Mirasçılar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında kadastro sonrası miras payı dağılımı ihtilafı ve iyi niyetli üçüncü kişinin hukuki durumu.
Özet: Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, mirasbırakandan kalan taşınmazların kadastro tespitleriyle kardeşler arasında eşit dağıtılmadığı, bazı kardeşlere daha fazla pay düştüğü ve usulüne uygun bir taksim yapılmadığı iddia edilmiştir; ilk derece mahkemesi, mirasçılar arasında tüm paydaşların katılımıyla geçerli bir taksim yapılmadığı gerekçesiyle, davaya konu taşınmazlardan çoğunun tapu kayıtlarının iptali ile mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verirken, davalı tarafından üçüncü kişiye satılan bir taşınmaz için alıcının Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli olduğunun kanıtlandığı ve miras payı talebinin bu kişiye yöneltilemeyeceği gerekçesiyle bu kısma ilişkin davayı reddetmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Selendi Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu; Manisa ili, Selendi ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 42... parselin ..., 1 42... parselin ..., 1 42... parselin ..., 1 42... parselin ..., 1 42... parselin ..., 1 42... parselin ... adlarına, 2 57... parselin ..., 2 57... parselin ..., 2 57... parselin ... adlarına senetsizden tespit edildiği, kadastro tespitlerinin itiraz edilmeksizin 24.11.2011 tarihinde kesinleştiği, 1 42... parsel sayılı taşınmazın sonrasında 14.08.2012 tarihinde davalı ... tarafından davalı ...'e satış yoluyla temlik edildiği, davacının 2 57... parsele dair talebi davalı ...'ya yönelik olup bu talep ve davalı yönünden tefrik kararı verilerek Mahkemenin başka bir esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili; davacılar ve davalıların kardeş olduğunu, tarafların babaları olan ...'den miras olarak kalan ... Mahallesi, ... mevkiinde 30 dönüm civarında tarla bulunduğunu, bu tarlanın 2011 yılındaki kadastro tespitlerinde davalı ...'ya 1 42... parsel, davalı ...'e 1 42... parsel, davacı ...'e 1 42... parsel, davacı ...'ya 1 42... parsel, davacı ...'e 1 42... parsel, davalı ...'e 1 42... parsel olarak tespit edildiğini, ...'in daha sonra tapusunu davalı ...'e satarak devrettiğini, tarafların 6 kardeş olduğunu, her birisinin eşit hakkı ve payı bulunması gerekirken hiçbirisine eşit miktarda taşınmaz tespit edilmediğini, ...'nın payının diğer kardeşlerden 2 kat fazla olduğunu, ayrıca 2 57... parselde ev olduğunu, bu evin ...'e tespit edildiğini, evin doğu tarafında yaklaşık 1 25... civarında olan bir kısmın 10 parsele ait olması gerekirken 1 25... 'lik kısmın 2 57... parsel sahibi ... adına tespit ve tescil edildiğini, ...'nın burada hak sahibi olmadığını, ayrıca 2 57... parselin ... adına, 2 57... parselin ..., 2 57... parselin ... adına tespit edildiğini, bu parsellerin sadece bu kişilere ait olmadığını, bu parsellerde davacıların ve davalı kardeşlerin eşit hakkı ve hissesi bulunduğunu belirterek ... Mahallesi 1 42... , 2, 3, 4, 5, 6 parsel sayılı taşınmazlar ve 2 57... , 9 ve 12 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı ve davalı tüm kardeşlerin adına miras hisseleri oranında tespit ve tesciline, ... Mahallesi 2 57... parselin tapu kaydının iptal edilerek parselin kuzey tarafında bulunan yaklaşık 1 25... 'lik kısmının 2 57... parsele ilave edilerek davacı ... adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...; dava dilekçesinde konu edilen ve kendisine fazla yer verildiği iddiası olan 1 42... parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın kura çekilerek yapılan taksim sonucu kendisine düştüğünü, kendisinin paylaşım esnasında hazır olmadığını, kardeşlerinden ...'in verimsiz ve kıraç yerler için fazla yer ayırdıklarını, bu kurada da kendisine (davalı ...'ya) buranın çıktığını söylediğini, bu şekilde bölüşülen araziyi yaklaşık on yıldan fazla süredir kendisinin kullandığını, kardeşleri ile davalı görünmek istemediğini, bu yüzden davayı kabul ettiğini, 10 yıllık zamanaşımının dolmasına bir gün kala aralarında miras sorunu yok iken kardeşleri tarafından açılan davanın kendisini ilgilendiren kısımlarını kabul ettiğini belirterek, mahkeme masraflarının davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... duruşmadaki beyanında; ...'den parasını ödeyerek tarla satın aldığını, taraflar arasında miras hususunda anlaşmazlık olduğu konusunda bir bilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların davacılar ve ... dışındaki davalıların murisi olan ... 'ten intikal ettiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacı ve davalı beyanlarına göre bir taksim yapıldığı ileri sürülmekte ise de söz konusu taksimin usulünce tüm paydaşların katılımı ile gerçekleşmediği gerekçesiyle dava konusu 1 42... , 3, 4, 5, 6 ve 2 57... , 9, 12 parselde kayıtlı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne ve tapu kayıtlarının iptali ile ... 'in mirasçıları adına miras payları oranında tesciline, dava konusu 1 42... parsel hakkında davalı ...'e yönelik açılan davanın ise davalı ...'un TMK'nın 1023. maddesine göre tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya ayni bir hak kazanan 3. kişi olduğu, toplanan delillerden de davalının iyiniyetli olmadığının ispatlanamadığı, ayrıca terekeye karşı 3. kişi konumunda bulunan kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açılamayacağı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Kararın davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı ve davalıların murisi olan ... 'in 04.08.2011 tarihinde ölümünden sonra ancak dava konusu taşınmazların tespit tarihlerinden önce mirasçılar arasında sözlü taksim anlaşması yapıldığı, dava konusu taşınmazların mirasçılar arasında tespit ve tescil edildiği şekilde paylaşıldığı, taksim sözleşmesinin bozulmadığının anlaşıldığı ve taksimde bütün mirasçıların eşit pay alması gibi bir zorunluluk bulunmadığı, ayrıca davada kabul beyanında bulunan davalı ...'nın da mirasçılar arasında taksim ilişkisini diğer mirasçılar gibi kabul ettiği ancak davada davacı kardeşleriyle ters düşmemek adına onlar ne istiyorsa kabulümdür şeklinde beyanda bulunduğu ve iyi niyetli olduğu gözetildiğinde, mirasçılar arasında kadastro öncesi sözlü taksim anlaşması yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle usulüne uygun taksim anlaşması yapılmadığı kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bu durumun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle davalı ...'in istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 2.522,30 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.