Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin otobüs kazası sonrası yolcu maluliyeti nedeniyle açılan tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bir otobüs kazasında yaralanan davacının, 2014 yılında meydana gelen ve sürücünün vefatıyla sonuçlanan bu olay sonrası geçici ve kalıcı iş göremezlik, tedavi, yol ve manevi tazminat talepleriyle araç sahibi, taşımacı ve çeşitli sigorta şirketleri aleyhine açtığı davada, davalılar sorumlulukları sigorta poliçe limitleri ve kusur oranları ile sınırlı tutarak, davacının maluliyet durumunun uzman raporlarıyla netleştirilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 06.07.2021NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : 21.05.2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 21.05.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.06.2014 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu otobüsün kaza yapması neticesinde davacının sakat kaldığını, kazanın oluşumunda davacının kusurunun bulunmadığını, kazaya kusuru ile sebebiyle veren aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortasının davalı ... sigorta, kasko sigortasının davalı ... Sigorta, koltuk ferdi kaza sigortasının davalı ... sigorta tarafından yapıldığını, araç malikinin davalı ... şirketi, taşımacının davalı ... şirketi olduğunu, diğer davalıların sürücü ...'in mirasçıları olduklarını, maluliyet tazminatının ödenmesine ilişkin başvurusunun haksız olarak reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00-TL geçici iş göremezlik, 1.000,00-TL daimi iş göremezlik tazminatının, 600,00-TL yol gideri, 100,00-TL tedavi gideri ve 30.000,00-TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 30.12.2020 tarihli ıslah dilekçesinde geçici iş göremezlik alacağını 3.871,13-TL, tedavi-yol giderleri zararını 2.782,30-TL, bakıcı gideri zararını 1.131,90-TL olacak şekilde dava değerini artırmıştır. Davalı ... şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; sürücünün direksiyon başında vefatı nedeni ile kazanın gerçekleştiğini, kendisinin işveren olarak sürücünün hastalanacağını öngörme ihtimalinin bulunmadığını, yapılan soruşturmada davalı yetkilileri hakkında takipsizlik kararı verildiğini, sorumluluğun sigorta şirketlerinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden, yetkisiz mahkemede dava açıldığını, esas yönünden ise sorumluluğun malik ... şirketinde olduğunu, sürücünün kusurunun tespiti bakımından ceza dosyasının sonucunun beklenmesinin gerektiğini, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... sigorta şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; araçtaki yolcular tarafından başkaca davalar açıldığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davalı şirketin faizden yalnızca temerrüt tarihinden itibaren sorumlu olabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... sigorta şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının maluliyetinin zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası genel şartlarına göre belirlenmesinin gerektiğini, davacının başvurusunun bulunmadığını, temerrüde düşürülmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin öncelikle zmms sigortacısına yöneltilmesi gerektiğini, kendilerinin sorumluluğunun ikincil bir sorumluluk olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirket sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, davalı şirketin faizden yalnızca dava tarihinden itibaren sorumlu olabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, cevap dilekçesi vermemiş, aşamalardaki beyanlarında davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 21.03.2016 tarihli maluliyete ilişkin raporda davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığını, tedavi süresinin 4 aya kadar uzayabileceği, 1 ay dışında başkasının yardımına muhtaç olmayacağının bildirildiğini, itiraz üzerine alınan İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 27.01.2020 tarihli raporunda davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığını, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiğini, davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığından karayolu zorunlu ferdi kaza sigortası genel şartlarına göre maluliyet değerlendirmesi yapılmadığını, Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 10.03.2016 tarihli raporunda sürücü ...'in tam kusurlu olduğuna ilişkin kanaat bildirildiği, aktüer ve doktor bilirkişi heyeti 25.07.2018 tarihli raporunda geçici işgücü kaybı zararının 5.340,78-TL, bakıcı gideri zararının 1.131,90-TL, tedavi ve ulaşım