İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında zımni uzama, münhasırlık ve kar mahrumiyeti hesaplaması konularında ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı, davalıya sunduğu nakliye ve hizmet sözleşmelerinin davalının haksız eylemleri sonucu feshedilmesi nedeniyle tazminat talep etmiş; davalı ise sözleşmelerin süre sonunda sona erdiğini, kendisinin usulüne uygun fesih yaptığını veya davacının tek taraflı fesihle tazminat talep edemeyeceğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, taraflar arasındaki ticari ilişkiler neticesinde bazı sözleşmelerin zımnen bir yıl uzatıldığına karar vermiş, davalının bu uzatılan süre içerisinde münhasır nitelikli sözleşmelerden birine aykırı davranarak üçüncü firmalardan hizmet alması nedeniyle davacının kar mahrumiyeti talebini kısmen kabul ederek tazminata hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ████████ Esas - ████████ Karar TARİH: █████/2025DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalıya çeşitli tarihlerde düzenlenen sözleşmeler gereğince nakliye, ... ve çeşitli hizmetler verildiğini, sözleşmelerin davalı tarafın haksız ve eylemli olarak muhalefet etmesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, sözleşmelerden kaynaklı olarak tazminat taleplerinin bulunduğunu belirterek davanın kabulüne, muhakeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 4 adet taşıma ve 1 adet ... sözleşmesinin bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan... ... taşıma sözleşmesi ve... iplik taşıma sözleşmesinin süre sonunda sona erdiğinden ve yazılı olarak yenilenmediğinden bu sözleşmeler ile ilgili istemde bulunulmasının hukuksal olarak mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan ... ve ... hizmet sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmede öngörülen fesih ihbar süresine uyularak sona erdirildiğini, taraflar arasındaki ... sözleşmesinin davacı tarafından TBK 126 madde uyarınca tek taraflı olarak feshedildiğini, fesheden tarafın tazminat talebinin geçersiz olduğunu, davacının münhasır sözleşme olduğunu iddia ettiği ... ..., ... ve ... sözleşmelerinin gerçekte çerçeve sözleşme niteliğinde olduğunu, münhasırlık taşımadığından davalının serbest rekabet koşullarında başka taşıma firmalarından hizmet almasına engel olmadığını, sözleşmeler kapsamında davalıya verilen teminat mektubunun karşılıklı mutabakat sağlanıp iade edildiğinden davacının teminat mektubunun hükümsüzlüğü iadesi ve tedbir talebinin konusu kalmadığından reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2025 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; " Yapılan yargılama sonucunda: ... ... ve ... Taşıma Sözleşmelerinin Bir Yıl Süre ile Uzatılmasına Yönelik Taraflar Arasında Zımni Bir Anlaşma Bulunup Bulunmadığı, Davalı Şirketin Bu İki Sözleşmenin Uzatılmasına Yönelik Yetkisiz Temsilci Tarafından Yapıldığını İddia Ettiği İşleme Zımnen Muvafakat Verdiği Anlamına Gelecek Ticari İlişki Mevcut Olup Olmadığına Yönelik İnceleme ve Değerlendirme; bilirkişi heyeti tarafından buna yönelik yapılan değerlendirmelere göre davacı şirket tarafından davalı şirkete en son faturanın 24.07.2017 tarihinde düzenlendiği ve yine davacı şirketin 28.12.2017 tarihinde ki 0,7-TL alacak bakiyesini sıfırlayarak kapattığı, 31.12.2017 yılından sonra inceleme gününe değin taraflar arasında başka bir ticari kaydı olmadığı inceleme günü anlaşılmış olup, davalı ile bu hususta mutabık oldukları tespit edilmiş olup, 31.12.2016 yılında sona erecek olan sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin bir yıl süre ile uzadığı sonucunu beraberinde getireceği belirlenmiş, mahkememizce de bu görüş yerinde görülerek sözleşmenin bir yıl süre ile uzadığı kabul edilmiştir.Buna göre son faturanın davacı tarafından 24.07.2017 tarihinde düzenlenmiş olması ve sözleşmenin feshinin ihbarının ise 16.10.2017 tarihin davalı tarafından tebellüğ edildiği, 09.02.2015 tarihli ... ... Sözleşmeleri’nin davacıya münhasırlık hakkı verdiği buna karşın davalının son fatura tarihi olan 24.07.2017 ilâ fesih tebellüğ tarihi olan 16.10.2017 arasındaki yaklaşık 2,5 aylık süreçte davacı dışında dava dışı üçüncü bir şahıstan hizmet aldığı nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığı, davacının (bir yıllık uzamanın 31.12.2017 tarihinde sona erdiği hususu nazara alındığında) 16.10.2017 ilâ 31.12.2017 tarihleri arasındaki sürece dair kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği, bu bağlamda bu sözleşmeler için 2,5 aylık süre göz önünde bulundurularak yapılan hesaplama dikkate alınmıştır.... ... Sözleşmesi için sözleşme ilişkisinin fesih tarihi ile sözleşme ilişkisi devam etse idi kalan bakiye süre arasındaki 2,5 aylık süre için hesaplama yapılmış, İstinaf öncesi kök ve ek rapordaki hesaplama kriterleri aynı kalmak kaydı ile; sözleşmenin erken feshinden dolayı talep edilen 8 aylık ortalama gelir kaybı yerine (bakiye sözleşme süresi olan) 2,5 ay olarak kabul edilmesi halinde 34.085,33 TL X 2,5 ay= 85.213,32 TL olacağı, buna göre de 85.213,32 TL X % 4,72 = 4.022.06 TL. Kar kaybı talebi hesaplanmış ve hükümde bu miktar esas alınmıştır.... taşıma sözleşmesi için kar mahrumiyeti bilirkişilerce hesaplanması sehven yapılmamış ise de mahkememizce aynı kriterlere göre resen hesaplanmış ve 34.375,20 x 2,5 =85.938,00 x 4,72 / 100 = 4.056,27 TL kar kaybı tespit edilmiş ve bu sözleşme yönünden bu miktar üzerinden karar verilmiştir.... ... Sözleşmesi Yönünden Davacının Benzer Bir Sözleşmeyi Tekrar Kurabileceği Makul Sürenin Tespiti ve Kar Mahrumiyeti Talebine Yönelik İnceleme ve Değerlendirme: bilirkişiler bu konuda yaptıkları değerlendirmede Taraflar arasında 01.01.2017 tarihinde imzalanan “... ... Sözleşmesi” kapsamında davacının üstlendiği ... bölgelerine yönelik düzenlediği taşıma fatura tutarları değerlendirildiğinde (Davacı firmanın 2017 yılı ilk üç ayı için 965.863,17 TL ve davacının taşımacılık bölgelerin verildiği ... ... A.Ş. firmasının 2017 yılına ait 7 aylık taşıma fatura tutarlarının 2.901.288,59 TL olduğu tespit edilmiştir); karayolu taşımacılık piyasasında büyük iş olarak değerlendirilecek bir potansiyel olduğu, Karayolu taşımacılık piyasasında; bu büyüklükte (2017 yılı içinde gerçekleşen taşıma fatura toplamları günümüze göre değerlendirildiğinde davaya konu taşımacılığın yıllık taşıma fatura toplamının 30 ile 35 milyon TL civarında olacağı tahmin edilmektedir) bir taşıma operasyonu için firmaların yeni sözleşme yapmalarının çok kolay olmadığı, bu büyüklükteki yeni taşıma sözleşmeleri uzun ihale ve pazarlık süreçleri gerektirmekte olduğu belirtilerek, davacı taşıma şirketinin davalı ile yapmış olduğu “... ... Sözleşmesi” potansiyelinde yeni bir taşıma sözleşmesi kurması normal taşımacılık piyasası ve normal ekonomik koşulların uygun olması durumunda 6 ay olduğu yönünde kanaat bildirmişler ve mahkememizce de bu süre uygun görülmüştür.Buna göre de ... ... Sözleşmesi kapsamında sektör bilirkişisinin yeni bir sözleşme süresinin 6 ay olabileceği görüşü doğrultusunda İstinaf öncesi kök ve ek rapordaki hesaplama kriterleri aynı kalmak kaydı ile; Sözleşmenin erken feshinden dolayı talep edilen 21 aylık ortalama gelir kaybı yerine 6 ay olarak kabul edilmesi halinde 354.999,01 TL X 6 ay= 2.129.994,06 TL olacağı ve 2017 yılı bilanço ve gelir tablosu rakamlarını etkileyeceği, netice olarak 2.129.994,06 TL X % 4,72 =100.535,72 TL. Kar kaybı talebi hesaplanmıştır ve buna göre hüküm kurulmuştur.Teminat mektubuna ilişkin cevap dilekçesindeki açıklamalar uyarınca yapılan incelemede, dava konusu teminat mektubunun her ne kadar dava tarihinden sonra █████/2017 tarihinde ... Bankası ... Şubesine iptal edilmek üzere davalı şirket tarafından sunulmuş ise de, teminat mektubunun alınmasına ilişkin sözleşme maddeleri, davacı tarafından ... ... Sözleşmesinin feshedilmesi, ... ... Sözleşmesinden kaynaklanan stok farklarına ilişkin █████/2017 tarihli mutabakat dikkate alındığında, bu dava konusu bakımından davanın açıldığı tarih itibari ile davacı haklı görülmemiş ve bununla ilgili yargılama gideri ve vekalet ücreti davacı tarafa yüklenmiştir."gerekçesi ile, '' Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile,1-... ve ... sözleşmesinden kaynaklı olarak talep edilen 50.000,00 TL'lik cezai şart talebinin reddine,2-... ve ... sözleşmesinden kaynaklı talep edilen 77.534,42 TL'lik talebin reddine,3-Teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin konusuz kalması nedeniyle, bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına,4-... ... sözleşmesinden kaynaklanan 100.535,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-... ... taşıma sözleşmesinden kaynaklanan 4.022,06 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-... taşıma sözleşmesinden kaynaklanan 4.056,27 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-4-5 ve 6 nolu maddelerde belirtilen sözleşmeler yönünden fazla talep edilen miktarlar yönünden davanın reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi direnme hakkına sahip olmadığından istinaf mahkemesinin verdiği emir ve direktifleri uyguladığını; ilk derece mahkemesinin kararının değil, istinaf mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararını tartışmak gerektiğini, tartışmanın, en azından hukuki tartışmaya buradan başlamanın daha doğru olacağını, 23.05.2024 tarihli istinaf mahkemesi kararının dosya kapsamı maddi delil ve dosya içeriğine uygun olmadığını, İstinaf mahkemesi, 09.02.2015 tarihli ... ... ve ... iplik taşıma sözleşmelerinin C grubu imza yetkilisi... ile