Birliğin Uzaktan Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinin hukuki belirsizlik, eksik düzenleme, kamu yararı ve mesleki deontolojiye aykırılık iddialarıyla çeşitli maddelerinin iptali davası.
Özet: Bir sendika, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelikin birçok maddesinin ve eklerinin iptalini talep ederek, bu düzenlemelerin hizmet yeterliliği, altyapı ve operasyonel koşullara ilişkin belirsiz kriterler içermesi, sistem özellikleri ve mali yükümlülükler konusunda eksik düzenlemeler barındırması, mesleki kuruluşlarla istişare edilmemesi, mevcut sağlık planlama mevzuatı ile çelişmesi ve Bakanlık tarafından hassas hasta kayıtlarına geniş erişim ve veri güvenliği endişeleri taşıması nedeniyle hukuki belirlilik, hukuk devleti ilkeleri ve hasta haklarına aykırı olduğunu iddia etmektedir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
DAVACI : ... Birliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 5., 6., 7. ve 8. maddelerinin eksik düzenleme nedeniyle, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibarelerinin, 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ile 2. fıkrasının, 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "uygulanabilir oldukları ölçüde" ibaresinin ve anılan Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. satırlarının hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, 5. madde yönünden, Bakanlıkça bu maddeye göre kurulacak sistemin nasıl olacağının, sağlık hizmet sunucularına getireceği mali yükünün bilinmediği, maddenin 3. fıkrası kapsamında Bakanlıkça belirlenen işlemlerin neler olduğunun açıklanmadığı, oysa kullanımı zorunlu kılınan sistemin özellikleri ve standardı ile Bakanlıkça belirlenecek işlemlerin sağlık tesisinin bilgi yönetim sistemine bildirilmesi ve aktarılmasının hukuka uygun olup olmadığının denetiminin yapılabilmesi için öncelikle bunların bilinmesinin gerektiği, dava konusu düzenlemenin hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği ve eksik düzenlenmesinin Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu; 6. madde yönünden, maddede sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan altyapı ve teknik donanım gibi hususlara ilişkin kriterlerin açıkça düzenlenmediği, bu hizmeti sunmak isteyecek sağlık tesisleri için bu hususların açıklanmasının ve bilinebilir olmasının önemli olduğu; 7. madde yönünden, “Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler uzaktan sunulabilir” denilerek bentler halinde yapılabilecek işlemlerin, sunulabilecek hizmetlerin sıralandığı, bu düzenlemede koşul olarak ileri sürülen “uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak” ibaresinin belirsiz olduğu, hizmet sunucularının subjektif değerlendirmelerine göre uzaktan verilecek sağlık hizmetlerinin farklılık göstereceği, bu fıkranın, neredeyse tüm sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulabileceği genişlikte düzenlendiği, ancak hangi durumlarda ve kimlere, hangi ihtiyaç dolayısıyla uzaktan sağlık hizmeti verilebileceğinin somut ölçütler ile belirlenmesinin ve bu şekilde sunulacak hizmetlerin standardize edilmesinin gerektiği, hem halk sağlığını hem de mesleki deontolojiyi koruma görevi kanun ile verilmiş olan Türk Tabipleri Birliğinden ve tıpta uzmanlık dernekleri ile diğer ilgili kurum ve kuruluşlardan herhangi bir görüş alınmadığı, dava konusu düzenlemenin bu haliyle nitelikli bir sağlık hizmeti verilmesinin önünde engel oluşturabileceği, mesleki standartlara, dolayısıyla hukuka uygun olmayan hizmet sunumunun önünü açacağı, kamu yararına ve hizmetin gereğine aykırı olduğu, maddenin eksik düzenleme nedeniyle iptali gerektiği; 8. madde yönünden, dava konusu maddenin 1. fıkrasında, “gerekli şartların sağlanması” koşulu ile uzaktan sağlık hizmeti sunmak için faaliyet izin belgesi verileceğinin belirtildiği, bu şartların ne olduğunun ise Yönetmelikte gösterilmediği, bunların Yönetmelikte gösterilmesinin hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olduğu; 7. maddenin 2. fıkrası yönünden, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca planlamaya ilişkin olarak Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 6. ve Ek 4. maddeleri ile Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde yer verilen temel ilkelere aykırı düzenleme yapıldığı, hekimlerin pek çok sağlık kurum ve kuruluşunda hizmet sunmasına yol açılacağı, dava konusu düzenlemenin diğer Yönetmelik hükümleri ile çeliştiği; 9. maddenin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresi, 12. maddenin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibareleri, 13. maddenin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ile 2. fıkrası, Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. satırları yönünden, dava konusu düzenlemelerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. ve Anayasa’nın 20. maddesi ile korunan özel hayatın gizliliğini, kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel kuralları ihlal ettiği, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları ile Tıbbi Deontoloji Tüzüğüne aykırı şekilde, hekimin yükümlülüğü olan hasta mahremiyetinin ihlali sonucunu doğurduğu, hastanın sırrının ve mahremiyetinin her koşulda korunmasının gerekliliğine pek çok uluslararası belgede yer verildiği, “kişisel veri” ve “hasta sırrı” kavramlarının geniş yorumlanmasının gerektiği, bu kavramların sadece hastalığın türü ve gelişimi, anamnez, teşhis, tedavi tedbirleri, prognoz, psikolojik bozukluklar, maddi ve ruhsal bozukluklar veya özel durumlar, hasta dosyası, radyolojik görüntüleri, muayene sonuçlarını kapsamadığı, ayrıca bütün kişisel, ailevi, mesleki, ekonomik ve mali durumları da kapsadığı, kimliği belirli veya belirlenebilir kişiye ait her türlü bilginin “kişisel veri” olarak tanımlandığı, kişinin sağlığı ve kişiye sunulan sağlık hizmetleri ile ilgili verilerin ise “özel nitelikli kişisel veri” olarak kabul edildiği, bunların özel olarak korunmasının gerektiği, birey ile hekim arasındaki ilişkinin temel dayanağının güven olduğu, bunun sağlık hakkının korunması ve sürdürülmesi açısından temel bir gereklilik olduğu, bu nedenle de sağlık hizmetlerinde mahremiyetin korunmasının zorunlu olduğu, nitekim daha önce mesleğini muayenehanesinde serbest olarak yürüten hekimlerin hastalarına ait kişisel ve sağlık bilgilerini Muayene Bilgi Yönetim Sistemine (MBYS) girmelerini konu edinen genel yazının yürütmesinin, Danıştay Onuncu Dairesinin E:█████████ sayılı dosyasında durdurulduğu, anılan yazının hukuki dayanağını oluşturan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddesinin de Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2020 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile iptal edildiği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 4. maddesine göre kişisel verilerin, hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olarak belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmesi ve işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması gerektiği, bu koşullar bulunmadığı halde hastalara ait özel nitelikli kişisel bilgilerin Bakanlıkça alınmasına ilişkin yapılan düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, anılan Kanun uyarınca, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınmasının şart olduğu, bu çerçevede, özel nitelikli kişisel veri işleyen veri sorumluları tarafından alınması gereken yeterli önlemlerin Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlendiği, buna göre "Özel nitelikli kişisel verilerin güvenliğine yönelik sistemli, kuralları net bir şekilde belli, yönetilebilir ve sürdürülebilir ayrı bir politika ve prosedürün belirlenmesi"nin zorunlu olduğu, dava konusu düzenlemelerde ise bu yönden bir belirlilik bulunmadığı, "Diğer kurum ve kuruluşlarca hazırlanan ve kişisel verilere ilişkin hüküm içeren mevzuat taslakları hakkında görüş bildirmek" Kişisel Verileri Koruma Kurumunun görev ve yetkileri arasında sayıldığı, ancak bakılan davada Kurumdan görüş alındığına dair bir bilgi bulunmadığı, ayrıca Yönetmeliğin 12. maddenin 4. fıkrasında, tarafların açık rızası olması hâlinde sunulan uzaktan sağlık hizmetine ilişkin alınan görüntülü veya sesli kayıtların, oniki aydan fazla saklanamayacağı ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silineceğinin düzenlendiği, kimlik doğrulamanın da bu yolla yapılacağı düşünüldüğünde hasta kayıtlarının bir parçası haline gelen anılan kayıtların diğer hasta kayıtlarının saklanacağı süre kadar korunması gerektiği, bu nedenle hukuka aykırı olan düzenlemelere bağlı olarak öngörülen yaptırım hükümlerinin de hukuka aykırı olacağı, ayrıca ceza düzenlemelerinin yasa ile yapılması gerektiği, dava konusu yaptırımların herhangi bir yasal dayanağının da olmadığı; 14. maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "uygulanabilir oldukları ölçüde" ibaresi yönünden, düzenlemenin kendi içinde çelişkili olduğu, bilimsel ve etik olarak kabul edilemeyeceği, asgari tıbbi gerekliliğin uzaktan sağlık hizmeti ile sağlanamadığı durumda hizmetin uzaktan verilmemesinin gerekeceği, zira temel hukuksal ve etik kuralların, sağlık hizmetinin mesleki standartlara göre sunulmasını zorunlu kıldığı, söz konusu standartlardan herhangi bir sebeple ödün verilmesinin düşünülemeyeceği, kamu yararına ve hizmetin gereğine uygun olmadığı iddia edilmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, davacı Birliğin, Yönetmeliğin üyeleri ile ilgili olmayan kısımlarının iptalini istemekte menfaatinin bulunmadığı, bu kısımları yönünden davanın öncelikle subjektif ehliyet yokluğundan reddi gerektiği; esas yönünden, sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbi teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek maksadıyla hazırlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu, Aralık 2019 döneminde Çin Halk Cumhuriyeti'nin Vuhan kentinde ortaya çıkan ve çeşitli ülkelerden bildirimi yapılan yeni bir alt tipe bağlı Koronavirüs hastalığının (covid-19) tüm dünya için halk sağlığı tehdidi oluşturduğu, covid-19'un ülkemizde de ilk vakanın görüldüğü █████/2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi ilan edildiği, covid-19 ile mücadelede temaslı takibi ve sürveyans da dâhil olmak üzere tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin bir milyondan fazla sağlık çalışanı ile yürütüldüğü, Bakanlıklarınca bu süreçte sağlık kuruluşlarındaki yoğunluğun en aza indirilmesi ve sağlık çalışanlarının üzerindeki yükün azaltılması amacıyla birçok alanda tedbir alındığı, pandemi süreci kapsamında bulaşın azaltılması ve riskli kişilerin halk sağlığını tehdit etmeden sağlık hizmetlerine ulaşması açısından çalışma başlatıldığı, bu kapsamda Tele Sağlık Sistemi olarak planlanan uzaktan görüntülü muayene hizmeti (https://dr.enabiz.gov.tr) uygulamasının geliştirilerek kamu hastanelerinde uygulamaya konulduğu, dava konusu Yönetmeliğin hazırlandığı, bu Yönetmelik ile uzaktan sağlık hizmeti sunumuna uygun olan tüm alanlarda sağlık hizmeti sunumunun önünün