İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin taşıma sözleşmesi kaynaklı alacak davasında sigorta rücu talebi, trafik kazası hasarı, zamanaşımı ve sürücü alkolünün tartışıldığı istinaf kararı.
Özet: Bir sigorta şirketi, sigortalısı nakliye aracısının organizasyonundaki uluslararası taşıma sırasında davalıya ait aracın sürücüsünün dikkatsizliği ve alkol etkisiyle neden olduğu trafik kazasında hasar gören mallar için ödediği tazminatın tahsili amacıyla davalı taşıyıcıya karşı alacak davası açmış; davalı ise davanın arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi, CMR Konvansiyonuna göre zamanaşımı, kaza ile alkol arasında illiyet bağı bulunmaması ve zorlu kış şartlarının kazaya neden olması gerekçeleriyle davanın reddini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ███████ Esas - ████████ Karar TARİH: █████/2022DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sigortalısı... Nakliyat Aracısı/Komisyoncusunun yasal sorumluluk Sigorta Poliçesi (F.F.L) kapsamında taşıyıcı/komisyoncu/ aracı/...sıfatı ile gerçekleştireceği taşıma işlerinden kaynaklanan yasal sorumluluklarının ve emtianın maruz kalabileceği hasar, zarar ve ziyanın 01.01.2019-2020 vadeli, ... numaralı poliçeyle teminat altına alındığını, bu kapsamdaki dava konusu; İsveç'te mukim bulunan “...” unvanlı şirket tarafından “.... A. Ş.” unvanlı şirkete 11.12.2019 tarihli ve 1559048 nolu, 11.12.2019 tarih ve ... numaralı, 11.12.2019 tarih ve ... numaralı, 11.12.2019 tarih ve ... numaralı ve 11.12.2019 tarih ve 1235736 numaralı faturalar ile “muhtelif kap ve ekipmanları” emtiası, Almanya'da mukim bulunan “...” unvanlı şirket tarafından “..., A, Ş.” unvanlı şirkete, 06.12.2019 tarihli ve 137935 nolu fatura ile 3.254,00kg brüt ağırlıktaki ve 09.12.2021 tarih ve 1379845 nolu fatura tahtında 3.650,00kg brüt ağırlıktaki “Isı değiştirici” emtiası, “...” unvanlı şirket tarafından “.... A.Ş. unvanlı şirkete 09.12.2019 tarihli ve 205719 nolu fatura ve 09.12.2021 tarih ve 205720nolu fatura tahtında “Hava emiş ve enjeksiyon borusu” emtiası ve “...” unvanlı şirket tarafından “.... ŞTİ.” unvanlı şirkete 12.12.2019 tarihli ve ... nolu fatura tahtında toplam 10.251.450 kg brüt ağırlıktaki “...model genleşme kabı” emtiasının; Polonya'dan Türkiye'ye taşınması işinin ... A.Ş.'nin organizasyonunda dava dışı sigortalının yetkilendirmesi ile fiilen davalı ... tarafından ... ve ... numaralı ... belgeleri tahtında gerçekleşt , davalının aynı zamanda ... plaka nolu aracın ruhsat sahibi olduğunu, emtia yüklü TIR'ın 14.12.2019 tarihinde davalı araç sürücüsünün dikkatsiz araç kullanması ve araç kullanmadan önce alkol alması nedeniyle trafik kazasına sebep olduğunu, yapılan incelemelerde meydana gelen trafik kazasına bağlı olarak maruz kaldığı mekanik şoklar nedeniyle hasara uğradığını ve kullanılamaz hale geldiğinin tespit edildiğini, hasara istinaden ilgili ... belgesi üzerine “87 paletin tamamı hasarlı alınmıştır” şeklinde hasar şerhi düşüldüğünü ve belgeyi sürücünün imzaladığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda hasar toplamının 30.353,22-EUR olarak tespit edildiğini, müvekkili şirketin bu hasara istinaden farklı tarihlerde 9.285,78-EUR ve 21.117,44-EUR ödeme yaptığını beyan etmek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyleğ) Yüce Mahkeme'den özetle 21.117,44-EUR alacağın ödeme tarihi olan 02.12.2020 tarihinden itibaren, 9.235,78-EUR alacağın da ödeme tarihi olan 04.09.2020 tarihinden jaren ... Konvansiyonu'nun 27. Maddesi gereğince işleyecek olan yıllık % 5 faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalıya yükletilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usulüne uygun arabuluculuk süreci yürütülmediğinden dava şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, ... konvansiyonu mad.32'ye göre yapılan taşımalardan doğacak davaların 1 yıl içinde açılması gerekirken kaza tarihi 14.12.2019 olup dava tarihi 17.01.2022 olduğundan davanın zamanaşımına da uğradığını, ... konvansiyonu mad.23'e göre, tazminatın hesaplanacağı tarihteki yükün taşınmak üzere kabul edildiği tarih kur değeri ile talep edilen tazminatın hesaplandığı 13.12.2019 tarih arasında EUR/TL kuru arasında fark olduğunu, buna göre yükün kabul edildiği tarihteki 13.12.2019EUR/TL kuru 6,4620TL olup talep edilen 15,44EUR/TL kurunun geçersiz olduğunu, alkollü araç kullanmanın tek başına yeterli ölçüt olmadığını, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerektiğini, kazanın Slovakya'da gece karanlıkta sabaha karşı 04.30 sularında ve -15'C civarında buzlu yoğun kış şartlarında, şartları kötü olan köy yolunda buzlanmadan dolayı gerçekleştiğinin görüleceğini, ayrıca sürücünün alkol miktarının 0,41promil olup yasal olarak da alkollü sayılmadığını, şoför ... vefat ettiğinden yasal mirasçılarının da dâhil edilmesi gerektiğini, merkezi Polonya'da olan şirkete herhangi bir davet mektubu gönderilmediğini, dava şartı arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğini beyan etmek suretiyle ,Yüce Mahkeme'den özetle; müvekkili aleyhine açılan haksız davanın usulden ve ... md.32 uyarınca zamanaşımı nedeniyle ve de kaza ile alkol arasında herhangi bir nedensellik bağı olmadığından reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; somut olayda; █████/2019 tarihinde davacının sigortalısına ait emtianın davalıya ait araç içerisinde ve şoför ... sevk ve idaresinde iken Polonya'dan sevkiyatı sırasında ... yakınlarında trafik kazası meydana gelmesi sonucu kullanılmaz hale gelmesi şeklinde gerçekleştiği, davalı taşıyıcının TTK m. 876’da düzenlenen ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bilakis zarara pervasızca hareketi ile sebep olduğu, TTK m. 863/ son cümlesi hükmüne göre taşıyıcı yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlü olduğu, TTK m. 886 gereğince zarara kasten veya pervasızca davranışla veya böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcının, taşıyıcının adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için taşıyıcının yararlandığı kişilerin, sorumluluktan kurtulma hallerinden veya sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklarını, araç şoförünün alkol veya uyuşturucu alarak ve/veya ehliyetsiz ve/veya yetersiz ehliyet ile araç kullanmasından veya araçta münhasıran bakımsızlıktan kaynaklanan teknik arızalardan dolayı emtiada oluşabilecek hasar ve ziyalarla ilgili taleplerin mevcudiyeti halinde davacı sigorta şirketinin taşıyana rücu hakkının saklı olduğu, dava konusu olayda kamyon şoförünün, alkollü olması, hava ve yol şartlarını, aracın büyüklüğünü gözetmeksizin hızlı ve kontrolsüz araç kullanma hareketinin, ağır kusur ya da pervasızca ve zarar meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle yapılan bir ihmal ya da hareket olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle zamanaşımı süresinin ...'nin 32/1. maddesi uyarınca üç yıl olduğu, gerekçesi ile; davanın kabulüne, 21.117,44 Euro tutarındaki alacağın ödeme tarihi olan 02.12.2020 tarihinden itibaren, 9.235,78 Euro tutarındaki alacağın ise ödeme tarihi olan 04.