yapıldığını, sözleşmelerde en az biri A grubu diğeri B grubu imza yetkilisinin bulunması gerektiğini söylendikten sonra, 31.12.2016 tarihinden sonra taraflar arasında ticari faaliyette bulunup bulunmadığının faturalar kesilip kesilmediğinin incelenmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığını; kök raporda da yer aldığı üzere davalı ile sözleşmelerin açıkça uzadığını, hatta █████/2017 yılında kapsamı en büyük Karayolu Nakliye sözleşmesi imzalandığını; dolayısıyla istinafın 2024 yılı kararı maddi olgulardan uzak bir karar olduğunu, Her ne kadar istinaf mahkemesince bilirkişi raporu yetersiz bulunmuş ise de, istinaf mahkemesinin sorduğu soruların tüm karşılığının kök raporda bulunduğunu; 01.10.2019 tarihli Bilirkişi raporunun 16. Sayfasında ...'nın ... sözleşmesinden 2017 yılı içerisinde 3 ay gelir elde ettiğinin, iplik taşıma sözleşmesinden yine 2017 yılı içerisinde 3 ay gelir elde ettiğinin, ... sözleşmesinde 2017 yılı içerisinde 3 ay gelir elde ettiğinin ve ... nakliye sözleşmesinin de █████/2017 tarihinde kadar uzatılmış olduğunun, 2017 yılı ilk 3 ayında gelir elde edilmiş olduğunun ifade edildiğini; bilirkişilerin 2016 yılında sona eren sözleşmenin sona ermediği tespiti yaptıklarını, istinaf mahkemesinin talebi üzerine yaptırılan bilirkişi incelemesinde yukarıdaki tespitlerin tekrar edildiğini, İstinaf mahkemesince, 09.02.2015 tarihli ... ... ve ... iplik taşıma sözleşmeleri yönünden, taraflar arasında sözleşmenin uzatılmasına dahil bir mutabakat bulunup bulunmadığı, sözleşmenin uzatılmasına ilişkin zimmi bir anlaşma bulunmadığı gibi, sözleşmenin uzamasına zımnen muvafakat verildiği anlamına gelecek incelemenin yapılmadığı gibi sübjektif söylemlerle somut olguların tahrif edildiğini; istinaf mahkemesinin bu gerekçesine katılmadıklarını; dava dosyası ve dilekçelerinin incelenmediğini; dava dilekçelerinde sözleşmenin uzatılmasına ilişkin deliller sunulduğunu, taraflar arasında yapılan e-posta yazışmalarının dosyaya eklendiğini; istinaf mahkemesinin sunulan delilleri irdelemediğini; ... ... sözleşmesinin █████/2017 tarihinde yapıldığını, bu sözleşmenin 2 yıl süreli olduğunu; bu sözleşme açısından sözleşmenin uzatılıp uzatılmadığının tartışılmasının sözleşme kapsamına aykırı olduğunu, Sözleşmelerin bir yıl uzatıldığının █████/2016 tarihinde davalının aldığı teminat mektubundan da belirli olduğunu, Sözleşmeler ilk tesis edildiğinde, davalıya her bir sözleşmeden dolayı teminat mektubu verildiğini; bunlardan birinin de █████/2016 tarihli ... ... taşıma işi sözleşmesine ait teminat mektubu olduğunu; bu teminat mektubunun █████/2017 tarihine kadar geçerli olduğunu; teminat mektuplarının süresinin sonuna gelindiğini; davalının iddiasına göre █████/2017 tarihinde bitecek olan teminat mektubunun yenilenmemesi, davalının elindeki teminat mektuplarını iade etmesi gerektiğini ancak öyle olmadığını, taraflar yılsonu itibari ile sözleşmeleri uzatma kararı alınca, 4 sözleşmeyi kapsayacak şekilde yeni bir teminat mektubu verilmesi ve eski teminat mektuplarının iade edilmesi hususunda anlaşıldığını, davacının █████/2016 tarihli teminat mektubunu hazırlayıp davalıya verdiğini, eski teminat mektuplarını da iade aldıklarını; eğer davalının iddia ettiği gibi sözleşmeler sona erdi idi ise, biten sözleşmeler uzatılmadı ise, █████/2016 tarihli teminat mektubunun niçin alındığını anlayamadıklarını; █████/2016 tarihli teminat mektubu içeriği incelendiğinde “... ve dağıtım, ... taşıma, iplik taşıma ve 81 il makro taşıma ... hizmet” işi için verildiğini; bu teminat mektubunun süresinin de █████/2018 tarihine kadar olduğunu; bu durumun tüm sözleşmelerin uzatıldığını gösterdiğini, dosya içerisinde delil olarak bulunan bu teminat mektuplarının iş bu dilekçeleri ekinde bir kez daha sunulduğunu, İstinaf mahkemesinin davalı tarafın █████/2017 tarihinde 4 sözleşmeyi birden eylemli olarak haksız ve hukuksuz olarak feshettiğini görmezden geldiğini, sadece sözleşmelerdeki ihlallerin düzeltilmesine yönelik prosedürü uygulamaları sonucunda sözleşmelerin gerçek fesih tarihlerini göremediğini;dava dilekçesindeki iddialarının sözleşmelerin █████/2017 tarihinde eylemli olarak davalı tarafından feshedildiğine ilişkin olduğunu; dava dilekçelerinin giriş bölümünde, davalının █████/2017 tarihinden itibaren davacıya iş vermediği, sözleşmenin eylemli olarak feshedildiği yönünde olduğunu, █████/2017 tarihinde itibaren zarar ziyan kar kaybı talebinde bulunduklarını, davaya konu 4 adet sözleşmenin eylemli olarak gerçek feshinin █████/2017 tarihi olduğunu; █████/2017 tarihinin ise, mevcut sözleşmelerdeki ihlali düzeltme süresi olduğunu; istinafın bu hususu atladığını; ... ve ... Hizmet Sözleşmesinin █████/2016 tarihinde başladığını, █████/2018 tarihinde sona ereceğini, davalının, sözleşmenin bitmesine 12 ay kalmışken kötü niyetli olarak bu sözleşmeyi sözleşmenin 12. Maddesinin lafzından hareketle 3 ay sonra yürürlüğe girecek şekilde feshettiğini, istisna olarak tek bu sözleşmenin 3 ay ihbar süresi için ayakta olduğunu, sonra diğerleri ile birlikte feshedildiğini, ... Sözleşmesinin █████/2017 tarihinde imzalandığını, davalının █████/2017 tarihinden sonra 4 sözleşmeyi eylemli feshi ile birlikte, bu sözleşme kapsamında da sözleşmenin bitmesine 21 ay varken davalının araç talep etmediğini, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan güzergahlar ile ilgili dava dışı ... ... ile sözleşme yapıldığını, bu durum karşısında, sözleşmeye uyulması ve sözleşme ihlalinin ortadan kaldırılması için █████/2017 tarih ve ... nolu Kartal 23. Noterliği kanalı ile ihtar gönderildiğini, davalının ihlale devam etmesi üzerine Yine Kartal 23.Noterliği 4.5.2017 tarih ... sayılı ihtarı ile bu defa, Sözleşmenin XIII. maddesi doğrultusunda işlem yapılmasının ( 60 günde düzeltilmesi) aksi halde sözleşmenin usulen feshi ile tüm zarar ve ziyanın █████/2017 tarihinden geçerli olmak üzere davalı tarafa rücu edileceğinin ihtar edildiğini, İplik Taşıma Sözleşmesinin █████/2015 tarihinde imzalandığını, █████/2017 tarihinden itibaren bir yıl uzatıldığını, ayrıca █████/2017 tarihinde kapsamı genişletilerek 3 adet kamyonun sürücüsü ile birlikte davalıya tahsis edildiğini, sözleşmenin █████/2017 tarihinde geriye dönük 3 ay önce uzamadığı gibi uyduruk bir neden ileri sürülerek sözleşmeye bağlılık ilkesinin çiğnenmesi yetmemiş gibi belirtilen taşıma işinin dava dışı ... ...’e sözleşme ile verildiğini, bunun üzerine █████/2017 tarih ve Kartal 23.Noterliği ... yevmiye no’su ile ihtar yapıldığını, yani bu işin █████/2017 tarihine kadar sürmediğini, 31/3/2017 tarihinde eylemli olarak sözleşmeye son verildiğini, ... Sözleşmesinin █████/2015 tarihinde imzalandığını, █████/2017 tarihinden itibaren bir yıl uzatıldığını, █████/2017 tarihinde davalı tarafından bu taşıma işinin başka bir ... firmasına sözleme ile verilmesi sonucunda, sözleşmenin davalı tarafından eylemli olarak feshedildiğini, nitekim █████/2017 tarih ve Kartal 23.Noterliği ... yevmiye no’su ile ihtar yapıldığını, bu tarihten sonra bu sözleşme kapsamında herhangi bir ticari faaliyet olmadığını, dolayısıyla istinafın █████/2017 tarihine( ihlal sonucu fesh prosedürü) kadar ticari ilişki varmış gibi hüküm ihdas etmesinin hukuk dışı olduğunu, İstinaf mahkemesince, █████/2017 tarihli ihtarnameleri gerekçe gösterilerek sözleşmenin █████/2017 tarihinde feshedildiğinin, sözleşmenin bu tarihe kadar ayakta olduğu, bununda davacı firma kabulünde olduğu gibi hukuki dayanaktan yoksun bir görüş beyan edildiğini; istinaf mahkemesinin bu görüşünün ya büyük bir maddi hataya ya da çok büyük bir hukuki yanılgıya dayandığını; dava dilekçeleri ile █████/2017 tarihinden itibaren zarar ziyan talep ettiklerini; istinaf mahkemesince █████/2017 ile █████/2017 tarihleri arasındaki zarar ziyanın gözden kaçırılmasının, bu dönemde zarar meydana gelmemiştir, denilmesinin büyük bir hukuki yanılgı olduğunu; istinaf mahkemesince, sözleşmenin taraflarınca feshedildiği ve █████/2017 tarihine kadar ayakta olduğu söylenerek, davalının eylemli feshinin göz ardı edildiğini, istinaf mahkemesinin sanki müvekkili firmanın █████/2017 tarihi ile █████/2017 tarihleri arasında davacıya iş yaptığı gelir elde ettiği gibi yanıltıcı bir sonuca ulaşıltığını, dava dilekçesinin kapsamı karşısında, istinaf mahkemesinin yorumunun hatalı olduğnu, her ne kadar istinaf mahkemesi “davacının her iki sözleşme için 8 aylık kar mahkûmiyeti talebinin neye dayandığı” demiş ise de, kar kaybı taleplerinin davalının eylemli olarak müvekkili firmaya iş vermemesi nedeni ile █████/2017 tarihinden başladığını, Davalı tarafının ... ve ... hizmet sözleşmesinde yer alan 3 ay önce ihbarda bulunarak sözleşmeyi fesih yetkisi, diğer sözleşmelerde de olsaydı bunları da ihbar önelinin sonunda feshedeceğini ancak, tek taraflı fesih yetkisi tek bir sözleşmede olduğu için davalının 3 aylık fesih süresinin sonunda bir sözleşmeyi fesh ettiğini, diğer 3 sözleşmenin ise eylemli olarak, hemen █████/2017 tarihinde feshedildiğini, istinaf mahkemesinin, sözleşmelerin fesih sürelerini ve fesih şekillerini birbirine karıştırdığını, sözleşmelerin █████/2017 tarihinde fesh edildiğini gibi yanlış bir sonuca ulaştığını, █████/2016 tarihli ... ve ... hizmet sözleşmesinin davalı tarafından █████/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 12. maddesindeki önel gereğince 3 ay sonra feshedildiğini; diğer sözleşmelerin ise herhangi bir ihtarname çekmeden eylemli olarak feshedildiğini, bu minvalde █████/2017 tarihine kadar diğer sözleşmelerin ayakta kalmasının söz konusu