3402 Sayılı Kanun 22/2-a uyarınca yapılan kadastro güncellemesi sonucu parsellerdeki yüzölçümü farkının ilk tesis kadastrosundaki teknik yetersizlikten kaynaklandığının tespitiyle tapu iptali ve tescil davasının reddi.
Özet: Kadastral güncelleme (3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca) sonucu kendi parselinin yüzölçümünde azalma, davalıya ait komşu parselin ise artış meydana geldiği iddiasıyla, aleyhindeki yolsuz tescilin iptali ve taşınmazın adına tescili talepli açtığı tapu iptali ve tescil davasında; mahkemelerce yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda, yüzölçümü farkının parsel sınırlarının değiştirilmesinden değil, ilk tesis kadastrosu sırasında kullanılan ölçü tekniği ve teknolojisinin yetersizliğinden kaynaklandığı, parsellerin sınırlarının 1950li yıllardan bu yana değişmediği ve güncel uydu/hava fotoğraflarıyla uyumlu olduğu, yapılan kadastro çalışmalarının ise usul ve kanuna uygun olduğu tespit edilerek, davacının talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bala Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 780 parsel sayılı 16.750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 44... parsel numarasıyla ve 16.158,63 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı adına kayıtlı bulunan eski 787 parsel sayılı 14.120,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 44... parsel numarasıyla ve 14.938,23 metrekare yüzölçümlü olarak olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait eski 780 parsel yeni 1 44... parsel taşınmazın edinildiği tarihte 16.750,00 metrekare olduğunu, daha sonra 22/2-a çalışmaları yapılarak 16.158,63 metrekare eksildiğini, eksiltilen bölümün davalı tarafa ait eski 787 parsel yeni 1 44... parsele eklendiğini, komisyona itiraz edildiğini ancak itirazın reddedildiğini, dava konusu yeri edindiği zamandan beri müvekkilinin kullandığını ve komşu parsel maliklerinin müvekkilinin taşınmazına tecavüz ettiğini belirterek, davalının edindiği yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydının iptal edilerek müvekkili adına tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait taşınmaz ile davacıya ait taşınmaz arasında bitişik sınır mevcut olmadığını, husumet itirazlarının olduğunu ve zamanaşımının geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Keşif sonucu alınan bilirkişi kurulu raporunda kadastro yenilemesi sonucu 16.750,00 metrekare yüzölçümlü parselin 16.158,63 metrekareye düşmesinin sebebinin parselin sınırlarının değiştirilmesinden değil ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklı olduğu, ayrıca dava konusu parsellerin ortak sınırının tapulama sırasında yeterli kırık noktalarının okunmaması ve bu hattın düz bir hat olarak alınmasından kaynaklandığı, dava konusu parsellerin sınırlarının ilk tesis tapulama çalışmaları zamanından günümüze kadar değişmeden kullanıldığı ve alanlarının da bu şekilde hesaplandığı, 1950'li yıllara ait ortofoto üzerinden parsellerin sınırları incelendiğinde günümüze ait ortofoto üzerindeki parsellerin sınırları ile birebir uyumlu olduğu, parseller arasındaki mevcut sınırın doğru olduğu, keşif esnasında çekilmiş olan iki parsel arasındaki sınırın bozulamayacak genişlikte olduğu, dava konusu parsellerin sınırları bir bütün halinde incelendiğinde çalışmaların mevzuatı çerçevesinde yapıldığı ve işlemlerde teknik açıdan bir uygunsuzluğa rastlanılmadığı hususlarının tespit edildiği, taşınmazın güncel uydu fotoğrafındaki sınırlarının 1950'li yıllara ait hava fotoğrafındaki sınırlar ile uyumlu olduğu, taşınmazın keşifte zeminde de görülen sabit sınırlarının hava fotoğrafları ile uydu fotoğraflarında da net bir şekilde gözlemlendiği, bilirkişi kurulunun raporunda ve yenileme kadastro tutanağının edinme sebebinde de açık olarak belirtildiği üzere dava konusu parseldeki yüzölçümü hatasının parselin sınırlarının değiştirilmesinden değil ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı ve taşınmazda gerçekleştirilen 22/2-a çalışmalarının usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile eski tarihli hava fotoğrafının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda, tesis kadastrosu sırasında dava konusu eski 780 sayılı parselde herhangi bir tersimat hatasının bulunmadığı, dava konusu parsellerin sınırının tesis kadastro tarihine en yakın 1950 yılına ait hava fotoğrafında mevcut olduğu, güncelleme çalışmalarında da bu sınırların esas alındığı ve alanın bu sınırlar üzerinden hesaplandığı, dava konusu parseldeki yüzölçümü hatasının parselin sınırlarının değiştirilmesinden değil ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı, ayrıca parsellerin ortak sınırının tapulama sırasında yeterli kırık noktalarının okunmaması ve bu hattın düz bir hat olarak alınmasından kaynaklandığı ve böylece dava konusu taşınmazlarla ilgili uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde: Davalarının tapu iptal ve tescil davası olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 gereği iddialarının öne sürüldüğünü, ayrıca dava değerini 1.000,00 TL olarak belirttiklerini ancak 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, beyanlarının taraflara ait taşınmazın kök tapuda tek parça halinde olup bölünerek iki taşınmaz haline getirilme esnasında tarafların taşınmazın büyüklüğüne yönelik varmış oldukları anlaşmanın fiiliyatta yanılgılı bir bölme işlemine konu edilmiş olduğunu ve davaya konu taşınmazların tek tapu iken kardeşlerin kendi arasında anlaşarak ikiye böldüğünü belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!