İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, Danimarkaya ihraç edilen tulumların ayıplı olduğu iddiasıyla açılan, ticari satıştan kaynaklanan kazanç kaybı tazminat davasında ayıp ihbarı ve delil yetersizliğine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalıdan satın aldığı binlerce tulumun ayıplı çıkması ve bu durumun Danimarkalı bir müşteriyle yaptığı sözleşmenin feshine yol açması nedeniyle uğradığı aylık kazanç kaybının tazminini talep ederken; davalı, davacının ayıplı mal bildirimini yasal süresinde yapmadığını, ürünleri kabul etmiş sayıldığını, fatura hataları ve ticari ilişkilerinin devam ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur; ilk derece mahkemesi, ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı hususlarına odaklanmış, bilirkişi incelemesi için ürünlerin sunulamamasına rağmen, gümrük kayıtları ve yazışmalardan davalının iddia edilen ayıplı malları gümrükten geri aldığına dair bulgulara ulaşmıştır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : █████████ Esas - ████████ Karar TARİH: █████/2023DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkili ile ... Şirketi ve Danimarka'da faaliyet yürüten ... arasında 25.04.2021 tarihinde 2 yıl süreli olmak üzere her ay 30.000 adet tulumun teslimi yönünde sözleşme akdettiğini, davacı şirketin davalı şirketten yukarıdaki sözleşmeye istinaden 30.000 adet tulum aldığını, Alınan tulumlar da yukarıdaki şirketlere direkt olarak ... ... ile gönderildiğini, ... ... ürünleri davalı şirketten teslim almış olup malların gümrük işlemleri yapıldıktan sonra mallar Danimarka'ya teslim edilmek üzere gönderilmiş ve malların ayıplı olduğu Danimarka gümrüğünde teslim almadan önce yapılan kontroller aşamasında ortaya çıktığını, 26.05.2021 tarihli ... nolu faturaya konu tulumların 6.400 adedi, 01.06.2021 tarihli ... nolu faturaya konu tulumların 17.550 adedi, 09.06.2021 tarihli ... nolu faturaya konu tulumların 6.400 adedi ayıplı çıktığını, Üç parti halinde giden tüm malların ayıplı çıkması sonucunda karşı şirket ...A/S malların bir, iki, üçüncü seferinde de ayıplı çıkmış olduğundan bahisle mMüvekkil şirketle yapmış olduğu sözleşmeyi feshettiğini belirttiğini, müvekkilinin 113.246,00 TL aylık kazanç kaybı meydana geldiğinin, müvekkilinin davalıdan almış olduğu tulumların ayıplı çıkması sebebiyle maddi zarara uğradığını, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalarının kabulüne; Müvekkilinin ... şirketine göndermiş olduğu ancak ayıplı çıkan mallardan kaynaklı olarak ... şirketi ile yapmış olduğu sözleşmenin feshine sebep verdiğinden ve buna ilişkin müvekkil şirketin aylık maddi kazanç kaybı olan 113.246,00 TL nin ve bilirkişi tarafından hesaplanacak olan tüm kazanç kaybının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir." Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı şirket ile müvekkili şirketin ticareti 05.03.2021 Tarihinde başladığını, Davacı şirket yetkilisi aynı zamanda tazminini istediği ürünleri sadece müvekkil firmadan değil başka firmalardan da satın aldığını, Davacı vekili dava dilekçesinde üç adet fatura numarası yazarak üç parti halinde ürünlerin ayıplı çıktığını ileri sürdüğünü, İlk önce belirtmek gerekir ki davacı vekili fatura numaralarının iki tanesini aynı yazmış ve 1 adet faturayı dava dilekçesinde göstermediğini, Davacı şirketin 09.06.2021 tarihli ... numaralı 24.192 ,00 TL bedelli faturanın bedelini ödemediğini, Yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması alıcının Kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucunu doğurduğunu, bu durumda, alıcı tacir malı satın aldığı hali ile kabul etmekte ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini, Malların ayıplı olduğu kabul edilmiş olsa dahi süresinde bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı şirket bu durumda hiçbir hakkını da kullanamayacaklarını, Müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki ticaretin - 05.03.2021 ve 26.05.2021- 01.06.2021-09.06.2021 tarihlerin de devam etmiş olması ise