olmadığını, İstinaf mahkemesi ... hizmet sunumuna ilişkin taşıma sözleşmelerini, emlak kira kontratı gibi algılamasının hukuk dışı olduğunu, mahkemece, sözleşmenin █████/2017 tarihinde değil, █████/2017 tarihinde fesh edildiği görüşünün bu bölümde de tekrarlanarak davacı firmanın zararlarının hukuka aykırı olarak reddedildiğini, █████/2017 tarihli ... ... sözleşmesinin sona ermesine 21 ay varken ve sözleşmenin imzalanmasından sadece 3 ay geçmişken █████/2017 tarihinde eylemli olarak sözleşmenin feshedildiğnii; ileriye dönük 21 aylık kalan sürenin, istinaf mahkemesi tarafından 11 aylık kar ve kazanç kaybına düşürüldüğünü, İstinaf mahkemesi mahrum kalınan kar ve kazanç hesabında, davalı tarafından eylemli olarak feshedilen sözleşmenin kalan süresi soyut ve hayali bir sözleşmenin yeniden yapılması koşuluna bağladığını, öncelikle kontrat lojistiğinde imzalanan sözleşmelerin kira kontratı gibi statik ve hareket görmeyen sözleşmeler olmadığın; mahkeme mevcut 4 sözleşmeyi incelemiş olsaydı bunların fiyat güncellemeleri, eskalasyon uygulaması, ... koşulları ve diğer sözleşmelerden çok farklı özelliklerini, sözleşme kapsamı, cezai müyyideler, hamaliye hizmeti , personel hizmeti, araçla birlikte sürücü tahsisi vb. gibi kira kontratından çok uzak, ortak sorumluluk ve işbirliği içerdiğini, bu anlamda kira kontratı gibi durağan değil tam tersine dinamik olduğunu göreceğini; dolayısıyla her bir sözleşmenin yeniden ihyası tamamen ticari koşullara ve genel ekonomik şartlara bağlı olduğunu, daha önemlisi eğer üstlenilen sözleşmede başarı gösterilmez ve uygun ekonomik şartlara göre fiyat tutturulamaz ise, yeniden bir sözleşmenin ihyasının aylar değil yıllar da alabileceğini; ekte sundukları Kurumsal vergi beyannamelerinden de görüleceği üzere, davacı firmanin sözleşmeleri tüm çabalarına rağmen 6 yılda ihya edemediğini; bunun somut olgulara dayanan bir süresi olamayacağını; dolayısıyla sözleşmelerin bitiş tarihlerine göre bakiye süre belli iken İstinaf Mahkemesi kararı doğrultusunda ikinci yargılamada bu sürenin hayali bir yaklaşımla 6 aya düşürülmesinin hukuk tarihinde olan bir yaklaşım olmadığını, istinaf mahkemesinin, ilk derece mahkemesinden hayali bir süre öngörülmesini isteyerek, kök rapora dayanılarak hesaplanan davacı lehine olan ilk derecesi mahkemesi kararını kaldırdığını; esasen ilk derece mahkemesine ait mahrum kalınan kar ve kazanç hesabının ileriye dönük sürelere göre değil, geriye dönük verilere dayandırıldığını; bu konudaki taleplerinin ve rezervlerinin arkasında olduklarını; sonuç olarak istinaf mahkemesinin bu kararının vicdanları yaraladığını, istinaf mahkemesi daavcı firmayı herhalde bir gayrimenkulü kiraya veren bir kimse olarak gördüğünü; istinaf mahkemesince herhalde ... ... Sözleşmesinin herhangi bir bölümünün incelenmediğini, eğer incelenmiş olsaydı, istinaf mahkemesinin ulaştığı sonuca ulaşmanın mümkün olmayacağını, ... ... sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin 12 sayfadan ibaret bir ... sözleşmesi olduğunun anlaşılacağını, sözleşmenin ne bir kamyon kiraya verilmesi, nede bir gayrimenkulün kiraya verilmesi için düzenlenmediğini; bu minvalde kamyonlarını başka yere kirala veya gayrimenkulünü boş tutma, başka bir yere kiraya ver gibi bir sonuca ulaşılamayacağını; istinaf mahkemesince kira sözleşmelerinin süresinden önce feshedilmesi halinde, yeniden kiraya verme süresi hesaplama ilkesini ... sözleşmesine uygulamanın herhangi bir hukuksal dayanağı olamayacağını, ticari şirketlerin büyüme ve kar elde etme hedefli olduğunu, davacı firmanın TTK’ya göre kurulmuş kar elde etme ve büyüme odaklı bir şirket olduğunu; daavcı firmanın organizasyon yeteneği gereğince her türlü firmaya ... hizmeti verdiğini, mevcut müşteri potansiyeli içerisinde, bu müşteri potansiyeline her gün yeni bir firma ekleyerek büyümeye çalıştığını, ... sektörünün önde gelen firmalarından olan ... vb. gibi firmalar da en büyük ... firma olmasına rağmen, her gün iş potansiyeline yeni bir firma eklemekte olduğunu, davacı firmanın yeni müşterilerinden elde ettiği/edeceği kazancın, davalının süresinden önce sözleşmeleri haksız feshini mazur kılamayacağını; kısaca kusur veya kötü niyetin ödüllendirilemeyeceğini, istinaf mahkemesinin verdiği karar ile, müvekkil firmanın büyüme ve kar elde etme faaliyetine duvar ördüğünü; müvekkili firmanın piyasadan bulacağı yeni bir müşterisinden elde edeceği karı, davalı firmaya mahsup etmesinin düşünülemeyeceğini; müvekkili firmanın davalı ile çalışırken elde ettiği karı büyütmeye çalışması, onun üzerine bir firma daha eklemesi bir parça daha fazla hizmet üretmesinin müvekkil firmanın en doğal hakkı olduğunu, ayrıca davalının gönderdiği verilere istinaden taşıma ve ... ihalesi açtığını ve ilk yıl için işlerin % 15 büyüyeceğini taahhüt ettiğini; ihaleye davacı firma gibi katılan diğer ... firmalarının buna göre tekliflerini sunduğunu, istinaf mahkemesince davacı firmanın adeta bir gayrimenkule dönüştürüldüğünü, sanki davacı firmanın başka bir faaliyeti, amacı yokmuş gibi davalının haksız, hukuksuz, fesih eylemine kılıf üretildiğini; davalı tarafın ... ... Sözleşmesini haksız olarak feshederek, davacı firmaya zarar verdiğini, istinaf mahkemesinin ise başka müşteri bul dediğini; istinaf mahkemesinin bu görüşünün herhangi bir ticaret hukukçusu tarafından kabul edileceğini düşünmediklerini; davacı firmanın başka bir müşteri bulması davalının davacı firmaya verdiği zararı kaldırmadığı gibi, davacı firmanın bulduğu başka müşterinin davalı firmanın sponsoru da olmadığını, Davalının davacıya verdiği zararın sadece ciro ve kar kaybı değil, aynı anda 4 sözleşmenin feshi sonucu, davacı firmanın piyasada marka değerinin düşmesi sonucu yeni iş alamaması olduğunu, öte yandan bilirkişilerin raporlarında vurguladığı gibi, davalının haksız olarak feshettiği ... Sözleşmesinin büyüklüğünün 30.000.000.00 TL’nin üzerinde olduğunu; böyle bir sözleşmeyi yeniden temin etmenin pek kolay bir şey olmadığını; piyasada her gün 30.000.000.00 TL’lik ... sözleşmesi bulunmadığını; davacı firmanın başka bir yerden 30.000.000,00 TL büyüklüğünde iş bulması halinde, cirosunun 60.000.000.00 TL’ye ulaşacağını, bu rakam üzerinden kar elde edeceğini; istinaf mahkemesinin bir gerekçe ile davacı firmanın 60.000.000.00 TL’ye ulaşıp bu rakam üzerinden kar elde etmesini istemediğini,Yukarıda teminat mektuplarının sözleşmenin yenilenmesine ilişkin bir delil, bir karine olduğunu anlattıklarını çünkü eski teminat mektuplarını alıp, yeni teminat mektuplarını vermenin bir yenileme işlemi olduğunu; süresi biten bir sözleşme için teminat mektubu alınmayacağını, istinaf mahkemesinin bu görüşlerini kararının bu bölümünde kabul ettiğini; istinaf mahkemesi kararında “mezkur mektubun dava konusu sözleşmeden doğan alacakların teminatı olarak verildiği mektup içeriğinden anlaşılmaktadır.” denildiğini; yukarıda da değinildiği gibi teminat mektuplarının davalı şirkete 29.12.2016 tarihinde verildiğini, bu tarihten sonra 01.01.2017 tarihinde imzalanan ... Karayolu sözleşmesi ile birlikte, ... ve İplik sözleşmelerinin 200.000-TL’lik tek bir Teminat mektubu kapsamına alındığını, uzatılmadığı iddia edilen İplik ve ... sözleşmesinin uzatıldığının teminat mektubundan da anlaşıldığını; davalı tarafın eylemli olarak █████/2017 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, eldeki davanın █████/2017 tarihinde açıldığını, Davalı tarafı 3 aylık ihbar süresi vererek tek taraflı fesih ettiği ... ve dağıtım sözleşmesi dışında diğer sözleşmelerin zaten eylemli olarak feshedildiğini; bahse konu ... ve ... hizmet sözleşmesi 3 aylık sürenin dolduğu █████/2017 tarihinde davacı firma depolarını boşalttığını ve ürünleri davalı fabrikasına gönderdiğini ve gerekli mutabakatın yapıldığını; bu nedenle teminat konusu sözleşme kalmadığından, dava tarihinde (█████/2017) tarihinde mektubu talep ettiğini; davalı tarafın █████/2017 tarihinden beri tek bir araç talebinde bulunmadığı Karayolu Nakliye sözleşmesinin ayakta olduğu dolayısıyla teminat mektubunun verilemeyeceğinin, davalı yetkilisi ... tarafından █████/2017 tarihinde e-posta ile bildirildiğini; yani dava tarihine kadar davalının teminat mektubunu elinde tutmasının herhangi bir gerekçesi olmadığını; ilk derece mahkemesinin de kendilerini haklı bularak anılan teminat mektubuna tedbir koyduğunu; her ne kadar stok mutabakatı için teminat mektubu tutulduğu söylenmiş ise de, istinaf mahkemesine göre, █████/2017 tarihinde sona erdiği söylenen ... ve ... sözleşmesinin mutabakatını yapmak için dava tarihini beklemenin herhangi bir anlamı bulunmadığını; dava açıldıktan sonra davalının █████/2017 tarihinde mezkur mektubu iade ettiğini, Davalıya tanınan tek taraflı fesih hakkının kötüye kullanıldığını, istinaf mahkemesince taraflarından yapılan istinaf talebi hakkında herhangi bir karar verilmediğini, talepleri red edildi ise, redde ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmediğini; sadece davalı tarafın istinaf dilekçesi incelenerek, davalı lehine hüküm oluşturulduğunu, Gerekçeli kararın 7/8 sayfasında yer alan hüküm başlıklı bölümün bir ve iki numaralı taleplerinde yer alan ... sözleşmesine ilişkin isteklerinin mahkemece red edildiğini, mahkemece yapılan değerlendirmeye göre, gerekçeli kararın 6. Sayfasında ... sözleşmesinin 12/III hükmüne göre davalıya fesih hakkı tanındığı, davalının da bu fesih hakkını kullandığının ifade edildiğini, ancak kötü niyet iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini, öncelikle sözleşmede davalıya tanınan tek yanlı fesih