baştabiblik müsaadesiyle değiştirilir. Bu takdirde nöbetçinin kabul edilebilir bir mazeretinin bulunması, değişikliğin hastane müdürü tarafından daha önceden nöbet cetvellerine işlenmesi ve ilgililere duyurulması gerekir. d) Nöbet hizmetleri, yataklı tedavi kurumlarının tiplerine, yatak ve personel kadrosuna, yer ve önemine, faaliyetinin çokluğuna göre ayrı ayrı hükümlere tabidir. e) Gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilmez. Geceyi yoğun mesai ile uykusuz geçiren personele, kurumun personel durumu ve imkanları müsait olmak, hizmeti aksatmamak kaydıyle evinde veya kurum içersinde lüzum görüldüğü sürece dinlenmesi için baştabib izin verebilir. Bu takdirde de bunlar acil durumlarda baştabib veya nöbetçi tabibin davetine uymaya mecburdurlar. Hafta tatillerinde ve resmi tatil günlerinde nöbet tutanlara hizmeti aksatmamak kaydıyle diğer iş günlerinde nöbet süresi kadar izin verilebilir. f) Kurum nöbet cetvelleri her hizmet bölümü veya meslek grubu için ayrı ayrı düzenlenir. Nöbet listeleri aylık olarak hazırlanır; tabib ve doğrudan baştabibliğe bağlı görevlilerin listelerini baştabiblik, idareye bağlı personelin listesini hastane müdürlüğü, başhemşireliğe bağlı olanların listelerini ise baş hemşirelik düzenler ve bunları baştabib onaylar. Nöbet listelerinin birer örneği baştabib odasına, nöbetçi tabib odalarına ve ayrıca kurumun görülebilen bir yerine asılır. Birer örneği de Sağlık müdürlüğüne gönderilir. Nöbet listeleri normal günler için ayrı, Cumartesi, Pazar, bayram ve tatil günleri için de ayrı olarak düzenlenir. Nöbet listelerinin düzenlenmesinde yıllık izinler dikkate alınır. g) Nöbet tutan her meslek grubu için sahifeleri numaralı ve tasdikli bir nöbet defteri tutulur. Nöbetçiler bu deftere nöbetlerinde geçen önemli olayları saat belirleyerek ve bir sonraki nöbetçiye devredilen tıbbi, idari ve teknik işlerle ilgili önerilerini kaydeder. Nöbet defterleri her gün hastane müdürü tarafından tetkik edilerek gerekleri yapılır. Önemli hususlarda baştabibe iletilir." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin "Nöbet Türleri" başlıklı bölümünün 42. maddesinde ise, "Nöbet hizmetleri evde nöbet, normal, acil, branş nöbeti olarak dört şekilde yürütülür. Acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde, tutulacağı hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin gereklerine göre baştabib tarafından tesbit edilir. Eğitim Hastanelerinde de uzman ve uzmanlık eğitimi görenlerden kimlerin hangi nöbete gireceklerini ve ne nöbeti tutacaklarını da baştabib tesbit eder. A) İcapçı nöbeti (Ev nöbeti): Uzman adedi nöbet tutacak miktarlardan az, fakat birden fazla olan kurumlarda uzmanlar sırayla ev nöbetini tutarlar. Bunun için aylık ev nöbet listeleri hazırlanır. Ev nöbetçisi mesai saatleri dışında kurumun idari ve tıbbi her türlü gereklerinden sorumludur. Ev nöbetçisi akşam vizitlerini yapmaya, mesai dışında bulunduğu yeri bildirmeye, kuruma her davette gelmeye mecburdur. B) Normal Nöbetler: Mesai saatleri dışında personelin mesai başlangıç saatini değiştirerek veya vardiye sistemi ile gördürülemeyen veyahut bunların dışında kalan hizmetlerin yürütülmesi için düzenlenen nöbet şeklidir. Bundan amaç; ilgili hizmetin mesai saati dışındaki devamını sürdürerek idari ve tıbbi hizmetlerde süreklilik sağlamaktadır. Bu nedenle, bu nöbete kalan görevliler mensub olduğu hizmet bölümü amirinin yetki ve sorumlulukları ile mesleğinin yetki ve sorumluluklarını haizdirler. Bu nöbetin tutulduğu kurumlarda, acil vak'alar için ayrıca nöbet veya hizmet birimi bulunmadığı takdirde acil vak'a muayenesini ve gerekli ilk yardım ve tedaviyi nöbetçi tabib yapar. Vak'a kendi branşıyle ilgili değilse süratle ilgili dal uzmanını ve acil vak'a için gerekli görülen diğer personeli de davet eder. Bu nöbetle birlikte acil veya branş nöbeti tutulan kurumlarda normal nöbeti tutan tabib, baştabib yetkilerini haiz olarak sadece idari amir sorumluluğunu yüklenir. Eğitim hastaneleri dışında uzman baştabib yardımcısı ile birlikte uzman tabib adedi normal nöbet tutmaya müsait kurumlarda baştabib yardımcıları da normal nöbete girerler. C) Acil nöbetler: Uzman durumu müsait olan kurumlarda