İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, ticari satımdan doğan itirazın iptali davasında yabancı para alacağının takibi ve ödeme usulüne ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari bir satıştan kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan bir davayı konu almaktadır. Davacı, sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini ve düzenlediği faturaların davalı tarafından ödenmediğini iddia ederek itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiş; davalı ise işin teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu ve yetki itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi, özellikle Türk Borçlar Kanununun yabancı para borçlarının ödenmesi ve İcra ve İflas Kanununun takip talebinde yabancı para alacaklarının belirtilmesi hükümlerine atıfta bulunarak, davanın reddine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2026
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini ancak davalı tarafın borcunu ifa etmediğini, müvekkil şirketin usulüne uygun şekilde fatura düzenlediğini ve davalı tarafa ilettiğini, davalı tarafın bu faturaları kabul etmesine karşın müvekkili şirkete borcunu ödemediğini, bu sebeple tarafınca davalı tarafın aleyhine icra takibi başlatıldığını, karşı tarafın bu takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, ancak davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında kurulan ticari ilişki kapsamında karşı tarafça onaylanan siparişler üzerine ürün tedariği gerçekleştirildiğini, usulüne uygun şekilde faturalar düzenlediğini ve davalı tarafa iletildiğini, müvekkili şirket ile davalı tarafın 26.000 USD + KDV (5200 USD) üzerinden anlaştığını, davalı yan tarafından 8.000 USD avans olarak müvekkil şirkete ödendiğini ancak bakiye borcun borcun vadesi üzerinden çok fazla zaman geçtiğini ve davalı tarafından ödeme gerçekleştirilmediğini belirterek davalı tarafından Kocaeli İcra Müdürlüğü ....dosyasına yapılan itirazın 23.377,34 USD üzerinden iptaline ve takibin bu tutar üzerinden devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Takibe konu fatura alacağına dayanak işin Kocaeli/Gebze'de mukim fabrika kapsamında yapıldığı/teslim edildiği iddia edilen iş ve hizmetler için düzenlendiğini, davalı şirketin itirazın iptaline dayanak icra takibini Kocaeli İcra Dairesi .... Sayılı dosya ile Kocaeli Adliyesinde başlattığını, müvekkil şirketin fabrika adresinin ''... Gebze/Kocaeli'' olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Kocaeli veya Gebze Mahkemeleri olduğunu, Müvekkil şirketçe icra takibinin yetkisine de itiraz edildiğini, davacı tarafça herhangi bir iş teslimi ve hizmeti yerine getirilmeksizin ve hakediş onayı alınmaksızın düzenlenen faturaların kabulünün mümkün olmadığını, takibe dayanak faturaya konu işe yönelik eksik ve ayıp bildirimi, ödemezlik, takas ve mahsup definde bulunduklarını belirterek karşı dava açma, birleştirme talepli dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla; davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davanın usulden aksi halde esastan reddine, davacının açmış olduğu takipte kötü niyetli olduğunu belirterek alacağın %20'inden az olmamak kaydı ile davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İşbu dava konusu uyuşmazlık; davacı tarafça Kocaeli İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası kapsamında başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılmış itirazın iptali istemine ilişkindir.Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi (BK'nun 83 md.) uyarınca; “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.”2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Alacaklı takip talebinde (vade veya takip talebi günündeki rayice göre ödeme yerine) fiili ödeme günündeki rayice (döviz kuruna) göre alacağının Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bunun için alacaklı yabancı para alacağının (takip tarihindeki kur üzerinden) Türk parası karşılığını takip talebinde göstermesi ve ayrıca yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kurdan talep ediyorsa bu hususu da takip talebinde belirtmek zorundadır. Bu halde alacaklı vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar yabancı para üzerinden faiz (3095 S.K. M. 4/a) talep edebilir (İİK. m. 58/3). (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013 s. 2010 vd., Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet/Özkan, Sungurtekin Meral; İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2022 s. 95 vd.)Buna göre; alacaklı, takibe konu edilmiş (takip çıkışı olan harca esas değeri) yabancı para alacağının TL karşılığını ve alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğini, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır. (HGK’nın 