hakkının, davalıya keyfilik yapması hakkını vermediğini, tek yanlı fesih hakkının kullanılması için haklı ve geçerli bir sebebin bulunması gerektiğini; eğer her ne olursa olsun sözleşmede fesih hakkı tanınmış hak sahibi fesih hakkını kullanabilir denilirse hukukun özü olan Adalet fikrinden uzaklaşmış olunacağını; mahkemeninde olaya böyle yaklaştığını; sözleşme hükümlerinin adalet fikrinden uzaklaşarak yorumlandığını; mahkemenin bu yorumu ile davalı tarafın keyfilik ve kötü niyet içeren fesih yetkisini meşru kıldığını; mahkeme eli ile bir keyfiliğe izin vermenin kabul edilebilir bu husus olmaldığını, davalı tarafın dürüstlük ilkesine bağlılıktan muaf olamayacağını, keyfiliğin önüne geçmek için yasa koyucunun çeşitli hukuk kuralları ihdas ettiğini; bunların en bilineni ve temelinin MK’nun 2. hükümleri olduğunu, davalı tarafın tek taraflı fesih yetkisini kullanırken herhangi bir sebep göstermediğini; mahkemece tacir olan birinin basiretli tacir olarak işverenin tek yanlı fesih yetkisini hesaplaması gerektiğini ifade ederek davalı tarafın haklı bulunduğunu; basiretli tacirin hesap, kitabın içerisinde iş yaptığı partnerinin hile, hurda yapacağını hesaplaması beklenmeyeceği gibi, müvekkili firmada bu dosyada kendisinden yüz kat büyük bir firmanın hiçbir sebep yokken tek yanlı fesih etme yetkisini kullanacağını beklemediğini; müvekkili firmanın davalı tarafın tedarikçisi olduğunu; her ne kadar her iki firmada ticaret şirketi ise de, davalının büyüklüğü ile müvekkili firmanın küçüklüğünün kıyaslanamayacağını; davalı tarafın tek taraflı fesih yetkisini sahip bulunduğu ekonomik büyüklüğüne dayanarak aldığını; neticede davayı kaybetse bile, ödeyeceği tazminatın onun için caydırıcı olmadığını, Mahkemece kullanılan fesih yetkisinin zamanlamasının hiç dikkate alınmadığını, yaklaşık olarak 2016 yılı sonlarında müvekkili firmanın sözleşme sürelerinin sona erdiğini, ancak davalı tarafın müvekkili firma ile çalışma kararı aldığını; davalı tarafın yeni dönemden önce her bir sözleşme için tek tek teminat mektubu alırken, yeni dönemde tüm sözleşmeler için tek bir teminat mektubu alarak 2017 yılı için çalışma kararı aldığını; eldeki davada iade edilmeyen teminat mektubunun verilme öyküsünün de böyle olduğunu, 2017 yılında müvekkili firmanın tam 4 adet sözleşme için davalı ile çalışmaya başladığını, müvekkili firmanın işini yapmasında da davalı firmanın herhangi bir sorun yaşamadığını; birden hiçbir neden yokken davalının 31.03.2017 tarihinde 3 aylık değerlendirme toplantısında tüm sözleşmeleri aynı anda hiçbir sebep yok iken feshettiğini; mahkemece bu zamanlamanın hiç değerlendirilmediğini; eğer sadece tek taraflı fesih yetkisinin herhangi bir sebep yokken feshedilmesi davalı için kötü niyetli bir davranış ise, aynı anda tüm sözleşmeleri hiçbir sebep yokken feshetmenin daha ağır bir kötü niyet olduğunu; davalı tarafın fesih tarihinde kötü niyetli olduğunu; ödeyeceği, bugün karara bağlanan tazminat rakamlarını bile görmezden geldiğini; davalı taraf için sözleşmeleri feshederek yeni firmalara arttırılmış fiyatlara sözleşme bedellerini ödediklerini, üstüne bugün bu davada karara bağlanan tazminatı ödeyeceklerini; mahkeme davalının bu basiretsiz davranışını hangi hırs vesaik ile yaptığını değerlendirmek zorunda olduğunu; bu değerlendirme davalının MK’nun 2. Maddesine nasıl aykırı davrandığını göstereceğini, Davalının sözleşmeyi, 12. Maddenin 3. Paragrafına göre feshettiğini bildirdiğini; oysa, aynı sözleşmenin bir sonraki paragrafında” Sözleşmeyi taraflardan birinin haksız olarak tek taraflı feshetmesi durumunda sözleşmeyi haksız olarak tek taraflı fesheden taraf geçmiş bir yıl içerisinde ...’ya düzenlenen fatura bedelleri tutarında tazminat ödemek zorundadır.” denildiğini; bu hükmün davalıya tanınan tek taraflı fesih yetkisinin bir haklı nedene dayanması gerektiğini gösterdiğini, ... ve ... sözleşmesinin 12. maddesinin 4. paragrafında yer alan cezai şartın mahkemece kabul edilmesi gerekirken, red edilmesinin isabetsiz olduğunu; gerekçeli kararın hüküm kısmının bir numaralı bendinin kaldırılması gerektiğini, İlamın hüküm kısmının iki numaralı bendinde yazan ... ve ... sözleşmesinden kaynaklı zararları olan 77.534,42 TL’nin reddine ilişkin kararın isabetli olmadığını; yine bilirkişiler tarafından hesaplanan 77.534,42 TL zararın hesaplanmasında bilirkişilerin hata yaptığını; zararın daha fazla olduğunu, motorine ve enflasyona gelecek artışa ilişkin ciro ve mahrum kalınan kar hesaplaması yapılmadığını; istinaf mahkemesince bozulan karardaki hesap hatalarına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, İstinaf mahkemesinin davalının tüm itirazlarını değerlendirdiği halde, konunun istinaf sebeplerine gelince, hiçbir itirazları hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini; bozulan karara yönelttikleri eleştirilerden birinin de takdir edilen kar payının azlığı ve hesaplama yöntemindeki yanlışlar olduğunu, örneğin, benzin zamlarına bağlı olarak yapılması gereken fiyat güncellemelerinin dikkate alınmadığını; istinaf mahkemesinin talepleri konusunda olumlu veya olumsuz herhangi bir karar vermediğini, Direnme hakkı olmayan ilk derece mahkemesi istinaf mahkemesinin kararı doğrultusunda yeni hüküm oluşturduğunu; buna bağlı olarak yukarıda istinaf mahkemesinin bozma kararına karşı sundukları tüm itirazlarını bu bölümde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı da yinelediklerini, İlk derece mahkemesinin her iki kararında mahrum kalınan kazanç ve kar payının doğru hesaplanmadığını; gelecekteki kalan sürenin, geçmiş aylarda elde edilen tutarlarla hesaplandığını; buna itiraz ettiklerini, bu minvalde bozulan kararda ve bu ilk derece mahkemesinin son kararının sonuç bölümünde, müvekkili için belirlenen mahrum kalınan kazanç ve kar payları hesaplamasının doğru olmadığını, Bilirkişiler tarafından gelecek döneme ait ciro güncellemesi ve enflasyon artışı yapılmadığı için kar kaybının eksik hesaplandığını;bilirkişiler tarafından gelecek döneme ilişkin ciroların enflasyona ve büyüme oranlarına göre artması gerektiğinin dikkate alınmadığını; bilirkişilerin bunun yerine geçmiş yıl cirolarını baz aldığını; oysa eldeki davanın müspet zarar davası olup, gelecek dönemin ciroları ve enflasyon artışları ile güncellenecek cirolar üzerinden kar kaybının hesaplanması ile ortaya çıkacağını; bilirkişilerin davanın bu özelliğini dikkate almadığını, enflasyon ve motorin artışı yapmadığını, ciroların da herhangi bir artış değerlemesi yapmadığını; bu yönüyle bilirkişi raporunun eksik olduğunu, Davalı firmanın yıllık büyüme oranlarının ticari defterlerinde yer aldığını, buna göre, müvekkili firmanın yürüttüğü iş ve işlerde büyüdüğünü, dolayısıyla müvekkili firmanın yürüttüğü işlerin cirosunun da arttığını, bilirkişilerin artan ciro nedeni ile geçmiş yılları değil, geleceği esas almaları gerektiğini, Sözleşmelerde yer alan fiyat güncellemesinin bilirkişiler tarafından dikkate alınmadığını, İplik ve ... sözleşmesinin IX maddesinin fiyat artışlarını "IX Fiyat Değişiklikleri; Motorin fiyatların meydana gelebilecek değişiklikler (motorine gelecek olan artış ve azalış toplamı % 3’ e geldiği zaman belirlenmiş formül gereği fiyatlara yansıtılır. Kamyonet İçin; Yeni fiyat=Eski Fiyat+ (0,40 x mazot değişim oranı); Kamyon İçin; Yeni fiyat=Eski Fiyat+ (0,40 x mazot değişim oranı) ; Tır İçin Yeni fiyat=Eski Fiyat+ (0,40 x mazot değişim oranı). 6 Ayda bir de 6 aylık gerçekleşen enflasyonun % 60 ‘ı yansıtılır. Sözleşmenin anlaşmaya varıldığı tarihteki ... Tekirdağ Çorlu Merkez ... Motorin pompa fiyatı KDV Dahil 3,74 TL/LT ‘dir ve artış/azalış işlemlerinde bu fiyat baz alınacaktır." şeklinde düzenlendiğini, bilirkişiler tarafından gelecek dönemin kar oranı hesaplanırken enflasyon ve yakıt fiyat artışlarının dikkate alınmadığını; bilirkişiler tarafından gelecek dönemin fiyat artışları dikkate alınsaydı, müvekkili firmanın cirosu artacağı için ciroya bağlı olarak kar miktarında da artışlar meydana geleceğini; bilirkişilerin 2016 yılında gerçekleşen kar marjının, daha büyük ciroların oluştuğu 2017 ve 2018 yıllarında alınacak enflasyon farklarına rağmen düşürdüğünü;... ... ve ... sözleşmesinin 11.2 maddesinde fiyat artışlarının "11.2-Fiyat artışları : 1. Koli başı birim fiyatının artışı: 1.a)Değişken giderler için:Dönem içinde motorine % 3 ten fazla artış veya azalış gelirse dönem sonu beklemeden navlun fiyatına yansıtılır. Yakıt değişimi fiyatının % 100’üne yansıtılır. 