İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Şirketin sermaye taahhüdü alacağı davasında zamanaşımı, ıskat hakkı ve hisse müsaderesi savunmalarının incelenmesi.
Özet: Davacı şirket, davalı ortaktan, sermaye artırımı taahhüdünü süresinde yerine getirmediği gerekçesiyle 540.000 TL sermaye borcunun temerrüt faiziyle tahsilini talep ederken; davalı, alacağın beş yıllık zamanaşımına uğradığını, davacının daha önce hisse ıskatı yoluna gittiği için talebin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, ayrıca hisselerinin ceza mahkemesi kararıyla müsadere edilerek Hazineye devredildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ████████ Esas - ████████ Karar TARİH: █████/2025DAVA: Alacak (Sermaye taahhüdünden kaynaklananKARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirkete karşı sermaye arttırımı sonucu taahhüt ettiği sermaye borcunu süresinde ödemeyip temerrüde düştüğünü, davacı şirket sermayesinin ana sözleşmede 50.000,00-TL belirlendiğini, her biri 25,00-TL değerinde 2000 hisseden oluşmasının öngörüldüğünü, █████/2011 tarihli genel kurulda şirketin sermayesinin 32.000.000,00-TLye çıkarıldığını ve her biri 16.000,00-TL değerinde 2000 hisseden oluşmasının kararlaştırıldığını, █████/2014 tarihli olağanüstü genel kurulda şirketin sermayesinin 51.056.000,00-TL'ye çıkarılmasının her biri 1,00-TL değerinde 51.056.000 adet nama yazılı paya bölünmesinin kararlaştırıldığını, davalının bu arttırımda 1.920.000,00-TL sermaye tutarı karşılığında 1.920.000 pay ve %3,7606 pay oranına sahip olduğunu, davalı tarafından ödenmesi öngörülen %3,7606 paya karşılık gelen 540.000 TL'nin aynı kararda öngörülen 24 ay içinde ödenmediğini, bunun üzerine davalıya Kayseri 10.Noterliği'nin 05.01.2017 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sermaye payı borçlarının █████/2017 tarihine kadar ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının Kayseri 4. Noterliği'nin █████/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinde TTK m. 482'nin uygulanması için gerekli şartların oluşmadığını, kanuna aykırı olarak sermaye koyma borcunun talep edildiğini beyan ettiğini ve süre içinde sermaye payı koyma borcunu yerine getirmediğini, █████/2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile arttırılan sermaye payını ödemeyen ortakların arttırılan sermayeye isabet eden yeni pay alma esaslarının belirlendiğini, Beşiktaş 11. Noterliği'nin █████/2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalının ortaklık payı ve arttırılan sermaye nedeniyle ödemesi gereken ana para tutarının, faiz tutarının █████/2019 tarihine kadar ödenmesi aksi halde yeni pay alma hakkından mahrum edileceğinin davalıya ihtar edildiğini, buna rağmen davalının sermaye borcunu yerine getirmediğini belirterek sermaye koyma borcundan kaynaklanan 540.000,00-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini diğer talepleri ile birlikte karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının █████/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye arttırımı kararı aldığını, pay sahiplerine taahhüt edilen pay miktarını ödemek için 24 ay süre verdiğini, sürenin █████/2016 tarihinde son bulduğunu, alacağın TBK m. 147/4 uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımının TBK m. 149/1 uyarınca alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başladığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacının davayı en geç █████/2021 tarihinde açabileceğini, alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının harçtan muaf olmadığını; davacının ıskat hakkını kullandığını, bu nedenle bu dava ile sermaye koyma borcunu talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davacının Kayseri 10. Noterliği'nin 05.01.2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalıya sermaye taahhütlerini yerine getirmesi amacıyla ihtarname keşide ettiğini, Beşiktaş 11. Noterliği'nin █████/2019 tarih ... yevmiye nolu ikinci ihtarı ile şirket yönetiminin █████/2019 tarih 008 kararı ile TTK m. 461 uyarınca yeni pay alma esaslarının belirlendiğinin ve sicil gazetesinde ilan edildiğinin belirtildiğini, davacının ikinci ihtarında sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen pay sahibini ıskat edeceğini ve ticaret siciline tescil edildiğini davalıya bildirdiğini, █████/2019 tarihli sicil gazetesinde ilanın başlığının Rüçhan Hakkı-İhtar-Iskat olduğunu, davacının davalı için önce sermaye borcunu talep edip daha sonra ıskat prosedürünü uyguladığını, bu nedenle yeniden sermaye koyma borcunu talep etmesinin açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davalının davacı şirketteki hissesinin tamamının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin █████████ esas, ████████ sayılı kararı ile müsaderesine karar verildiğini, davalının hissesinin tamamının Hazineye devredildiğini ve devrin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığını belirterek öncelikle davanın zamanaşımından