12.05.1999 tarih █████-271 E., ██████ K. sayılı kararı).Somut olayda, alacaklı tarafından takip talebinde "Fiili Ödeme Tarihi Cari hesap alacağı takip tarihi itibariyle kur 39,7733 kabul edilerek TL karşılığı 922.740,56 TL fiili ödeme tarihindeki karşılığı talep edilmektedir" açıklamasıyla 23.200,00USD asıl alacak kalemi ve "Fiili Ödeme Tarihi asıl alacağa 30 Nisan 2025 tarihinden itibaren işlemiş faiz" açıklamasıyla 177,34 USD işlemiş faiz olmak üzere 23.377,34 USD toplam alacağın talep edildiği, görüleceği üzere takip çıkışı miktarın 23.377,34 USD olmasına karşın gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde takip çıkışı miktar olan harca esas değerin Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, İİK'nun 58/3 maddesi kapsamında önemli olan hususun harca esas değer olan takip çıkışı miktarın Türk Lirası karşılığının gösterilmesi olup yalnızca asıl alacağın Türk Lirası karşılığının yanındaki açıklama kısmında belirtilmiş olmasının takip talebi ile ödeme emrini usulüne uygun hale getirmeyeceği, (bu hususta benzer yöndeki; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamında; "Somut olayda, hem takip talebinde ve hem de ödeme emrinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterildiği, harca esas değer olarak da Türk Lirası karşılığı da belirtildiğinden İİK'nun 58/3 ve 60. maddelerine göre takibin iptaline karar verilmez. Toplam alacağın Türk Lirası karşılığının gösterildiği, alacak kalemlerinin ise tek tek karşılığının gösterilmesine gerek bulunmadığından istinaf sebebi yerinde değildir." şeklinde belirtmiştir.) ortadadır.Bu durumda, İİK'nın 58/3. maddesine aykırı şekilde takip talebi ve ödeme emrinde harca esas değer olan toplam yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmemesi nedeniyle itirazın iptali davası için, dava şartı niteliğinde olan geçerli bir icra takibi bulunmadığından (Yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas- █████████ Karar ve █████████ Esas- █████████ Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) 2004 sayılı İİK'nin 58. maddesi gereğince itirazın iptaline dair işbu davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, usuli red sebebine göre davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden davalı tarafın yasal koşulları oluşmamış kötü niyet tazminatı talebinin de reddine dair karar vermek gerekmiş olup tüm dosya kapsamı ve sair hususlara ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. "gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle (usulden) reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yabancı para cinsinden takip çıkışı rakam belli olduktan sonra, bir başka deyişle UYAP sisteminde yabancı para cinsinden rakamlar girildikten sonra, sistemin harca esas değeri otomatik olarak belirlediğini ve buna göre harç aldığını, harca esas değerin, sistem tarafından belirlendiğini, gerekçeli kararda icra müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinde harca esas değerin gösterilmesi gerektiğinin ifade edildiğini, icra müdürlüğü tarafından buna dikkat edilmediğinden yine müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, icra takibinde veya ödeme emrinde bir eksiklik olması durumunda bu hususun itiraz yolu ile veya icra tetkik mercii nezdinde dava yolu ile ileri sürülmesi gerektiğini, mahkemenin karşı tarafın ileri sürmediği savunmayı dikkate alarak usulden red kararı verdiğini, davalı tarafça da istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, mahkemece esasa ilişkin bir karar verilmediğini, nispi vekalet ücretinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu para ile ölçülebilir nitelikte olduğundan vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince kararda hüküm altına alınan menfaatin ekonomik olarak belirlenebilir, hesaplanabilir ve para ile ifade edilebilir nitelikte olmasına rağmen maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle istinaf başvurusunun kabulü ile yalnızca vekalet ücretine ilişkin bölümünün düzeltilerek müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı hakkında Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde 23.200,00 USD asıl alacak ile 177,34 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.377,34 USD alacağın tahsilinin talep edildiği, takip talebinde USD üzerinden başlatılan asıl alacağın Türk Lirası karşılığının belirtildiği, işlemiş faiz ve toplam alacağın Türk lirası karşılığının belirtilmediği, davalı şirket tarafından takibe ve borca itiraz edildiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, takip talebinde döviz cinsindeki alacağın Türk Lirası karşılığının gösterilmemiş olmasından dolayı davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.