1.b)Sabit giderler için:Enflasyon artışı 6 aylık dönemlerde 6 aylık enflasyon verileri (TÜFE+UFE) 2 formülüne göre hesaplanarak sabit gider fiyatın % 100’üne uygulanır. Anlaşmaya varılan tarihteki ... Çorlu ... motorin fiyatı 3,39 TL olup artış ve azalışlar bu fiyat baz alınarak yapılacaktır." şeklinde düzenlendiğini, bilirkişilerin sözleşmenin 11.2 maddesi uyarınca yapmaları gereken artışı yapmadan kar kaybı hesapladıklarını; bu hesaplama yönteminin yanlış olduğunu, ... nakliye sözleşmesinin IX maddesinde; "IX Fiyat Değişiklikleri: Motorin fiyatlarında meydana gelebilecek (motorine gelecek olan artış ve azalış toplamı % 3 geldiği zaman belirlenmiş formül gereği fiyatlara yansıtılır. Sözleşme tarihinden itibaren sözleşme imzalanmasına kadar geçen süre zarfında yakıt pompa fiyatlarına gelecek +/- değişimler, taşımalar başladığı tarihte fiyatlara yansıtılacaktır. Uygulanacak zam veya indirimde mazot yansıması % 40 uygulanır, her ayda bir (TEFE/TÜFE) 2 değişimin % 60’ı fiyata yansıtılır. Sözleşmenin imzalandığı tarihte; ... Tekirdağ Çorlu ... Motorin pompa fiyatı KDV Dahil 4,21 TL/LT Baz alınacaktır. Kamyonet İçin; Yeni fiyat=Eski Fiyat+ (km x 0,20 x mazot değişim oranı), Kamyon İçin; Yeni fiyat=Eski Fiyat+ (km x 0,2 x mazot değişim oranı); Tır İçin Yeni fiyat=Eski Fiyat+ (km x 0,25 x mazot değişim oranı) " düzenlemesi bulunduğunu, bu maddeye göre yapılması gereken artışların bilirkişiler tarafından dikkate alınmadığını, Sözleşme gereğince müvekkilinin taşıma işini eksiltme yöntemi ile alt taşeronlara verdiğini ve onlardan komisyon geliri elde ettiğini, ... ... sözleşmesi gereğince taşıma işini bir fiyat üzerinden davalıdan aldığını; örneğin, bir taşıma seferi gereğince müvekkili 105 TL kazanıyor ise, bu 105 TL’lik taşıma işini 95 TL’ye alt taşerona verdiğini, müvekkilinin alt taşerondan önce 105 TL fatura alıp bunu davalıya yansıttığını, davalıdan 105 TL tahsil ettikten sonra alt taşerona 10 TL komisyon faturası kestiğini ve taşerona fiilen 95 TL ödediğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde belirttikleri gibi, tek tek alt tedarikçilerden alınan komisyon faturaların tamamının müvekkilin karı olduğunu, Yine davalı firmaya kesilen uğrama bedeli, hasar bedeli, yatma bedelinin müvekkili firmanın diğer bir karı olduğunu; örneğin, müvekkili firmanın kamyonu yük almaya gitti ve o gün yükü alamayıp boş geçirirse davalıdan yatma bedeli tahsil etmekte olduğunu ancak bilirkişilerin yine bu hususları hiç dikkate almadığını, Sözleşme kapsamında davalının müşterisi ... firmasına yapılan taşımaların bedelinin davalı tarafından ödendiğini, ayrıca ... sözleşmesi gereği, ...’nın bazı müşterilerine fatura kesildiğini, bu tutarlarında hesaba dahil edilmediğini, Davalının tedarikçisi olan ... firmasına gönderilen malların taşıması ve teslimatının müvekkili firma tarafından yapıldığını; ancak ücretinin bu sözleşme kapsamında ... firması tarafından ödendiğini, yine bu kapsamda ... sözleşmesi çerçevesinde ... müşterilerine fatura kesilmiş olup, bunların hesaplamaya dahil edilmediğini; buna ait tablonun sunulduğunu,Bilirkişiler tarafından ... firması ekstresinin müvekkili firmanın karlarının hesaplanmasında kullanıldığını; bilirkişiler tarafından, ... firmasının 2018 yılının ilk 5 ayındaki cirolarındaki % 40’lık düşüş dikkate alınarak müvekkilin karının eksik hesaplandığını; müvekkili firmanın 2017 yılı ilk üç ayındaki cironun aylık ortalaması yaklaşık 350.000 TL iken, ... firmasının 2017 yılı ortalaması yaklaşık 414.000 TL olmuşken, 2018 yılında % 40 düşmenin bilirkişiler tarafından kabul edilmesi gerektiğini; aynı dönemde davalının işlerinin % 40 büyüdüğünü, motorin ve enflasyon artışlarının yaklaşık % 23 olduğunu, buna rağmen nakliye giderinin % 40 düşmesinin kabul edilemeyeceğini, Bilirkişi raporunda detaylı olarak belirttikleri itirazlarının matematiksel işlemlerini dilekçelerinin bu bölümüne almadıklarını ancak hukuksal olarak sözleşmede yer alan artış maddeleri ve yukarıda sıraladıkları diğer hukuksal itirazları gereğince dosyadaki bilirkişi raporunun kar kaybını eksik hesaplaması nedeni ile hükme esas alınamayacağını, Bilirkişiler tarafından sektörel kar marjlarının eksik hesaplandığını, 2016 yılı kar marjı olan % 5.16 oranı üzerinden kar marjının hesaplandığını; bu oranın çok düşük olduğunu, biran için 2016 yılı kar marjını yeterli bulsanız bile, enflasyon oranında ve motorin artışının yarısının bu marjın üzerine ilave edilmesi gerektiğini; bu halde 2017 yılı kar marjının 9.86’ya çıkacağını; 2018 yılındaki enflasyon ve motorin artışlarıyla % 14.14’e ulaşan bir kar marjını tespit etmiş olduklarını; bilirkişilerin bu hususu hiç dikkate almadığını, taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren... Tic.A.Ş.’nin faaliyet karının 2017 yılında % 24.60 iken, 2018 yılında % 28,73 olduğunu, Davalının savunma dilekçesi ve istinaf dilekçesi dışına çıkılarak istinaf incelemesi yapıldığını, davalı tarafın cevap dilekçesi incelendiğinde, sözleşmenin uzatılmadığını, ... ve ... sözleşmesinin önel müddetine uyularak fesh edildiğini ... Sözleşmesi’nin münhasırlık içermediğini, sözleşmenin davacı tarafça fesh edildiğini, başka firmalardan hizmet alabileceği gibi hususlar ile davaya cevap verdiğini, davalı tarafın istinaf dilekçesi incelendiğinde, aynı içeriklere sahip olduğunu; davalının tazminatın hesaplama biçimine herhangi bir itirazı bulunmadığını, davalı tarafın, istinaf mahkemesinin gerekçesinde yer alan feshedilen sözleşmenin yerine yenisinin kurulması için lazım gelen süreye ilişkin bir itirazı bulunmadığını, başka bir söyleyişle, davalının ne cevap dilekçesinde ne de istinaf dilekçesinde feshedilen sözleşmenin yeniden kurulabileceği gerekçesiyle tazminattan indirim talep etmediğini, istinaf mahkemesinin, feshedilen sözleşmenin yeniden kurulma olasılığından, sözleşmelerin 16.10.2017 tarihine kadar ayakta olduğuna ilişkin herhangi bir istinafı bulunmadığını; kamu düzeni dışında istinaf mahkemelerinin resen inceleme yapması söz konusu olmadığını; istinaf mahkemesinin incelemeye aldığı konuların kamu düzenine ilişkin olmadığını, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve resen takdir olunacak nedenlerle; istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, istinaf mahkemesince verilen 23.05.2024 tarihli kararın kaldırılmasına, bu karara bağlı olarak konulan ilk derece mahkemesinin 22.05.2025 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın tam kabulüne, davacı için takdir edilen kar payının az olması nedeni ile kar payının % 15 olarak kabulüne, benzin fiyatlarına bağlı olarak fiyatların güncellenerek yeniden karar oluşturulmasına, davalının istinaf taleplerinin reddi ile, istinaf dilekçeleri doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının davacı lehine kaldırılmasına, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kısmen red kararı yerinde olmakla birlikte, kısmen kabul kararının hukuka tümüyle aykırı olduğunu, Dava konusu sözleşmelerin iki tacir için de bağlayıcı olduğunu; iki tarafı da tacir olan sözleşmelerin, ticaret hukukunun tacirlere özgü hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini; 4 sözleşmenin de çerçeve sözleşmesi olduğunu, belirli süreler için kurulduğunu ve süresi sonunda uzatmalara ilişkin yazılı mutabakat yapılmadığını; taraflar arası sözleşmelerin uzaması yönünde zımni muvafakat olmadığı halde, sözleşmelerin 1 yıl uzadığı kabulünün hukuki temelden yoksun ve hatalı olduğunu, taraflar arasında 4 ana sözleşme var ise de; karşılıklı icap ve kabuller ile ortaya çıkan her bir kalem iş, süreleri içinde, çerçeve sözleşme hükümleri altında her biri ayrı nakliye ve taşıma sözleşmeleri olarak kurulduğunu; çerçeve sözleşmelerin süreleri sona erdiğinde, tacir olan taraflarca kararlaştırıldığı halde, tercihen özel uzama şekline uyulmadığını, yazılı mutabakat usulünün de gerçekleştirilmediğini, bir ay öncesinden yazılı olarak uzatma şartına bağlanmış ticari sözleşmelerin şirket yetkilileri tarafından yazılı olarak belirlenen özel usule uyularak uzatılmadığından sona erdiğini, böylece süresi sona eren çerçeve sözleşmelerin hükümlerini yitirdiğini; çerçeve sözleşmelerin süreleri sona erdikten sonra yapılan taşımaların her biri, bağımsız taşıma sözleşmesi mahiyetinde olup, faturalandırıldığını ve ödendiğini, davacı delilleri arasında, sözleşmeleri sona erdirme ya da sürelerini uzatma yolunda yetkisi olmayan çalışanın gönderdiği emailin hukuksal bir değeri olmadığı gibi, bu beyanın kabulü mahiyetinde şirket yetkililerinin onayını gösteren bir yazılı delil olmadığını, buna rağmen, taraflar arasındaki sözleşmelerin 1 yıl süre ile uzadığı kabulü ile davalıdan hak ve talepte bulunulabilme ihtimaline göre hesaplamalar yapıldığını; bilirkişi heyeti tarafından sözleşmelerdeki sürelere göre bir hesaplama yapılması gerektiğini; buna karşın, neye göre belirlendiğine dair somutlaştırılmış bir dayanak olmadan, afaki şekilde yeniden bir sözleşme imzası için belirlenmiş 6 aylık bir süre esas alınarak hesaplama yapıldığını, oysa bu şekilde bir süre belirlenecek ise; ... Kara Nakliyesi Sözleşmesi yönünden, sözleşmede münhasırlık maddesi bulunmadığı ve feshin haklı bir fesih olmadığı noktasındaki savunmalarını tekrar ettiklerini ancak bir an için fesih haklı olarak kabul edilse de bilirkişilerin bu tip bir sözleşmenin 6 ay içinde tekrar kurulacağını söylemelerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, bu sözleşmenin ‘’XIII. Sözleşmenin Feshi’’ başlığında taraflarca önceden bildirilen 60 günlük fesih süresinin yeniden bir sözleşme kurulabilmesi için makul bir süre olarak kabul edilmesi gerektiğini; bu durumda, ... ... sözleşmesi için bu bedelin 354.999,01-TL X %4.72 X 2 ay = 33.511,90-TL olarak hesaplanabileceğini fakat bunun da dilekçelerinde belirtilen hususlar gereği müvekkilinden talep edilemeyeceğini, Yine, ... ... ve iplik sözleşmesi yönünden, ...’