açıldığı, Yönetmeliğin hazırlık aşamasında Sosyal Güvenlik Kurumu, Yükseköğretim Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile ilgili Bakanlık birimlerinin görüşleri alınarak büyük bir titizlikle çalışmalar yürütüldüğü, alınan bu görüşler dikkate alınarak taslak metnin revize edildiği; Yönetmeliğin 5. maddesinin uzaktan sağlık hizmetinin güvenli yazılımlar aracılığıyla gerçekleştirilmesini sağladığı, pandemi döneminde sağlık tesislerince sunucuları yurt dışında olan uygulamaların kullanıldığının görüldüğü, bunlar sağlık verisini işlemek amacıyla tasarlanmadığından ciddi güvenlik açıklarının olabildiği, sağlık hizmeti sunumunda kullanılacak uygulamaların Bakanlık tarafından denetlenmemesi halinde hasta mahremiyetine aykırı sonuçlar doğmasının muhtemel olduğu, bu olumsuz sonuçların önüne geçmek amacıyla uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenerek ilan edileceğinin belirtildiği, anılan asgari özelliklerin, teknolojik gelişmelere ve çağın gereklerine göre Genel Müdürlük tarafından güncellenebileceği, kamuoyuna Bakanlığın resmi internet sitesinden ilan edileceği, güncellemelerin de aynı şekilde duyurulacağı, bu doğrultuda uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenerek █████/2022 tarihinde kamuya duyurulduğu, uzaktan sağlık bilgi sistemi geliştiricilerine yönelik kılavuzun da aynı şekilde kamuoyuna ilan edildiği, Sağlık Bilgi Sistemleri tarafından belirlenen asgari standartları içeren dokümanların, hasta mahremiyetini en üst düzeyde korumak, kötü niyetli kişilerin hasta verilerine erişimini engellemek, hastaların bilişim suçlarına maruz kalarak mağduriyet yaşamalarını engellemek adına yazılımlara ilişkin güncel güvenlik standartları içerdikleri, bir yazılımın sahip olması gereken asgari özelliklerin Yönetmelik ile düzenlenmesi halinde belirlenen asgari güvenlik standartlarının hızlıca çağın gerisinde kalabileceği, bunun yerine Yönetmelik ile ana çerçevenin çizildiği, sınırların belirlendiği, teknolojik gelişmelere bağlı olarak düzenli revize edilmesi gereken dokümanların ise Yönetmelikte belirlenen bu çerçeve içerisinde kalmak kaydıyla Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından güncellenebileceği ve kamuya ilan edileceği, bu yöntemin, tamamıyla hasta verisini ve mahremiyetini en yüksek seviyede korumaya yönelik olduğu, aksi halde güncelliğini yitirecek yazılımların siber saldırganlara karşı savunmasız hale geleceği, sağlık hizmeti yararlanıcıları ve kamunun telafisi imkânsız zararlar göreceği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 358. maddesi ile Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğüne uzaktan sağlık bilgi sisteminin sahip olması gereken asgari özellikleri belirleme görev ve yetkisinin verildiği; 6. madde yönünden, yine bilişim teknolojileri ve uzaktan sağlık hizmetinin sunumunda kullanılan diğer ekipmanların da zamanla gelişmesi sebebiyle teknik detayların da daha esnek dokümanlar ile Bakanlıkça belirlenmesinin meşru ve gerekli olduğu; 7. maddede belirtilen uzaktan sunulabilecek hizmetlerin örnekleyici nitelikte olmadığı, tahdidi nitelikte olduğu, dolayısıyla yorum yoluyla genişletilemeyeceği, burada tanımlanan hizmetler haricindekilerin uzaktan sunulmasının mümkün olmayacağı, ayrıca sayılan hizmetlerin de ilave değerlendirmeye tabi tutulmasının, somut olayın durumuna göre niteliğinin uzaktan sağlığa elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, “niteliği itibarıyla elverişlilik” kriteri sebebiyle hastanın yaşam hakkını ve vücut bütünlüğünü korumak, kaliteli sağlık hizmeti sunmak maksadıyla hükmün daraltılabileceği, kaldı ki Yönetmeliğin 14. maddesi ile uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin kapsamının keyfi şekilde genişletilmemesi için önlem alındığı, hekimin mesleki yetkinliğe sahip, tıbbi bilgiyi haiz bir profesyonel olarak hastanın durumunu, eldeki teknolojik olanakları ve diğer koşulları somut olay özelinde değerlendireceği, “uzaktan sağlık hizmeti sunmaya elverişli olup olmadığına” vicdani kanaatine göre karar vereceği, hekimlerin sahip oldukları görev ve sorumluluklar bakımından, somut olayın gereklerine göre hizmeti uzaktan veya fiziken sunmayı seçecek yetkinlikte olduğu, sağlık meslek mensubunun hastayı sağlık tesisine davet etmeyi seçebileceğinin Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde açıkça düzenlendiği, ayrıca 9. maddenin 1. fıkrasının (ı) bendi uyarınca görüşme başladıktan sonra hastanın durumunun niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmadığına kanaat getirmesi durumunda da görüşmeyi de sonlandırma yetkisine sahip olduğu; dava konusu Yönetmeliğin sadece uzaktan sağlık hizmeti ile ilgili özellikli konuları düzenlediği, sağlık meslek mensuplarının yükümlülükleri ve sağlık hizmetinin sunumuna ilişkin genel düzenlemelerin dikkate alınacağı, sağlık meslek mensuplarının görev ve yetkilerinin bu Yönetmelikle kapsamlı değişikliğe uğramadığı, sadece uzaktan sağlığın özellikli durumları sebebiyle birkaç madde ile düzenlendiği, bunun haricinde ilgili çalışanın tabi olduğu genel düzenlemeye bakılması gerektiği, bu durumun Yönetmeliğin bir eksikliği olmadığı, normlar hiyerarşisinin bir gereği olduğu; Yönetmeliğin çeşitli maddelerinde kişilerin yüz yüze sağlık hizmeti alma hakkının açıkça güvence altına alındığı, Yönetmelikte kontrolsüz ve ölçüsüzce sunulan bir uzaktan sağlık hizmeti modelinin düzenlenmediği, yüz yüze sağlık hizmetinin uzaktan sağlık hizmeti ile karşılanamayacak özellikleri konusunda tutarlı hükümlere yer verildiği; Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'te belirtilen görüş alma yükümlülüğünün Bakanlık tarafından yerine getirildiği; Bakanlıklarının, sağlık hizmetlerine ilişkin kayıtları tutma, bu kayıtları muhafaza etme ve merkezi bir veri tabanında saklama görev ve yetkisine sahip olduğu, 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 378. maddesinin Bakanlıklarına kişilerin sağlık verilerini toplama ve işleme yetkisini verdiği, bu yetkiyi düzenlerken kişinin özel veya kamu sağlık tesisine başvurması arasında fark gözetmediği, ayrıca bu verilere Bakanlığın ve ilgili kişilerin kendilerinin ya da yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişmesini sağlayacak bir sistem kurma görev ve yetkisinin de bu madde kapsamında tanımlandığı, bu verilerin işlenmesinde kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerinin uygulanacağının ifade edildiği, Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin █████/2019 tarihli ve 30808 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Bakanlıklarının kişisel sağlık verilerini toplamasına ve işlemesine imkân veren bir başka düzenlemenin de 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinin 3. fıkrasında yer aldığı, sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verilerin, ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetteri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceğinin hükme bağlandığı, Anayasa Mahkemesinin █████/2017 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararının da bu yönde olduğu, sağlık hizmeti sunucuları tarafından e-Nabız'a veri gönderilmesine ilişkin emredici hükümleri içeren birçok düzenlemenin bulunduğu; uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kayıt alınmasının istisnai bir uygulama olduğu, kayıtlara ne hastanın ne de sağlık meslek mensubumun erişiminin bulunduğu, sadece kanunen izin verilen merciler (örneğin mahkemeler, savcılıklar) veya bakanlık müfettişlerinin idari bir soruşturma kapsamında bu kayıtlara erişebileceği, Yönetmeliğin 12. maddesinin son fıkrasına göre, ses veya görüntü kaydı alınabilmesi için her iki tarafın da rızasının alınmasının gerektiği, taraflardan herhangi biri rıza vermez ise kayıt yapılmasının mümkün olmadığı, alınan kayıtların, hasta mahremiyetini en üst düzeyde sağlamak amacıyla on iki ay saklanacağı ve bu sürenin dolması ile birlikte kendiliğinden silineceği, böylece, ses ve görüntü kayıtlarının idari, hukuki, cezai uyuşmazlıklarda kullanılması imkanının olacağı, kişilerin hak arama hürriyetinin korunacağı, bir yandan da hasta mahremiyetinin zarar görmeyeceği; Yönetmeliğin 14. maddesinin dava konusu hükmü ile asgari tıbbi gerekliliklere azami ölçüde uyulmasının amaçlandığı, hizmetin uzaktan veriliyor olmasının sağlık hizmetinden ödün verileceği şeklinde anlaşılamayacağı; netice itibarıyla dava konusu düzenlemelerin genel olarak hukuka, özel olarak da üst hukuk normlarına, hukukun genel ilkelerine ve hizmetin gereklerine uygun olduğu, hukuka aykırı ve iptali gerektirir bir cihet bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 5., 6., 7. ve 8. maddelerinin eksik düzenleme nedeniyle, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibarelerinin, 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ile 2. fıkrasının, 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "uygulanabilir oldukları ölçüde" ibaresinin ve anılan Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. sıralarının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağı, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceği düzenlenmiş; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği kurala bağlanmıştır.
█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (h) bendinde, sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (1) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak, sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbi teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Yönetmeliğin 5.,6.,7.ve 8. maddelerinin eksik düzenleme iddiası hakkında:
Yönetmeliğin tanımlar başlığını taşıyan 4. maddesinin d) bendinde Uzaktan sağlık bilgi sistemi: Bakanlık tarafından üretilen veya Bakanlık tarafından tescil edilmek suretiyle uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılması onaylanan yazılı, sesli veya görüntülü iletişime imkân sağlayan güvenli yazılımı, e) Uzaktan sağlık hizmeti: Bu Yönetmelik hükümlerine göre faaliyet izni almış olan sağlık tesislerinde, sağlık meslek mensubunun, sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık bilgi sistemi üzerinden sunduğu sağlık hizmetini ifade edeceği belirtilmiştir.
Yönetmeliğin ''Uzaktan sağlık bilgi sistemi'' başlıklı 5. maddesinde (1) Uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlık veya Bakanlık harici yetkilendirilmiş geliştiriciler tarafından Bakanlığın belirlemiş olduğu asgari standartlara uygun olarak geliştirilir.
2) Geliştirilen uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlığın sistemine tescil edilir; tescili yapılmamış uzaktan sağlık bilgi sistemi uzaktan Sağlık hizmeti sunumunda kullanılamaz. Tescilin usûl ve esasları Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünce belirlenerek Bakanlığın internet sitesinde ilan olunur.
(3) Uzaktan sağlık bilgi sistemi, uzaktan sağlık hizmeti kapsamında yapılan ve Bakanlıkça, belirlenen işlemlerin Sağlık tesisinin bilgi yönetim sistemine bildirilmesine ve aktarılmasına imkân verecek şekilde geliştirilir.