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek olan yıllık %5 faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı (katılma yolu ile) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili (katılma yolu ile) istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşıma uluslarası karayolu taşıması olduğundan, uyuşmazlığın ... hükümlerine tabi olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında ... hükümleri ile aynı doğrultudaki TTK hükümlerine göre değerlendirme yapılarak doğru sonuca ulaşılmış ise de, gerekçe yer alan TTK hükümleri yerine ... hükümlerinin uygulanması gerektiğinin tespiti gerektiğini, istinaf sebeplerinin kararın hukuki sebebine yönelik olduğunu, bunun dışında kararın doğru olduğunu, istinaf taleplerinin kararın neticesine herhangi bir etkisi olmadığını, ileri sürerek izah olunan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunun tespitine, HMK m. 353/b-2 uyarınca kararda yer verilen mevcut değerlendirmeler muhafaza edilerek, dava konusu ihtilafın ... hükümlerine tabi olduğu tespit edilmek suretiyle, sonuca etkili olmamak üzere kararın gerekçe yönünden düzeltmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin istinaf talebinde bulunan davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket yurtdışı merkezli olup; adresinin de ... /... olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde herhangi bir şubesi, acentesi, temsilciliği olmadığını, şirket yetkilisinin de Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ikametgahının olmadığını, Arabuluculuk süresinin usulüne uygun yürütülmediğini, ikametgahı yurt dışında olan davalıya usulüne uygun arabulucuk daveti yapılmadığını, bu yöndeki itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, usulüne uygun arabuluculuk süreci yürütülmediğinden davanın usulden reddedilmesi gerektiğini,...'nin 32 maddesi uyarınca davanın kaza tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi kesildikten sonra █████/2022 tarihinde açıldığı, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davalı aleyhine icra takibi yapıldığından zamanaşımının kesildiği belirtilmiş ise de, davalıya usulüne uygun bir ödeme emri tebliğ edilmediğinden zamanaşımının da kesilmediğini, Davanın kaza yapan şoför ... vefat ettiğinden, yasal mirasçılarına yine, davalı şirketin ... sigorta şirketine ihbarı taleplerinin mahkemece reddedildiğini, Bilirkişi heyeti raporuna itirazlarının ve yeni bir heyetten rapor alınması taleplerinin reddedildiği ve itiraza uğrayan rapora dayalı hüküm kurulduğunu, rapordaki davalı şoförünün tam kusurlu olduğu tespitine itiraz ettiklerini, kaza raporunda, şoförün kazayı hangi hızla ve nasıl yaptığına dair hiçbir veri bulunmadığını, hangi veriye göre şoförün, dikkatsiz ve pervasızca davrandığının kabul edildiğinin açıklanmadığı, kaza olduktan sonra saat 05.01’de yapılan ilk alkol ölçümünde şoför 0,37 promil alkollü iken bu değerin saat 05.22’de 0,41 promil olarak ölçüldüğünü; yükselen bir grafiğin söz konusu olduğunu; bu durumda şoför kazayı yaptığı anda ölçüm yapılsa idi promilin çok daha düşük çıkacağını, ayrıca tıbben ve hukuken %30-50 oranındaki promilin güvenli bir sürüşü engelleyecek değişikliğe sebep olmadığının kabul gördüğünü, 0,50 promil alkol kullanımının yasal sayıldığını, dosyadaki fotoğraflardan ve bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere kazanın otobanda değil, buzlanmış köy yolunda karlı soğuk havada ağır kış şartlarında gece karanlıkta saat 04.30 civarında meydana geldiğini, yani kazanın buzlanmadan dolayı meydana geldiğini; alkol ile kaza arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, Yargıtay içtihatları gereği, kazanın salt alkolün etkisi altında gerçekleştiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, sürücünün oldukça hızlı ve kontrolsüz olduğuna yönelik bilirkişi görüşüne de itiraz ettiklerini, kaza ile şoförün alkollü olması arasında illiyet bulunmadığını, bilirkişi heyetinde nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik bilirkişinin yer almadığını, ilk derece mahkemesi tarafından yeni bilirkişi heyeti taleplerinin de reddedildiğini, ... Konvansiyonu'nun 23 maddesine göre tazminatın yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanması gerektiğini, bu nedenle yükün teslim alındığı tarihteki TL kuruna göre TL tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yabancı para üzerinden hüküm kurulduğunu, Davalının TTK'nun 863/1’deki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yüklemenin işletme güvenliğini sağladığını, yine TTK 876 maddesinden doğan tüm yükümlülüklerini de yerine getirdiğini, zarara kasten ve pervasızca hareketle sebep olduğuna yönelik mahkeme kabulünün yerine olmadığını, kazanın salt alkolden kaynaklanmadığını, kazada soğuk karlı hava şartları, buzlanma, köy yolunun elverişsizliği, gece karanlığı gibi başka etmenlerin etkili olduğunu, zamanaşımının 1 yıl olarak uygulanması gerektiğini, Karara hangi yer Bölge Adliye Mahkemesinde itiraz edilmesi gerektiği hususunun belirtilmediğini, Hüküm altına alınan karşı vekalet ücretinin yüksek hesaplandığını, İleri sürerek, belirtilen ve resen dikkate alınacak nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve masrafların davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini alep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının nakliyat aracısı / komisyoncusunun yasal sorumluluk sigorta poliçesi kapsamından, uluslararası karayolu taşıması sırasında hasar gören emtia nedeniyle sigortalısı adına üçüncü kişilere yaptığı hasar ödemelerinin davalı fiili taşıyıcıdan rücuen tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve davacı vekili (katılma yolu ile) tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece; dayanak poliçe ve hasar dosyası celbedilmiş bir sigorta uzmanı, bir makine mühendisi ve bir taşıma ve ... uzmanından oluşan heyetten bilirkişi raporu aldırılarak yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 9 Hukuk Dairesi'nin bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair █████████ esas, █████████karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; dava şartı olarak arabuluculuk kurumu temelde mahkemeye erişim hakkına getirilen bir sınırlama olup, arabuluculuk ile ilgili uygulamaların tamamında uygulamanın hakkın özüne dokunup dokunmadığı ve ölçülülük ilkesine aykırı olup olmadığı bağlamında bir değerlendirme yapılması zorunludur. Kişilerin mahkemeye erişim hakkını sınırlandıran ya da hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran bir sürece neden olan uygulamaların hakkın özüne zarar verdiği, arabulucu taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden arabuluculuk faaliyetini sonlandırmış olsa dahi, 6235 Sayılı Kanunun 18/1-A bendi ile 6102 sayılı TTK'un 5/A maddesinde öngörülen arabuluculuk dava şartının gerçekleşmiş sayılacağı kabul edilmelidir. Somut olayda da arabuluculuk faaliyetinin anlaşamama ile sonlandığında dair son tutanak dosyaya sunulmuş olup, davalının arabulucuk sürecinin usulüne uygun olmaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir ( bkz. Dairemizin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████/2024 tarihli ilamı ). Dosya içeriği belgelere göre; dava dışı ... A.