İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari şirkette yönetimsel usulsüzlükler, mali şeffafiyetsizlik ve kayyım atanması sonrası genel kurulun kar dağıtımı ile özel denetçi atanması reddi kararlarının iptali istemini inceliyor.
Özet: Dava, şirketin %40 hissedarı ve eski yönetim kurulu başkanı olan davacının, mevcut yönetimin malvarlığı suiistimalleri, finansal şeffaflık eksiklikleri ve savcılık dosyasında tespit edilen usulsüzlüklere rağmen 16/12/2022 tarihli olağan genel kurulda 2021 yılı faaliyet karının dağıtılması ve şirkete özel denetçi atanması taleplerinin haksız yere reddedilmesi üzerine bu kararların iptalini istemesi; davalının ise davacının önceki yönetim dönemi nedeniyle özel denetçi talep hakkı olmadığını, genel kurulda usulüne uygun itiraz etmediğini, finansal iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve kötü niyetli hareket ettiğini savunarak davanın reddini talep etmesidir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████ Esas
KARAR NO : █████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ████████ Esas- ████████ Karar
TARİH: █████/2023
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı... ... A.Ş.'nin █████/1995 tarihinde kurulduğunu, davacının halihazırda şirketin %40 oranında pay sahibi olduğunu ayrıca 28.06.2021-16.12.2022 tarihleri arasında şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttüğünü, görev süresi sona erdikten sonra bu göreve ...'nun getirildiğini, ...'nun adeta yönetim kurulu başkanlığı görevini gölge yönetim olarak yürütmekte olduğunu, davacı müvekkilinden önceki dönemde yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüten ...'ın şirketi tamamen idaresine bıraktığını, ayrıca ... şirket malvarlığından faydalandığı gibi, kendi nam ve yararına işlemler yürütmekte ve şirketin parasını harcamakta olduğunu, şirket araçlarını kendisine ve yakınlarına tahsis ettiğini, şirket içi pozisyonlarına kendi tanıdık ve akrabalarını getirdiğini ve şirket içerisinde kendisine oda tahsis ettiğini, davacının bilgi edinme hakkı kapsamında bu konularda birçok bilgi talep edildiği gibi, şirket içi işleyişe, finansal bilgilere ve yönetime ilişkin de bilgi talep edildiğini fakat bugüne kadar hiçbir bilgi verilmediği gibi bu eylemlere de son verilmediğini, davalı şirkete Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasından atanan kayyımın daveti ile davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının █████/2022 tarihinde yapıldığını, bu toplantıda 2021 yılı faaliyet karının dağıtılması ve şirkete özel denetçi atanması gündem maddelerinin oy çokluğu ile reddedildiğini, bu kararlar kötü niyetli ve hukuka aykırı olup iptali gerektiğini, davalı şirketin müvekkili dışındaki diğer ortaklarının faaliyet karının dağıtılması kararına olumsuz oy vermelerinin gerekçesinin yönetim kurulu tarafından düzenlenen faaliyet raporu, bilanço, kar ve zarar hesaplarının hatalı ve eksik olması, şeffaf ve hesap verilebilir nitelikte olmaması, şirketin gerçek mali durumunun bilinmemesi olduğunu, müvekkilinin toplantıda bu iddialara karşılık verdiğini, davalı şirketin yapılan usulsüzlüklere rağmen elde ettiği karın çok fazla olduğunu, Bakırköy CBS tarafından yürütülen soruşturma dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda şirketin parasının sistematik olarak ...'a aktarıldığının ve şirket kayıtlarına aktarılmayan 6.643.650 TL bulunduğunun tespit edildiğini, bu paranın şirket kayıtlarına girmemesi nedeniyle müvekkilinin 2.657.460 TL zarara uğratıldığını, kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan karın dağıtılması yasal zorunluluk olup kanuna aykırı hareket edildiğini, tüm usulsüzlüklere rağmen şirketin 9.560.000 TL dağıtılabilir karının biriktiğini ve hiçbir şekilde dağıtılmadığını, ayrıca şirket ana sözleşmesinde yer alan düzenleme gereği müvekkiline prim de ödenmesi gerektiğini ancak dava dışı diğer iki ortağın buna da karşı çıktıklarını, aynı genel kurul toplantısında şirkete özel denetçi seçilmesi maddesinin de görüşüldüğünü ancak oy çokluğu ile reddedildiğini, red gerekçesinin ise davalı şirketin bağımsız denetime tabi olmaması olduğunu, TTK'nın 438. maddesi uyarınca müvekkilinin genel kuruldan şirkete özel denetçi atanmasını talep edebileceğini, davalı şirket ile ilgili yapılan usulsüzlükler, savcılık dosyası ve dava dosyaları dikkate alındığında şirket malvarlığının denetlenebilmesi için özel denetçi atanması gerektiğini beyanla davalı şirketin █████/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2021 