Konya BAMdan, trafik sigortası tazminat davasında müterafik kusur, arabuluculuk ve feragat durumlarında yargılama gideri ile vekalet ücreti dağılımına dair istinaf kararı.
Özet: Trafik kazasında yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat talepleri üzerine, ilk derece mahkemesi, davalılardan sigorta şirketi aleyhine açılan davada, ihtiyari arabuluculuk giderlerini hakkaniyet gereği davalılar arasında paylaştırmış, müterafik kusur nedeniyle reddedilen kısım olmasına rağmen davalıların davacının yargılama giderlerinin tamamından sorumlu olduğuna hükmetmiş ve feragat edilen bir talep konusunda dahi sigorta şirketinin davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davacının yaptığı yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğine karar vermiştir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : █████/2025
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALILAR: 1- ........
VEKİLİ :Av.....
2- ........
VEKİLİ : Av.....
3-.......
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili █████/2024 tarihli dilekçesiyle; davalılardan ........'e ait olup, kaza sırasında davalı ........'in sevk ve idaresindeki, ZMMS poliçesi de davalılardan ........ tarafından düzenlenen ........ plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracın, █████/2024 tarihinde trafik kazası yapması sonucu davacının yaralandığını, davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararına ve bakıcı gideri zararına uğradığını, ayrıca bu olay nedeniyle büyük bir acı ve üzüntü de yaşadığını, kusurun davalı tarafta olduğunu beyan ederek, davacının geçici iş göremezlik zararından dolayı 250 TL., sürekli iş görememezlik zararından dolayı 250 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından dolayı 250 TL. ve bakıcı gideri zararından dolayı 250 TL. olmak üzere toplam 1.000 TL. maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalılardan sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini ayrıca, 500.000 TL. manevi tazminatın da kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılardan ........, öncelikle 2918 s. KTK.'nin 97. maddesi gereğince dava şartı yokluğu itirazı ile yetki ve müterafik kusur itirazında bulunmuş, davanın esastan da reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekilleri de davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; " Her ne kadar 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu arabuluculuk giderlerinden davacının sorumlu olduğu düşünülmüş ise de; sigorta şirketleri yönünden dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının gerekip gerekmediği konusunda, uygulamada farklılıklar bulunduğundan ve bu nedenle davacının hem davalı sigorta şirketine ve hem de arabulucuya başvurması makul görüldüğünden, Mahkememizce ihtiyari sayılan ve kural olarak davacıya yükletilmesi gereken arabuluculuk giderlerinin, hakkaniyet ve adalet gereğince tacir olmayan davacı ile davalılardan sigorta şirketi arasında davanın kabul ve ret oranına göre dağıtılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Hem arabulucuk masrafları, hem genel yargılama giderleri ve bunun içerisindeki vekalet ücreti yönünden yapılan değerlendirmede ;
a) Müterafik kusur indirimi nedeniyle yapılan değerlendirmede; davanın reddedilen kısmına ilişkin olarak, Yargıtay 4. HD'nin ██████████ E. ██████████ K. sayılı emsal kararı gereğince müterafik kusur nedeniyle reddedilen kısım yönünden vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin dağıtılamayacağı, her üç davalının yargılama giderlerinin tamamı (ve sigorta şirketinin ayrıca arabuluculuk giderlerinin tamamı) ile hükmedilen tazminatlar üzerinden vekalet ücretlerinden sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiştir.