Ş'nin yurt dışında mukim dört ayrı firmadan ... teslim şekli ile satın aldığı muhtelif özelliklerdeki 87 kap emtianın Türkiye'ye taşınması işi için dava dışı ... ... firması ile anlaştığı, tüm emtianın ... ... Firması'nın Polonya'daki deposuna getirtildikten sonra taşımanın Polonya Türkiye ayağının gerçekleştirilmesi için dava dışı ... ile davacının sigortalısı ... ... firması ile █████/2019 tarihli alt taşıma sözleşmesi bağıtlandığı, ... ... firmasının da kendi göndericisi sayılan ... ...'den aldığı taşıma işinin ifası için davalı fiili taşıyıcı ile █████/2019 tarihli alt taşıma sözleşmesini bağıtladığı, 87 kap ve 19665,9 kg brüt ağırlıktaki emtianın davalı şoförü ... sevk ve idaresindeki ...plakalı çekici ve römorka ...ın Polonya'daki deposundan yüklendiği, aracın █████/2019 tarihinde saat 04:30 civarında ... şehri çıkışında yoldan çıkıp sağ yana devrilerek kaza yaptığının kaza yeri tutanağından anlaşıldığı, olay yerine gelen ekiplerin kazadan yaklaşık yarım saat sonra yaptıkları ölçümde şoförün 0,37, bir saat sonra yaptıkları ölçümde ise 0,41 promil alkollü çıktığı, kaza tutanağında şoförün araç kullanmak için gereken dikkati vermemesi ve olaydan önce alkol alması nedeniyle kazaya sebep olduğu kanaatinin yer aldığı, kaza sonrası tüm emtianın üst nakliyeci ... ve davalı şoförü tarafından paletsiz şekilde araca geri yüklenip ... dava dışı ... deposunda ...a █████/2019 tarihinde teslim edildiği, davalı şoförünün imzasının da bulunduğu teslim tutanağında 87 palet ve tamamında hasar olan ürünlerin tahliye edildiği kaydının bulunduğu, dava dışı alıcı ...'un emtia sigortacısı dava dışı ... ve dava dışı ... ...'in sorumluluk sigortacısı davacı tarafından yapılan ekpertiz çalışmaları neticesinde 87 kap emtiadan ... firmasından satın alınmış 45 kap emtia ile, ... firmasından alınmış 15 kap emtianın tamamen zayi olduklarının tespit edildiği, ... A.Ş tarafından kendi sigortalısına, ... firmasından alınan ürünler için yaptığı 9.235,78-Euro hasar ödemesinin, davacı sorumluluk sigortacısı tarafından █████/2020 tarihinde ... A.Ş'ye ödendiği, ... firmasından satın alınmış 45 kap emtia için ise davacı tarafından sigortalısı ... ...'in göndericisi ve üst nakliyeci dava dışı ... firmasına █████/2020 tarihinde 21.117,44-Euro ödendiği, davacının bu ödemeler için fiili taşıyıcıya rücu ettiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 61/1 fıkrası uyarınca taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. HMK'nun 62/1 fıkrası uyarınca ihbar yazılı olarak, gerekçesi açıklanarak ve yargılamanın bulunduğu aşama belirtilerek yapılmalıdır. Davalı tarafından ihbar talebinin yazılı olarak ve sebebi açıklanarak tahkikat bitmeden cevap dilekçesi ile ileri sürüldüğü anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davalının ihbar talebi doğrultusunda, ihbar dilekçesinin ihbar olunanlara tebliği ile ihbar işleminin tamamlanması gerekirken, herhangi bir gerekçe belirtmeksizin ihbar talebinin reddi doğru görülmemiş ise de; sonuca etkili olmayan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.Dava konusu taşıma sözleşmesi uluslararası karayolu taşımasına ilişkin bulunduğundan, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara gönderilen yer ile teslim yeri devletlerinin taraf olduğu ... Kovansiyonu hükümleri uygulanacak, Konvansiyonda hüküm bulunmaması halinde, MÖHUK'un 29/2 fıkrası uyarınca TTK'nun taşımaya ilişkin hükümleri uygulama alanı bulacaktır.Konvasiyonun zamanaşımına ilişkin 32/1 maddesi uyarınca; konvansiyona tabi taşımalardan doğacak davalar bir yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda zamanaşımı süresi üç yıldır. Zamanaşımını süresinin