zararının 2.782,30-TL olduğunun bildirildiği, yargılama aşamasında davacıya kaza nedeni ile 1.469,65-TL geçici işgöremezlik tazminatı ödemesi yapıldığı anlaşıldığından bilirkişi heyetinin belirlediği 5.340,78-TL geçici işgöremezlik tazminatından düşülerek bakiye 3.871,13-TL üzerinden davacı ıslahı da gözetilerek kabul edildiğini, davacı yan dava dilekçesinde bakıcı gideri talep etmediğinden ve bu talebini faturalandırılmadığından tedavi gideri kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu talep yönünden açılmış usulüne uygun dava bulunmadığından hükümde dikkate alınmadığı, davalı ... (...) sigortanın davacının Zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasına göre kalıcı maluliyeti bulunmadığından, talep edebileceği tazminat miktarı ... sigorta tarafından düzenlenen poliçe limitini aşmadığından kasko sigortacısı olan davalı ... sigortadan talep edilebilecek tazminat miktarı olmadığından bu davalılar aleyhine açılan davanın reddi gerektiğini, davalı ... sigortanın ise Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi kapsamında işletenle birlikte poliçe limitlerinde zarardan sorumlu olduğunu, her ne kadar davacının kalıcı maluliyeti bulunmasa da yargılamanın geçirdiği safahat da gözetilerek davacının manevi tazminat davasının davalı ... sigortanın kasko sigortacısı olduğu da gözetilerek kısmen kabulüne karar vermek gerektiğini belirtilerek, maddi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile davalılar ... ve ... sigorta aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 6.653,43-TL'nin (davalı ... Sigorta poliçe limitlerinde sorumlu olmak kaydı ile ve bu davalı yönünden faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak kabulü ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kaza tarihi olan 30.06.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, dava dilekçesinde bakıcı gideri tazminatı talebi bulunmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 7.500,00 TL'nin (davalı ... Sigorta poliçe limitlerinde sorumlu olmak kaydı ile ve bu davalı yönünden faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak kabulü ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kaza tarihi olan 30.06.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kalıcı maluliyeti olduğuna ilişkin itirazlara rağmen bu yöndeki taleplerin kabul edilmediğini, davacının kaza sonrası yapılan muayene sonucunda sağ radius ulna distal diafizde kırıklar izlendiği, olay tarihli Toraks BT de solda minimal hemopnömotoraks solda 1, 10, 9, 8, 7 kotların posterirorında kırıklar, olay tarihli grafide sol el 2. parmak proksimal kırık izlendiği, her iki el grafisinde sağ radius distal uçta kırık sekeli, sol el 2. parmak phalanks basisinde kırık sekeli ile uyumlu görünüm izlendiği belirtildiğini, ancak bunun sonucunda engellilik oranının % 0 olduğu tespit edildiğini, kaza sonrası davacının sağ el bilek kısmında öne ve geriye bükülmeme şeklinde bir maluliyet, sol el işaret parmağında ise iç ve dışa bükülmeme şeklinde bir maluliyet yaşadığını, günlük yaşamda sağ eli ile en hafif ağırlığı kaldıramadığını, kısa süre sonra ağrılarla karşılaştığını, davacının kalıcı maluliyetinin olduğunu, kalıcı maluliyete yönelik yeni bir rapor alınması gerekirken mevcut raporlara göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama sırasında alınan raporlarda davacının sağ bilek radial kısımda 6 cm’lik ciltten kabarık ve açık renkli skar izi tespit edildiğini, bakıcı gideri talebi raporda hesaplanmış olmasına rağmen kabul edilmediğini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalılardan ... ... Sigorta AŞ tarafından zorunlu karayolu taşımacılık mali mesuliyet sigorta poliçesi ve ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalandığını, davalılardan ... Sigorta tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi, ... Sigorta AŞ'nin tarafından düzenlenen numaralı koltuk ferdi kaza sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, tüm sigortaların poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduklarını, kaza nedeniyle davacının yaşadığı sıkıntılar, psikolojik çöküntü ve çektiği acı ve ıstırap için talep edilen manevi tazminatın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken yalnızca 7.500,00-TL’sinin kabul edilmesinin yerinde olmadığını, manevi tazminat talebinin tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile ihtiyari mali mesuliyet sigorta (İMMS), ferdi koltuk kaza sigortası ile zorunlu mali mesuliyet sigorta ( ZMMS ) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, diğer tedavi giderleri ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının maddi tazminata ilişkin davasının davalılar ... ve ... Sigorta AŞ yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne, dava dilekçesinde bakıcı gideri tazminatı talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1. 