lüzum görülen branşlar için normal nöbete ilave olarak ayrıca acil nöbeti konulabilir. Bu takdirde acil nöbetine iştirak edecek diğer sağlık ve yardımcı sağlık personelinin kimler olacağını ve bunların miktarını baştabib tesbit eder. Acil nöbeti tutanlar bir başka nöbete dahil edilmezler. Acil nöbeti tutan uzmanın talebi üzerine yapılacak, çağrıya ilgili dal uzmanı ve diğer personel uymaya zorunludur. D) Branş nöbeti: Birden fazla genel cerrahi, iç hastalıkları klinikleri ve kadın hastalıkları ve doğum kliniği bulunan yataklı tedavi kurumlarında uzman ve klinik adedi gözönüne alınarak acil hizmetiçin kliniklere bütün personeliyle birlikte branş nöbeti tutturulabilir. Gerek görülürse ve uzman adedi yeterli bulunduğu takdirde acil vak'ası bulunan dallardan birer uzman, yoksa kıdemli uzmanlık eğitimi görenler de bu ekibe eklenebilir, veya davet edilebilir. Branş nöbetini üstlenen klinikler, gece nöbetini ifa edecek tabib ve personel ekiplerini düzenleyerek gereği yapılmak üzere baştabibliğe verirler. Bu kliniklere gereğinde başka hizmetlerden personel takviyesi yapılabilir. Branş nöbetlerini üstlenen klinikler o dalın acillerinin yatarak tedavi hizmetlerini de ifa ederler ve bu klinik personeline başkaca nöbet hizmetleri verilmez." düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, anılan düzenlemelerde yataklı tedavi kurumlarında acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde, tutulacağı hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin gereklerine göre baştabip tarafından belirleneceği açıkça düzenlenmiş olup, söz konusu düzenleme ile idareye, sağlık hizmetinin sürekliliğini sağlamak amacıyla nöbet planlaması konusunda geniş bir takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Tebliğ'in 10. maddesinin 5. fıkrasında "Acil tıp uzmanı veya çocuk acil tıp yan dal uzman sayısı yeterli olmayan hastanelerde tüm uzman tabipler, acil servis sorumlu tabibinin teklifi baştabibin onayı ile acil servis nöbet görevine dahil edilebilirler." kuralı getirilmiştir. Sağlık hizmetleri genel olarak, 24 saat süreklilik arzeden, geciktirilemez ve ertelenemez nitelikte bir kamu hizmeti olmasının yanı sıra acil servis hizmetlerinin, normal sağlık hizmetlerinden farklı olarak ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri beklenmeyen durumlarda oluşan sağlık sorunlarında, sakatlık ya da ölümden korunması amacıyla, hastanın acil serviste görevli sağlık personeli tarafından tıbbi araç ve gereç desteği ile değerIendirilmesi, tanısının konulması, tıbbi müdahale ve tedavisinin yapılması için yataklı sağlık tesislerinde sunulan acil sağlık hizmetlerini ifade etmektedir. Bu hizmetin sunumunda yaşanacak en küçük bir gecikme telafisi olmayan sakatlıklara ve ölümlere yol açabilir. Hal böyle olunca bu hizmeti veren sağlık personeli acil servisteki sağlık hizmetinin en temel unsuru haline gelmekte olup, bu durum acil servislerde kesintisiz bir hizmet verilmesini teminen, buralarda görevli olan uzman tabiplerin, yeterli sayıda acil tıp uzmanı veya çocuk acil tıp yan dal uzmanı bulunmayan yerlerde tüm uzman tabiplerin acil servis nöbet görevine hizmet gerekleri dikkate alınarak dahil edilmelerinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. D) Tebliğ'in 11. maddesinin 3., 4. ve 7. fıkralarının incelenmesi: Tebliğ'in 11. maddesinin 3. fıkrasında, “Acil servislerde hasta takibinin 8 saati geçmemesi esastır. Hastaların en geç 8 saat içerisinde ilgili kliniğe nakli sağlanmalıdır. Bu süre içerisinde kesin tanısı konulamamış veya birden fazla kliniği ilgilendiren hastalar acil servis sorumlu tabibi tarafından değerlendirilir ve Ihtiyaç duyulduğu öngörülür ise tıbbi durumunun gerektirdiği en uygun uzmanlık dalına ait klinik veya tabip adına yatışı verilir. 