(4) Bakanlıkça belirlenen asgari standartlarda yapılacak değişiklikler, Bakanlıkça belirlenen sürede uzaktan sağlık bilgi sistemi yazılımına yansıtılır.'' kuralı,
''Altyapı ve teknik donanım" başlıklı 6. maddesinde" (1) Sağlık tesisi, sağlık meslek mensubünun uzaktan sağlık bilgi sistemine bağlanabilmesi için gerekli altyapı ve teknik donanım imkânlarını şağlar. Uzaktan sağlık hizmeti; Sunumu için gerekli olan altyapı ve teknik donanım gibi hususlara ilişkin kriterler, Bakanlık tarafından belirlenir." kuralı,
"Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7 maddesinde" (1) Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler uzaktan sunulabilir:
a) Uzaktan sağlık hizmeti talep eden kişi, uzaktan sağlık hizmetinin elverdiği ölçüde muayene edilebilir; kişinin tıbbi gözlem, izlem ve takibi ile değerlendirmesi yapılabilir, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilir; tibbi danışmanlık verilebilir; konsültasyon veya ikincil görüş talep edilebilir. Gerekli durumlarda, kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesi önerilebilir.
b) Hastalıkların uzaktan yönetimi ve takibi için kişinin kan şekeri ve kan basıncı gibi klinik parametreleri değerlendirilebilir, izlenebilir, tedavi ve ilaç yönetimi sağlanabilir.
c) Sağlığın korunmasına ve takibine, sağlıklı yaşamın desteklenmesine, psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına yönelik hizmetler verilebilir.
ç) Sağlık riski artan veya ileri yaşlı kişilerin çok yönlü değerlendirmesi ve takibi yapılabilir.
d) Teknolojik imkânların elvermesi ve Bakanlıktan gerekli izinlerin alınması koşuluyla kişilere, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir.
e) Endemik veya epidemik salgınlarda ulusal nitelikteki kılavuzlar doğrultusunda kişilerin sağlığının korunmasına yönelik gerekli tıbbi işlemler yürütülebilir.
f) Giyilebilir teknolojiler ve diğer tıbbi cihazlar ile sağlık hizmeti talep eden kişinin sağlık verileri ölçülebilir ve takip edilebilir.
g) Hekim tarafından değerlendirilen kişiye, hekimince e-reçete ve e-rapor tanzim edilebilir.
(2) Sağlık tesisi, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahibi olması koşuluyla bir başka sağlık tesisindeki sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabilir. kuralı,
'' Faaliyet izni" başlıklı 8 . maddesinde, (1) Uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisine gerekli şartları sağlaması hâlinde Bakanlıkça uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi verilir. Faaliyet izni, sağlık tesisinin mevcut faaliyet izin belgesine işlenir.
(2) Başvuru, sağlık tesisi tarafından Ek-1'de yer alan belgelerle birlikte Müdürlüğe yapılır.
(3) Müdürlük başvuruyu dosya üzerinde inceler, eksiklik veya uygunsuzluk bulunması hâlinde, bu hususların neler olduğunu başvuru sahibine en geç 15 iş günü içerisinde bildirir.
(4) Başvuru uygun ise, Müdürlükçe oluşturulan komisyon tarafından incelenir. Komisyon, gerekli gördüğü durumlarda yerinde inceleme de yapabilir. Komisyon, sağlık hizmetleri başkanlığında görevli bir hekim başkanlığında, müdürlükte görevli personel arasından tercihen bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikimi olan bir mühendis, tekniker veya teknisyen ile kalite konusunda deneyimli bir sağlık meslek mensubu olmak üzere üç kişiden oluşur. İhtiyaç halinde birden fazla komisyon kurulabilir.
(5) Yapılacak incelemeler neticesinde, herhangi bir eksiklik ve uygunsuzluk olmadığının tespiti halinde komisyon raporuyla birlikte başvurular, Genel Müdürlüğe gönderilir.
(6) Sağlık tesisinin başvurusunda belirttiği uzaktan sağlık bilgi sisteminin, Bakanlık kayıt tescil sisteminde kayıtlı olması ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi hâlinde, sağlık tesisi için uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi düzenlenir. Faaliyet izin belgesinde, faaliyet alanı ve sınırları belirtilir.
(7) Bakanlığa bağlı sağlık tesisleri için Bakanlık resen uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izni verebilir." kuralı yer almıştır.
Yönetmeliğin 5.maddesi yönünden;Uzaktan sağlık bilgi sisteminin uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılması Bakanlıkça onaylanan yazılı ,sesli veya görüntülü iletişime imkan sağlayan güvenli yazılımlar aracılığı ile gerçekleştirilmesini sağlamak üzere, asgari standartlarının Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenerek █████/2022 tarihinde kamuoyuna ilan edildiğinin uzaktan sağlık bilgi sistemi geliştiricilerine yönelik kılavuzun da aynı şekilde kamuoyuna ilan edildiğinin davalı idare savunmasından anlaşıldığı, sağlık alanındaki teknolojik gelişmelere bağlı olarak sağlık hizmet sunumunun verimli ve kaliteli olması, güvenli yazılımlar aracılığı ile gerçekleştirilmesi, bu gelişmelere uyumunun sağlanması, Bakanlıkça belirlenen kriterlerinde güncellenme ihtiyacının bulunması karşısında uzaktan sağlık bilgi sisteminin Yönetmelik hükmü ile asgari standartlarının düzenlenmemesinde hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 6.maddesi yönünden; Davacı, maddede sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan altyapı ve teknik donanım gibi hususlara ilişkin kriterlerin açıkça düzenlenmediğini ileri sürmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere uzaktan sağlık bilgi sisteminin asgari standartlarının Bakanlıkça belirlenmesinden sonra sistemin, Bakanlık veya Bakanlık harici yetkilendirilmiş geliştiriciler tarafından geliştirilebileceği, Bakanlıkça belirlenen gerekli altyapı ve teknik donanıma ilişkin kriterlerinde güncellenme ihtiyacının bulunduğu gözönüne alındığında yine Bakanlık tarafından belirleneceği açıktır.
Bu nedenle, uzaktan sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan altyapı ve teknik donanıma ilişkin kriterlerin Yönetmelikte açıkça düzenlenmemesinde hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 7.maddesi yönünden; ilgili maddede uzaktan hangi sağlık hizmetinin sunulacağının tahdidi olarak sayıldığı, niteliğinin ve kapsamının bu sayılanlarla sınırlandırıldığı, hastanın durumuna göre tanı ve tedavi için gerekli görülmesi halinde fiziken muayeneyi gerektiren durumların hekimler tarafından değerlendirilerek uzaktan sağlık hizmeti sunumunun uzaktan muayeneyi sağlamaya elverişli olmaması halinde uzaktan sağlık hizmeti sunumu verilmemesi hususunun hekimlik mesleğinin bilgi ve tecrübesine bırakılmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 8.maddesi yönünden; Davacı, dava konusu maddenin 1. fıkrasında, “gerekli şartların sağlanması” koşulu ile uzaktan sağlık hizmeti sunmak için faaliyet izin belgesi verileceğinin belirtildiğini, bu şartların ne olduğunun ise Yönetmelikte gösterilmediğini ileri sürmekte ise de, Uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisine faaliyet izni için “gerekli şartların sağlanması” koşulu Ek-1’de yer alan belgelerle birlikte Müdürlüğe başvurulması ve maddenin devamında tanımlanan durumların sağlanması ile tamamlanacağı hususu açıkça düzenlendiğinden eksik düzenleme olduğundan söz edilemez.
Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. Fıkrası hakkında:
Uzaktan sağlık hizmetlerini düzenleyen 7. maddenin 2. Fıkrasında"Sağlık tesisi, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahibi olması koşuluyla bir başka sağlık tesisindeki sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabilir." kuralına yer verilmiştir.
Faaliyet izin belgesinde faaliyet alanı ve sınırlarının belirlendiği 7. Maddede sayılanlarla sınırlı olmak üzere uzaktan sağlık hizmet sunumunun mümkün olduğu ancak faaliyet izin belgesi alanlarca bu hizmet sunumunun yapılabileceği gözetildiğinde davalı idarenin sağlık insan gücünün planlanması kapsamında uzaktan sağlık hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak üzere yapılan düzenlemede hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
9. maddenin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddenin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibareleri, 13. maddenin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ile 2. fıkrasının, Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. Sıraları hakkında :
█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi" başlıklı 378. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir.
(2) Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Bakanlık, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz.
(3) Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar.
(4) Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. Bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar.
(5) Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.
(6) Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmü düzenlenmiştir
Dava konusu Yönetmeliğin "Hastanın bilgilendirilmesi" başlıklı 9. maddesinin (g) bendinde, "Tarafların açık rızası olmaksızın uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin ses veya görüntü kaydı alınmasının yasak olduğu; ancak, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin mevzuat uyarınca alınan sağlık hizmetine ilişkin kayıtların tutulacağı, kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyete uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgisistemine aktarılacağı" kuralına yer verilmiş; "Kişisel verilerin korunması" başlıklı 12. Maddesinin 4) fıkrasında, Tarafların açık rızası olması hâlinde sunulan uzaktan sağlık hizmetine ilişkin görüntülü veya sesli kayıt alınabilir. Kayıtlar, uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık tesisinde veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." kuralı; "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık verisistemine gönderilir.
(2) Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir.kuralı düzenlenmiş; Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. sıralarında, sırasıyla Yönetmeliğin 12. maddesinin 4. fıkrası ile 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan yasağa yönelik denetim sorusuna ve 1., 2. ve 3. tespitte uygulanacak idari yaptırımlara yer verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin dava konusu maddelerinin kişisel verilerin işlenmesine yönelik olduğu, davalı idarenin savunmasında da belirtildiği üzere, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin davada uygulanacak kural olduğu ortadadır.
Anayasa'nın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer alan 'Kişi Hakları ve Ödevleri' arasında yer alan 'Özel Hayata Saygı Hakkı'nı düzenleyen 'A- Özel hayatın gizliliği' başlıklı 20. Maddesininde "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir".kuralına yer verilmiştir.
Anayasa’da CBK ile düzenlenecek konular Anayasa’nın 104. maddesinin 17. fıkrasında düzenlenmiştir. 104. maddenin 17. fıkrasında,
"Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir." düzenlemesi yer almaktadır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, Sağlık Bakanlığının düzenlendiği Onikinci Bölümünün 378. maddesinde, sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin kişisel verilerinin işlenebileceğine, toplanan ve işlenen kişisel verilere erişime, sistemde kayıtlı kişisel sağlık verilerinin ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine ve bu konularda Sağlık Bakanlığınca yönetmelik çıkarılabileceğine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Anayasa’nın İkinci Kısmının Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin CBK’yla düzenlenemeyeceği yolundaki sınırlama uyarınca kişisel verilere ilişkin konuların CBK ile düzenlenemeyeceği açıktır.