yılı faaliyet karının dağıtılması ve özel denetçi atanması maddelerinin reddine ilişkin kararların iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin yasal dayanağının bulunmadığını, davacının dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığı esnada ve bundan önceki 2 yılda şirketin tek başına yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının TTK'nın 438 ve 439. maddeleri uyarınca özel denetçi talep etme hakkının olmadığını, zira 2 yıldır şirketi fiilen ve tek başına yönettiğini, davacının bu talebinin tamamen kötü niyetli olduğunu, ayrıca genel kurulda usulüne uygun şekilde muhalefetini tutanağa geçirtmediğini, bu nedenle de davanın reddinin gerektiğini, davacının, genel kurul tarafından talebinin reddedilmesi ile mahkemeden özel denetçi tayin edilmesini talep edebileceğini, bunu yapmadan genel kurul kararının iptalini talep edemeyeceğini, davacının şirketin dağıtılabilir 9.560.000 TL karının bulunduğuna dair beyanının gerçeği yansıtmadığını, bu rakamı nereden bulduğunun anlaşılmadığını, ayrıca dava konusu genel kurul toplantısında 2021 yılı finansal tablolarının, bilanço ve gelir tablolarının onaylanmasının oy birliği ile reddedildiğini, davacının bizzat yönetim kurulu olarak toplantıya sunduğu gelir gider tablosu ve bilançolara gerçeği yansıtmadığı şerhini düştüğünü, davacının bu şekilde şerh düştüğü ve onaylanmasını reddettiği bilanço ve finansal tablolara dayanarak kar payı dağıtımını talep edemeyeceğini, yine davacının toplantı tutanağına muhalefet şerhi düşmediğini, davalı şirketin 2022 yılını zararla kapattığını, hali hazırda dağıtılacak bir karının bulunmadığını, son iki yıldaki kötü yönetimi nedeniyle bazı hizmet alımlarını durdurduğunu ve küçülmeye gittiğini, bu nedenle davacı hakkında müvekkili tarafından sorumluluk davası açılacağını, davacının şirkete özel denetçi tayini atanması talebine gerekçe olarak Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'nın ██████████ soruşturma ve Bakırköy 7.Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ esas nolu dosyalarını gösterdiğini ancak bu her iki dosya ile özel denetçi tayininin ilgisinin bulunmadığını, Bakırköy 7.Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dosya, davacının YK üyesi olduğu dönemde açılmış olup davalı şirket bu dosyada şikayetinden vazgeçmiş olmakla dosyada düşme kararı verildiğini, kaldı ki bu dosyanın şirket aracı ve şirket odasının diğer ortak ... tarafından kullanılmasına ilişkin olduğunu, yine Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'nın ██████████ soruşturma nolu dosyasındaki şikayet davacının YK üyesi olduğu dönemde yapılmış olup, davalı şirketin almış olduğu yönetim kurulu kararı ile bu dosyadaki şikayetinden de vazgeçtiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca █████/2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olduğu, davacının aktif husumet ehliyetini haiz olduğu, iptal davasının, genel kurul kararının alınmasından itibaren üç ay içerisinde açılması zorunlu olup, somut uyuşmazlıkta, iptali talep edilen kararlar 16.12.2022 tarihli genel kurul toplantısında alındığından ve huzurdaki dava 14.03.2023 tarihinde ikame edildiğinden, iş bu davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, genel kurula katılan pay sahibinin karara karşı iptal davası açabilmesi için ayrıca karara karşı olumsuz oy kullanması ve muhalefet şerhini toplantı tutanağına işletmesi gerektiği, iş bu davada, dosyaya mübrez 16.12.2022 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağından davacının iptali talep edilen genel kurul kararları hakkında olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa işlettiğinin görüldüğü, bu sebeple huzurdaki davada iptali talep edilen genel kurul kararları bakımından dava şartının mevcut olduğu, 7 Nolu “2021 yılı faaliyet karının dağıtılıp dağıtılmaması ve oranı hakkında karar alınması” gündemli genel kurul kararı bakımından; bilindiği üzere, TTK'nın 511. maddesinde kanuni yedek akçenin birinci ayrımı ve pay sahibinin temel kâr payı bir takım olarak ele alındığı, ikisinden biri değil, ancak her ikisi de ayrılıp dağıtıldıktan sonra yöneticilerin kazanç payının verilebileceğinin hüküm altına alındığı, dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin toplantı tutanağından, birinci temettünün ve kalan temettünün dağıtılmadığının anlaşıldığı ancak dava konusu genel kurul toplantısında finansal tabloların da onaylanmadığı, oysa genel kurul tarafından onaylanan finansal tabloların, kâr payı dağıtımı