8 saati geçen takiplerde hasta bazında baştabipliğe ve ilgili kliniklere ulaşacak şekilde SBYS'de uyarı ekranları ve raporlama sistemi oluşturulur. Bu işlemler acil servis sorumlu tabibi tarafından yapılır veya İlgili personel aracılığıyla yaptırılır. Acil servis sorumlu tabibi tarafından ilgili klinik ya da tabip adına yatırılmak durumunda kalınan hastalar ile ilgili hastane baştabipliği aylık olarak değerlendirme yapar, sorunların tespiti ve çözümüne yönelik tedbirleri alır." kuralına; 4. fıkrasında, "Yatış işlemi tesis edilen hastalar hastanede uygun yatak olması durumunda en geç 2 saat içerisinde ilgili kliniğe nakil edilir. Bu sürelerin aşılması halinde ilgililer hakkında idari İşlem başlatılır. Acil servis tabibi tarafından yatışı verilen hastanın ayrıca yatırıldığı klinik tarafından yatış reddi yapılamaz, yatış kararı uyarınca yatış verilen klinik/servis/tabip adına direkt olarak kabul edilirler. Acil servisten bu madde hükmünce yapılan yatışlar için her türlü tıbbi ve hukuki sorumluluk ilgili klinik/tabip uhdesinde olmak kaydıyla ancak taburculuk işlemi yapılabilir. Bu amaçla acil servis sorumlu tabibine veya acil servis nöbetçi tabibine ilgili klinik veya diğer tabipler adına hasta yatış yapma yetkisi tanımlanır." kuralına; 7. fıkrasında ise, "Acil servisten yapılan hasta yatışlarında ilgili klinikte uygun yatak bulunmaması hâlinde hasta uygun yatak bulunan diğer servislere yatırılır. Hastanede Uygun yatak bulunmaması durumunda hastanın yatışı ilgili klinik/tabip üzerine verilerek, hasta uygun servise nakil olana kadar takipleri acil serviste gerçekleştirilir. Bu durumda gereken takip, tedavi ve bakım İşlemleri Ilgili klinik tarafından yapılır. Hastanın takibi hastanın fiilen yatırıldığı klinik personelince gerçekleştirilebileceği gibi adına yatış yapılan klinik personelince de gerçekleştirilebilir. Bu hususta ihtilaf oluşması durumunda karar baştabip tarafından verilir. Acil servislerden ilgili klinik dışında başka bir kliniğe yatış yapılan hastalar için lüzumu halinde en kısa sürede ilgili klinikte durumu daha stabil olan hastalar ile yer değiştirme işlemi yapılabilir.” kuralına yer verilmiştir. Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nin 5. maddesine göre, acil sağlık hizmetlerinin ülke genelinde sunulabilmesi için, kesintisiz olarak, bir ekip anlayışı içinde yürütülmesinin ve kısa zamanda ulaşılabilir olmasının esas olduğu; 15. maddesinde ise, acil servislerde, acil hasta ve yaralıların karşılanarak, ilk tıbbî müdahale ve tıbbî bakımın yapılacağı; başvuran her hasta için acil tıbbî değerlendirme, müdahale ve gerektiğinde stabilizasyonun sağlanacağı; acil sağlık hizmetinin, hizmete ihtiyaç duyulan andan itibaren, kesin tedavi sürecine kadar hiçbir kesinti olmadan verileceği ve acil servislerin, hastaya hastane öncesi bakım sağlayan ambulans hizmetlerini destekleyeceği ve gerekirse tıbbî yönlendirme sağlayacağı ve ilk tıbbi müdahale yapıldıktan sonra ileri tıbbi bakım ve tedavi konusunda yetersizlik söz konusu ise, hastanın başka hastaneye sevk edileceği düzenlenmiştir. Buna göre, acil sağlık hizmetlerinin temel amacının, hastanın en kısa sürede uygun tedaviye erişimini sağlamak olduğu dikkate alındığında, dava konusu düzenleme ile getirilen sürenin, hastaların ilgili kliniğe yönlendirilmesini hızlandırmaya, acil servislerdeki yoğunluğu azaltmaya ve sağlık hizmetinin etkinliğini artırmaya yönelik olduğu, acil servislerin uzun süreli gözlem ve tedavi alanı olarak kullanılmasının hizmetin niteliğiyle bağdaşmayacağı, bu yönüyle düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bulunduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacı acil servis sorumlu tabibine, belirli koşullarda ilgili klinik adına yatış yapma yetkisi verilmesinin, klinik hekimlerinin mesleki kanaatini bertaraf ettiği iddia edilmekte olup, Tebliğ’de, yatış sonrası sürecin ilgili klinik tabibi tarafından yürütüleceği ve taburculuk işlemlerinin klinik hekimince gerçekleştirileceği açıkça düzenlendiği görüldüğünden, düzenlemenin, klinik hekimin mesleki bağımsızlığını ortadan kaldırdığından veya Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’ne aykırılık oluşturduğundan söz edilemeyecektir. Bununla birlikte, davacı tarafından, önceki Tebliğ’de açıkça belirtilmiş olan stabilizasyon yasağının dava konusu Tebliğ’de muğlaklaştırıldığı iddia edilmekte ise de, dava konusu düzenlemede hastanın stabil hale gelmeden sevk edilmemesinin esas alındığı ve bu durumun acil tıp ilkeleriyle uyumlu olduğu açık olduğundan, davacının bu yöndeki iddialarına da itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.