Bunun yanında, Anayasa'nın özel hayata saygı hakkını düzenleyen 20. maddesindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği yolundaki hüküm ile Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda CBK çıkarılamayacağı yolundaki sınırlama uyarınca da, bu alanın CBK ile düzenlenmesi konu bakımından yetki kurallarına aykırılık oluşturmaktadır.
Bu durumda Anayasaya aykırı olduğu anlaşılan ve temel haklara yönelik düzenleme yapan kurala dayanan dava konusu düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "uygulanabilir oldukları ölçüde" ibaresi hakkında:
Yönetmeliğin 14. maddesinde Uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin yasaklar ve sınırlamaları sayılmış, ğ)bendinde" Sağlık hizmetinin sunumuna ilişkin asgari tıbbî gereklilikler uygulanabilir oldukları ölçüde uzaktan sağlık hizmeti sunumu için de geçerlidir. Sağlık hizmetinin uzaktan sunuluyor olması, sağlık hizmetinin niteliğinden ödün verme sebebi olarak kabul edilemez."düzenlemesi yer almaktadır.
Uzaktan sağlık hizmetinin kapsam ve sınırlarının yönetmelik hükümleri ile belirlendiği hekimin görev ve yetkinliği kapsamında uzaktan sağlığın özellikli durumunu değerlendirerek asgari tıbbi gerekliliğin uzaktan sağlık hizmeti ile sağlanamadığı durumda sağlık hizmet durumunu sonlandırılabileceği muhakkaktır.
Bu durumda genel sağlık düzenlemeleri ile fiziki muayenede sağlanması öngörülen asgari tıbbi gerekliliklerin uzaktan muayene sisteminde de hekim tarafından uygulanmasını sağlamayı amaçlayan düzenlemenin üst hukuk normlarına hizmet gereklerine ve hukuka aykırı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibarelerinin, 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ile 2. Fıkrasının ve Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. Sıralarının iptali, davanın diğer kısımlarının reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen █████/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'un ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, davacı tarafından anılan Yönetmeliğin 5., 6., 7. ve 8. maddelerinin eksik düzenleme nedeniyle; 7. maddesinin 2. fıkrasının, 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibarelerinin, 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ile 2. fıkrasının, 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "uygulanabilir oldukları ölçüde" ibaresinin ve Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. satırlarının hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin ehliyet itirazının incelenmesi:
Davalı idare tarafından, davacı Birliğin, Yönetmeliğin üyeleri ile ilgili olmayan kısımlarının iptalini istemekte menfaatinin bulunmadığı, bu kısımları yönünden davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 135. maddesi uyarınca kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türk Tabipleri Birliği, hekimlik mesleğinin etik kurallara, bilimsel ilkelere ve kamu yararına uygun şekilde icrasını sağlamak, meslek mensuplarının hak ve yetkilerini korumak ve geliştirmek amacıyla kurulmuştur.
Dava konusu Yönetmelik hükümleri, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamını, sunulmasına ilişkin usul ve esasları, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verme prosedürlerini, sağlık hizmeti sunumunda veri kaydı, saklanması, aktarılması ve denetlenmesine ilişkin yükümlülükleri düzenlemekte olup, doğrudan hekimlerin mesleki sorumluluk alanlarını, çalışma koşullarını ve tıbbi uygulama süreçlerini etkilemektedir.
Bu itibarla, Yönetmeliğin hekimlik mesleğinin genel icrasını ilgilendiren, mesleki faaliyetlerinin çerçevesini belirleyen düzenlemeler içerdiği, bu nedenle davacı Birliğin, üyelerinin ortak menfaatlerini ilgilendiren söz konusu düzenlemelere karşı dava açmakta güncel, kişisel ve meşru bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmış olup, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 5. maddesinde, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiş; 17. maddesinde, herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup, bu bağlamda devlet kişilerin sağlık hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri amacıyla her türlü tedbiri ve önlemi almak ve düzenlemeyi yapmak durumundadır. Bu durum Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu vurgulanarak, Devletin, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyerek ve denetleyerek yerine getireceği belirtilerek düzenlenmiş; 124. maddesinin 1. fıkrasında da, ''Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.'' kuralına yer verilmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağı, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceği düzenlenmiş; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği; Ek 11. maddesinde ise, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği hükümlerine yer verilmiştir.
█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (h) bendinde, sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (l) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak, sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin (eksik düzenleme iddiası yönünden) incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık bilgi sistemi" başlıklı 5. maddesinde,"(1) Uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlık veya Bakanlık harici yetkilendirilmiş geliştiriciler tarafından Bakanlığın belirlemiş olduğu asgari standartlara uygun olarak geliştirilir. (2) Geliştirilen uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlığın sistemine tescil edilir; tescili yapılmamış uzaktan sağlık bilgi sistemi uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılamaz. Tescilin usûl ve esasları Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünce belirlenerek Bakanlığın internet sitesinde ilan olunur. (3) Uzaktan sağlık bilgi sistemi, uzaktan sağlık hizmeti kapsamında yapılan ve Bakanlıkça belirlenen işlemlerin sağlık tesisinin bilgi yönetim sistemine bildirilmesine ve aktarılmasına imkân verecek şekilde geliştirilir. (4) Bakanlıkça belirlenen asgarî standartlarda yapılacak değişiklikler, Bakanlıkça belirlenen sürede uzaktan sağlık bilgi sistemi yazılımına yansıtılır." düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile kurulacak uzaktan sağlık bilgi sisteminin nasıl olacağının, sistemin teknik özelliklerinin ve sağlık hizmet sunucularına getireceği mali yükün önceden öngörülemediği, Bakanlıkça belirleneceği ifade edilen işlemlerin açıkça düzenlenmediği, bu durumun hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği ve eksik düzenleme niteliği taşıdığı ileri sürülmektedir.
Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan hukuki güvenlik ve belirlilik, idari düzenlemelerin ilgililer bakımından öngörülebilir olmasını gerektirmekle birlikte, Danıştayın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, teknik uzmanlık, bilimsel gelişme ve sürekli değişim gerektiren alanlarda, düzenleyici işlemlerin çerçeve nitelikte kalması ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların idareye bırakılması, tek başına hukuka aykırılık oluşturmayacaktır.
Dava konusu Yönetmeliğe göre, uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlık tarafındann üretilen veya Bakanlık tarafından tescil edilmek suretiyle uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılması onaylanan yazılı, sesli veya görüntülü iletişime imkan sağlayan güvenli yazılım olarak tanımlanmış olup, dava konusu 5. madde ile uzaktan sağlık hizmetinin güvenli yazılımlar aracılığıyla sunulması, hasta verilerinin korunması ve hizmetin Bakanlıkça denetlenebilir bir sistem üzerinden yürütülmesi amaçlanmış; bu doğrultuda uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari niteliklerin Bakanlıkça belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Davalı idare savunmasında, pandemi sürecinde sağlık tesislerince kullanılan ve sunucuları yurt dışında bulunan bazı uygulamaların, sağlık verilerini işlemek üzere tasarlanmamış olmaları nedeniyle ciddi güvenlik açıkları barındırdığı, bu durumun hasta mahremiyeti ve kişisel sağlık verilerinin korunması bakımından önemli riskler doğurduğu, bu risklerin bertaraf edilmesi amacıyla, uzaktan sağlık hizmetinde kullanılacak bilgi sistemlerinin asgari güvenlik standartlarının Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmesi ve güncellenmesinin öngörüldüğü savunulmuştur.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 358. maddesi ile Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğüne, sağlık bilişim sistemlerinin teknik özelliklerini belirleme görev ve yetkisi verilmiş olup, dava konusu düzenlemenin bu yetkiye dayanılarak tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin █████/2022 tarihinde kamuoyuna ilan edildiği ve yazılım geliştiricilere yönelik kılavuzların yayımlandığı da görülmektedir.
Bu yönüyle, teknolojik gelişmelere bağlı olarak hızla güncelliğini yitirebilecek teknik standartların Yönetmelik düzeyinde katı biçimde düzenlenmesi yerine, çerçevenin Yönetmelikle çizilmesi ve ayrıntıların uzman birimlerce güncellenebilir dokümanlarla belirlenmesi, hasta mahremiyetinin ve veri güvenliğinin etkin biçimde korunmasını amaçlayan makul ve ölçülü bir yöntem olacağından, dava konusu düzenlemenin belirsiz olduğundan veya denetlenemez bir alan yarattığından söz edilemeyecektir.
Öte yandan, düzenlemenin sağlık hizmet sunucularına getireceği mali yükün önceden açıkça belirtilmemiş olması da, düzenleyici işlemin hukuka aykırılığı sonucunu doğurmayacaktır. Zira sağlık hizmetinin sunumuna ilişkin güvenli altyapı oluşturulması, hizmetin niteliği gereği belirli teknik ve mali yükümlülükleri zorunlu olarak içermekte olup, bu yükümlülüklerin varlığı, tek başına hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmemektedir.
Bu durumda, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde, hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen, belirsizlik yaratan veya Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı nitelikte eksik bir düzenleme bulunmamaktadır.
B) Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin (eksik düzenleme iddiası yönünden) incenlemesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Altyapı ve teknik donanım" başlıklı 6. maddesinde, "Sağlık tesisi, sağlık meslek mensubunun uzaktan sağlık bilgi sistemine bağlanabilmesi için gerekli altyapı ve teknik donanım imkânlarını sağlar. Uzaktan sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan altyapı ve teknik donanım gibi hususlara ilişkin kriterler, Bakanlık tarafından belirlenir." düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan düzenlemede, sağlık tesislerinin, sağlık meslek mensuplarının uzaktan sağlık bilgi sistemine bağlanabilmesi için gerekli altyapı ve teknik donanım imkanlarını sağlaması öngörülmüş; uzaktan sağlık hizmetinin sunumu için gerekli altyapı ve teknik donanıma ilişkin kriterlerin ise Bakanlıkça belirlenmesi kurala bağlanmıştır.
Davacı tarafından, uzaktan sağlık hizmetinin sunumunda kullanılacak altyapı ve donanıma ilişkin kriterlerin Yönetmelikte açık ve belirli biçimde düzenlenmediği, bu durumun belirsizlik yarattığı ve eksik düzenleme teşkil ettiği ileri sürülmekte ise de, davalı idare savunmasında da belirtildiği üzere, uzaktan sağlık hizmetinin sunumunda kullanılan bilişim altyapısı ve teknik ekipmanlar ile teknolojik gelişmelere paralel olarak hızla değişmekte ve çeşitlenmektedir. Bu nedenle, altyapı ve donanıma ilişkin tüm teknik kriterlerin Yönetmelik düzeyinde ayrıntılı biçimde düzenlenmesi hâlinde, söz konusu düzenlemelerin kısa sürede güncelliğini yitirmesi ve uygulamada yetersiz kalması kaçınılmaz olacağından, uzaktan sağlık hizmetinin sunumuna elverişli bir asgari çerçeve oluşturmakta ve kriterlerin belirlenmesinin idareye bırakılmasında hukuki belirsizlik bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, dava konusu düzenleme ile teknik ayrıntıların esnek ve güncellenebilir nitelikte idari düzenlemeler ve kılavuzlar aracılığıyla belirlenmesine imkân tanınmasının, sağlık hizmetinin niteliğinin korunması ve teknolojik gelişmelere uyum sağlanması bakımından kamu yararı ve hizmet gerekleriyle uyumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, davacının iddia ettiği gibi, sağlık tesislerinin hangi altyapı ve donanıma sahip olması gerektiği hususunun tamamen belirsiz olduğu da söylenemez. Zira sağlık tesisleri, uzaktan sağlık hizmeti sunumu bakımından yalnızca dava konusu Yönetmelik hükümlerine değil, ilgili mevzuatına, ilaç ve tıbbi cihazlara ilişkin düzenlemelere, sağlık bilgi sistemleri standartlarına ve Bakanlıkça yayımlanan teknik dokümanlara göre faaliyet göstermekte olduğundan, düzenlemenin belirsizliğinden de bahsedilemeyecektir.