b) Davalılardan sigorta şirketine karşı açılan ve feragat nedeniyle reddedilen sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar bu talep yönünden ve sigorta şirketine ilişkin olarak dava feragat nedeniyle reddedilmiş ise de, aslında sigorta şirketi yönünden bu talebin konusuz kaldığı, sigorta şirketinin dava açılmasına sebebiyet verdiği ancak, feragat halinde davanın konusuz kaldığına değil, feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak, adalet ve hakkaniyet prensipleri gereğince feragat nedeniyle reddine karar verilen bu kısım yönünden, davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği, sigorta şirketinin davacının yaptığı yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile;
Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile █████/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle ;
Geçici iş göremezlik zararından dolayı 81.610,18 TL,
Bakıcı gideri zararından dolayı 32.004 TL,
SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından dolayı 116.000 TL. olmak üzere toplam 229.614,18 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalılardan ........ A.Ş.'nin faiz yönünden sorumluluğunun temerrüt tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı olması kaydıyla) davalılar ........ A.Ş., ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Sürekli iş göremezlik zararı yönünden 1.890.442,37 TL. maddi tazminatın, kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacının davalılardan ........ A.Ş.'ye karşı sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden açtığı davanın feragat nedeniyle reddine,
Davacının davalılardan ........ ve ........ yönünden fazlaya ilişkin bütün maddi tazminat talepleri ile davalılardan ........ A.Ş. yönünden fazlaya ilişkin geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderine ilişkin maddi tazminat taleplerinin ve fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin ispat edilememesi nedeniyle reddine,
Davacının manevi zararından dolayı 500.000 TL. manevi tazminatın, kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin reddine," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin olayda hiçbir kusurunun olmadığını, müvekkile müterafik kusurun yöneltilemeyeceğini, müvekkilin ayağından yaralandığını, 10.12.2025 tarihli Selçuk Üniversitesi Adli Tıp Ana bilim Başkanlığından alınan raporda da görüleceği üzere Erişkinler için Engellilik DEğerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre 'Sağ ayakta chopart ampütasyonu için tablo 3.30 a göre müvekkilin engel oranı %31 olduğunu, yine aynı raporda yüz bölgesindeki nedbe dokusu için lezyonun özellikleri normal yüz anatomisinin aşırı bozukluğu olarak değerlendirildiği, müvekkilin engel oranının kliniğe göre takdiren azaltılarak %2 olarak değerlendirildiği, müvekkilin kask takip takmamasının ayağındaki yaralanmaya, uzuv kaybına herhangi bir etkisinin olmadığını, müvekkilin kusursuz olduğunu, aksi düşünülse dahi maluliyet raporunda da belirtildiği üzere müvekkilin yüz bölgesindeki maluliyet oranın %2 olduğunu, müterafik kusurun ancak %2 maluliyet oranı açısından aktüer hesaplamada düşünülebileceğini, maddi tazminat miktarının tespiti için yapılan aktüer hesabın eksik hesaplandığını, taleplerinin avans faizi olduğunu, hükmedilen yasal faize de itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle davalının usul ve esas bakımından yersiz istinaf sebeplerinin ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesine, istinaf taleplerinin kabul edilerek , istinaf talepleri doğrultusunda kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına , lehlerine olan kısımların onanmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile 3.100.070,68 TL maddi tazminat taleplerinin olay tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini (davalı sigorta Şirketi 287.017,72 TL maddi tazminattan sorumlu olduğunu, olay tarihindeki poliçe limiti dahilinde ) davanın ve tüm taleplerihih kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; teminat limitinin üzerinde hüküm kurulduğunu, geçici talepleri kabul anlamına gelmemek ile birlikte poliçe tanzim tarihi itibariyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve sağlık gideri dahil tüm tazminat talepleri yönünden tek teminat üzerinden hüküm kurulmasının gerektiğini, kaza tarihinde müvekkil şirket nezdinde düzenlenen poliçedeki ölüm ve sürekli sakatlık teminat limitinin kişi başı 1.800.000 TL ile sınırlı olup müvekkil şirketin teminat limitinin üzerindeki zarardan sorumlu tutulamayacağını, sulhen yapılan ödeme ve feragat ile teminat limitinin tükendiğini, istinafa konu davanın, davacının iyileşme süreci tamamlanmadan açıldığını, maluliyet raporu ve tedavi evrakları hasar aşamasında sunulmadan müvekkil şirketin ödeme yapmasının beklenemeyeceğini, hasar aşamasında müvekkil şirkete usulüne uygun hazırlanmış rapor sunulmadığını, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri ve protez gideri tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer hesaplama yapılacak ise net asgari ücretin esas alınması gerektiğini, davacının geçici bakıcı ihtiyacının bulunmadığını, davacının olay tarihinde çalışmadığını, davacının aktif çalışma hayatı olmadığı için geçici iş göremezlik zararından bahsedilemeyeceğini, mahrum kalınan kazanç olmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacının tedavilerinin davacının ikamet yeri olan Adana'dan yer alan Yüreğir Devlet Hastanesince yapıldığının tespit edildiğini, bir devlet veya eğitim ve araştırma hastanesinde SGK kapsamı dışında herhangi bir tedavi masrafın veya karşılanmayan kısmın oluşmasının mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından eksik ve hatalı inceleme yapılarak hüküm kurulduğunu, faiz tarihine hatalı hükmedildiğini, usulüne uygun dava açılmadığından faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderine, vekalet ücretine ve arabuluculuk ücretine hatalı hükmedildiğini, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı davada vermiş olduğu █████/2025 tarih ve ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle maddi ile manevi tazminat talebine ilişkin olup; verilen karar, davacı ve davalı sigorta tarafından aşağıdaki hususlarda istinaf edilmiştir. (Davalı ........'nın istinafının yapılmamış sayılmasına dair ek karar kesinleşmekle)
- Davalı Sigortanın, usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüt istinafında;
2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.
Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".
HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,
2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup;
6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacının, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurduğu, ödeme yapmadığı, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği gibi başvurunun tebliğinden itibaren sekiz günlük süre de gözetilerek faiz başlangıç tarihinin usule uygun belirlendiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği açıktır. Bu sebeplerle, davalı tarafın itirazı yerinde değildir.
- Davacının soyut nitelikteki aktüer raporuna, davalı sigortanın maluliyete dönük itirazında;
ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN █████/2020 TARİHLİ VE ███████ ESAS, ███████ SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN ███████ ESAS ,████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA ve ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DAİREMİZİN █████████ VE █████████ ESAS SAYILI DOSYALARINDA BUNA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN █████/2016 TARİHLİ ████████ ESAS ████████ KARAR VE ████████ ESAS VE ████████ SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;
- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,
- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,
- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)
- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,
- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.
Buna göre somut olayda, Mahkemece yukarıda anlatıldığı biçimde usul ve yasaya uygun, ayrıntılı, gerekçeli aktüer hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna ve Progressif Rant sistemine göre yapıldığı, ayrıca usul ve yasaya uygun şekilde uzman Adli Tıp Heyeti'nce kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı görülmektedir.
Bu nedenlerle davacı ve davalı sigorta vekilinin bu hususlara ilişkin itirazının yerine olmadığı anlaşılmıştır.
- Geçici iş göremezlik teminatının kapsamı ile bu tazminatın, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalı sigortanın sorumluluğu bulunmaktadır.
(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ██████████ Karar; ██████████ Esas, ██████████ Karar; █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamları)
Öte yandan; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında sayılmıştır.
Ayrıca, 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu nedenle, geçici iş göremezliğin sakatlık ve ölüm teminatından sayılması nedeniyle ayrıca hükmedilen miktara göre bu teminatın tüketilmiş bulunmasına göre geçici iş göremezliğe ilişkin talebin sigorta yönünden reddi gerekirken kabulü yerinde bulunmadığından buna yönelik itirazın da kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Bunun dışında, sağlık giderleri teminatında yer alacak tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları ise yerinde değildir.
- Davalı sigortanın geçici iş göremezlik döneminde bakıcı giderine ilişkin;
Bakıcı giderine ilişkin de, bakım konusunda aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerekmektedir. Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamaktadır ve geçici iş göremezlik döneminde bu şekilde bakıcı gideri hesaplanması da yerindedir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi ██████████ E , █████████ K, █████████ E ██████████ K )
Davacının başkasının yardımına muhtaç olduğu uzman heyet raporu ile belirlenmiş olup bu nedenle brüt asgari ücretle bakıcı gideri hesaplanması doğrudur. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)
Bu itibarla, buna yönelik itirazların reddi gerekmektedir.
- Davalı sigortanın faturasız tedavi giderine yönelik itirazlarında;
Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. ███████-122 K.████████)
Bu kapsamda, uzman doktor bilirkişiden faturasız tedavi gideri konusunda rapor alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, yersiz ve dayanaksız itirazın reddi gerekmiştir.
-Davalı sigorta'nın, geçici iş göremezlik döneminde efor tazminatına ilişkin itirazında;
Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713).
Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir.
Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmelidir. (Aynı yönde) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ E- █████████ K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamı.
Bu nedenle mahkemece, iyileşme döneminde efor tazminatı kapsamında, davacı için herhangi bir geliri bulunmasa veya daha az bulunsa dahi efor tazminatı kapsamında belirlenen geçici iş göremezlik döneminde asgari ücret seviyesinde zararlarının bulunmasına göre geçici iş göremezlik tazminatı hesaplaması yapılması yerinde olup buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir.
