İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satıştan kaynaklanan alacak sebebiyle açılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini defter ve BA/BS kayıtları ile sevk irsaliyesini değerlendirerek tamamladı.
Özet: Bir şirket, ticari satımdan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken, davalı borcu ve mal teslimini reddetmiş; ilk derece mahkemesi, davacının ticari defterlerindeki alacak kayıtları, tarafların Ba/Bs formlarındaki beyanları ve davalının çalışanı tarafından teslim alındığı anlaşılan sevk irsaliyesi gibi delillerle davacının iddialarını destekleyen bulgulara ulaşmış, ancak davalı vekilinin hüküm açıklandıktan sonra yaptığı imza itirazını değerlendirmeye almamıştır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararTARİHİ: █████/2023DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin alacağının tahsili amacıyla İstanbul 5.İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyası üzerinden ....Tic.Aş. hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, işbu itirazın sadece takibi sürüncemede bırakarak davacının haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapıldığını, haksız ve mesnetsiz olduğunu, işbu davaya ve icra takibine konu alacağın likit olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Tensip zaptı ile davalı borçlunun 2019-2022 dönemlerine ait BA BS formlarının ilgili Sarıyer Vergi Dairesinde celbine ilişkin ara karar tesis edilmesini, işbu ara kararın yerine getirilmesinin akabinde ön inceleme duruşması beklenmeksizin celse arasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere inceleme günü verilmesini, davanın kabulünü, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptalini, takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamını, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin davacıya borcunun bulunmadığını, davacı tarafından davalıya teslim edilen hiçbir mal bulunmadığı gibi davalıya tebliğ edilen bir faturanın da bulunmadığını, mal sattığı ve teslim ettiği iddiasındaki davacının kestiği faturalara ilişkin sevk irsaliyelerini mahkemeye sunması gerektiğini, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davanın reddinin gerektiğinin ortaya çıkacağını, davacı yanın ne kadar kötü niyetle bu davayı ikamet ettiğinin anlaşılabilmesi için BA-BS sisteminin günümüzde nasıl işlediğinin anlaşılmasının yeterli olduğunu, davanın reddini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;".....Davacı temin ettiği mallardan doğan toplam 154.359,15 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının defter ve kayıtlarında davacının davalı adına düzenlediği ve defter kayıtlarına işlenen faturalar toplamını 164.359,15-TL olduğu, davalı defter ve belgelerinde davacı adına herhangi kayda rastlanamadığı tespit edilmiş olup mahkememizce BA/BS formlarının incelenmesinde, davalı şirketin davacıdan yaptığı alım ve satımlara dair vergi dairesine 2022 tarihinde 161.167,92TL alım bildirdiği, yine 2022 yılında 17.470,93TL satış bildirimi yaptığı görülmüştür. Mahkememizce dosya da bulunan davacının davalıya mal teslimi için düzenlediği ve imzalı olduğu görülen ancak imzalayanın net okunamadığı 01.07.2022 tarihli sevk irsaliyesine dair açıklama yapması için davacıya süre verilmiş olup davacı teslim alan kişinin ... olduğunu beyan etmiş olup davalının defterlerinde ve kabulünde olduğu üzere dava dışı ...'in ihtilaf konusu dönemde davalı işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça dosyaya sunulan sevk irsaliyesine dair hiçbir itirazda bulunulmaması ve █████/2023 tarihli celse de e-duruşma yolu ile duruşmaya bağlanma talebi gönderdiği, talebinin mahkememizce kabul edildiği, duruşma gün ve saatinde e-duruşma bağlantısı gönderildiği halde davalı vekilinin e-duruşma talebine cevap vermemesi üzerine duruşmaya devam edilmiş olup tahkikatın bitirilip hüküm açıklandıktan sonra davalı vekili e-duruşma yolu ile bağlantı sağladığından beyanlarının alınmasına karar verilmiş ve sevk irsaliyesinde bulunan imzaların sahteliğini öne sürmüş olup bu savunma ve itirazı hüküm açıklandıktan sonra yapıldığından mahkememizce bu savunmaya değerlendirilememiştir. Ancak Ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarından davalı şirketin münferiden tek yetkilisinin ... olduğu, incelenen nüfus kayıtlarına göre davacı şirkete kredi kartı ile █████/2022 tarihinde 10.000,00TL ödeme yapan ...'ın, ...'ın babası olduğu, davalı şirketin davacıdan yaptığı alım ve satımlara dair vergi dairesine 2022 tarihinde 161.167,92TL alım bildirdiği, yine 2022 yılında 17.470,93TL satış bildirimi yaptığı ve imzalayanı net olarak okunamasa tarihlerle uyumlu bir sevk irsaliyesinin bulunduğu dikkate alındığında ticari ilişkilerinin bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davalının, davacıya toplamda 154.359,15-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın Kabulü ile; Davacı tarafın başlattığı İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 154.359,15TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA,2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 30.871,83 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 31.03.2023 tarihli duruşmasında Sarıyer Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak BA-BS formlarının taraflar arasındaki mutabakata dayanıp dayanmadığı, yani bu kayıtların yalnızca davacının tek taraflı bildirimleri ile mi yoksa davalı şirketin de bildirimleri ile oluştuğunun sorulduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde de ileri sürmüş olduğu hususların vergi dairesi cevabı ile de teyit edildiğini, BA-BS kayıtlarının davacının tek taraflı beyanı ile oluşturulmuş olduğunun sabit hale geldiğini, davalı tarafından vergi dairesine