Bu itibarla, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde, hukuki güvenlik ilkesini ihlal eden, belirsizlik yaratan eksik bir düzenleme bulunmamaktadır.
C) Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin (eksik düzenleme iddiası yönünden) incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler uzaktan sunulabilir: a) Uzaktan sağlık hizmeti talep eden kişi, uzaktan sağlık hizmetinin elverdiği ölçüde muayene edilebilir; kişinin tıbbî gözlem, izlem ve takibi ile değerlendirmesi yapılabilir, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilir; tıbbî danışmanlık verilebilir; konsültasyon veya ikincil görüş talep edilebilir. Gerekli durumlarda, kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesi önerilebilir. b) Hastalıkların uzaktan yönetimi ve takibi için kişinin kan şekeri ve kan basıncı gibi klinik parametreleri değerlendirilebilir, izlenebilir, tedavi ve ilaç yönetimi sağlanabilir. c) Sağlığın korunmasına ve takibine, sağlıklı yaşamın desteklenmesine, psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına yönelik hizmetler verilebilir. ç) Sağlık riski artan veya ileri yaşlı kişilerin çok yönlü değerlendirmesi ve takibi yapılabilir. d) Teknolojik imkânların elvermesi ve Bakanlıktan gerekli izinlerin alınması koşuluyla kişilere, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir. e) Endemik veya epidemik salgınlarda ulusal nitelikteki kılavuzlar doğrultusunda kişilerin sağlığının korunmasına yönelik gerekli tıbbî işlemler yürütülebilir. f) Giyilebilir teknolojiler ve diğer tıbbî cihazlar ile sağlık hizmeti talep eden kişinin sağlık verileri ölçülebilir ve takip edilebilir. g) Hekim tarafından değerlendirilen kişiye, hekimince e-reçete ve e-rapor tanzim edilebilir. (2) Sağlık tesisi, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahibi olması koşuluyla bir başka sağlık tesisindeki sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetleri tahdidi olarak sayılmış olup, bu hizmetlerin de ancak niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olması halinde sunulabileceği kurala bağlanmıştır. Bu kapsamda, maddede açıkça yer verilmeyen sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasına hukuken imkân bulunmamakla birlikte, düzenlemenin yorum yoluyla tüm sağlık hizmetlerini kapsayacak biçimde genişletilmesi de mümkün değildir.
Öte yandan, maddede yer verilen “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak” ibaresinin, sağlık hizmetinin, hastanın klinik durumu, hizmetin tıbbi niteliği ve uzaktan sunumun hasta sağlığı bakımından risk oluşturup oluşturmadığı yönlerinden değerlendirilmesini ifade ettiği, belirsizlik yaratmaktan ziyade hasta güvenliği ve yaşam hakkını korumaya yönelik sınırlayıcı bir ölçüt niteliği taşıdığı muhakkaktır.
Yönetmeliğin tamamına bakıldığında, uzaktan sağlık hizmetinin her hasta ve her durum bakımından doğrudan uygulanması öngörülmediği, aksine, somut olayın özelliklerine göre, hizmetin uzaktan sunuma elverişli olup olmadığının değerlendirilmesi, mesleki bilgi ve yetkinliğe sahip sağlık meslek mensubuna bırakıldığı, bu değerlendirme yetkisinin de, keyfî bir takdir alanı değil, tıbbi etik kurallar, mesleki sorumluluk ve genel sağlık mevzuatı ile sınırlandırılmış olduğu görülmektedir. Nitekim, Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık meslek mensubunun gerekli görmesi hâlinde hastayı sağlık tesisine davet edebileceği açıkça düzenlenmiş; 9. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde ise, görüşme sırasında uzaktan sağlık hizmetinin uygun olmadığı kanaatine varılması hâlinde görüşmenin sonlandırılabileceği kural altına alınmıştır. Bu kuralların, uzaktan sağlık hizmetinin kontrolsüz ve ölçüsüz biçimde sunulmasının önüne geçmeyi amaçlayan tamamlayıcı güvenceler niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, her ne kadar dava konusu hükümde, uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin belirsiz biçimde düzenlendiği, hükmün neredeyse tüm sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasına imkân verecek genişlikte kaleme alındığı, hangi durumlarda, kimlere ve hangi ihtiyaç kapsamında uzaktan sağlık hizmeti verileceğine ilişkin somut ölçütlerin belirlenmediği, bu haliyle düzenlemenin eksik olduğu ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırı bulunduğu ileri sürülmekte ise de, uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin tümünün somut ölçütlerle ve değişmez standartlarla belirlenmesi, tıbbi uygulamaların doğası gereği mümkün olmadığından ve hastanın durumu, klinik tablosu ve sağlık hizmetinin niteliği farklılık gösterebildiğinden, uzaktan sunumun uygunluğunun, somut olay özelinde değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu hususun ise, eksik düzenleme değil, tıbbi uygulamaların esnekliğini ve hasta güvenliğini esas alan bir yaklaşımın sonucu olduğu görülmektedir.
Bu durumda, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde, hukuki güvenlik ilkesini ihlal eden, belirsizliğe yol açan, mesleki standartları ve hasta güvenliğini zedeleyen veya hukuk devleti ilkesine aykırı nitelikte eksik bir düzenleme bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, davacının söz konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu yönündeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
D) Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasının incelenmesi:
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan sağlık hizmetlerinin ülke genelinde dengeli, kaliteli ve verimli biçimde sunulmasını teminen planlama yapılacağına ilişkin hüküm ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu hükümlere dayanılarak çıkarılan alt düzenlemeler gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya, istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu görülmektedir.
Ayrıca, Sağlık Bakanlığının genel olarak sağlık insan gücünü planlama yetkisine ilişkin anılan mevzuat hükümlerinin yanı sıra, hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmesine ilişkin olarak da 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında bu istihdam planlamalarının esas alınacağı belirtilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, sağlık tesisinin, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahip olması koşuluyla, başka bir sağlık tesisinde bulunan sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabileceğine yer verilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından, anılan düzenlemenin davalı idarenin sağlık hizmetlerinin planlanmasına ilişkin ilkelerine aykırı olduğu, bu düzenleme ile hekimlerin pek çok sağlık kurum ve kuruluşunda hizmet sunmasının önünün açıldığı, bu durumun Özel Hastaneler Yönetmeliği ile Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’te yer alan planlama hükümleriyle çeliştiği ileri sürülmekte ise de, uzaktan sağlık hizmeti sunumunun yüz yüze sunulan sağlık hizmetlerinden farklı olarak kendine özgü özellikleri, fiziksel mekân zorunluluğunun bulunmaması ve teknolojik altyapıya dayalı bir sağlık hizmeti olması hususları dikkate alındığında, uzaktan sağlık hizmeti sunan sağlık tesisinin aynı branşta faaliyet izni bulunan başka bir sağlık tesisinde bulunan kişiye talebi halinde uzaktan sağlık hizmeti sunmasında davalı idarenin planlama hükümlerine ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim dava konusu Yönetmelik kapsamında sunulan uzaktan sağlık hizmeti sunumunda bulunan kişinin aynı branşta faaliyet izni bulunmak kaydıyla başka bir sağlık tesisinde bulunan kişiye yine uzaktan sağlık hizmeti sunmasının hekimin birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışma kapsamında olmadığı açıktır. Gerek Özel Hastaneler Yönetmeliği gerekse Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik gibi benzer düzenlemelerde belirtilen ve çalışma belgesi düzenlenmesi şeklindeki çalışma şekillerinden farklı bir hizmet sunumu öngören dava konusu düzenlemede istihdam planlamasından söz edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava konusu 7. maddenin 2. fıkrasında, 3359 sayılı Kanun’un 3. maddesinde öngörülen planlama ilkelerini bertaraf eden, ilgili Yönetmelik hükümleriyle çelişen bir düzenleme yer almadığından, bu yönüyle dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
E) Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin (eksik düzenleme iddiası yönünden) incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Faaliyet izni" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisine gerekli şartları sağlaması hâlinde Bakanlıkça uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi verilir. Faaliyet izni, sağlık tesisinin mevcut faaliyet izin belgesine işlenir. (2) Başvuru, sağlık tesisi tarafından Ek-1’de yer alan belgelerle birlikte Müdürlüğe yapılır. (3) Müdürlük başvuruyu dosya üzerinde inceler, eksiklik veya uygunsuzluk bulunması hâlinde, bu hususların neler olduğunu başvuru sahibine en geç 15 iş günü içerisinde bildirir. (4) Başvuru uygun ise, Müdürlükçe oluşturulan komisyon tarafından incelenir. Komisyon, gerekli gördüğü durumlarda yerinde inceleme de yapabilir. Komisyon, sağlık hizmetleri başkanlığında görevli bir hekim başkanlığında, müdürlükte görevli personel arasından tercihen bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikimi olan bir mühendis, tekniker veya teknisyen ile kalite konusunda deneyimli bir sağlık meslek mensubu olmak üzere üç kişiden oluşur. İhtiyaç halinde birden fazla komisyon kurulabilir. (5) Yapılacak incelemeler neticesinde, herhangi bir eksiklik ve uygunsuzluk olmadığının tespiti halinde komisyon raporuyla birlikte başvurular, Genel Müdürlüğe gönderilir. (6) Sağlık tesisinin başvurusunda belirttiği uzaktan sağlık bilgi sisteminin, Bakanlık kayıt tescil sisteminde kayıtlı olması ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi hâlinde, sağlık tesisi için uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi düzenlenir. Faaliyet izin belgesinde, faaliyet alanı ve sınırları belirtilir. (7) Bakanlığa bağlı sağlık tesisleri için Bakanlık resen uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izni verebilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı tarafından, anılan düzenlemede uzaktan sağlık hizmeti sunmak üzere sağlık tesislerine “gerekli şartların sağlanması” koşuluyla faaliyet izin belgesi verileceğinin düzenlendiği, ancak bu şartların neler olduğunun Yönetmelikte açıkça gösterilmediği, bu durumun hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu, söz konusu eksikliğin düzenlemenin iptalini gerektirdiği ileri sürülmektedir.
