Tapusuz taşınmazın 20 yıldan fazla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescili davasında Hazine aleyhine verilen kararın Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulunan ve kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmış bir taşınmazın, imar ve ihya edilerek özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olduğunun tespitiyle, davacı adına tescilini talep ettiği bir davayı ele almaktadır; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, davacının zilyetlikle iktisap koşullarını sağladığına hükmederek tescile karar vermiş, Yargıtay ise bu kararları usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Kadastro çalışmaları sonucunda; Sinop ili, Boyabat ilçesi, ... köyü hudutları dahilinde bulunan dava konusu taşınmazın ... mevkinde olduğu, taşınmazın doğusunda arazi yolu, batısında ark, ilerisinde ...-... yolu, kuzeyinde ... zilyetliğindeki taşınmaz, güneyinde ark ve ... zilyetliğindeki taşınmazın bulunduğu, 962,61m² olarak 1962 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında "yamaç" vasfı ile tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili; davacının dava konusu tahmini bir dönüm taşınmazda 20 yıldan fazla süreden beri zilyet olduğunu, davacının ve evvelki zilyedin zilyetliğinin malik sıfatı ile davasız ve aralıksız olduğunu, davacının emek ve mesai sarf ederek imar ve ihyaya devam ettiğini, taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunu ileri sürerek davacı adına tescilini istemiştir.Davalı Hazine vekili; davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, aynı zamanda görev, yetki, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu taşınmazın tescil harici bırakıldığını, kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmış olmasının taşınmazın o tarihte Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu gösterdiğini, mera olma ihtimalinin bulunduğunu, iktisap koşullarının oluşmadığını savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazı davacının annesi ile birlikte 20 yıldan beridir nizasız ve fasılasız bahçe olarak kullandığı, davacının babası ...'nin eğimli ve taşlık halde olan dava konusu taşınmazın taşlarını toplayıp eğimini düzleyerek tarıma uygun hale getirdiği, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu yerin sulu tarım arazisi olduğu, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunduğu, haritacı bilirkişiden alınan raporda dava konusu taşınmazın 20 yılı aşkın süredir tarla ve bahçe olarak kullanıldığı, taşınmaz üzerindeki ağaçların sıralı bir halde olması sebebiyle imar ve ihyanın 1990'lı yıllarda tamamlandığı ve davacı adına tescil şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz üzerinde adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. ve TMK’nın 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.