kararının temelini oluşturduğu, bir an için birinci temettünün dağıtılmasının zorunlu olmadığı varsayılsa dahi bilanço onaylanmadan kâr payının dağıtılamayacağı, bir başka deyişle, bilanço onaylanmadan kâr payı dağıtılamayacağından (7) nolu kararın iptal edilebilir olmadığı, 10 Nolu “Denetçinin seçimi ve görev süresinin tespiti” gündemli genel kurul kararının değerlendirilmesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 438/1 madde hükmü uyarınca genel kurulun özel denetçi tayini istemini reddetmesi üzerine, TTK m. 445 uyarınca iptal davası açılmasının düşünülemeyeceği, zira TTK. m. 439'da, genel kurulun red kararına karşı gerekli şartlar yerine getirilmişse, mahkemeye özel denetçi atanması talebi ile başvurma hakkının tanındığı, gerçekten de TTK m. 439/1 yarınca “Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde sermayenin en az onda birini (halka açık anonim şirketlerde yirmide birini) oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibari değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahiplerinin üç ay içinde mahkemeden özel denetçi atamasını isteyebileceği, şu halde red kararının iptal dilmesi yoluna gidilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmamakta olup TTK 445.madde anlamında iptal şartlarının oluşmadığı, yine oydan yoksunluğa sebebiyet veren iş veya işlemin, parasal ve ortaklık dışı nitelikte ve Kanunda sayılan kişilerden birine menfaat sağlamaya yönelik olması gerektiği, oysa pay sahipleri ile ortaklık arasında cereyan eden ve ortaklık içi bir durum olan özel denetimde böyle bir hal olmadığı, bu sebeple özel denetim talebinin görüşüldüğü genel kurulda TTK m. 436/1 hükmünün uygulanmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; her ne kadar Mahkemece bilanço onaylanmadan kar payı dağıtılamayacağı gerekçesi ile 7 numaralı kararın iptali talebi reddedilmiş ise de, çoğunluk tarafından genel kurulun tüm kararlarının keyfi olarak alındığı, bilançonun onaylanmasına ilişkin kararda da eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiği, çoğunluğun sadece kendi menfaatlerini gözettiği, müvekkilinin azınlık olduğu, çoğunluğun dürüstlük kuralına aykırı olarak eşit işlem ilkesini yok sayan kararlar aldıkları, belirli pay sahiplerine örtülü kar payı dağıtılmasının eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, yönetim kurulu başkanı olan ...'ın şirketi tamamen kendi çıkarları doğrultusunda yönettiği, kendisine menfaat sağladığı, bu durumun Bakırköy CBS'nin soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği, kar payı hakkının müvekkilinin en önemli haklarından olduğu, davalı şirket tarafından yıllardır bilançoların onaylanmadığı, şirketi tekeli haline getiren diğer paydaşların sırf bilançoyu onaylamamaları sebebiyle müvekkilinin kar payı hakkından mahrum bırakılamayacağı, genel kurulun yetkilerini keyfi olarak kullanamayacağı, şirketin dağıtılabilir karı bulunduğunun savcılık dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğu, davalı şirket tarafından yapılan usulsüzlükler nedeniyle karının tespit edilenden fazla olduğu, şirketin yıllardır dağıtmadığı karın bilirkişi heyetince dikkate alınmadığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, kanun koyucunun özel denetçi atanması talebinin reddedilmesi hali için seçimlik bir düzenleme getirdiği, iptal davası açmanın pay sahibinin yasal hakkı olduğu, bunun yanında pay sahibine özel denetçi atanması için dava açma hakkının da tanındığı, iptal davası açma hakkına getirilmiş bir sınırlama olmadığı, iptal davası açmak isteyen pay sahibinin bunda hukuki yararının olduğunu veya bunun şirket yararına olduğunu ispat etmesinin zorunlu olmadığı, şirket bilançolarının gerçeği yansıtmayışı, soruşturma dosyası, yapılan usulsüzlükler vs sebeplerle müvekkilinin özel denetçi atanmasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu, bu sebeplerle Mahkemece verilen karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davalı şirketin █████/2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 7 ve 10 nolu kararların iptali talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6102 sayılı TTK'nın 445. maddesi hükmüne göre; kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilir. Aynı Kanunun 446. maddesine göre iptal davası açılabilmesi için; toplantıya katılmak, olumsuz oy vermek ve muhalefetini tutanağa geçirtmek şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Oylama öncesi yapılan görüşmeler sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamına gelmez.