malların ayıplı olmadığını gösterir bir vaziyet olduğunu , yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve yargılama sırasında ortaya çıkacak nedenler ile; fazlaya dair haklarımız saklı kalmak üzere müvekkil aleyhine açılmış bulunan işbu davanın reddine, yargılama giderleri, harçlar ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir." İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve █████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; " Taraflar arasındaki ihtilafın özü davalı tarafından davacıya teslim edilen dava konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı olması halinde gizli mi açık mı ayıplı olduğu ve ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı noktasındadır. Bu hususların irdelenmesi için taraf vekillerine ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulması ihtar edilmiş, davacı vekili ürünlerin yurtdışı firması tarafından iade edildiğini ve ürünlerin tamamının davalı tarafından Gümrük Müdürlüğü'nden iade alındığını beyan etmiş ve ürünleri bilirkişi incelemesine sunamamıştır. Davalı vekili kendilerinde ürün olmadığını beyan etmiştir. Ancak Muratbey Gümrük Müdürlüğü cevabi yazısına göre ve davalı şirketin sgk kayıtlarına göre çalışanı olan ... ile yapılan ... yazışmalarına ve ürünlerin alınması için gönderilen nakliye ücretleri dikkate alındığında dava konusu ürünlerin davalı şirket tarafından teslim alındığı anlaşılmıştır. Buna rağmen davalı tarafından dava konusu ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Davacının yurtdışı müşterisi tarafından davacıya gönderilen sözleşmenin feshi ihbarında dava konusu ürünlerin ölçü ve paketlerinde uyumsuzluk ve başarısız teslimat nedeniyle iade edildiği belirtilmiştir ve sunulan fotoğraflarda da söz konusu tespitlerin yerinde olduğu görülmüştür. Söz konusu ayıp niteliği itibariyle açık ayıp niteliğindedir. Davalı tarafından Gümrük Müdürlüğü'nde bulunan dava konusu ürünler davalı tarafından itiraz edilmeksizin teslim alınmış ve ayıp iddiası kabul edilmiştir. Davalı vekili tarafından ayıp ihbar süresine uyulmadığı savunulmuştur. 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesinde; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmü düzenlenmiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 223. Maddesinde; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu hükümler dikkate alındığında dava konusu ürünlerin açık ayıp niteliğinde olduğu, ürünlerin teslimi sırasında davacı tarafından kontrol yapılması halinde tespitinin mümkün olduğu, ancak davacı tarafından ürünler kontrol edilmeden doğrudan yurtdışı firmasına gönderildiği ve süresinde ayıp ihbarının yapılmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte 6098 Sayılı TBK'nun 225. maddesi; "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." hükmünü içermektedir. Söz konusu hüküm uyarınca ağır kusur halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir. Ağır kusur kavramı, satılanın ayıplı bir şekilde devrinde satıcının ağır ihmal halini kastetmektedir. Ağır ihmal halinde ise hukuka aykırı sonuç bilinmemekte, istenmemekte; ancak bu sonuç, anlayışlı ve normal dikkatli her insanın aynı durum ve şartlar altında alınmasını gerekli göreceği en ilkel (iptidai) tedbirlerin alınmaması, en basit özenin gösterilememesi yüzünden gerçekleşmektedir. (YAVUZ, Cevdet, Meslekten Satıcının Ayıptan Sorumluluğu, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 6-2, Güz 2019, s.113). Somut olayda; davalının teslimden önce yapacağı kontrollerle dahi ürünlerde var olan ayıbı kolaylıkla tespit etmesi mümkün olduğu halde, fotoğraflarda görüldüğü üzere ürünleri, mesleki bilgi ve donanımları gereğince bilmesi gereken ayıplarla birlikte teslim etmesi nedeniyle davalının ağır kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle 6098 sayılı TBK 225. maddesi hükmü gereğince davalı tarafın davalının muayene ve ihbarda bulunma külfetini süresinde getirmediği iddiası yerinde görülmemiştir ve davalı vekilinin ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı savunmasına Mahkememizce itibar edilmemiştir. Bunun yanında 6098 Sayılı TBK'nun 227. Maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiş ve 227/2 maddesinde alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu belirtilmiştir. Alıcı söz konusu maddede düzenlenen seçimlik haklarını kullanmasa bile ayıp sebebiyle uğradığı zararın genel hükümlere göre tazminini talep edebilecektir. 