İşçinin, işveren nezdindeki sigortasız çalıştırıldığı dönemin tespiti ve sigorta başlangıç tarihinin düzeltilmesi talebiyle açtığı hizmet tespit davasında hak düşürücü süre ve ispat külfeti değerlendirmesi.
Özet: Bir işçinin, 01.09.2000 tarihinde başladığı fiili çalışmasının sigorta girişinin 03.11.2001 olarak yapıldığını iddia ederek, erken başlangıç tarihinin tespiti ve bu aradaki eksik primlerin yatırılması talebiyle açtığı hizmet tespiti davasında, davalı işveren taraf, sigorta kayıtlarının doğru olduğunu, tüm primlerin eksiksiz ödendiğini ve davanın hak düşürücü süreye tabi olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesince dosya kapsamında tanık beyanları alınmıştır.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ...'ın davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. adlı iş yerinde 01.09.2000 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin halen aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin 01.09.2000 tarihinden bu yana araklıksız olarak çalışmasını sürdürdüğünü, bu hususa ilişkin tanıkları mevcut olduğunu, Mahkemece beyanlarına başvurulduğu takdirde açıkça görüleceğini, müvekkilinin davalı şirkette fiili olarak çalışmaya başladığı ilk dönemlerde kendisinden birtakım evraklar istendiğini ve sigorta başlangıcı yapılacağı ifade edildiğini, müvekkilinin de kendisinden istenen evrakları şirkete teslim ettiğini, müvekkilinin şirket yetkilileri tarafından sürekli olarak oyalandığını, sigorta başlangıcı çalışmaya başladıktan oldukça uzun bir süre sonra, 03.11.2001 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin ... hizmet dökümü tarafımızca ekte sunulduğunu, müvekkilinin bu durumunun düzeltilmesi için defalarca kez işverenlerle sözlü olarak görüşme sağlandığını ancak hiçbir sonuç elde edemediğini, işverenlerce sürekli olarak oyalandığını, gelinen aşamada müvekkilinin işverenleriyle bu durumu haricen çözemeyeceğini anladığını, daha fazla hak kaybına uğramamak adına tespit davası yoluyla Anayasal hakkını arama yoluna gitme kararı aldıklarını, tüm bu nedenlerle müvekkili ...'ın davalıya ait iş yerinde fiili çalışmasının 01.09.2000 tarihinde başladığının, bu tarihten günümüze kadar aralıksız olarak çalışmasına devam ettiğinin ve sigorta başlangıç tarihinin 01.09.2000 tarihi olarak tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı işveren tarafından yatırılmasına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesi ile davacı tarafından Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ Es. Sayılı dosyası ile hizmet tespitine ilişkin dava açıldığını, açılan davanın kabulü mümkün olmadığını, davacının hizmetleri ...'ya eksiksiz olarak bildirildiğini, sigorta primleri eksiksiz şekilde yatırıldığını, davacının müvekkil şirket bünyesinde 01.09.2020 tarihinden bu zamana çalıştığını ancak sigorta girişinin 03.11.2001 tarihinde yapıldığını beyan ettiğini, söz konusu beyanları gerçeği yansıtmadığını, davacının ilk işe giriş tarihi sigorta kayıtlarında göründüğü gibi 03.11.2001 olup müvekkil şirket tarafından davalının primleri de 20 yılı aşkın süredir eksiksiz şekilde ödendiğini, bu hususlarla birlikte davacının sigortasız çalıştığı dönem iddialarını kabul etmemekle söz konusu talepler hak düşürücü süreye uğradığını, davacı tarafından sunulan dava dilekçesi içeriğinde ...'ya müzekkere yazılarak prime esas kazancının tespiti talebinde bulunulduğunu, davacının prime esas kazancı ve ücreti ... hizmet dökümünde görüldüğü şekilde olduğunu, söz konusu durumun aksinin varlığını kabul etmemekle beraber davacının prime esas kazancının ... kayıtlarına eksik bildirildiği iddiasının ispat külfeti davacı üzerinde olduğunu, davacının söz konusu iddiasının varlığını ispatı ise banka kayıtları, yazılı belge ile olabileceğini, davacının bu konuda tanık dinletmesinin mümkün olamayacağını, müvekkili şirket tarafından 20 yılı aşkın süredir bir gün eksiksiz şekilde sigortalı