-Davacının müterafik kusura yönelik itirazında;
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, aksi iddia ve ispat edilmeyen kaza tespit tutanağı ile davacının kaza esnasında kaskının takılı olmadığı sabittir. Müterafik kusur indirimi yapılabilmesi için salt kaskın takılı olmaması yeterli olmayıp, kaskın bulunmaması ile yaralanma arasında illiyet bağının da bulunması gerekir. Maluliyet belgesi ve tedavi evraklarına göre ağırlıklı olarak yaralanmanın baş bölgesinde olması da gözetilerek kask takılmamasının yaralanmada etken olduğu görüldüğünden buna yönelik davacı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür.
- Davacının işletilmesi gereken faiz yönünden itirazda;
Zarara neden olan, tazminat talep edilen araç ruhsatında hususi araç olduğunun ve kişiye kayıtlı olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre, davada tazminat temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı taraf vekilinin buna yönelik itirazı yerinde değildir.
- Davalı sigortanın arabuluculuk ücretine ilişkin itirazda;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Mahkemesince, yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı, bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerekmekte olduğundan buna yönelik itirazın kabulü ile yeniden kurulan hükümde gözetilmesi gerekmiştir. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)
Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, davalı ........ A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,
Davalı ........ A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)
1-Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile █████/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle ;
a)Geçici iş göremezlik zararından dolayı 81.610,18 TL,
b)Bakıcı gideri zararından dolayı 32.004 TL,
c)SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından dolayı 116.000 TL. olmak üzere toplam 229.614,18 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalılardan ........ A.Ş.'nin faiz yönünden sorumluluğunun temerrüt tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı olması kaydıyla) davalılar ........ A.Ş., ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ........'nın bakıcı ve tedavi gideri olmak üzere toplam 148.004 TL'den diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına)
ç)Sürekli iş göremezlik zararı yönünden 1.890.442,37 TL. maddi tazminatın, kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
d)Davacının davalılardan ........ A.Ş.'ye karşı sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden davanın esastan reddine,
e)Davacının davalılardan ........ ve ........ yönünden fazlaya ilişkin bütün maddi tazminat talepleri ile davalılardan ........ A.Ş. yönünden fazlaya ilişkin bakıcı gideri ve tedavi giderine ilişkin maddi tazminat taleplerinin ve fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin ispat edilememesi nedeniyle reddine,
f)Davacının manevi zararından dolayı 500.000 TL. manevi tazminatın, kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin reddine,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;
2-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 2.620.056,55 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 178.976,06 TL. nispi karar ve ilam harcından, talep artırım harcı dahil peşin alınan 12.296,17 TL. harcın mahsubu ile kalan, 166.679,89 TL. harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (Davalı ........'nın 9.334,07 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)
3-Davacı tarafından yapılan 8.386,60 TL. yargılama gideri, davacı tarafından maluliyet raporu için haricen yapılan 5.912,51 TL. yargılama gideri, gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan 60 TL. e-tebligat gideri ve tedavi dosyasının iadesi için 250 TL. yargılama gideri olmak üzere toplam 14.609,11 TL. yargılama gideri ile 12.296,17 TL. peşin harç olmak üzere toplam 26.905,28 TL. yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ........'nın 1.506,69 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)
4-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca,
a) Maddi tazminat davasının kabul edilen kısmı (2.120.056,55 TL.) üzerinden) davacı vekili için 314.807,92 TL. nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ........'nın 45.000 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)
b) Davalı ........ yönünden reddedilen geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin kısım yönünden; sigorta şirketi vekili için 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ........ A.Ş 'ye verilmesine,
c) Manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı (500.000 TL.) üzerinden) davacı vekili için 80.000 TL. nispi vekalet ücretinin davalılardan ........ ve ........'den (müştereken ve müteselsilen) alınarak davacıya verilmesine,
ç) Müterafik kusur indirimi nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden, davalılar vekilleri için davalı lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
d) Davalılardan ........ A.Ş. yönünden feragat nedeniyle reddedilen sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin kısım yönünden, sigorta şirketi vekili için davalılardan ........ A.Ş. lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-Mahkememizce ihtiyari sayılan arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,
İstinaf Yargılaması Yönünden;
8-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı ........ A.Ş'ye iadesine,
9-Davacı tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
10-Davalı ........ tarafından yapılan 2.002 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
11-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.█████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!