6098 Sayılı TBK'nun 112. Maddesinde; "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." hükmü düzenlenmiştir. Somut davamızda davacı ayıplı ifa sebebiyle tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu ürünlerin davalı tarafından teslim alınması ile de kabulünde olduğu ve dosyaya sunulan fotoğraflar, yurtdışı firmasının sözleşmenin fesih ihbarı ile de sabit olduğundan ve davacının ayıplı ifa sebebiyle zarara uğradığı ve sözleşmenin feshi sebebiyle uğradığı zararı talep edebileceği aşikardır. Bilirkişi heyeti tarafından davacının talep ettiği ve müspet zarar içerisinde yer alan aylı maddi kazanç zararı 111.940,13 TL olarak tespit edilmiştir. Ancak davacı davalı tarafından kendisine farklı tarihlerde dava konusu ürünler teslim edilmesine ve yurtdışı firmasına farklı tarihlerde gönderilen ürünler daha önce ayıplı çıkmasına ve yurtdışı firması tarafından bu durum kendisine bildirilmesine rağmen davalıdan sonraki tarihlerde aldığı ürünleri basiretli bir tacir gibi davranıp kontrol etmeden yurtdışı firmasına göndermiş ve zararının artmasına sebep olmuştur. Bu sebeple davacının zararının artmasında % 50 kusuru olduğu kanaatine varılarak davacının zararından Mahkememizce % 50 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış ve davacının zararı hüküm altına alınmış, davacı tarafından dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiğinden dava tarihinden itibaren işlemek üzere yasal faize hükmedilmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE;-Davalının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında edimini ayıplı olarak ifa etmesi sebebiyle davacının uğramış olduğu 55.970,06 TL kazanç kaybı maddi zararının dava tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının TTK'nun 23/son fıkrası uyarınca iki ve sekiz günlük süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılayacağını, bilirkişi raporunun teknik tespit ve değerlendirmeler kısmında, dava konusu tulumların ölçü ve paketlerdeki uyumsuzluk ve başarısız teslimat nedeniyle iade edildiğinin, tulumun ölçü ve paketlerdeki uyumsuzluğunun açık ayıp olduğunun, davacının acık ayıplı ürünleri davalıdan teslim aldığının ve kontol etmeden yurt dışı müşterisine ihraç ettiğinin, işin olağan akışına göre davacının teslim almış olduğu ürünleri ihraç etmeden önce kontrol etmesi gerektiğinin, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığının tespit edildiğini, mahkemece de bu husus tespit edilmekle birlikte, davalının ağır ihmali bulunduğu gerekçesi ile süresinde ihbar yapılmamasının davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinin belirtildiğini, oysa davalının hileli davranışı yahut ayıbı gizlemesinin söz konusu olmadığını, mahkemenin açık ayıp nedeniyle davalının ağır kusurlu olduğu yönündeki kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket yetkilisinin teslim süresi azaldığı için ürünlerin davalı tarafından doğrudan davacının nakliyecisi ... ... Firması'na gönderilmesinin istenildiğini, ürünleri kontrol etmediğini ikrar ettiğini, ayıbı kabul etmemekle birlikte ayıp ihbarı süresinde yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, Davacının aylık kazanç kaybı olarak 113.246,00-TL'nin ve bilirkişi tarafından hesaplanacak olan tüm kazanç kaybının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiğini, bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve hesaplama sonucunda davacı şirketin, ... şirketi ile yapmış olduğu sözleşmenin feshedilmesinden dolayı 2.686.463,12 TL kazanç kaybı olduğunun belirlendiğini, ancak davacı ile ... şirket arasındaki sözleşmenin feshedilmesinde davalının