Dava konusu maddede faaliyet izin belgesi verilebilmesi için gerekli şartlar ve başvuru prosedürüne yer verilmiş olup, uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi alabilmek için gerekli belgeler Yönetmeliğin EK-1 listesinde sayılmıştır. Anılan belgelerin Müdürlüğe sunulması halinde gerekli inceleme ve değerlendirme başlatılacağından, bu aşamada düzenlemenin belirsizlik içerdiğinden bahsedilmesi olanaklı bulunmamaktadır.
Öte yandan, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan hukuki belirlilik, düzenleyici işlemlerin öngörülebilir olmasını zorunlu kılmakla birlikte, izin ve ruhsatlandırma rejimlerinde, idarenin teknik, idari ve mesleki ölçütleri belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olması ve bu ölçütlerin birden fazla mevzuat hükmü birlikte değerlendirilerek belirlenmesi mümkündür. Nitekim dava konusu düzenleme ile, uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesislerinin, bu hizmetin niteliğine uygun altyapı, teknik donanım, personel yeterliliği ve bilgi güvenliği şartlarını taşıması gerektiği yönünde genel bir çerçeve çizilmiş, faaliyet izin belgesinin verilmesi, Yönetmeliğin diğer maddelerinde öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesi şartına bağlanmıştır. Bu kapsamda, “gerekli şartlar” ifadesinin, yalnızca 8. madde ile sınırlı olarak değil, Yönetmeliğin tamamında yer verilen uzaktan sağlık bilgi sistemi, teknik altyapı, hizmetin kapsamı ve sunum usullerine ilişkin hükümler ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Ayrıca, sağlık tesislerinin faaliyet izinlerine ilişkin özel mevzuat ile sağlık hizmetlerinin sunumuna dair diğer düzenlemelerin de bu şartların belirlenmesinde dikkate alınacağı da tabiidir.
Bu itibarla, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinde belirlilik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı nitelikte eksik bir düzenleme olmadığı anlaşılmakta olup, dava konusu düzenlemede bu yönüyle hukuka aykırılık bulunamamaktadır.
F) Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresi, 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibareleri, 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ile 2. fıkrası, Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. satırlarının incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Hastanın bilgilendirilmesi" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, uzaktan sağlık hizmeti alacak kişinin, uzaktan sağlık hizmeti sunulmaya başlanmadan önce ve sunulacak olan sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde hangi konularda bilgilendirileceği sayılmış; aynı fıkranın (g) bendinde, "Tarafların açık rızası olmaksızın uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin ses veya görüntü kaydı alınmasının yasak olduğu; ancak, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin mevzuat uyarınca alınan sağlık hizmetine ilişkin kayıtların tutulacağı, kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyete uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgisistemine aktarılacağı" kuralına yer verilmiş; "Kişisel verilerin korunması" başlıklı 12. maddesinin 4. fıkrasında, "Tarafların açık rızası olması hâlinde sunulan uzaktan sağlık hizmetine ilişkin görüntülü veya sesli kayıt alınabilir. Kayıtlar, uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık tesisinde veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." kuralı; "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, "Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık verisistemine gönderilir." kuralı; 2. fıkrasında ise, "Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir." kuralı düzenlenmiş; Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. sıralarında da, sırasıyla Yönetmeliğin 12. maddesinin 4. fıkrası ile 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan yasağa yönelik denetim sorusuna ve 1., 2. ve 3. tespitte uygulanacak idari yaptırımlara yer verilmiştir.
Davacı tarafından, uzaktan sağlık hizmeti kapsamında elde edilen kişisel ve özel nitelikli sağlık verilerinin Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılmasına ve merkezî sağlık veri sisteminde toplanmasına ilişkin düzenlemelerin, Anayasa’nın 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı ifade edilmiş; 3. fıkrasında, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu'nun, "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir." hükmü;
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır." hükmü;
"Genel ilkeler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.
(2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur:
a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.
b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.
c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.
ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.
d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un "Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları" başlıklı 6. maddesinde -dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle-, "(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.
(2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır.
(3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.
(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." hükmü yer almakta iken, anılan maddenin 2. ve 3. fıkralarında █████/2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra madde, "(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.
(2) (Mülga:2/3/2024-███████ md.)
(3) (Değişik:2/3/2024-███████ md.) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi;
a) İlgili kişinin açık rızasının olması,
b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi,
c) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması,
ç) İlgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması,
d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması,
e) Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması,
f) İstihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması,
g) Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların, tâbi oldukları mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla; mevcut veya eski üyelerine ve mensuplarına veyahut bu kuruluş ve oluşumlarla düzenli olarak temasta olan kişilere yönelik olması,
halinde mümkündür.
(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." şeklini almıştır.
Yine aynı Kanun'un "Kişisel verilerin aktarılması" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.
(2) Kişisel veriler;
a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında,
b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında,
belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.
(3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır." hükmü yer almıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (b) bendinde,koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliğinin esas alınacağı; Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi vereceği ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetleyeceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağı, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceği; (i) bendinde, sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılacağı, sağlık kurum ve kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanlarının, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlü oldukları; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun'un -dava konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle- ek 11. maddesinin 3. fıkrasında da, "Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşları iki defa uyarılır. Uyarıya uymayanlara bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde biri kadar idari para cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, █████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi" başlıklı 378. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir.
2) Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Bakanlık, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz.
(3) Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar.
(4) Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. Bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar.
(5) Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.
(6) Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
Bununla birlikte 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesi, görülen dava devam etmekte iken, █████/2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararıyla sağlık hizmetleriyle ilgili olarak kişisel verilerin toplanmasına, işlenmesine, aktarılmasına, bu kişisel verilere erişim sisteminin kurulmasına, sistemin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin düzenlemeler içeren kuralın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyecek yasak alan içinde kaldığı gerekçesiyle konu bakımından yetki yönünden Anayasa'ya aykırı bulunmuş ve maddenin iptaline karar verilmiş; iptal hükmünün ise Anayasanın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (█████/2024) yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; █████/2025 tarih ve 32783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7538 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle 3359 sayılı Kanun'a eklenen ek 19. maddesinde, "Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir.
Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Sağlık Bakanlığı, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz.
Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar.
Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır; bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar.
Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.
Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3359 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesine dayanılarak hazırlanan ve █████/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin "Genel ilke ve esaslar" başlıklı 5. maddesinde ise, "(1) Kişisel verilerin işlenmesinde Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan genel ilkeler başta olmak üzere, Kanunda yer alan bütün esaslara riayet edilir.
(2) Herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Bakanlık ile bağlı ve ilgili kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurulur. Bu sistem, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabilir. Bu amaçla Bakanlık tarafından, bağlı ve ilgili kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemleri kurulabilir.
(3) Hiç kimse, sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan durumlar haricinde geçmiş sağlık verilerinin dökümünü sunmaya veya göstermeye zorlanamaz.
(4) Sağlık hizmeti sunucuları tarafından; banko, gişe ve masa gibi bölümlerde yetkisi olmayan kişilerin yer almasını önleyecek ve aynı anda yakın konumda hizmet alanların birbirlerine ait kişisel verileri duymalarını, görmelerini, öğrenmelerini veya ele geçirmelerini engelleyecek nitelikte gerekli fiziki, teknik ve idari tedbirler alınır.
(5) Sağlık hizmeti sunucuları, tahlil ve tetkik sonuçları gibi hastaya ait kişisel sağlık verilerini içeren basılı materyal üzerinde gerekli kısmî kimliksizleştirme veya maskeleme tedbirlerini uygular ve söz konusu materyalin yetkisiz kişilerin eline geçmesi hâlinde kime ait olduğunun tespit edilmesini zorlaştıracak diğer tedbirleri alır.
(6) Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili olarak Kanunun 11 inci maddesinde yer alan hakları kullanabilir.
(7) Veri sorumlusuna başvuruda, Kanunun 13 üncü maddesi ile Kurum tarafından hazırlanarak 10/3/2018 tarihli ve 30356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ hükümlerine riayet edilir.
(8) Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesinde, Kanunun 10 uncu maddesi ile Kurum tarafından hazırlanarak 10/3/2018 tarihli ve 30356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine riayet edilir." kuralına;
"Sağlık personelinin verilere erişimi" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti sunumunda görevli kişiler; ilgili kişinin sağlık verilerine ancak, verilecek olan sağlık hizmetinin gereği ile sınırlı olmak kaydıyla erişebilir.
(2) e-Nabız hesabı bulunan kişilerin sağlık verilerine, kendi gizlilik tercihleri çerçevesinde erişim sağlanır. İlgili kişiler, gizlilik tercihleri ve sonuçları konusunda ayrıntılı şekilde bilgilendirilir. Gizlilik tercihi ve geçmiş sağlık verilerinin görüntülenememesi nedeniyle sağlık hizmeti sunumunda meydana gelebilecek aksaklık ve zararlardan Bakanlık sorumlu olmaz.
(3) e-Nabız hesabı bulunmayan kişilerin sağlık verilerine ise Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan istisnai amaçlarla sınırlı olmak üzere ancak;
a) Kişinin kayıtlı olduğu aile hekimi tarafından herhangi bir süre sınırı olmaksızın,
b) Kişinin sağlık hizmeti almak üzere randevu aldığı hekim tarafından, randevunun alındığı gün ile sınırlı olmak kaydıyla ve alınan sağlık hizmeti ile doğrudan bağlantılı işlemler sonlanana kadar,
c) Kişinin sağlık hizmeti almak üzere giriş yaptığı sağlık hizmeti sunucusunda görev yapan hekimler tarafından, yirmi dört saat süre ile sınırlı olmak kaydıyla,
ç) Hastanın yatışının yapıldığı sağlık hizmeti sunucusunda görev yapan hekimler tarafından, hasta sağlık hizmeti sunucusundan taburcu olana kadar,
erişilebilir.
(4) Üçüncü fıkrada yer alan erişim kuralları, Bakanlığın sağlık hizmeti sunumu ihtiyaçlarına göre ve Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında Genel Müdürlük tarafından yeniden değerlendirilebilir. Böyle bir durumda aydınlatma yükümlülüğü kapsamında gereklilikler sağlanır.
(5) Geçmiş sağlık verilerinin herhangi bir kimse tarafından erişilmesini istemeyen kişilere ilgili gizlilik tercihi e-Nabız üzerinden sunulur. Bu gizlilik tercihini kullanan kişilerin geçmiş sağlık verilerine ancak kişinin kendisi tarafından beyan edilen telefon numarasına gönderilecek olan kodun hekim ile paylaşılması ve hekim tarafından sisteme girilmesi halinde erişilebilir.
(6) Mahremiyet düzeyi daha yüksek olan, başkaları tarafından görülmesi ve bilinmesi halinde kişilerin sosyal hayatını ve ruh sağlığını olumsuz etkileme riski taşıyan kişisel sağlık verileri Bakanlıkça belirlenir ve sağlık personelinin bu verilere erişimine ölçülü kısıtlar getirilebilir." kuralına;
"Bakanlık birimlerinin verilere erişimi" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti sunucuları tarafından merkezi sağlık veri sistemine kimliksizleştirilerek gönderilen sağlık verilerini, ilişkisel veri tabanı aracılığı ile ait oldukları kişilerle eşleştirmeye yetkili kişileri Bakanlığın birim amirleri ayrı ayrı belirler ve Genel Müdürlükten bu kişilerin yetkilendirilmesini talep eder. Her birimin amiri, kendi biriminden en fazla üç kişinin yetkilendirilmesini talep edebilir.