reddini, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini diğer talepleri ile birlikte karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2025 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; "Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Davalının, şirket ortağı olduğu █████/2014 tarihinde sermaye artırımına katıldığı, 1/4 oranında peşin ödediği, kalan 3/4 oranına isabet eden 540.000,00TL'yi hala ödemediği konusunda ihtilaf bulanmamaktadır. Davacı şirketin ortaklarıyla ilgili yapılan cezai kovuşturma sonunda davalı adına kayıtlı hisselerin Yargıtay 3. Ceza dairesinin █████/2023 tarihli █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile müsadere edildiği, kararın kesin olduğu ve davacının pay sahipliğinin son bulduğu anlaşılmıştır. Anonim şirket pay sahipliği için kural olarak sermaye koyma şartı bulunmaktadır. İstisna olarak, kurucular için bedelsiz pay veya intifa senedi verilebileceği TTK'da düzenlenmiştir. Sermaye koyma hususuna ilişkin düzenlemede, %25 peşin, kalanı 4 ay içinde şirkete ödenmesi gerektiği, sermaye artırımına katılan pay sahipleri için de aynı hususun düzenlendiği görülmektedir. Davacı da, %25'ini peşin yatırmış, kalan kısmı yatırmamıştır. Taahhüt edilen sermaye bedeli ödenmediği takdirde şirket, sermaye bedelinin faiziyle birlikte tahsilini istemek veya ödenmeyen pay bedeli nedeniyle ilgili pay sahibini ıskat ederek, boşa çıkan payları başkası alabilecektir. Şirket tasfiye edildiğinde, ortaklara dağıtılacak bir tasfiye payı olması halinde, her ortağın ödediği sermaye miktarıyla orantılı ödenecektir. Davalının sermaye borcu sabit olmakla birlikte, davacı şirketteki hisseleri Yargıtay 3. Ceza dairesinin █████/2023 tarihli █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile müsadere edilmesi nedeniyle davacı tasfiye payı alamayacaktır. Şirketin alacaklarına karşı ise ancak taahhüt ettiği sermaye bedeli ile sorumlu olacaktır. Şirkete karşı sorumluğu ancak pay sahipliği devam ettiği sürece devam edecektir. Iskat veya payların devri halinde sermaye koyma borcu sona erecektir. TTK'nın 501/2. Maddesi kıyasen uygulandığında davalının borcunun sona erdiğini kabul etmek gerekir.TTK'nın 501. Maddesine göre- (1) Bedeli tamamen ödenmemiş bulunan nama yazılı bir payı iktisap eden kimse, pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri kalan pay bedelini ödemekle yükümlü olur.(2) Şirketin kurulması veya esas sermayenin artırılması sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimse, payını başkasına devrettiği takdirde, bedelin henüz ödenmemiş olan kısmı kendisinden istenemez; meğerki, şirketin kuruluşu veya esas sermayenin artırılması tarihinden itibaren iki yıl içinde şirket iflas etmiş ve payı iktisap eden kimse paydan doğan haklardan yoksun bırakılmış olsun.(3) Payını devreden kimse ikinci fıkra hükmüne tabi değilse, iktisap edenin pay defterine kaydedilmesiyle borçlarından kurtulmuş olur.Bu yasal düzenleme karşısında ve ceza mahkumiyetinin gelecek ekonomik avantajların da müsaderesini içermediğini göre, pay sahipliği sona erdirilen davalının artık borcundan da kurtulduğu, kendisinden iştirak taahhüdüne konu paranın istenemeyeceği, artık davalıya husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı/davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gelinen aşamada, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda, dava konusu olayda TTK'nın 501. maddesinin kıyasen uygulanarak davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesinin tamamen hatalı olduğunu, kararda yer alan, davacı tarafından ıskat hakkının kullanıldığı ve/veya pay devri yapıldığı neticesiyle sermaye koyma borcunun talep edilemeyeceği yönündeki gerekçenin dayanaksız olduğunu, Somut olayda davacı şirket yönetim kurulu tarafından davalı aleyhine alınmış geçerli bir ıskat kararı bulunmadığını, ıskat pay sahipliği sıfatının ve buna bağlı haklarının kullanımına engel olmak gibi ağır sonuçlar doğurduğundan gerek uygulama alanı gerekse de uygulanma usulü bakımından emredici nitelikteki hükümler ile düzenlendiğini, ıskat konusunda yasanın aradığı emredici hükümlere uyulmadan ıskat kararı alınması mümkün olmadığını (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18.09.2017 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı), ıskat için, önce ortağın sermaye borcunu süresi içinde yerine getirmemesi, ardından yönetim kurulunun yeniden çağrı yaparak açıkça ihtarda bulunması, bu ihtardan sonra en az bir aylık süre verilmesi ve bu sürede de borcun ödenmemesi, nihayet, yönetim kurulunca açık bir iskat kararı alınması gerektiğini, bu dört unsurun tamamı birlikte gerçekleşmeden bir ortağın ıskat edilmiş sayılmasının mümkün olmadığını, somut olayda ise davacı tarafından yalnızca borcun ödenmesine ilişkin ikinci bir ihtar yapıldığını, ancak ıskat kararı alınmadığını; ıskatın, yalnızca ödeme yapılmamasıyla kendiliğinden doğan bir sonuç değil; ilgili organ kararıyla ve Kanun’a uygun