İİK'nın 58/3 maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Ancak uygulamada yabancı para alacağını gösteren ve ayrıca Türk lirası karşılığını içeren takip talepleri de geçerli kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay, alacaklının yabancı para alacağını takip talebinde gösterdikten sonra tahsil tarihindeki kur üzerinden Türk lirası karşılığını talep etmesinin mümkün olduğu, harca esas miktarın belirlenmesi için takip talebinde Türk parası karşılığının gösterilmesi gerektiği görüşündedir. Görüldüğü gibi Yargıtay, yabancı para üzerinden takibin devamına karar verilebileceğini kabul etmektedir. Ancak yabancı paranın aynen ödenmesini içeren ödeme emri İİK'nın 58/3 maddesine uygun olmadığından böyle bir takibin devamına karar verilmez (A. Değnekli, S. Kısa, İtirazın İptali Davaları, 2. Baskı, sh.165)Anılan noksanlık; kamu düzeni ile ilgili devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde tutulmalıdır (HGK.█████/1999 tarihli, ██████-271 Esas, ████████ Karar). İcra İflas Kanunu Yönetmeliğinin 16. Maddesinde, UYAP'ın kullanılması düzenlenmiştir. İcra İflas Kanunun Yönetmeliği'nin 16. Maddesinde, icra takip talebinin ve ilgili işlemlerin UYAP üzerinden yapılabileceği hususu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Gerek Yönetmeliğin anılan hükmü, gerekse İİK'nın 60. maddede, icra müdürünün takip talebinin bu kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar vermesi hâlinde ödeme emri düzenleyeceği, talebin kabul edilmemesi hâlinde verilen kararın tutanağa yazılacağı belirtilmiştir.Somut davada, davacı vekili tarafından her ne kadar takip talebinin elektronik ortamda yapıldığı, sisteme gönderilmesinden sonra icra dairesi nezdinde hangi formatta ve hangi şekilde ödeme emri oluşturulduğunun kendilerinin kontrolü dışında olduğu, UYAP sisteminde yabancı para cinsinden rakamlar girildikten sonra, sistemin harca esas değeri otomatik olarak belirlediğini ve buna göre harç aldığını, harca esas değerin, sistem tarafından belirlendiğini, taleplerinin fiili ödeme günündeki döviz kuru karşılığı TL olarak ödeme yapılmasına ilişkin olduğu ve bunun kendilerinden kaynaklanmadığı iddia edilmiş ise de iddiayı destekler dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. İddianın bir an için doğru olduğunun kabulü hâlinde ise takibin bu şekilde başlatılarak devamı usulüne uygun bir icra takibi başlatılmamış olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. İİK'nın 58. madde düzenlemesi emredici niteliktedir. Yasa ve Yönetmelik kapsamında elektronik ortamda başlatılan takip talebindeki eksikliğin mevcudiyeti hâlinde başvuran tarafça bu durumun ilgili icra müdürlüğüne bildirilmesi ve talebin yenilenerek düzeltilmesi gerekirken bu düzeltme yapılmamıştır. Teknik veya sistemsel sorun usule uygun şekilde gerçekleştirilmeyen takip talebini geçerli hâle getirmeyecektir. Belirtildiği üzere, yabancı para alacağına dair başlatılan icra takibinde takip konusu alacağın Türk lirası karşılığının gösterilmesi özel dava şartları arasında yer almaktadır. Bu dava şartı itirazın iptaline özgü olduğundan dava aşamasında giderilmesi mümkün olmayacaktır. Davacının takip talebinde sadece asıl alacağın TL karşılığını göstermesi takibi geçerli hâle getirmeyecektir. Asıl alacağın TL karşılığının gösterilmiş olması işin esasını incelemek sonucunu doğuracağından, takibin bir kısmını usulüne uygun bir kısmını ise usule aykırı kabul etmeyi gerektireceğinden ve çelişki yaratacağından takibin geçerli olmadığı ve böylece itirazın iptali davası bakımından özel dava şartı olan geçerli bir takibin bulunması şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin buna dair gerekçesi yerinde görülmüştür.Yabancı para alacağın karşılığı TL’nın gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Takip talebi ve ödeme emrinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk lirası karşılığının bulunup bulunmadığının itirazın iptali davasında resen incelenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. İtirazın iptali davaları İİK'da düzenlenen bir dava türü olduğundan HMK'ndaki dava şartları yanında İİK'daki özel dava şartları da incelenir. İcra takip hukuku bakımından bu eksiklik süresiz şikayet nedeni kabul edilmektedir.Bu açıklamalara göre mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hâlinde davalı yararına maktu vekalet ücreti yerine, bu miktarı aşan nispi vekalet ücreti takdir edilmesi AAÜT'nin 7/2 maddesine aykırı olacağından, davalı vekilinin vekalet ücretinin miktarına yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki tarf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
2-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!