(2) Birim amirinin talebi üzerine Genel Müdürlükçe yetkilendirilen kullanıcılar bu yetkiyi, yalnızca sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi ile denetleme ve düzenleme görevleri kapsamında, kişisel veri koruma mevzuatı ilkelerine uygun olarak kullanabilirler.
(3) Sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacının sınırları, yasal ve idari düzenlemelerde ilgili birime verilen görevler üzerinden belirlenir." kuralına;
"Kişisel sağlık verilerinin aktarılması" başlıklı 15. maddesinde, "(1) Kişisel sağlık verilerinin yurtiçinde aktarımında Kanunun 8 inci maddesine, yurtdışına aktarımında ise Kanunun 9 uncu maddesine riayet edilir.
(2) Kişisel sağlık verilerinin, Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası ve 28 inci maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılması için protokol düzenlenir. Düzenlenen protokolde, kişisel veri koruma mevzuatının genel ilkeleri ile veri güvenliğine ilişkin hükümlere ve protokol kapsamında hangi verilerin aktarılacağına yer verilir. Verilerin aktarımı, teknik altyapının uygun olması hâlinde KamuNET üzerinden gerçekleştirilir.
(3) Kişisel sağlık verilerinin aktarımı talepleri, talep edilen sağlık verilerinin ilgili olduğu Bakanlık birimi tarafından Kanun ve ilgili diğer mevzuat açısından değerlendirilir, değerlendirme sonucuna göre Genel Müdürlükçe işlem tesis edilir." kuralına;
"Yaptırım" başlıklı 21. maddesinin 3. fıkrasında, "Merkezi sağlık veri sistemine Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun bir şekilde veri gönderimi yapmayan sağlık hizmeti sunucularına, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre işlem tesis edilir." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat incelendiğinde; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağının ifade edildiği, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği gibi bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceğinin kurala bağlandığı; diğer yandan 3359 sayılı Kanun'un ek 19. maddesinde, kamu veya özel sağlık kuruluşlarına başvuranların kişisel verilerinin işlenebileceğinin belirtildiği, Bakanlığın, toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kuracağı, kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartların Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak belirleneceği, Bakanlığın, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alacağı, bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurulacağı, kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususların Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceğinin hükme bağlandığı; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinde de, sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veri olarak sayıldığı, işlenmesinin özel kurallara bağlandığı ve maddenin gerekçesinde ise Sağlık Bakanlığı ile her türlü sağlık kuruluşunun ve Sosyal Güvenlik Kurumunun bu amaçlarla tuttukları verilerin ve kayıtların bu kapsamda değerlendirileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, davalı Sağlık Bakanlığının, sağlık verilerinin toplanması ve işlenmesi ile kayıt altına alınması konusunda yetkisinin bulunduğu, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile öngörülen veri aktarımı ve merkezi sistemde saklama yükümlülüğünün, üst hukuk normlarına uygun olduğu ve bu normları aşan veya normlara aykırı yeni bir kural içermediği anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin Hekimlik Meslek Etiği Kuralları ve Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’ne aykırı şekilde hasta mahremiyetinin ihlaline yol açtığı iddia edilmekte ise de, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin, hekimin sır saklama yükümlülüğünü ortadan kaldıran veya hasta ile hekim arasındaki güven ilişkisini zedeleyen bir içerik taşımadığı, aksine, uzaktan sağlık hizmetinin güvenli şekilde sunulabilmesi için veri güvenliğine, erişim yetkilerinin sınırlandırılmasına ve kayıtların korunmasına yönelik ilave güvenceler getirdiği anlaşıldığından anılan iddialara itibar edilmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, uzaktan sağlık hizmetinin sunumu sırasında tarafların açık rızasının olması halinde alınmış görüntü ve ses kayıtları oniki aydan fazla saklanamayacakken, Bakanlıkça belirlenen iz kaydı bilgilerinin, sağlık tesisinin tabi olduğu mevzuatta belirtilen süre boyunca saklanacağına dair düzenlemeye ilişkin olarak anılan görüntü ve ses kayıtlarının da diğer hasta kayıtlarının saklanacağı süre kadar korunması gerektiği iddia edilmektedir. Anılan hususta Dairemizin █████/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevapta, kamu hizmeti kapsamında alınan ses ve görüntü kayıtlarının saklama süresi ile ilgili mevzuatta açık bir düzenleme yer almadığı, Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunumu Hakkında Yönetmelik'te bu hususun hizmetten yararlanacak kişilerin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla belirlendiği belirtilmiştir. Buna göre, davalı idarece hasta kayıtlarından farklı olarak uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin tarafların rızasıyla alınan görüntü ve ses kayıtları için ayrı bir süre belirlenmesinde, bu verilerin niteliği ve işlenme amacı da dikkate alındığında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
G) Dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "uygulanabilir oldukları ölçüde" ibaresinin incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Yasaklar ve sınırlamalar" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi "Sağlık hizmetinin sunumuna ilişkin asgari tıbbî gereklilikler uygulanabilir oldukları ölçüde uzaktan sağlık hizmeti sunumu için de geçerlidir. Sağlık hizmetinin uzaktan sunuluyor olması, sağlık hizmetinin niteliğinden ödün verme sebebi olarak kabul edilemez." şeklindedir.
Dava konusu Yönetmeliğin tamamına ve dosya kapsamında sunulan gerekçesine bakıldığında, sosyal devlet ve hakkaniyet ilkeleri gereğince sağlık hizmetlerinin ülkenin en ücra köşelerine kadar götürülmesinin ve her gelir düzeyindeki vatandaşın eşit şekilde ve kabul edilebilir sürede sağlık hizmetini alabilmesinin zorunlu olduğu, Covid-19 pandemi süreci doğrultusunda sağlık çalışanlarının yükünün azaltılması, bulaşın önlenmesi ve riskli kişilerin halk sağlığını tehdit etmeden sağlık hizmetlerine ulaşması açısından çalışmalar başlatıldığı, bu kapsamda Tele Sağlık Sistemi olarak planlanan uzaktan görüntülü muayene hizmeti uygulamasının geliştirildiği ve kamu hastanelerinde uygulanmaya başlandığı, buna hizmet etmek üzere de dava konusu Yönetmeliğin çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere uzaktan sağlık hizmeti sisteminin geliştirildiği ve anılan Yönetmeliğin ihtiyaçtan doğduğu görülmektedir. Sağlık hizmeti çatısı altında uzaktan sunulması sebebiyle asgari tıbbî gereklilikler bakımından sağlık hizmetindeki tıbbi gerekliliklerin uygulanabilir oldukları ölçüde uzaktan sağlık hizmeti sunumu için de geçerli olmasının bir zorunluluk olduğu ortadadır. Zira uzaktan sağlık hizmeti, niteliği gereği fiziki muayenenin mümkün olmadığı veya sınırlı olduğu durumlarda sağlık bilgi sistemi vasıtasıyla uygulanmakta olan bir sağlık hizmeti olup, yüz yüze sağlık hizmetine özgü bazı uygulamaların bu sağlık hizmetinde gerçekleştirilemeyeceği açıktır. Bu yönüyle teknik bir anlam taşımakta olan "uygulanabilir oldukları ölçüde" ibaresinin, sağlık hizmetinin niteliğini düşürdüğünden bahsedilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Kamu hizmeti niteliğinde bulunan sağlık hizmetinde asgari tıbbi gerekliliklerin, hangi yöntemle sunulursa sunulsun sağlık hizmetinin vazgeçilmez bir unsuru olmakla birlikte, bu gerekliliklerin somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu Yönetmelikte de esasen uzaktan sağlık hizmeti, niteliği itibarıyla uzaktan sunuma elverişli hizmetlerle sınırlı tutulmuş, Yönetmeliğin 7. ve 9. maddelerinde, sağlık meslek mensubuna, hastanın durumunu değerlendirerek uzaktan hizmetin uygun olmadığı kanaatine varması hâlinde hizmeti sonlandırma ve hastayı yüz yüze sağlık hizmetine yönlendirme yetki ve yükümlülüğü açıkça tanınmıştır. Böylece tıbbi olarak sağlık hizmetinin uzaktan sunuma elverişli olmaması halinde sağlık meslek mensubu tarafından sonlandırılacağı görüldüğünden tıbbi gerekliliklerin uygulanabilir ölçüde geçerli olmasında, tıbbi gerekliliklere ve hizmet gereklerine aykırı bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, uzaktan sağlık hizmetinin kendine has bir sağlık hizmeti sunumu olduğu ve temel amacının sağlık hizmetine erişimi artırmak, sağlık tesislerindeki yoğunluğu azaltmak ve özellikle olağanüstü dönemlerde (pandemi gibi) kamu sağlığını korumak olduğu dikkate alındığında, dava konusu düzenlemenin, hekimin mesleki takdir yetkisini ortadan kaldırmadığı, aksine, uzaktan sağlık hizmetinin etik ve mesleki sorumluluk bilinciyle sunulmasını zorunlu kıldığı, “uygulanabilir oldukları ölçüde” ibaresinin, hekimin tıbbi açıdan yapacağı değerlendirmeleri de içerdiği anlaşıldığından, sağlık hizmetinin sunumuna ilişkin asgari tıbbi gerekliliklerin uygulanabilir oldukları ölçüde uzaktan sağlık hizmetinde geçerli olmasında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesi, 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresi, 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibareleri, 13. maddenin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ve 2. fıkrası ile Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. satırları yönünden oyçokluğuyla, Yönetmeliğin iptali istenen diğer kısımları yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesi yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler uzaktan sunulabilir: a) Uzaktan sağlık hizmeti talep eden kişi, uzaktan sağlık hizmetinin elverdiği ölçüde muayene edilebilir; kişinin tıbbî gözlem, izlem ve takibi ile değerlendirmesi yapılabilir, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilir; tıbbî danışmanlık verilebilir; konsültasyon veya ikincil görüş talep edilebilir. Gerekli durumlarda, kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesi önerilebilir. b) Hastalıkların uzaktan yönetimi ve takibi için kişinin kan şekeri ve kan basıncı gibi klinik parametreleri değerlendirilebilir, izlenebilir, tedavi ve ilaç yönetimi sağlanabilir. c) Sağlığın korunmasına ve takibine, sağlıklı yaşamın desteklenmesine, psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına yönelik hizmetler verilebilir. ç) Sağlık riski artan veya ileri yaşlı kişilerin çok yönlü değerlendirmesi ve takibi yapılabilir. d) Teknolojik imkânların elvermesi ve Bakanlıktan gerekli izinlerin alınması koşuluyla kişilere, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir. e) Endemik veya epidemik salgınlarda ulusal nitelikteki kılavuzlar doğrultusunda kişilerin sağlığının korunmasına yönelik gerekli tıbbî işlemler yürütülebilir. f) Giyilebilir teknolojiler ve diğer tıbbî cihazlar ile sağlık hizmeti talep eden kişinin sağlık verileri ölçülebilir ve takip edilebilir. g) Hekim tarafından değerlendirilen kişiye, hekimince e-reçete ve e-rapor tanzim edilebilir. (2) Sağlık tesisi, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahibi olması koşuluyla bir başka sağlık tesisindeki sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla” ibaresi, sağlık hizmetlerinden hangilerinin uzaktan sunulabileceğine ilişkin tek ve temel ölçüt olarak belirlenmiştir. Ancak, maddenin uygulanabilirliği açısından, “uzaktan sunulabilirlik” kriterinin hangi özelliklere sahip sağlık hizmetlerinde geçerli olduğu, hangi durumlarda hizmetin uzaktan verilemeyeceği, hizmetin kapsamı ve sınırları gibi hususlar Yönetmelikte açık ve somut bir şekilde belirtilmemiştir. Bu eksikliğin, sağlık tesisleri ve sağlık meslek mensupları açısından uygulama belirsizliği doğuracağı muhakkaktır.
