Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Mobil Elektronik Haberleşme Azami Ücret Tarifeleri Üzerindeki Bakanlık ve Kurum Yetkisini Onaylayarak İptal İstemi Temyizini Reddetmiştir.
Özet: Mahkeme, mobil elektronik haberleşme hizmetlerinde uygulanan azami ücret tarifelerinin hukuka uygunluğunu değerlendirerek, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun etkin piyasa gücüne sahip işletmeciler için belirlenen özel yetkisi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının serbest, adil rekabet ortamını sağlama ve tüketici mağduriyetini önleme amaçlı genel yetkisinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu belirtmiştir; bu bağlamda, farklı mobil operatörlere uygulanan tarifelerden kaynaklanan rekabet bozucu etkiler ve tüketici mağduriyetinin önüne geçmek amacıyla Bakanlık tarafından belirlenen politika kararı doğrultusunda tesis edilen azami ücret tarifesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : █████████
Karar No : ████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Hizmetleri AŞ
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (Kurum) bila tarih ve ... sayılı işlemiyle bildirilen, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının ve anılan Kurul kararının ekinde yer alan "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi" ile anılan Kurul kararında belirtilen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin davacı şirket bakımından iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 4. maddesi, 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, 7. maddesinin 3. fıkrası, 13. maddesi; █████/2011 tarih ve 28102 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 31. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, 13. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ile █████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 474. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (d) bendleri ve 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendine yer verildikten sonra,
Uyuşmazlık konusu olan işlemler ve azami ücret tarifeleri ile ilgili sürece ilişkin değerlendirme yapılarak,
Dava konusu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi yönünden;
Dava konusu işlem değerlendirilirken ilk olarak, 5809 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin birlikte incelenmesi gerektiği,
5809 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile mobil elektronik haberleşme hizmetlerinde tarifelerin alt ve üst sınırlarını belirlemek konusunda Kuruma verilen yetkinin, işletmecinin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğunun belirlenmesi hâlinde mümkün olduğu, şartlı ve özel bir yetki niteliği taşıdığı,
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ile haberleşme hizmetlerini serbest, âdil, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak amacıyla sınırlı olmak üzere gerektiğinde taban ve tavan ücret tespit etmek konusunda Haberleşme Genel Müdürlüğüne verilen yetkinin ise sınırlı ve genel bir yetki niteliğinde olduğu,
Dolayısıyla mobil elektronik haberleşme hizmetlerinde azami ücret belirlenmesi konusunda Kuruma verilen yetki ile Haberleşme Genel Müdürlüğüne verilen yetkinin birbirine karşıt olmayan, aksine birbirini tamamlayan yetkiler olduğu, bir işletmecinin etkin piyasa gücüne sahip olduğu tespit edilmediği sürece, o işletmeciye imtiyaz sözleşmesindeki tarifeye ilişkin belirlenmiş kurallar dışında azami ücret tarifesi uygulanmasının mümkün olmadığı, ancak perakende düzeyde pazar niteliği taşıdığı için abone sayısının en önemli belirleyici olduğu dikkate alındığında, mobil haberleşme hizmetleri sektöründe işletmecilerden bir kısmının azami ücret tarifesine tabi olmasının, bir kısmının ise azami ücret tarifesinden muaf tutulmasının, serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamını bozucu etkiler ortaya çıkmasına yol açtığı ve bu durumun tüketicilerin mağduriyetine neden olduğu hallerde Bakanlığın sınırlı ve genel yetkisini kullanarak tavan ücret politikasını uygulayabileceği,
Bu itibarla, yapılan değerlendirmeler çerçevesinde mevzuatta belirtilen sınırlı amaçlar doğrultusunda tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ve eki "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi" davacı şirket bakımından incelendiğinde;
Dava konusu azami ücret tarifesinden önce davalı Kurum tarafından hazırlanan ve davacı şirketin tabi olduğu azami ücret tarifelerinin Bakanlığın politika kararı olmadan tesis edildiği, dava konusu azami ücret tarifesinde ise yeni bir usul uygulanarak Bakanlığın aldığı politika kararı doğrultusunda davacı şirketin azami ücret tarifesine uymakla yükümlü tutulduğu, söz konusu politika kararının hukuka uygun olduğu görüldüğünden, yeni oluşan hukukî durum karşısında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı,
Öte yandan, davacı şirket tarafından "imtiyaz sözleşmeleri ve yetkilendirme belgesine göre tarifelerini serbestçe belirleme hakkına sahip olduğu, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve ilgili düzenlemelere göre tarifelerine üst sınır getirilmesinin ancak ve ancak kendilerinin etkin piyasa gücüne sahip olduğunun belirlenmesi hâlinde mümkün olduğu"nun iddia edildiği, ancak 5809 sayılı Kanun'un 13. maddesinde yer verilen tarifenin üst sınırının belirlenebilmesi için aranan işletmecinin etkin piyasa gücüne sahip işletmeci olduğunun belirlenmesi şartının, Bakanlığın herhangi bir tavan ücret tespit ve uygulanması kararı olmadan işletmeciye yükümlülük getirileceği durumlar için geçerli olduğu, dava konusu işlemin ise 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi kapsamında alınan Bakanlığın tavan ücret tespit ve uygulanmasına ilişkin kararına istinaden tesis edildiği,