ın davalı şirketi tek başına temsil yetkisini haiz olmadığı, sözleşmelerin süresinin uzatılması bakımından yetkisiz olduğunu, sözleşmelerin yazılılık şartının gerçekleşmediği savunmalarının tekrarının yanı sıra, bu sözleşmelerin çerçeve sözleşmesi olup sözleşme yılı sonunda uzatılmadığı için sonra erdiğini; müvekkili şirket tarafından alınan hizmetler bu sözleşme kapsamında olmayıp bu çerçeve sözleşme dışında alınan hizmetler oldunuu; sözleşmenin ‘’XIII - Sözleşmenin Feshi’’ başlığında yer verilen 60 günlük fesih süresinin yeniden bir sözleşme kurulabilmesi için makul bir süre olarak kabul edilmesi gerektiğini; bu durumda ... sözleşmesi için 34.085,33-TL X % 4,72 X 2 ay= 68.170,68-TL =3.217,655-TL; iplik sözleşmesi için ise; 34.375,20-TL X %4.72 X 2 ay = 3.245,01-TL olarak hesaplanabileceğini fakat bunun da dilekçelerinde belirtilen hususlar gereği müvekkilinden talep edilemeyeceğini, Müvekkilden herhangi bir talep ve dava hakkı olmayan davacı lehine yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu; mahkeme tarafından da, bu hatalı hesaplamalara göre bir hüküm tesis edilmiş olup, bu nedenle hükmün bozulması gerektiğini, Tazminat ve zararların telafisi için öncelikle haklılık ve zarara neden olanın tam kusurunun aranacağını; karşılıklı iki tacirin söz konusu olduğu huzurdaki davada, davacının harcamalarının, ticari risk kapsamında kabul edilmesi gereken harcamalar olduğunu; süresi sona eren sözleşmeler sonrası süren ticari ilişkiyi davacı kendi iradesi ile feshettiğine göre, davacının bu hukuki fiil ile kar mahrumiyeti tartışmasının ortadan kalktığını, Davacının, faaliyet konusu taşımacılık olan ve sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir şirket olduğunu; davalı ile çerçeve sözleşmeyi, hür iradesi ile belirli bir süre için imzaladığını, süre uzatımının yazılı mutabakat şartına bağlı olduğunu bilerek sözleşmelere taraf olduğunu, dava konusu işlerin, BAM ilamında belirtilen nitelikli işler kapsamında olduğunu; böyle yüksek montanlı işler ile ilgili kararların alınmasının ve uygulanmasının özel usullere bağlanmasının ticari teamüllere de uygun olduğunu, davalı gibi tanınmış bir şirketin tüm taşıma işlerini üstlenmiş olmasının da davacı şirketin piyasa tanınırlığını arttırdığını, piyasada başkaca sözleşmeler imzalaması yolunu açtığını, Davacının bu işten yüksek karlar elde ettiğinin dosyadaki kök ve ek bilirkişi raporlarındaki mali tablolarla ortaya konduğunu; basiretli tacir olan davacının yaptığı işlerde işin gerektirdiği riskleri biliyor, bu risklere uygun önlemler alabiliyor olması gerektiğini; aynı zamanda günün ve gelecek zamanların iş hayatı açısından getirebileceği durumları tahmin edebiliyor, bunlara göre iş hayatını planlayabiliyor olmasının beklendiğini, davacının, müvekkili ile belirli süreli, uzatılması özel bir usule bağlı, (A grubu ve B grubu imza yetkilisinin de katılımı ile çift imza ile uzatılması mümkün olabilecek) bir sözleşmeden faydalanmaya devam etmek istediğini, fakat müvekkilinin bu teklifi yerinde bulmayarak, işi başka firmalar ile günün koşullarına ve ihtiyaçlara en uygun şekilde, serbest çalıştığı aralarında davacının dahi olduğu firmalar ile devam ettirdiğini, bunun üzerine davacının, hakkı olmadığı halde zaten süresi biten ve bir yürürlüğü kalmayan sözleşmeleri feshettiğini bildirdiğini; davacının, kendi iradesi ile aradaki tüm ilişkiyi feshettiğini; olayda davacı yönünden haklılık ve müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığına göre, davacının müvekkilinden kar kaybı dahil her hangi bir talepte bulunamayacağını, Davacı tarafından ... ... Sözleşmesi'nin TBK md 126 uyarınca feshedilmesi ve bu sebeple talep edilen tazminatın, sözleşmenin sürekli edimler ifa etmeyen davalı tarafından verilmiş bir taşıtma taahhüdü bulunmayan ve her taşıma işi vesilesiyle ayrı ayrı taşıma sözleşmesi doğuran çerçeve sözleşme niteliğinde olduğundan ve davacı zararını da bu sözleşmeye özgülememiş iken ve sözleşmenin feshinde haklı olmamasına rağmen tazminata karar verilmiş olmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, Sözleşmelerin hiçbirinde davacıya münhasırlık yetkisi verildiğinin düzenlenmediğini; sözleşmelerin lafzi ve ruhu bakımından, yorum yoluyla dahi münhasırlık sözkonusu olduğu anlamına gelebilecek bir düzenleme olmadığını, Bilirkişi heyeti, halli gereken uyuşmazlık noktalarını iki ana başlıkta olduğunu doğru şekilde tespit ettiğini ancak, hatalı bir değerlendirme ile son fatura tarihinin 24.07.2017 tarihinde düzenlenmesinden hareketle aradaki sözleşme ilişkisinin bir yıl süre ile uzadığı sonucunu beraberinde getirdiği şeklinde tespiti kabul edilemeyeceğini: kanunda ya da sözleşmede zımnen çerçeve sözleşmenin bir yıl uzamasını gerektiren bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasında sözleşmelerin uzamadığını, ticari ilişkide her biri ayrı sözleşmeler olan ayrı ayrı ilişkiler kurulduğu göz ardı edilmiş olup bu hatalı tespite dayalı hüküm tesis edildiğini, Öte yandan, bilirkişiler tarafından münhasırlık yetkisi verip vermediği yönünden ihtimalli bir değerlendirme yapılarak takdirinin mahkemeye bırakıldığını; taraflar arasında münhasırlık yetkisi veren herhangi bir düzenleme söz konusu olmadığını iki tarafın tacir olduğu bir ilişkide, yorum yoluyla münhasırlık yetkisi sonucuna ulaşılamayacağını, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken, davalı tarafından 2016 yılı içinde ve 2017 yıllarında başka taşıyıcılara da iplik taşıtma işlemlerinin bir kısmının yaptırıldığını; bu durumu bilen davacının herhangi bir itirazı olmadığını; münhasırlık iddiasını ileri sürmediğini, BAM ilamında, zımni muvafakat anlamına gelecek bir ilişki olup olmadığını da araştırılıp değerlendirilmesi istenmesine rağmen, bilirkişilerin bu yönden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapmamış olup, raporun bu yönüyle eksik olduğunu, tacir olan taraflarca yazılı şekilde sözleşme ile kararlaştırıldığı halde, taraflar arasında sözleşmelerin uzatılması yönünde yazılı mutabakat yapılmadığı ve müvekkinin davacı firmaya münhasırlık yetkisi vermediğinin tespitinin bir hukuki zorunluluk olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında, taşıma faturaları değerlendirildiğinde, karayolu taşımacılık piyasasında büyük iş olarak değerlendirilecek bir potansiyel olduğu, günümüze göre değerlendirildiğinde davaya konu taşımacılığın yıllık 30 ile 35 milyon civarında olacağı tahmini ile bir hüküm tesis edildiğini; denetime elverişsiz bir raporda yer verilen bu tahminin herhangi bir hukuki temeli olmadığını, Tüm bu itirazlarına Bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinde yer verilmiş iken, bu konu açıklıkla incelenmeden hatalı kabullere göre, münhasırlık ve muvafakat varsayımları ile hukuki temellerden yoksun şekilde tesis edilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişilerin davalıdan talep hakkı olmayan davacı lehine yaptıkları hesaplamalarıb -her halükarda- hatalı olduğunu; yerel mahkemenin bu hatalı hesaplamaları esas alan kararının hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişilerin, bir takım hesaplama ve değerlendirmelere yer verdikleri raporda, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, sözleşme ilişkisinin 1 yıl süre ile uzadığı, davacı tarafından ... ve İplik taşıma sözleşmeleri yönünden, sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığına göre ihtimalli bir değerlendirme yaparak fesih haklı sebebe dayanmıyorsa davalının sözleşmeye aykırı dayanmadığı ve kar mahrumiyeti talep edilemeyeceği buna karşın, fesih haklı sebebe dayanıyorsa bu durumda 4.022,06-TL kar mahrumiyeti davalıdan talep edilebileceği, ... Sözleşmesi yönünden, davacının benzer şekilde sözleşme yapması için gereken makul süre göz önünde tutularak zararının 100.535,72-TL olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığını, münhasırlık iddiasının haksız olduğu, sözleşmelerin süresi sona ermekle hüküm ve geçerliliklerinin bittiği ve davacının müvekkilinden talep ve dava hakkı olmadığı yönündeki tüm beyanlarının geçerli oludğunu fakat mahkemenin aksi kanaati benimsediği ihtimalde de bilirkişilerin hesaplamalarının yine de hatalı olduğunu; bilirkişilerin tespitleri hatalı olmanın ötesinde temelsiz olup karara dayanak oluşturacak nitelikte olmadığını, Taraflar arasındaki “... ...” sözleşmesinin davacı tarafından, kendilerince yaratılan haklı sebep gösterilerek TBK md. 126 uyarınca tek taraflı olarak feshedildiğini, fesheden tarafın haklı nedene dayalı olmayan feshi nedeniyle tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ... ... Sözleşmesi █████/2017 akdedilmiş olup, iki yıl süre ile geçerli olduğunu, sözleşme ile davalının tüm taşıma işlerinin davacı tarafından münhasıran yapılacağının kararlaştırılmadığını, aksine sözleşmenin III. SÖZLEŞMENİN KONUSU başlıklı maddesinde, davacı yükleniciye (davacıya) işverenin (davalının) talepte bulunması halinde ihtiyaca göre araç tedarik etme görevi verildiğini, davacı tarafından, Kartal 23. Noterliği'nin █████/2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile █████/2017 tarihli ... ... Hizmet Sözleşmesinin münhasıran davalının taşıma işlerini kendilerine verdiğini, bu sözleşme için işçi istihdamı ve araç yatırımı yaptığını, davalının başka şirketlere taşıma yaptıramayacağını ihtar ettiğini; dava dilekçesinde de aynı iddialarını ileri sürerek tazminat talep ettiğini, ancak, davalı tarafından sözleşmenin halen yürürlükte olduğu, sözleşmenin münhasırlık taşımadığı ve talep halinde taşıtma işlerinin yaptırılacağının Beşiktaş 6. Noterliği'nin █████/2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, davacının, ... ... Sözleşmesini Bakırköy 27. Noterliği'nin █████/2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile TBK md. 126 uyarınca feshettiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 126. Maddesi; ''İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.'' hükmünü amir olduğunu, borçlunun, borçlandığı edim zaman içinde sürekli bir davranışla yerine getirilecekse buna sürekli edim denmekte olduğunu, nakliye sözleşmelerinde, taşıma edimi belirsiz veya belirli süreç boyunca mütemadiyen ifa edilen bir edim olarak yorumlanamayacağını çünkü taşıma işleri işveren şirketin ürün satımına bağlı olduğunu; satış olmadığı