6100 sayılı HMK'nın 119/ğ maddesi uyarınca dava ve ıslah dilekçesinde açık bir şekilde talep sonucunun belirtilmesi gerektiği sarihtir. Bu taleple bağlılık ilkesinin bir gereği olup, HMK'nın 26. maddesinde ise hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği düzenlemesi mevcuttur. Talep sonucunun açık olmadığı durumlarda ise HMK’nın 31. maddesinde yer alan hakimin davayı aydınlatma ödevi gereğince, hakimin davacıdan talebini açıklamasını istemesi, birden fazla talebi olması halinde taleplerine göre dava değerini belirlemesini ve bu taleplerinin kuruşlandırılmasını istemesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi nedeniyle hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi ve hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir. Aynı madde gereğince uyuşmazlığın aydınlatılması, taleple bağlılık ilkesinin uygulanması için zorunludur. Davacı vekili dava dilekçesinde maddi tazminat olarak ücret kaybı, yol gideri ve tedavi gideri ile sabit iz ve fonksiyon kaybı nedeniyle 2.200,00TL talepte bulunmuş, sonuç ve talep kısmında ise 2.200,00TL tedavi giderinin davalılardan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik, tedavi ve yol giderleri ile bakıcı gideri zararı yönünden dava değerini artırmış, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığı belirtilerek davanın geçici işgücü kaybı zararı, tedavi ve yol giderleri yönünden kısmen kabulüne, bakıcı gideri tazminatı talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, davacının dava ve ıslah dilekçesinde yer alan alacak kalemlerinin ve miktarı ile davalıların birden fazla olması ve farklı sorumlulukları bulunması, ferdi kaza koltuk sigortacısınında davalı olması nedeniyle hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında HMK'nın 31. Maddesi gereğince talep edilen zarar kalemlerinin ve miktarının ve hangi davalıdan talep edildiğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. 2. Kabul şekline göre; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve █████████ E. █████████ K. ) Somut olayda, davacının dava konusu kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyet oranının ve tıbbi iyileşme süresinin belirlenmesi yönünden mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı, 4 ayda iyileşeceğinin tespit edildiği, itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kuruludan alınan raporda ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının maluliyetinin bulunmadığı, 4 ayda iyileşeceği belirtilmiş olup mahkeme tarafından da bu raporların hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Ancak açıklandığı üzere kaza tarihi olan 30.06.2014 tarihi itibariyle Yargıtay uygulamasına göre Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve bu yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanmakta olup dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan maluliyet raporunda kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken anılan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet değerlendirmesi yapılmadığının anlaşılması karşısında, söz konusu rapor maluliyet oranı tespitine elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Mahkemece davacının maluliyet oranının tespiti için tüm tedavi evraklarının getirtilip son durumunun değerlendirilmesi ve gerekli muayeneleri yapılmak suretiyle Adli Tıp Kurumuilgili ihtisas kurulundan içerisinde davacının mevcut yarlanmasına göre uzman hekim/hekimlerin de yer aldığı heyetten olay tarihinde yürürlükte olan ve uygulanası gereken yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve varsa oranı, iyileşme süresi konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran açıklamalı maluliyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından 1 ve 2 numaralı bentte belirtildiği şekilde talep sonucu açıklatılıp, gerektiğinde maluliyet raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazların da giderilmesini müteakip, dosyanın gerekiyorsa yeniden aktüerya hesap bilirkişine tevdi ile açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli aktüerya hesap bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, oluşacak sonuca göre usulü kazanılmış haklar gözetilerek infaza elverişli bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.