Nitekim söz konusu ibare, ifade edildiği şekilde oldukça genel olup, yorum yoluyla neredeyse tüm sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulabileceği sonucuna varılmasına imkân verebilecek niteliktedir. Bu durum, hem sağlık hizmeti alan bireylerin güvenliği hem de mesleki standartların korunması açısından ciddi bir risk oluşturabilecek mahiyettedir.
Belirsizliğin varlığı, hekimlerin ve sağlık tesislerinin hukuki güvenliğini zedeleyebilir, hangi hizmetlerin uzaktan sunulamayacağına dair sınırların belirlenmesini imkânsız hâle getirebilir. Bu da Yönetmeliğin somut uygulamada öngörülen amacı olan güvenli ve standartlara uygun uzaktan sağlık hizmeti sunumunu tehlikeye atabilir. Sağlık hizmeti sunumunda belirsizlik, doğrudan halkın sağlık hakkını etkileyebilir. Sağlık hizmetinden adil ve güvenli bir şekilde yararlanabilmenin ön koşullarından biri, hizmetin kimler tarafından, hangi koşullarda ve hangi nitelikte verilebileceğinin öngörülebilir olmasıdır.
Söz konusu ibarenin muğlaklığı, yasal ve idari öngörülebilirlik ile hukuki güvenlik ilkelerine de aykırıdır. Bu nedenle, vatandaşın ve sağlık meslek mensubunun haklarını ve yükümlülüklerini önceden bilmesi mümkün olmadığından bu durum hukuki belirlilik ilkesini ihlal etmektedir.
Bu durumda, Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasındaki “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla” ibaresinin, belirsiz, ölçütleri belirlenmemiş, uygulamada standardizasyonu ve hukuki güvenliği sağlamayan, sağlık hakkı ve mesleki standartlarla çelişme riski taşıyan bir düzenleme niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararının anılan kısmına katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY :
Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresi, 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibareleri, 13. maddenin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresi ve 2. fıkrası ile Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. satırlarının incelenmesi :
█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi" başlıklı 378. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir.
(2) Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Bakanlık, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz.
(3) Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar.
(4) Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. Bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar.
(5) Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.
(6) Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmü düzenlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin "Hastanın bilgilendirilmesi" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, uzaktan sağlık hizmeti alacak kişinin, uzaktan sağlık hizmeti sunulmaya başlanmadan önce ve sunulacak olan sağlık hizmetinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde hangi konularda bilgilendirileceği sayılmış; aynı fıkranın (g) bendinde, "Tarafların açık rızası olmaksızın uzaktan sağlık hizmeti sunumuna ilişkin ses veya görüntü kaydı alınmasının yasak olduğu; ancak, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin mevzuat uyarınca alınan sağlık hizmetine ilişkin kayıtların tutulacağı, kişisel verilerin korunması mevzuatına ve mahremiyete uygun olarak Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" kuralına yer verilmiş; "Kişisel verilerin korunması" başlıklı 12. maddesinin 4. fıkrasında, "Tarafların açık rızası olması hâlinde sunulan uzaktan sağlık hizmetine ilişkin görüntülü veya sesli kayıt alınabilir. Kayıtlar, uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık tesisinde veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." kuralı; "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, "Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık verisistemine gönderilir." kuralı; 2. fıkrasında ise, "Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir." kuralı düzenlenmiş; Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. sıralarında, sırasıyla Yönetmeliğin 12. maddesinin 4. fıkrası ile 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan yasağa yönelik denetim sorusuna ve 1., 2. ve 3. tespitte uygulanacak idari yaptırımlara yer verilmiştir.
Bakılmakta olan davada, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin dava konusu maddelerinin kişisel verilerin işlenmesine yönelik olduğu, davalı idarenin savunmasında da belirtildiği üzere, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin, dava konusu düzenlemelerin dayanağını oluşturduğu ortadadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti ilkesi düzenlenmektedir. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da vurgulandığı üzere, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, kanunların üstünde kanun koyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa'nın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer alan 'Kişi Hakları ve Ödevleri' arasında yer alan 'Özel Hayata Saygı Hakkı'nı düzenleyen 'A- Özel hayatın gizliliği' başlıklı 20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
(...)
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
█████/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle yeni bir hükûmet sistemine geçilmiş ve buna bağlı olarak Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir. Anayasa’nın 8. maddesinde yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu kaldırılarak yürütme yetkisi ve görevi tek başına Cumhurbaşkanına verilmiştir. Anayasa’da Bakanlar Kuruluna verilen görev ve yetkilere ilişkin maddelerde de aynı doğrultuda değişiklik yapılarak daha önce Bakanlar Kuruluna ait olan görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilmesi öngörülmüş, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 104. maddesinin onyedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanına, yürütme yetkisine ilişkin konularda “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" (CBK) adı altında düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır.
İdare hukukunda yetki, idari işlemin sadece kanunla/anayasayla belirlenmiş ve sınırlanmış makamlar tarafından yapılabilmesi yeteneğini ifade eder. Bu anlamda yetki, bir kişiye değil bir makama verilmiş olup, bir hak değil, bir yükümlülüktür.
Yetki unsurunun içinde kişi, konu, yer ve zaman bakımından yetki kavramları yer almaktadır.
Kişi bakımından yetki ile idari faaliyet için irade açıklamaya yetkili makam, yer bakımından yetki ile yetkinin kullanılabileceği coğrafi alan, zaman bakımından yetki ile de görevlinin yetkisini belli bir süre dahilinde kullanması gerekliliği belirtilmektedir. Konu yönünden yetki ise belli konulara ilişkin kararların hangi idari makamlarca alınacağını ifade eder.
Cumhurbaşkanına CBK çıkarma yetkisi veren düzenleme Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasında yer almaktadır. 104. maddenin onyedinci fıkrasında,
"Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir." hükümleri yer almaktadır.
█████/2019 tarih ve 46 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerinin iptali istemiyle yapılan başvuru hakkında, Anayasa Mahkemesinin █████/2020 tarih ve E:████████, K:███████ sayılı kararıyla, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin konu bakımından yetki unsuruna ilişkin şu tespitlerde bulunulmuştur:
"(...) 8. Anayasa’da Cumhurbaşkanı’na CBK çıkarma yetkisi verilmekle birlikte bu yetki sınırsız değildir. Kanunlardan farklı olarak Anayasa’da CBK’yla düzenlenecek konular sınırlandırılmıştır. Konu bakımından yetki yönünden getirilen bu sınırlamalar Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasının ilk dört cümlesinde düzenlenmiştir.
9. Anılan fıkranın birinci cümlesinde Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabileceği ifade edilmiştir. Buna göre yürütme yetkisine ilişkin konular dışında CBK ile düzenleme yapılması mümkün değildir.
10. Fıkranın ikinci cümlesinde 'Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin' CBK’yla düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca belirtilen alanlarda CBK ile düzenleme yapılamaz.
11. Fıkranın üçüncü cümlesinde de Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda CBK çıkarılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak Anayasa’da hangi konuların münhasıran kanunla düzenleneceğine ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadında anayasa koyucunun kanunla düzenlenmesini öngördüğü konuların bu kapsamda görülmesi gerektiği kabul edilmektedir (AYM, E.████████, K.████████, █████/2017, § 57; E.████████, K.2018/4, 18/1/2018, § 17; E.███████, K.████████, █████/2017, § 13; E.████████, K.████████, █████/2016, § 9; E.███████, K.███████, 6/6/2013). Buna göre Anayasa’da kanunla düzenleneceği belirtilen alanlarda Cumhurbaşkanı’nın CBK çıkarma yetkisi bulunmamaktadır.
12. Fıkranın dördüncü cümlesinde ise kanunda açıkça düzenlenen konularda CBK çıkarılamayacağı ifade edilmiştir. Anılan hükme göre Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabilmesi için CBK’yla düzenlenecek konunun kanunlarda açıkça düzenlenmemiş olması gerekir.
13. CBK’ların yukarıda belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak çıkarılması gerekmektedir. Aksi takdirde içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile bu düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemez. Dolayısıyla CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (...)" (AYM █████/2020, E:████████, K:███████).
Dava konusu uyuşmazlık bağlamında, yukarıda özetine yer verilen Anayasa Mahkemesi kararından çıkarılabilecek sonuçlar şunlardır;
1. CBK’ların Anayasa'nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasında sayılan konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak çıkarılması gerektiği açık olup, bu kurallara uyulmaması halinde içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemeyecektir.
2. Anayasa’nın İkinci Kısmının Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin CBK’yla düzenlenemeyeceği yolundaki sınırlama uyarınca kişisel verilere ilişkin konuların Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyeceği görülmektedir.
Öte yandan, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi üzerine, bu maddede yer verilen hukuksal düzenlemeler aynen olmak üzere ve fakat davanın açıldığı tarihten yaklaşık üç yıl sonra 7538 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a ek 19. madde olarak eklendiği görülmekte ise de, iptaline karar verilmesi istenilen Yönetmelik kuralının dava konusu edildiği tarihteki koşullar bağlamında değerlendirilmesi gerektiği, 3359 sayılı Kanun'a eklenen ek 19. madde hükmünün geçmişe yürütüleceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, sonradan yapılan yasal düzenlemenin dava konusu Yönetmelik kuralının hukuki dayanağını oluşturamayacağı da açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yer alan "Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılacağı" ibaresinin, 12. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya Bakanlığın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanır. Kanunen izin verilen mercilere ve idarî bir soruşturma kapsamında Bakanlık müfettişlerine bu kayıtlara erişim izni verilir. Bu kapsamda alınmış olan görüntülü veya sesli kayıtlar, oniki aydan fazla saklanamaz ve sürenin dolması ile birlikte ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın silinir." ibarelerinin, 13. maddenin 1. fıkrasında yer alan "kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir." ibaresinin ve 2. fıkrası ile Yönetmeliğin eki Ek-2 "Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunan Sağlık Tesisi Denetim ve İdari Yaptırım Formu"nun 12., 13. ve 14. satırlarının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararının aksi öndeki kısımlarına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!