halde ürün nakli söz konusu olamayacağını; dolayısıyla ortada sürekli bir edim yükümlülüğü olmadığı gibi, yükleniciye bu konuda bir münhasırlık da tanınmadığını, buna rağmen yerel mahkeme kararında yer verildiği şekilde tazminat talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, Taraflar arasında imzalanan “... ... taşıma” sözleşmesi, sözleşme süresi bitim tarihi olan █████/2016 tarihinde sona erdiğinden ve yazılı olarak yenilenmediğinden bu sözleşme ile ilgili istemde bulunulması hukuksal olarak mümkün değil iken ödemeye hükmedilmesinin hukuksuz olduğunu, davaya konu sözleşmenin, 12. maddesinde açıkça sözleşmenin bir ay öncesinden yazılı olarak uzatma şartına bağlanmış olduğunu, şirket yetkilileri tarafından yazılı olarak uzatılmadığından sona erdiğini, Taraflar arasında imzalanan ve “... ... taşıma sözleşmesi” gibi, yazılı uzatma şartına bağlanmış olan “... taşıma” sözleşmesi süresi de yazılı olarak uzatılmamış ve süresi bitmiş olduğundan bu sözleşme ile ilgili istemde bulunulması hukuksal olarak mümkün değil iken tazminata karar verilmesinin hukuksuz olduğunu, taraflar arasında imzalanan işbu sözleşmenin, sona erme tarihinden bir ay önce yazılı olarak uzatma şartına bağlandığını ve sona erme tarihi olan █████/2016 tarihinden bir ay öncesinden yazılı olarak uzatılmadığından kendiliğinden sona erdiğini, sözleşmenin uzama şartı taraflar arasında yazılı mutabakatı zorunlu kıldığından, mail vs. gibi yazışmaların sözleşme süresinin yorum yolu ile uzatıldığının kabulünün hukuken temelsiz olduğunu, Sözleşmenin sona ermesi tarihinden sonra davacı şirkete yaptırılan bazı taşımalar var ise de bu taşımaların davaya konu sözleşme çerçevesinde yaptırıldığı iddiasının temelsiz olduğunu, İleri sürerek, açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; icranın geri bırakılmasına, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, hukuka, usule ve dosya kapsamına açık aykırılıklar içeren yerel mahkeme kararının kabul edilen kısım yönünden istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına ve davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki █████/2016 tarihli ... ve ... sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile cezai şartın ve sözleşmenin ifa edilmeyen on bir aylık kısmı için kar mahrumiyetinden doğan müspet zararın tespit ve tahsili, taraflar arasındaki █████/2017 tarihli ... ... sözleşmesi, █████/2015 tarihli ... ... taşıma sözleşmesi ve █████/2015 tarihli ... taşıma sözleşmelerinin davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle haklı olarak feshedildiği iddiası ile █████/2015 tarihli sözleşmelerin ifa edilmeyen sekiz aylık kısımları ve █████/2017 tarihli sözleşmenin ifa edilmeyen yirmi bir aylık kısmı için kar mahrumiyetinden doğan müspet zararın, ayrıca █████/2017 tarihli sözleşmenin ifası için işe alınan işçilerin fesih nedeniyle işten çıkartılmak zorunda kalınmaları nedeniyle işçilere ödenen kıdem ihbar tazminatlarının tespit ve tahsili, yine bu dört sözleşmenin teminatı olarak davalıya verilen █████/2016 tarihli 1423632 numaralı 200.000,00-TL bedelli teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile davacıya iadesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece dairemizin ████████ esas, ████████ karar sayılı █████/2024 tarihli kaldırma ilamından sonra yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, konusuz kalan teminat mektubunun hükümsüzlüğü talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı yan; taraflar arasında yukarıda anılı sözleşmelerin bağıtlandığını, bu sözleşmelerin █████/2017 tarihine dek uygulanageldiğini, davalı yanın █████/2017 tarihinde gerçekleştirilen üç aylık değerlendirme toplantısında davacı yetkilisine sözleşmelerin tamamının ertesi günden itibaren feshedileceğini beyan ettiğini, bu hususun toplantı notlarına da dercedildiğini, davalı yanın █████/2017 tarihinden sonra █████/2017 tarihli ... ... sözleşmesi, █████/2015 tarihli ... ... taşıma sözleşmesi ve █████/2015 tarihli ... taşıma sözleşmelerine istinaden davacıdan araç talep etmemeye başladığını, bu sözleşmeler ile davacının davalıya ait Çorlu'daki fabrikadan Ege, Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu Bölgelerine sevkiyat işini münhasıran yapmayı üstlendiğini; ancak davalı yanın davacı bölgesindeki taşıma işlerini başka firmalara yaptırdığı duyumlarının alındığını, bunun üzerine davalıya sözleşmeye aykırılığın giderilmesinin e-mail yolu ile bildirilmesi yanında, ihlallerin 60 gün içerisinde giderilmemesi halinde sözleşmelerin haklı nedenle feshedileceğinin ihtar edildiğini, davalı yanın cevabi ihtarnameleri ile █████/2015 tarihli sözleşmelerin sürelerinin dolması █████/2016 tarihinde nedeniyle sona erdikleri, sonradan yaptırılan taşımaların sözleşme çerçevesinde yaptırılmadığı, bağımsız taşımalar oldukları, yine █████/2017 tarihli sözleşmenin ise halen yürürlükte olduğu, her üç sözleşme kapsamında davacıya münhasır taşıma yapma yetkisi verilmediği yönünde cevap verdiğini, oysa █████/2015 tarihli sözleşmelerin davalı şirket yetkilisi... ile yapılan █████/2017 tarihli e-mail yazışmasının içeriği ile bu sözleşmelerin sürelerinin bir yıl uzatıldığının sabit olduğunu, davalının sözleşmeye aykırılıkları gidermemesi, davacıdan araç talep etmemesi ve davacı bölgesindeki taşıma işlerini başka firmalara yaptırması nedeniyle sözleşmelerin █████/2017 tarihli ihtarname ile haklı nedenle feshedildiklerini, yine davalı yanın █████/2016 tarihli ... ve ... sözleşmesini, sözleşmenin 12 maddesine dayalı olarak tek taraflı █████/2017 tarihinde ve █████/2017 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde feshettiğini, ancak bu feshin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini ileri sürerek; dört sözleşmenin de ifa edilmeyen kısımları için uğranılan kar kaybı, haksız fesihler nedeniyle sözleşmenin ifası amacıyla yaptığı ve boşa çıkan masraflar ile ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarından oluşan zararı için şimdilik 100.000,00-TL maddi tazminatın, ... ve ... sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin 12/4 maddesi uyarınca ödenmesi gereken cezai şartın şimdilik 50.000,00-TL lik kısmının davalıdan tahsilini, █████/2016 tarihli 1423632 numaralı 200.000,00-TL bedelli teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile davacıya iadesini talep etmiştir. Davalı yan; taraflar arasındaki ... ve ... sözleşmesinin sözleşmenin 12 maddesine uygun şekilde ve ihbar süresine uyularak tek taraflı ve sözleşmeye uygun şekilde feshedildiğini, sözleşme ile tanınan tek taraflı fesih hakkının kullanılması için bir gerekçe gösterilmesinin gerekli olmadığını, feshin haklı olması koşulunun da aranmayacağını, bu sözleşmeye dayalı taleplerin reddi gerektiğini, █████/2015 tarihli sözleşmelerin █████/2016 tarihinde sürelerinin bittiğini, sözleşmelerin XII maddeleri uyarınca süre bitiminden bir ay önce yazılı bir mutabakat yapılmadığını ve sözleşmelerin uzamadığını, davacının e-mail yazışması yaptığını belirttiği...'ın C grubu imza yetkilisi olup, şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olmadığını, kaldı ki e-mail yazışmasında bu sözleşmelerin süresinin uzatıldığına ilişkin bir açıklık da bulunmadığını, aksi kabul edilse dahi yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme davalı şirket tarafından icazet verilmemiş olması karşısında davalının sözleşmelerin süresinin bir yıl uzatıldığına ilişkin iddiasının haksız olduğunu, süre bitimi nedeniyle sona eren bu sözleşmeler kapsamında herhangi bir tazminat talebinde bulunulamayacağını, █████/2017 tarihli ... ... sözleşmesinin ise davacı tarafından tek taraflı feshedildiğini, fesih gerekçelerinin de haklı olmadığını, zira davacıya ne bu sözleşme ne de diğer taşıma sözleşmeleri kapsamında herhangi bir münhasırlık yetkisi verilmediğini, davalının sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde başka firmalardan da taşıma hizmeti alabileceğini, sözleşmeyi tek taraflı ve haksız fesheden davacının tazminat talebinde bulunamayacağını, yine davacının sözleşmenin ifası için yaptığını iddia ettiği masrafları davalıdan talep edemeyeceği gibi, işten çıkardığını iddia ettiği işçilerin sırf dava konusu sözleşmelerin ifası için işe alındıklarını ispat etmedikçe, işçilik alacakları yönünden de bir talepte bulunmayacağını, teminat mektubunun ise dava açıldıktan sonra, ... ve ... sözleşmesinden kaynaklanan stok farkları ile ilgili karşılıklı mutabakat sağlandıktan sonra █████/2017 tarihinde iade edildiğini savunarak davanın tüm taleplerinin reddini istemiştir. Mahkemece kaldırma ilamı sonrası, sektör bilirkişinin de eklendiği bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen ek raporda; taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmış olup, tarafların dava konusu sözleşmelerden doğan ticari ilişkiyi takip ettikleri ticari defter kayıtlarının 2017 yılı dökümleri yapılmıştır. Ayrıca davacı şirketin, davalının sözleşmeye aykırı eylemleri ve fiilen sözleşmeyi uygulamaması nedeniyle █████/2017 tarihinde haklı nedenle feshettiğini ileri sürdüğü ... karar nakliye sözleşmesine benzer bir sözleşmenin kurulabileceği sürenin 6 ay olduğu sektör bilirkişisi tarafından tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki █████/2016 tarihli ... ve ... sözleşmesinin 12/1,2 fıkralarında sözleşme süresinin iki yıl olduğu, sözleşmenin bitiş süresine bir ay kalana dek fesih ihbar edilmediği sürece iki yıllık sözleşme süresinin bitimi tarihinden itibaren sözleşmenin, fiyat dışındaki diğer şartlarla birer yıllık