Hazinenin kadastro tespit davasında, zamanaşımı zilyetliğiyle edinilen taşınmazın imar-ihya gereksinimi ve zilyetliğin niteliği eksik incelendiği için ilk derece kararının bozulması.
Özet: Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufundaki arazilerin kadastro tespitiyle zilyetlik yoluyla şahıs adına tesciline itiraz ettiği davada Yargıtay, taşınmazın bir kısmındaki yapının mülkiyetini onarken, diğer kısımların imar-ihyaya muhtaç olup olmadığı ile zilyetlikle kazanım koşullarının yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle önceki kararı bozarak, taşınmazların evveliyatının ve iktisap şartlarının detaylıca belirlenmesini gerekli görmüştür.
8. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı .. vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 34 34... parsel sayılı sırasıyla 4.036, 84... ,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 34 34... parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile Hazine adına tescillerini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2018 tarihli kararına karşı davacı .. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.11.2018 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.11.2018 tarihli kararının davacı .. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.01.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamıyla; "1. Davacı .. vekilinin dava konusu 3434 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (C) harfiyle gösterilen kısım üzerinde bulunan iki katlı evin davalı .. oğlu ...'ya ait olduğuna dair taşınmazın beyanlar hanesine şerh düşülmesine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davacı ..zine vekilinin 3434 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümlerine ilişkin hükme ve 3572 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, davalı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, taşlık gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise, aynı Kanun'un 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir. Şu halde, iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi bakımından taşınmazın evveliyatının imar - ihyaya muhtaç yerlerden mi, yoksa imar ihya gerektirmeyen yerlerden mi olduğunun belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, dava konusu taşınmazlar yörede 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmalarına karşın hangi nedenle tescil harici bırakıldıkları, paftasında ne olarak işaret edildikleri hususu sorulup saptanılmadığı gibi, taşınmazların evveliyatında niteliklerinin ne olduğu, bir diğer ifade ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıkları mahalli bilirkişi ve tanıklardan da sorulup belirlenmemiş, diğer yandan fen bilirkişi raporunda, taşınmazların "kayalık" olarak tapulama harici bırakıldıklarından söz edilmesine karşın, bu gibi yerlerin kazanılması için imar-ihya edilmelerine müteakip, ekonomik amacına uygun olarak 20 yıl süre ile zilyet edilmeleri gerektiği hususu üzerinde durulup, bu çerçevede değerlendirme yapılmamıştır.
Diğer taraftan mahalli bilirkişi tarafından, 3455 parsel sayılı taşınmazın temyize konu kısımlarının bildiğinden beri üzüm bağı ve meyve bahçesi olarak kullanıldığı belirtildiği halde, zirai bilirkişi raporunda, parselin temyize konu (A) harfi ile gösterilen kısmının sürülmemiş, bakımı yapılmamış, taşları toplanmış karışık meyve bahçesi olduğu, ayrıca 30-35 yaşlarında muhtelif meyve ağaçları bulunduğu belirtmekle yetinilmiş; anılan raporda taşınmaz üzerindeki ağaçların sayısı, yaşları ve dağılımları gösterilmediği gibi ekli fotoğraflarda yaşları küçük ve taşınmazın bir kısmına dağılmış vaziyette az sayıda ağaç bulunduğu gözlemlenmesine rağmen bu husus üzerinde de durulmamış; (B) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin jeodezi raporunda, 1984 yılına ait fotoğraflarda üzüm omcaları ve meyve ağaçlarının bulunduğu belirtilmesine karşın, ekinde yer alan fotoğraflarda alıç ağaçlarının bulunduğu belirtilen kısımlarla bir farklılık gözlenmemesine karşın bu hususta ek rapor alınması ya da başkaca bilirkişiye inceleme yaptırılması gerektiği düşünülmemiş; yine mahalli bilirkişi tarafından, 3572 sayılı taşınmaz evveliyatında kısmen tarla kısmen de üzüm bağı olarak kullanılmakta iken 19 72... yılları arasında önce ev inşa edildiği, 1980 yılında da ikinci katı yaptırıldığı belirtilmesine karşın, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi raporunda, 1953 yılına ait fotoğraflara göre 3572 parsel sayılı taşınmazın bir kısmında yaygın ve dağınık biçimde yüzey kayalarının aralarında ekili-sürülü tarımsal faaliyet yürütüldüğü belirtilmesi nedeniyle oluşan çelişki üzerinde durulmadığı gibi, taşınmazların evveliyatı imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde, bu gibi yerlerde ev (ya da depo, garaj vs) yapmanın imar-ihya olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, ev (ya da depo, garaj vs) yapma tarihinden evvel imar ihya suretiyle iktisap koşullarının gerçekleşmesi gerekeceğinden 1984 tarihli hava fotoğrafı incelemesinin yeterli olmayacağı düşünülmemiş, öte yandan taşınmazlara komşu parsel tutanak ve dayanakları ile dava konusu olmaları halinde ise dava dosyaları getirtilerek bu dosyalardan da yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmazların 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında hangi nedenle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanılmalı; taşınmazlara komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile dava konusu olmaları halinde ise dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilmeli; ayrıca taşınmazların yerleşim alanı içerisinde kaldıklarının anlaşılması nedeni ile imar planı kapsamında kalıp kalmadıkları, kalıyorlarsa imar planı kapsamına alınma ve planın onaylanma tarihi ilgili yerlerden sorularak belirlenmeli ve imar planının dava konusu taşınmazlara ilişkin kısmının onaylı bir örneği temin edilmeli; öte yandan dava konusu taşınmazlara ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden yada taşınmazların tespit tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında kalmaları halinde imar planının onay/kesinleşme tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere ve taşınmazlar imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise gerekli tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile ziraat mühendisi bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve varsa dayanak kayıtları ile denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, gerek dosya kapsamında bulunan gerekse de getirtilecek olan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibari ile imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıklarını, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı ve tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlettirilmeli, bilirkişiden dava konusu taşınmazların konumunun hava ve uydu fotoğrafları üzerinde gösterilmesi ve yukarıda değinilen çelişkilerin üzerinde önemle durulması istenilmeli; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve rapor içeriğinde taşınmazların üzerinde bulunan ağaçların (bağların) cins, yaş ve dağılımlarının belirtilmesi istenilmeli; fen bilirkişisinden ise, keşfi izlemeye ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli; taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde sadece ev (garaj, depo vb. yapı) yapma şeklinde gerçekleşen bir kullanımın imar-ihya ve ekonomik amaca uygun bir zilyetlik olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "keşif, 1953, 1973, 1984, 19 92... tarihli hava fotoğrafları, jeodezi ve ziraat bilirkişi raporları ile tespit ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre 3434 parselde (A) ve (B) bölümlerinde 1984 sonrası imar-ihya ve ekonomik amaca uygun tarımsal kullanımın bulunduğu ve 2013 imar planı itibarıyla 3402 sayılı Kanun’un 14... . maddelerindeki koşulların davalı lehine oluştuğu, 3572 parselde ise imar-ihya tespit edilemeyip yalnız yapı yapılmasının zilyetlikle kazanım için yeterli olmadığı" gerekçesiyle 3434 parsel yönünden davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerinin arsa vasfıyla tespit gibi davalı adına tesciline, aynı raporda (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımlara ilişkin önceki verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği gerekçesiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 3572 parsel yönünden tespitin iptaliyle Hazine adına tesciline ve muhdesat için beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı .. vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden karar verildiğini, bilirkişi raporlarının yetersiz ve sübjektif olduğunu, kayıt kapsamlarının dava konusu taşınmazlarla uyumunun net biçimde belirlenmediğini belirterek Hazine aleyhine kurulan kısmen redde ilişkin kısmın usul ve kanun'a aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu 3434 sayılı parseli ... ..’dan satın aldığını, taşınmazın yaklaşık 45 yıldır malik sıfatıyla kendisi ve murisleri tarafından tarla olarak ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığını, mera veya Hazineye ait yerlerden olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin yalnızca taşınmazın bir kısmı yönünden yol terkine muvafakat bulunduğu halde tüm parselin kadastro tespitinin iptaline karar vermesinin hatalı olduğunu, keşif, bilirkişi ve tanık beyanlarının zilyetliği doğruladığını, ayrıca Hazine tarafından açılan davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların, kadastroda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki sebebiyle davalı lehine tespitinin hukuken geçerli olup olmadığı, geçerli değilse tespitlerin iptali ile Hazine adına tescilin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'nın tüm, davacı .. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu 3434 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan 05.01.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmının fiilen genel yol olarak kullanıldığı, nitekim davalının keşif sırasında imzalı olarak tevsik edilen beyanlarında, mezkur kısmın genel yol olarak terkinine muvafakat ettiği ve bu iradesini temyiz dilekçesinde de muhafaza ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince bu bölümün haritasında yol olarak gösterilmesiyle yetinilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davalı adına tesciline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...'nın tüm, davacı .. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 3434 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm dışındaki kısımları yönünden ONANMASINA,
Davacı .. vekilinin dava konusu 3434 parsel sayılı taşınmazın 05.01.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "ayrı parsel numarası verilerek arsa vasfıyla davalı adına tespit gibi tapuya tesciline" ibarelerinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine, "3402 sayılı Kanun'un 16/B son cümlesi gereğince yol olarak haritasında gösterilmesine" ifadesinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden davalı ...' dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!