Bu itibarla, Bakanlığın dava konusu işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, Bakanlık işlemine dayanılarak gerçekleştirilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ve eki "Mobil Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi"nin, davacı şirkete yönelik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Dairece Bakanlık işleminin, rekabet tesisi yönünden, hukuka uygun olduğu kabul edilmekteyse de Daire kararının rekabete ilişkin hiçbir verinin tartışılmadığı, salt “diğer işletmecilerin azami ücret tarifesine tabi tutulmasını, müvekkil şirketin ise muaf tutulmasını” rekabeti bozucu olarak kabul ettiği; Dairenin bu dosya özelinde verdiği hükümle “rekabet tesisi” amacına değil davalı idarelerin yazılarına da açıkça yansıttıkları niyetleri çerçevesinde “iki işletmecinin tahkime gitmesinin engellenmesi” amacına hizmet ettiği; 5809 sayılı Kanunun, yalnızca davalı idareyi değil aynı zamanda davalı Bakanlığı da bağladığı; söz konusu yetkinin, Kanunlara ve bilhassa konuya ilişkin “özel kanun” niteliğinde olan 5809 sayılı Kanun'a uygun kullanılması gerektiği; pazar analizi şartının, davalı Bakanlık uygulamaları için de geçerli olduğu; davalı Bakanlığın, diğer davalı idare tarafından yapılan pazar analizi neticesinde etkin piyasa gücüne sahip olduğu tespit edilen işletmecilere azami ücret tarifesi yükümlülüğü getirebileceği; 5809 sayılı Kanunun 13. maddesinin 2. fıkrasının (b) maddesinin asli amacının "etkin rekabet ortamı" yaratmak olduğu; tali amacının ise, "tüketici faydası" olduğu; Daire tarafından, mobil elektronik haberleşme hizmetlerinde azami ücret belirlenmesi konusunda Kuruma verilen yetki ile Haberleşme Genel Müdürlüğüne verilen yetkinin birbirine karşıt olmayan, aksine birbirini tamamlayan yetkiler olduğu ifade edilse de davalıların ve mahkemenin yorumu sebebiyle, Kanun'un içerdiği koşulun Kararname ile ortadan kaldırılması yönünde bir sonuç doğurduğundan verilen hükmün çelişkili ve hukuka aykırı olduğu; idarenin bütünlüğü ilkesi ve Anayasa'nın 104. maddesi doğrultusunda; Kararname'nin kanun hükümleri ile birlikte uygulanması suretiyle sonuca varılmasının anayasal bir zorunluluk olduğu; 5809 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, Kurumun ancak bir işletmecinin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğunun belirlenmesi halinde tarifelerin üst sınırını belirleyebileceğinin açıkça belirtildiği, her ne kadar, Haberleşme Genel Müdürlüğüne haberleşme hizmetlerini geliştirmek ve serbest, adil, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak amacıyla; hizmete ilişkin taban ve tavan ücret tespit etme ve uygulamasını denetleme görev ve yetkisi verilmişşe de Genel Müdürlüğün bu yetkisini kullanırken 5809 sayılı Kanun'da yer alan ilkeler kapsamında ve onlarla bağlı olarak işlem tesis etmesi gerektiği; adil yargılanma ilkesinin hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini de barındırdığı, birbiriyle uyuşmayan mahkeme kararlarının sürüp gitmesinin yargı sistemine güveni azaltıcı etkisi olduğu ve hukuki belirsizlik hali oluşturduğu; açtıkları dokuz davanın lehe sonuçlandığı; 5809 sayılı Kanun'da bir değişiklik olmamasına rağmen dava konusu Bakanlık işlemi ile yeni bir dayanak oluşturulmaya çalışıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemlerin dayanağı olduğu ileri sürülen, 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan düzenlemenin, kanunun açıkça düzenlediği bir konuya ilişkin olması nedeniyle Anayasa’nın 104. maddesinin 17. fıkrasının dördüncü cümlesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varıldığından iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.
Dosyanın esasına ilişkin olarak ise, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 13. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde, davalı Kurumun işletmecilerin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğunun tespiti halinde tarifelerin alt ve üst sınırlarını belirleyebileceği kabul edilmiş, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde ise, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğüne haberleşme hizmetlerini geliştirmek ve serbest, adil, sürdürülebilir bir rekabet ortamı sağlamak amacıyla sınırlı olmak üzere, taban ve tavan ücret tespit etme yetkisi tanınmıştır.
Görüldüğü üzere, 5809 sayılı Kanun ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi aynı konuda birbirinden farklı hükümler öngörmektedir. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümlerinin uygulanacağını öngören Anayasa'nın 104. maddesinin 17. fıkrası karşısında, mobil haberleşme sektöründe tarifelerin ancak 5809 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenebileceği ve ancak bu Kanun hükümlerindeki koşullarla tarifelere alt ve üst sınır getirilebileceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin yukarıda aktarılan hükmüne dayanılarak ve etkin piyasa gücü analizi yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile, Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!