sürelerle yenilenmiş sayılacağı, sözleşmenin 12/3 fıkrasında davalının noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü mektup ile ihbar etmek kaydıyla sözleşme süresinin herhangi bir zamanında üç ay öncesinden fesih ihbarında bulunarak sözleşmeyi feshedebileceği, sözleşmenin 12/4 maddesinde taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi haksız olarak tek taraflı feshetmesi halinde, geçmiş bir yıl içerisinde davalıya düzenlenen fatura bedelleri tutarında tazminatı karşı tarafa ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından █████/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 12/3 fıkrasına dayalı olarak ihtarın tebliği tarihinden itibaren üç ay sonra hüküm ifade etmek üzere sözleşmeyi tek taraflı ve herhangi bir gerekçe göstermeksizin, sözleşmede öngörülmüş olağan fesih yolu ile feshettiği, ihtarın davacı yana █████/2017 tarihinde tebliğ edildiği, böylece sözleşmenin █████/2017 tarihi itibariyle feshedilmiş olduğu, tacir olan tarafların sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde, bir tarafa ihbar süresine bağlanmış olağan fesih hakkını tanımış oldukları, olağan fesih hakkı kullanılırken, aksine sözleşme hükmü yok ise herhangi bir gerekçe belirtmenin gerekli bulunmadığı, davacının sonuçlarını bilerek kabul ettiği bu sözleşme hükmü ile bağlı olduğu, fesih hakkının ihbar süresine uyularak kullanılmış olması karşısında, fesih gerekçesi gösterilmemiş olmasının bu hakkın dürüstlük kuralına aykırı kullanıldığını kabule yeterli olmayacağı, mahkemece bu sözleşmeye dayalı istemlerin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki █████/2015 tarihli ... ... ve ... taşıma sözleşmeleri incelendiğinde, sözleşmeler altında davalı şirketi temsilen kaşe üzerinde çift imza bulunduğu, her iki sözleşmenin süre başlıklı XII maddesinde; sözleşmelerin █████/2015 tarihinden █████/2016 tarihine dek geçerli olduklarının, tarafların sözleşme süresinin bitiminden bir ay önce, varsa sözleşmede değiştirilmesi istenen maddelerle birlikte, yazılı mutabakatları sonucu sözleşmeleri her defasında bir yıl süre ile uzatabileceklerinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtları ile imza sirküleri kapsamından, dava dışı...'ın davalı şirkette C grubu imza yetkilisi olduğu, davalı şirketin dağıtım ve ... için yapacağı ve en az tek seferlik 50.000,00-TL ve üzeri, yıla yayılmış alımlarda toplam 100.000,00-TL ve üzeri her tülü malzeme, kira ve hizmet alımı sözleşmelerinin biri A Taraflar arasındaki █████/2015 tarihli ... ... ve ... taşıma sözleşmeleri incelendiğinde, sözleşmeler altında davalı şirketi temsilen kaşe üzerinde çift imza bulunduğu, her iki sözleşmenin süre başlıklı XII maddesinde; sözleşmelerin █████/2015 tarihinden █████/2016 tarihine dek geçerli olduklarının, tarafların sözleşme süresinin bitiminden bir ay önce, varsa sözleşmede değiştirilmesi istenen maddelerle birlikte, yazılı mutabakatları sonucu sözleşmeleri her defasında bir yıl süre ile uzatabileceklerinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtları ile imza sirküleri kapsamından, dava dışı...'ın davalı şirkette C grubu imza yetkilisi olduğu, davalı şirketin dağıtım ve ... için yapacağı ve en az tek seferlik 50.000,00-TL ve üzeri, yıla yayılmış alımlarda toplam 100.000,00-TL ve üzeri her tülü malzeme, kira ve hizmet alımı sözleşmelerinin biri ... biri B grubu imza yetkilisinin atacağı müşterek imza ile yapılacağı, 50.000,00-TL altı sözleşmelerde en az biri A veya B grubu imza yetkili olmak üzere iki yetkilinin müşterek imzası ile sözleşme yapılabileceği tespit edilmiştir. Davacı yan her iki sözleşmenin dava dışı... ile yapılan █████/2017 tarihinde yapılan e-mail yazışmasından da anlaşılacağı üzere bir yıl süre ile uzadığını iddia etmektedir. Davalı █████/2016 tarihinde her iki sözleşmenin de sona erdiğini savunmaktadır. Mahkemece kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi heyet raporundaki mali inceleme kapsamından davalı savunmasının aksine, taraflar arasındaki ticari ilişkinin █████/2016 tarihinden sonra da yoğun şekilde devam ettiği, davalı kayıtlarına göre davacının davalıya, davacının sözleşmelerin eylemli olarak sona erdirildiğini iddia ettiği █████/2017 tarihine dek 104 adet, bu tarihten █████/2017 tarihine dek 57 adet fatura kestiği, davalının da davacıya ödemeler yaptığı, böylece, taraflar arasında yazılı bir mutabakat olmasa dahi, bu iki sözleşmenin bir yıl süre ile uzatılmasına yönelik zımni bir anlaşma bulunduğu, davalı şirketin bu sözleşmelerin uzatılmasına yönelik yetkisiz temsilci tarafından yapıldığını iddia ettiği işleme zımnen muvafakat ettiği, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı yan; taraflar arasındaki ... ve ... ... taşıma sözleşmeleri ile davalıya ait Çorlu'daki fabrikadan Ege, Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu Bölgelerine sevkiyat işini münhasıran yapma yetkisini üstlendiğini, buna rağmen davacının bu güzergahta başka ... firmaları ile anlaştığına dair duyumlar alındığını, nitekim her üç sözleşmenin davalı tarafından █████/2017 tarihinde eylemli olarak feshedildiğini, davacıdan hizmet alınmadığını, sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için gönderilen 60 günlük mehle rağmen aykırılığın giderilmediğini, bu nedenle sözleşmenin █████/2017 tarihli ihtarname ile haklı olarak feshedildiğini ileri sürmüş olup, bu üç sözleşmede de davacıya Akdeniz, Ege ve Karadeniz bölgelerinin davacıya hasredildiğine, bu bölgelerde taşıma işinin yalnızca davacıya yaptırılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine davacı tarafından davalının █████/2017 tarihli toplantıdan sonra davacıdan sözleşmeler kapsamında hizmet almayı kestiği ileri sürülmüş ise de; ticari defter ve kayıtlardan hizmet alımının █████/2017 tarihinden sonra da, yarıdan fazla oranda azalmakla birlikte devam ettiği görülmüştür. Ne varki, 2017 yılına ilişkin ticari faaliyet kapasitesinin seyri, dosyaya mübrez mail yazışmaları ve davalı çalışanı tarafından davacıya gönderilmiş, inkar olunmayan toplantı tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı tarafından sözleşmelerin karşılıklı mutabakatla sona erdirilmesi talebinin kabul görmemesi üzerine hizmet alımını yarı oranında azalttığı, aynı güzergahta başka ... firmalarından hizmet almaya başladığı, diğer ifade ile davacıyı, dürüstlük kuralına aykırı şekilde sözleşmeleri süresinden önce sona erdirmeye zorladığı, bu durumda davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin kabulü gerektiği, davacı istinafının aksine ticari ilişkinin █████/2017 tarihinden sonra da devam etmiş olması karşısında sözleşmenin bu tarihte eylemli olarak feshedildiğinin kabul edilemeyeceği, davacının █████/2017 tarihli feshin ihtarnamesinin █████/2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, feshin her üç sözleşme bakımından bu tarihte gerçekleştiği, ... ve ... ... taşıma sözleşmelerinin normal sona erme sürelerinin █████/2017 tarihi olduğu, davacının fesih tarihi ile bu sözleşmelerin sona erme tarihi arasındaki 2,5 aylık dönem için kar mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemenin bu yöndeki kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, tarafların aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu █████/2017 tarihli ... ... sözleşmesinin █████/2018 tarihine dek geçerli olduğunun sözleşmenin XII maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin davacı tarafından aklı nedenle feshedilmiş olduğunun yukarıda açıklandığı, sürekli edimli sözleşmelerin süresinden önce taraflardan biri tarafından haklı nedenle feshi veya haksız feshi halinde, sözleşmeyi haklı nedenle fesheden veya haksız feshe muhatap olan tarafın, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle müspet zararının tazminini talep edebileceği, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle uğranılan kar mahrumiyetinin de müspet zarar kapsamında olduğu, ancak bu kar mahrumiyetinin davacının benzer nitelikte bir ... sözleşmesini bir başkası ile yapabileceği makul süre ile sınırlı olduğu, mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda sektör bilirkişisi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin mahiyeti ve kapsamı da değerlendirilerek benzer bir sürekli tedarik ilişkisinin 6 aylık sürede kurulabileceği tespit edilmiş olup, mahkemenin bu altı aylık süre için kar mahrumiyetine hükmetmesi usul ve yasaya uygundur. Tarafların aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir (Bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı).Davacı yanın bilirkişi kök raporunda, sözleşmeler kapsamında hesaplanan kar kaybı tutarlarının eksik hesaplandığına, davalının ise fazla hesaplandığına yönelik istinaf sebepleri, bilirkişi heyeti tarafından, davacının her bir sözleşme kapsamında sözleşmelerin devam ettikleri süre içerisinde elde ettiği ciro, sözleşmelerin devam etmesi halinde gelecekteki muhtemel ciro, dosyadaki tüm deliller ve tarafların defterlerine aylık kar kaybı tutarının tespit edildiği, tarafların hesaplama yöntemine ve hesaplanan tutara ilişkin kök rapora yönelik itirazlarının ek raporda gerekçeleri ile karşılandığı, davacının kendisi iradesi ile uygulanmadığını belirttiği enflasyon artış oranının hesaplamada dikkate alınmamış olmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı, tarafların aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.419,43-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.561,56-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.857,87-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.