çalıştırılan davacının sigortasız çalıştırılması mümkün olmadığını, söz konusu iddia açıkça somut olayın gerçeklerine de aykırı olduğunu, davacının tüm çalıştığı sürece ilişkin eksiksiz şekilde sigorta bildirimleri yapıldığını, sigorta primleri ödendiğini, bu husus ile birlikte davacının talebini kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının hizmet tespiti talebine ilişkin ön görülen beş yıllık hak düşürücü süre geçmiş olup huzurdaki davanın hak düşürücü süre yönünden de reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı vekili, davacının davalı şirkete ait iş yerinde 01.09.2000-03.11.2001 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını ancak bu çalışmasının ... Kurumuna bildirilkediğini, eksik kalan günlerin tespitini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı ile aynı dönem çalışan bordro tanıkları, tespit edilebilen kamu tanıkları, davacı tanıkları duruşmada dinlenilmiş, dinlenilen tanıkların genel beyanlarında; davacının iddia ettiği 01.09.2000-03.11.2001 tarihleri arasındaki fiili çalışmayı ispata elverişli beyanda bulunmadıkları, bir kısım tanıkların işe başlayış dönemini net olarak hatırlamadığı, bir kısım tanıkların çalışma dönemi itibariyle beyanlarının ispata elverişli olmadığı, işveren tarafından sunulan kayıtlardan da dava konusu dönemi kapsar şekilde bir çalışma olgusunu ispata yarar bilgi veya belgenin tespit edilemediği, özlük dosyasında sunulan belgeler dikkate alındığında, davacı tarafından 31.10.2001 tarihli İş Talep ve Bilgi Formu'nun imzalandığı, taraflar arasında 31.10.2001 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin düzenlendiği, belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının işe başlayacağı tarihin 03.11.2001 tarihi olarak gösterildiği, davacıya ilişkin olarak sunulan Yıllık Ücretli İzin Cetvelinin incelenmesinde, davacının işe başladığı tarihin 03.11.2001 tarihi olarak gösterildiği, davacının ilk kez izne hak kazandığı tarihin 03.11.2002 tarihi olarak gösterildiği, işbu evrakların içeriğinin de davacının iddiasının aksini gösterdiği anlaşılmakla davacının belirtilen dönemde davalı bünyesinde çalıştığı hususu her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispat olunamadığından 25.12.2023 tarihli sosyal güvenlik uzmanı bilirkişi raporu da dikkate alınarak ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen dosya kapsamına göre; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilmemiş olmasına; davacının uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığına ilişkin herhangi bir yazılı delil tespit edilememesine, Mahkemece dinlenen bordro tanıklarından ...'ın davacıyı tanımadığına dair beyanına, diğer bordro tanığı olan ...'ın kendisinin 2000 yılının sonlarında işe başladığı ve davacının kendisinden bir yıldan daha az bir süre sonra işe başladığına dair beyanına göre davacının dava konusu dönemdeki çalışma iddiasının kanıtlanamadığı, davacı tanıklarının beyanlarının da genel olarak çelişkiler içerdiği (örnek olarak davacı tanığı ... tarafından kendisi 2000'li yıllarda Antalya'dan gelip davalı işyerinde çalışmaya başladığını, davacının kendisinden 1 yıl sonra işe başladığını beyan ettiği, diğer davacı tanığı ...'ın davacının 2001 krizinin olduğu dönemlerde çalışmaya başladığını tahmin ettiğini beyan ettiği, diğer tanıkların da benzer şekilde beyanda bulundukları) ve davacının çalışma iddiasını aydınlatmaya yeterli olmadığının anlaşılmasına göre davacının talebe konu olan dönemde davacının davalı işyerinde çalışmasının bulunduğunun tespit edilememesine, Mahkemece bu yönde yapılan araştırmaya göre hüküm kurulmuş olmasına göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, tanık beyanları dikkate alınmadığını, hatalı tespit içeren bilirkişi raporu ile karar verildiğini beyanla kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,hizmet tespiti istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.