İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, telsiz kiralama hizmetinden kaynaklanan 1.230.920,00 TL alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Davacının, davalıya sağladığı telsiz kiralama hizmetinden kaynaklanan 1.230.920,00 TL alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının borca ve usulü eksikliklere itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında; davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki ve mutabakat gereği borcun varlığını iddia edip icra inkar tazminatı talep ederken, davalı vekili tebligat usulsüzlüğü, borca dayanak belgelerin eklenmemesi ve borcun ispatlanamaması gibi nedenlerle takibin iptalini ve davanın reddini savunmuş, bilirkişi raporu ise davacının alacağını teyit etmiştir.

T.C.
İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.04.2025 tarihinde davacı tarafından davalı aleyhine, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi gösterir cari hesap raporuna dayanılarak icra takibi başlatıldığını, davalının 03.07.2025 tarihinde borca, borca dayanak belgelere, ödeme emrine, vekâlet ücretine, masraflara, yetkiye, faiz oranına, işlemiş faiz ve ferilerine itiraz ettiğini, davalının bu itirazlarının yerinde olmadığını, davacının turizm faaliyeti yürüten bir şirket olduğunu, davalının ise turistlere seyahat hizmeti veren bir firma olduğunu, taraflar arasında turistlere telsiz kullandırılması kapsamında telsiz kiralama hizmeti sunulması hususunda anlaşma yapıldığını, telsizlerin kullanım süresi sonunda teslim edilerek fatura düzenlendiğini, davacının muhasebe kayıtlarında davalının borçlu göründüğünü, davalının icra takibi öncesinde ve sonrasında borcunu ödememekte ısrar ettiğini, 06.12.2024 tarihinde taraflar arasında mutabakat sağlandığını, ... (cihaz) hizmet bedelinin toplamda 1.230.920,00 TL olduğunu ve bu bedel üzerinden faturaların davalıya kesildiğini, ödeme yapılmaması üzerine Kuşadası İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve yetkiye itiraz ettiğini, dosyanın yetkili icra dairesi olan .... İcra Müdürlüğü’ne gönderilerek 2025/... Esas numarasını aldığını, davalının itirazı nedeniyle itirazın iptali davası açılmasının zorunlu hale geldiğini, icra takibine yapılan itiraz üzerine 10.07.2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, 25.08.2025 tarihli görüşmede anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle davanın açıldığını, davalının .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasındaki itirazının kaldırılması gerektiğini, takibin 1.230.920,00 TL asıl alacak üzerinden devam etmesi gerektiğini, asıl alacağın %20 oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile hukuka aykırı şekilde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacının yasal süresi içinde icra takibine, borca, borca dayanak belgelere, ödeme emrine, vekâlet ücretine, masrafa, yetkiye, faiz oranına, işlemiş faiz ve ferilerine itiraz ettiğini, karşı tarafın bu itirazların haksız olduğu iddiasıyla itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı talep ettiğini, ancak davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ödeme emrinin asile tebliğ edilmeden doğrudan vekile tebliğ edildiğini, bu durumun Tebligat Kanunu’na aykırı olduğunu ve icra takibini hukuken geçersiz hale getirdiğini, ayrıca borca dayanak olarak gösterilen fatura ve belgelerin ödeme emrine eklenmediğini, bu eksikliğin de icra takibinin ve buna bağlı davanın usulden reddini gerektirdiğini, borca dayanak faturalar ile ticari defter ve cari hesap dökümlerinin gerçeği yansıtmadığını, faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının tek başına işin yapıldığını ve borcun doğduğunu göstermediğini, davacının işin yapıldığını, fatura bedeli kadar ifa gerçekleştirildiğini ve işin ayıptan ari teslim edildiğini ispatlaması gerektiğini, bu hususların hiçbirinin kanıtlanmadığını, davacı tarafından sunulan “mutabakat” başlıklı belgenin kimler arasında, hangi yetkiyle düzenlendiğinin belirsiz olduğunu, açık ve kesin bir borç ikrarı içermediğini, bu nedenle hukuken bağlayıcı nitelik taşımadığını, tüm bu nedenlerle açılan itirazın iptali davasının usulden, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddi gerektiğini, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle karşı tarafın kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyası, İhtarname, Fatura, E-posta, Hizmet sözleşmesi ve bilirkişi raporu alınmıştır..... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 1.230.920,00TL cari hesaptan kaynaklı asıl alacağın ve 174.478,70TL işlemiş faiz tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce atanan SMMM bilirkişisi Fatih TAŞKIN'ın hazırlamış olduğu █████/2026 tarihli raporda "taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya turistlere telsiz kullandırılması amacıyla sağlanan telsiz (...) kiralama hizmetine ilişkin olarak düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarından kaynaklanan 1.230.920,00 TL asıl ve 174.478,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.405.398,70 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu, ayrıca davacı 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının faturalardan kaynaklı takip tarihi (17.04.2025) itibariyle davalıdan 1.230.920,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının 2024 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davalı 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davalı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 320 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davalının faturalardan kaynaklı takip tarihi (17.04.2025) itibariyle davacıya 1.230.920,00 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların davacı ve davalı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde "... (Cihaz) Hizmet Bedeli” ne ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturalara, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının 174.478,70 TL işlemiş faiz talebinin dayanağı bulunmadığından, takip tarihi itibariyle işlemiş faiz yönünden alacağının bulunmadığının kabulünün gerekeceği kanaatine varıldığı, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının ve davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi (17.04.2025) itibariyle davalıdan 1.230.920,00 TL alacaklı olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇEDava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz araflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla cari hesaba dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve cari hesaptan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında telsiz kiralama kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan 1.230.920,00TL cari hesaptan kaynaklı asıl alacağın ve 174.478,70TL işlemiş faiz alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; tarafların incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davacı ve davalı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda takip konusu alacağı oluşturan faturaların e-faturayı olarak düzenlendiği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, alacağa konu faturaların davacı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından TTK 21/2 maddesi kapsamında faturaya itiraz edildiğine dair bir delil bulunmadığı görülmekle davalı borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla davalının, davacıya toplamda 1.230.920,00TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, davanın sadece asıl alacak yönünden açıldığı, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 1.230.920,00TL asıl alacak üzerinden avans faiz işletilmek suretiyle takip talebindeki şartlarda kaldığı yerden DEVAMINA,2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 246.184,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 84.084,14TL nispi karar harcından peşin yatırılan 13.994,05TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 70.090,09-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 190.328,80TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan toplam 21.801,95-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ... Hakim ...