Somut olayda; davalı şirketin █████/2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündemin 7 nolu maddesinin, 2021 faaliyet karının dağıtılıp dağıtılmaması ve oranı hakkında karar alınmasına ilişkin olduğu, toplantı tutanağından gündem maddesi ile ilgili olarak öncelikle şirketin üç ortağından biri olan ...'ın, ardından diğer ortak ... temsilcisinin söz alarak kar payı dağıtılmaması yönünde görüş bildirdikleri, son olarak davacı temsilcisinin söz alarak, ortaklara kar dağıtılmasını uygun görmediklerini ancak şirket esas sözleşmesi gereğince bilançoda yer alan karın davacının uğradığı zararlar nazara alınarak kar payı ve/veya şirkete vermiş olduğu hizmetler ve yapmış olduğu yatırım neticesinde prim olarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyan ettiği, bundan sonra diğer ortakların söz alarak bu talebe karşı çıktıkları ve talebin gündem dışı olduğunu ifade ettikleri, ardından davacı temsilcisinin söz alarak prim hususunun, şirket ana sözleşmesinin kar payının dağıtılması ile ilgili maddesinde düzenlenmesi nedeniyle gündem dışı olmadığını, toplantı başkanının ise talebin gündem dışı olduğunu ifade ettikleri ve oylamaya geçildiği, oylanan hususun 2021 yılı karından kanun ve esas sözleşme gereği ayrılması gereken kısımlar ayrıldıktan sonra kalan kısmın dağıtılması olduğu, davacının olumlu oy kullanmasına rağmen diğer paydaşların olumsuz oyu ile kar payının dağıtılmamasına karar verildiği, oylamadan sonra söz alan davacı temsilcisinin karın prim olarak dağıtılmasının gündem dışı olmadığını, kar payının prim olarak yalnızca davacıya verilmesi yönünde olumlu oy kullandıklarını beyan ettiği, alınan karara muhalefet edildiğine, dava açılacağına dair bir beyanda bulunmadığı, kaldı ki davacı temsilcisinin bizzat toplantı tutanağındaki beyanında, ortaklara kar payı dağıtılmaması gerektiğini ifade etmesi sebebiyle de davacının, kar payı dağıtılmaması yönünde alınan karara muhalefet ettiğinin kabul edilemeyeceği, bu itibarla davacının toplantıda alınan 7 nolu kararın iptalini talep etmesi için gerekli olan dava şartının sağlanmadığı, esasen davacının toplantı sırasındaki talebinin kendisine kar payı veya prim ödenmesi olduğu, dava konusu genel kurulun gündeminde davacıya prim veya kar payı ödenmesinin görüşüleceğine dair bir maddenin bulunmadığı, şirket ana sözleşmesinin karın dağıtımı başlıklı maddesinde de karın prim olarak ödeneceğine dair bir düzenlemenin olmadığı, bu nedenle davacının talep ettiği hususun gündem dışı olduğu ve bu hususta bir karar alınmadığı, dolayısıyla iptali talep edilecek bir kararın olmadığı anlaşılmış olup Mahkemece, 7 nolu kararın iptali talebi yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan değerlendirme yapılması hatalı olmuş ise de, sonucu itibariyle talep reddedildiğinden ve bu hususta bir istinaf sebebi de ileri sürülmediğinden karar kaldırılmamış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri ise isabetsiz bulunmuştur.
Anonim şirketlerde özel denetim isteme hakkı TTK'nın 438. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin birinci fıkrasında, her pay sahibinin, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde, gündemde yer almasa bile genel kuruldan özel denetçi atanmasını talep edebileceği kabul edilmiştir. TTK'nın 438. maddenin ikinci fıkrasında genel kurulun talebi onaylaması, 439. maddesinde ise talebin reddi hali düzenlenmiştir. 439. maddede; genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahiplerinin üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilecekleri kabul edilmiştir. Anılan yasal düzenleme gereğince azınlık pay sahiplerinin özel denetçi tayini taleplerinin genel kurul tarafından reddedilmesi halinde, mahkemeye başvurmak suretiyle özel denetçi tayinini talep edebilmeleri mümkün olduğundan, özel denetçi tayini talebinin reddine ilişkin genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararları bulunmamaktadır. Zira bu yöndeki genel kurul kararının iptal edilmesi halinde Mahkemece genel kurulun yerine geçilerek özel denetçi atanması mümkün olmadığı ve verilecek iptal kararı talebin amacına hizmet etmeyeceğinden kanun koyucu tarafından, genel kurulun talebi reddetmesi halinde azınlığın haklarının korunması için özel bir düzenleme getirilmiştir. Bu itibarla İlk derece mahkemesince dava konusu genel kurul toplantısında alınan ve davalı şirkete özel denetçi atanması talebinin reddine dair 10 nolu kararın iptali talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış ve
davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri isabetsiz bulunmuştur.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!