herhangi bir bildirim yapılmadığının celp edilen vergi dairesi kayıtları ile sabit olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda vergi dairesi cevabına hiç yer verilmediğini, sadece tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini, bu itibarla taraflarınca dosyaya sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin mahkemece reddedildiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelendiğini ve yanlış anlaşıldığını, söz konusu raporda davalının davacıya borçlu olmadığının tespit edildiğini, raporda açık bir şekilde her iki tarafın da tüm defter ve kayıtlarının usule uygun tutulduğu, davalının kayıtlarında davacıya ait hiçbir kayda rastlanmadığının ve ayrıca davacının sevk irsaliyesi diye sunduğu belgelerdeki isim ve imzaların okunaksız olduğunun ifade edildiğini, hem davacının hem de davalının tüm defter ve kayıtlarının incelendiği ve bu kayıtların defter sahipleri lehine delil teşkil ettiğinin ifade edildiğini, davacının davalıyateslim etmediği ürünler adına kendi kendine tanzim ederek davalıya tebliğ etmediği faturalara göre 164 bin TL alacaklı gözüktüğü, bunun karşısında davalının usule uygun tutulmuş tüm defter ve kayıtlarında davacı adına herhangi bir kayda rastlanmadığının belirtildiğini, Davacı tarafından bilirkişiye sunulan tahsilat makbuzunun da davalı şirket tarafından kabul edilmediğini, davacının, müvekkil davalı şirkete hiçbir ürün veya hizmet satışı olmadığını, nitekim bu sebeple davalının davacıya yaptığı herhangi bir ödeme bulunmadığını, davaya dayanak kılınan faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair hiçbir belge olmadığını, davalının hiçbir imzasının bulunmadığını, bulunmasının da mümkün olmadığını, zira faturaların hiçbir zaman davalıya tebliğ edilmemiş olduğunu, Davalının yargılamanın başından beri davacı tarafından kendisine herhangi bir mal veya fatura / irsaliye teslimi yapılmadığını ileri sürdüğünü, buna rağmen davalının savunmaları yok sayılarak üzerinde imza dahi bulunmayan iki tane sevk irsaliyesine dayalı şekilde kurulan hükmün hatalı olduğunu, Yerel mahkemece davacıya sevk irsaliyelerini sunmak üzere süre verildiğini, davacının ise aslını sunamadığı, bir tanesini sahte bir karalama imzadan teşekkül eden bir diğerinde ise hiç imza bulunmayan iki adet sevk irsaliyesinin fotoğraflarını mahkemeye sunduğunu, bu irsaliyelerin davalı tarafa tebliğ edilmediğini, davacı tarafından fotoğraf olarak sunulan bu belgelerin kabul edilmediğini, davacının davalıya hiçbir belge tebliğ etmediğinin davalı tarafından dile getirildiğini, buna rağmen yerel mahkemenin bu belgelere herhangi bir itirazda bulunulmadığını ifade ettiğini, Yerel mahkemenin sahteciliğe ilişkin iddialarını dikkate almadığını, taraflar arasında ödeme olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davacının, davasının başından beri hayatın olağan akışına aykırı iddialar üzerine kurulu olduğunu da göz ardı ettiğini, gıda tedarikçisi olan davacı şirketin takriben 150 bin TL alacağı olduğunu iddia ederek bir dava açtığını, gıda tedarikçisinin, uzun yıllardır çalışma ilişkisi olmayan, hiç tanımadığı ve iş ilişkisi olmayan bir şirkete 150 bin TL borç birikene kadar mal tedariği yapmaya devam etmesi ve tek kuruş ödeme almamış olmasının mümkün olmadığını, iki şirketin arasında cari bir hesap ilişkisi olması durumunda da taraflar arasında tek bir ödeme dahi bulunmuyor olmasının hayatın mutad cereyanına aykırı olduğunu, davanın her iki tarafının da tacir olduğunu, davacının teslim ettiği mallara ilişkin imza almamış olmasının basiretli tacir olarak kendisinden beklenebilecek bir hareket de olmadığını, dosyada mübrez sevk irsaliyelerinin hiçbirisinin davalı tarafından kabul edilmediğini, sevk irsaliyesi diye sunulan belgenin birisinde hiçbir isim ve imza dahi olmadığını, diğerinde ise sahte bir paraf olduğunu, yerel mahkeme kararının aceleye geldiğini ve dolayısıyla hukuka aykırı bir sonuç çıktığını, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, faturaya dayalı cari hesap alacağının davalıdan tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece. Davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davalı tarafça, taraflar arasında ticari ilişki olmadığı, cari hesabı oluşturan fatura içeriği malların teslim edilmediği yönünde savunmada ve itirazda bulunulmuş ve davaya konu faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı bilirkişi tarafından tespit edilmiş ise de, dava konusu faturaların BA formuyla ilgili Vergi Dairesine kayıt edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, her ne kadar davacı tarafından düzenlenen faturaların e fatura olup sistem tarafından otomatik olarak BA formunun düzenlendiği ve kayıtlara alındığı ileri sürülmüş ise de, davacı tarafın düzenlediği e faturalara davalı tarafından TTK. 21/2 madde uyarınca süresi içerisinde itiraz edildiği ileri sürülmediği gibi, BA formuna kaydedilen faturaların davalı tarafça düzeltme beyannamesi vererek söz konusu faturaları BA formundan çıkartıldığına ilişkin de iddia ve delil olmadığı, bu durumda, dava konusu faturaların BA formuyla ilgili Vergi Dairesine kayıt edilmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir. Davalı tarafça, bu karinenin aksi ispat edilemediği gibi davalının açık hesaba dayanak faturalara konu malın teslim alınmadığı veya bedelin ödendiğine dair ispata elverişli delil sunmamış olması karşısında, mahkemece davanın kabulüne ve davaya konu alacak faturadan kaynaklı olup likit olduğundan İİK. 67 maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.544,27 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.636,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.908,27 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.