şekilde alınması gereken özel bir karar olduğunu, Davacı tarafından ıskat prosedürünün başlatılmış olmasının, davalının sermaye koyma borcunun ortadan kalktığı şeklinde yorumlanamayacağını, ıskat prosedürüne başvurulmasına ilişkin tüm koşulların gerçekleşmiş olduğu bir durumda dahi, yetkili organın ıskat kararı almak zorunda olmadığını; sermaye koyma borcunun yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, TTK’da öngörülen diğer tedbirlere başvurulmasında herhangi bir yasal engel bulunmadığını; TTK’da, başlatılan bir ıskat işleminin mutlaka tamamlanması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığını; bu nedenle, ıskat prosedürünün başlatılmasının, sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen ortağa karşı diğer başvuru yollarının seçilmesine engel teşkil etmeyeceğini, davacı tarafından başka bir ortağın sermaye koyma borcundan dolayı aynı şekilde açılan dava dosyasında Bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli emsal nitelikteki bilirkişi raporunda da bu hususların belirtildiğini, TTK 501. maddesinin kıyasen uygulanarak sermaye koyma borcunun ortadan kalktığı gerekçesi kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın hisselerinin müsadere yoluyla hazineye devredilmesinin normal bir pay devri olarak değerlendirilemeyeceğini; bu nedenle de, TTK'nın 501. maddesi kıyasen uygulanamayacağını;davacı tarafından başka bir ortağın sermaye koyma borcundan dolayı aynı şekilde açılan dava dosyasında bulunan, Bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli emsal nitelikteki bilirkişi raporunda da, müsadere kararına rağmen ortağın ödenmemiş sermaye paylarından sorumlu olmaya devam edeceğinin belirtildiğini, TTK. 501. maddesinin kıyasen uygulanamayacağını, hisseleri müsadere edilenin borcunun sona ermeyeceğini,İleri sürerek, izah edilen ve mahkemenin re'sen gözeteceği nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; sermaye arttırımına katılan davacının eksik ödediği sermaye borcunun tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya içeriği belgelere göre; davacı şirketin █████/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar ile şirketin 32.000.000,00-TL den oluşan esas sermayesinin 51.056.000,00-TL'na çıkarılmasına, sermayenin her biri 1,00-TL bedelli 51.056.000 adet nama yazılı paya bölünmesine karar verildiği, davalının sermaye artışına iştirak ettiği, böylece 1.920.000 adet pay karşılığı 1.920.000,00-TL esas sermaye payına sahip olduğu, arttırılan sermaye tutarının 1/4 ünün kararın tescili öncesi ödendiği, kalan kısmının ise yirmi dört ay içerisinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalı hakkında Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamıyla mahkumiyet kararı verildiği, ayrıca davacı şirketin de aralarında bulunduğu, davalının ortağı olduğu kendisine kayyım atanan ve kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen tüm şirketlerdeki paylarının müsaderesine karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucu Yargıtay 3.Ceza Dairesi'nin █████████ esas, ████████ karar sayılı █████/2023 tarihli ilamı ile, davalının ortağı olduğu şirketlerdeki payının değil, şirketlerin tamamının müsaderesi gerektiği gerekçesi ile hüküm düzeltilerek onandığı ve iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla; davacı ... A.Ş.'nin de aralarında bulunduğu şirketlerin TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verildiği, hükmün █████/2023 tarihinde kesinleştiği, şirketin mülkiyetinin anılan müsadere kararı uyarınca maliye hazinesine geçtiği hususunun █████/2023 tarihinde sicile tescil edildiği, ayrıca sicil gazetesinde █████/2023 tarihinde ilan edildiği, bu durumda █████/2024 dava tarihi itibariyle davalının davacı şirkette pay sahibi bulunmadığı, davacı istinafının aksine davalı davacı şirkette zaten pay sahibi bulunmadığından davacı tarafından davalı hakkında ıskat kararı alınmamış olmasının sonuca bir etkisi olmadığı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, TTK'nun "bedelleri tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar" başlıklı 501 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; esas sermayenin arttırılması sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimsenin payını başkasına devretmesi halinde bedelin henüz ödenmemiş olan kısmının kendisinden istenemeyeceği, bunun istisnasının şirketin iki yıl içerisinde iflas etmiş olması veya payı iktisap edenin(devralanın) paydan doğan haklardan yoksun bırakılmış olması halleri olduğu, şirketin iflas etmediği, davacı paylarının da arasında olduğu şirket paylarının tamamını iktisap edenin Hazine'nin paylardan doğan haklardan yoksun bırakılmasının da söz konusu olamayacağı, yine kanun koyucunun payın rızai veya cebri devri arasında bir fark gözetmediği, bu durumda bakiye sermaye borcunun müsadere kararının kesinleşmesi ile payı Hazineye devredilen davalıdan istenemeyeceği, mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.