ne zaman başlayacağı Konvansiyonun 32/1 fıkrasının alt bentlerinde düzenlenmiştir. Buna göre zamanaşımı süresi, teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Somut olayda emtianın Türkiye'de mukim alıcısına teslim edilemediği, üst ...'e █████/2019 tarihinde geri teslim edildiği, esasen eldeki davanın taşıyıcının (sigortacısının) alt taşıyıcıya rücu istemine ilişkin olduğu, bu durumda ...'nin 39 maddesinde taşıyıcılar arasındaki davalarda 32 inci madde hükümlerinin uygulanacağının, ancak zamanaşımının bu anlaşma gereğince ödenmesi gereken tazminatın miktarını tayin eden son mahkeme kararı tarihinden yahut da böyle bir karar yoksa, ödeme tarihinden itibaren başlayacağının düzenlendiği, bu durumda zamanaşımı süresinin 21.117,44 euro yönünden █████/2020, 9.235,78 Euro yönünden ise █████/2020 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, zamanaşımının bir yıl kabul edilmesi halinde arabuluculuk bürosuna █████/2021 tarihinde başvurulduğundan her halde zamanaşımının dolduğu, üç yıl kabul edilmesi halinde ise dolmadığı, kaza tutanağında kazanın meydana geldiği yolun koşullarına ilişkin bir bilgi bulunmadığı, diğer ifade ile davalının kazanın buzlanma nedeniyle meydana geldiğini ispatlar delilinin mevcut olmadığı, buna göre meydana gelen tek taraflı kazada davalı şoförünün alkollü olması ve aracın direksiyon hakimiyetinin kaybı nedeniyle yoldan çıkmış olması karşısında, şoförün aracın sevk ve idaresini yol durumuna uygun şekilde gerçekleştirmediği, bu nedenle zamanaşımı süresinin ...'nin 32/1 fıkrası uyarınca üç yıl kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalının ... Konvansiyonunun 3/1 ve 17/1 fıkrası hükümleri uyarınca kendisine teslim edilen dava konusu emtianın taşıma sırasında meydana gelen tek taraflı kaza nedeniyle oluşan hasarından kendi akidi olan davacının sigortalısına karşı sorumlu olduğu, her ne kadar hasar davalının ifa yardımcısının ağır kusurlu eylemi neticesinde gerçekleştiğinden, davalı ...'nin 29 maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hükümlerinden faydalanamayacak ise de, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, dava konusu kazada hasara uğrayan emtia için davalı taşıyıcının sorumluluk üst sınırının ...'nin 23/3 bendi uyarınca hesaplanan sorumluluk üst sınırının çok altında kaldığının tespit edildiği, davacı tarafından sorumluluk sigortası kapsamında üçüncü kişilere Euro cinsinden ödeme yapılmış olması nedeniyle davalıdan yabancı para cinsinden rücuen tazminat talep edilebileceği, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi gerekçeli kararının hüküm kısmında kararın tabi olduğu kanun yolu açıkça belirtilmiş olup, istinaf başvurusunun hangi bölge adliye mahkemesine yapılacağının ayrıca belirtilmesine gerek olmadığı, mahkemece vekalet ücretinin dava konusu yabancı para alacağının dava tarihindeki kur karşılığı TL değeri üzerinden ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrası uyarınca hesaplanmış olması karşısında, davalının vekalet ücretine yönelik istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece uygulanacak uyuşmazlığa uygulanacak hükümlerde kısmen hataya düşülmüş ise de, uygulanan TTK hükümlerinin Konvansiyon hükümleri ile benzer doğrultuda düzenlemeler içermeleri karşısında, bu yanılgı sonuca etkili olmadığından, davacı yanın katılma yolu ile istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 32.023,89-TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 8.006,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 24.017,89-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.