sorumluluğunun olmadığını, davalının bu sözleşmenin tarafı olmadığını, herhangi bir ayıp bildiriminde bulunmaksızın ürünleri satın alan davacının ürünlerin maliki olduğunu, dava dışı şirket ile arasındaki sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın davalıdan talep edilemeyeceğini, davacının dava dışı şirket ile arasındaki sözleşme koşullarının davalıyı bağlamadığını, davalının davacının istediği ebat ve boyutlarda ürün sattığını, yurt dışındaki üçüncü firmanın ürünleri küçük yada ayıplı bulmasının davalı sorumluluğunda olmadığını, bu ölçüleri üçüncü kişiye veren davacı sorumluluğunda olduğunu, bilirkişilerin zararı ne şekilde hesap ettiklerinin de anlaşılamadığını, Davacının davalıdan dört fatura karşılığı ürün aldığını, ancak sadece 3 fatura konusunda dava açtığını, bu durumda davacının gönderdiği ilk ürünlerin ayıplı olmadığı ve satıldığını; diğer ürünlerin ayıplı yani ebatlarının küçük olması sebebi ile iade edilmelerinin davalının değil davacının sorumluluğunda olduğunuBilirkişi raporunda davacının davalıdan 174.000,00-TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de, aslında davacının █████/2021 tarihli 24.192 TL bedelli faturanın tutarını ödemediği için davalının alacaklı olduğunu, bilirkişi incelemesi sırasında ticari defter ve kayıtların geçirmiş oldukları ağır hastalık nedeniyle bilirkişiye sunulamadığını; defter ve kayıtlar yeniden incelendiğinde davalının davacıdan alacaklı olduğunun görüleceğini, Aldığı ürünleri basiretli bir tacir gibi davranıp kontrol etmeden yurtdışı firmasına gönderen davacının tam kusurlu kabul edilmesi gerekirken, %50 kusurlu kabul edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek, açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki tulum satışına yönelik ticari satış ilişkisinden doğan edimin ayıplı ifa edilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; dava dışı ... ve ...Şirketleri ile █████/2021 tarihli iki yıl süreli aylık 30.000 adet tulum tedariki içerikli sözleşme yapıldığını, davacının bu sözleşmeden doğan ediminin ifası için davalı şirketten █████/2021 tarihli ... nolu, █████/2021 tarihli ... nolu ve █████/2021 tarihli ... nolu faturalar karşılığında tulum tedarik ettiğini, tulumların davacı tarafından yurt dışında mukim alıcısına ... ... aracılığı ile gönderildiğini, ancak gümrük muayenesinde yapılan kontrolde ürünlerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, ... Şirketi'nin tedarik edilen tulumların üç parti üst üste ayıplı çıkması nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini, dava konusu tulumlar için dava dışı ... Şirketi'ne toplam 332.957,00-TL tutarında üç adet satış faturası kesildiğini, davalıya ise toplam 183.920,00-TL ödeme yapıldığını, ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle sözleşme feshedildiğinden davacının aylık (332.957,00-TL - 183.920,00-TL) 113.246,00-TL kar kaybına uğradığını, toplamda kazanç kaybının bilirkişi tarafından hesaplandığında çok daha fazla olacağını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ayıplı çıkan ürünler nedeniyle aylık kazanç kaybı olan 113.246,00-TL'nin ve bilirkişi tarafından hesaplanacak olan tüm kazanç kaybının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yan; davacının davalıdan 2021 yılı içerisinde █████/2021 tarihli ... nolu 84.380,40-TL bedelli, █████/2021 tarihli ... nolu 55.987,20-TL bedelli, █████/2021 tarihli ... nolu 118.462,50-TL bedelli ve █████/2021 tarihli ... nolu 24.192,00-TL bedelli dört fatura karşılığında tulum satın aldığını, █████/2021 tarihli fatura bedelinin ödenmediğini, davacının iki ve sekiz günlük yasal süreler içerisinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ürünlerde ayıp olmadığını, süresinde ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğinden malların mevcut haliyle kabul edilmiş sayılacağını, davacının seçimlik haklarını kullanamayacağını, tazminat da talep edemeyeceğini, davacının ayıp iddiasına rağmen davacıdan peşpeşe mal tedarik etmiş olmasının malların ayıplı olmadığını gösterdiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delilleri toplanmış, davacı ile davacı dışı şirketler arasındaki tedarik sözleşmesi, feshi beyanı, davalının davacıya kestiği faturalar, davacının dava dışı ... Şirketi'ne kestiği faturalar, davacının davalıya kestiği iade faturaları, gümrük ve entrepo belgeleri, tarafların 2021 yılı ba-bs formları dosya arasına alınmış, davacı şirket yetkilisi isticvap edilmiş, davacı ve davalı şirketin 2021 yılı çalışanlarını gösterir SGK dökümleri celbedilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bir tekstil mühendisi ve bir mali bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalının defter ibraz etmemesi nedeniyle davacı defterleri ve dosya üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen raporun ibrazı akabinde tahkikat bitirilerek yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, teknik bilirkişi tarafından ayıbın paket ve ölçü uyumsuzluğu niteliğinde açık ayıp olduğunun tespit edildiği, dava konusu üç adet fatura muhtevası emtianın davacı talebi üzerine davalı tarafından davacının nakliyecisi dava dışı ... ... firmasına gönderildiğinin, ölçü uyumsuzluğunun üç ayrı partide gönderilen emtianın yurt dışında mukim alıcı tarafından yapılan kontrollerde tespit edildiğinin, davacının davalıdan satın aldığı ürünlere ilişkin TTK'nun 23/1-c bendi uyarınca iki günlük süre içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği, davacı tarafından, dava dışı alıcının talep ettiği ölçülerin olduğuna dair dosyaya bilgi ve belge sunulmadığı gibi, davalıdan hangi ölçülerde tulum talep edildiğinin, diğer ifade ile ölçülere ilişkin taraflar davalı ile aralarında ne şekilde bir anlaşma olduğunun ortaya konulamadığı, yine tulumların davacı talebi üzerine doğrudan taşıyıcı firmaya gönderilmiş olması karşısında, mahkeme kabulünün aksine davalı hakkında TBK'nun 225 maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, ne varki dosya arasına alınan davalı şirkete ait ba-bs formlarının dairemizce incelenmesi neticesinde, dava konusu ürünlere ilişkin davacının davalıya ayıp nedeniyle kestiği üç adet iade faturasının davalı tarafından vergi dairesine beyan edildiklerinin anlaşıldığı, bu durumda davalının ürünlerin ayıplı olduğunu kabul ettiği ve iade edilen ürünleri de teslim aldığı hususunda davacı lehine fiili karine oluştuğu, aksinin davalı tarafından ispat olunamadığı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davacının ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanmamış olmasının, TBK'nun 227/2 fıkrası uyarınca genel hükümlere göre tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağı, ayıplı ifanın aynı zamanda sözleşmenin müspet ihlali mahiyetinde olması nedeniyle, davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğradığı müspet zararların tazminini davalıdan talep edebileceği, davacının dava dışı ... Şirketi'nin alıcı acentesi, dava dışı ... Şirketi'nin alıcı olduğu iki yıl süreli tedarik sözleşmesine konu aylık 30.000 adet tulum tedariki sözleşmesi yaptığı, ilk ay için gönderilen davalının tanzim ettiği üç adet satış faturasına konu tulumların tamamının acente tarafından düzenlenen iade faturaları ile davacıya geri gönderildiklerinin gümrük belgeleri ile sabit olduğu, bu durumda davacının davalıdan tedarik ettiği tulumların ayıplı olması nedeniyle dava dışı alıcı düzenlediği faturaların bedellerinden, davalıya ödediği satış bedeli ile maliyetlerin mahsubu sonucu maliyetler nedeniyle 111.940,13-TL kar kaybına uğradığı, davalının TBK'nun 112/1 fıkrası uyarınca müspet zarar mahiyetindeki bu zarardan sorumlu olduğu, mahkemece davalı lehine olacak şekilde TBK'nun 114/2 fıkrası atfı ile 52 maddesi kapsamında indirim yapmış olduğu da nazara alındığında, davalının davanın reddi gerektiğine yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.823,31-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 955,83-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.867,48-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.