Miras bırakan muvazaası ve kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali, tescil ve tenkis istemli davanın hak düşürücü süre ve ispat yetersizliğinden reddi.
Özet: Dava, davacıların murislerinden intikal eden taşınmazların haksız yere davalılar adına tescil edildiği iddiasıyla kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak muris muvazaası veya tenkis talepleriyle açılmış; ilk derece mahkemesi, kadastroya dayalı talebi 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddederken, muris muvazaası ve tenkis taleplerini ise murisin mal kaçırma kastının ispat edilememesi gerekçesiyle esastan reddetmiş ve bu karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kadastroya ilişkin kısımda isabetli bulunmuştur.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tirebolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, kadastro öncesi neden olmazsa muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu, Giresun ili, Tirebolu ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 1 15... parsel, 1 15... parsel, 1 16... parsel, 1 17... parsel ve 1 17... parsel sayılı taşınmazların irsen intikal ve taksime dayanılarak belgesizden ... adına, 1 15... parsel, 1 15... parsel, 1 16... parsel, 1 16... parsel ve 1 17... parsel sayılı taşınmazların irsen intikal ve taksime dayanılarak belgesizden ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 11.08.2009-10.09.2009 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tutanaklarının 11.09.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacılar; Giresun ili, Tirebolu ilçesi, ... Köyü 1 17... , 10, 13 - 1 16... , 3, 4, ve 1 15... , 3, 5, 9 parsel sayılı taşınmazların, davacıların anne ve babasından taraflara kalmış olmasına rağmen kadastro tespit çalışmaları sırasında sadece davalılar adına tespit gördüğünü, murislerin ve mirasçıların hayattayken herhangi bir taksimat yapmadığını, davalıların taşınmazların olduğu mahalde yaşamaları ve kadastro çalışmaları sırasında köyde olmaları sonucu taşınmazları haksız olarak kendi adlarına yazdırdıklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, bu talepleri kabul edilmediği takdirde murislerin mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini belirterek tapu iptali-tescil ve tenkis talebinde bulunmuşlardır.
Davalı ...; 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, dava konusu yapılan taşınmazlara ilişkin olarak daha önce Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı davacılar tarafından ikame olunan ve kesinleşen bir mahkeme kararı bulunduğunu, yargılama neticesinde dava konusu yerlerin kendisi üzerine tescil edildiğini, babasının vefatından sonra 1993 yılında annesinin bulunduğu bir ortamda kardeşleri arasında taksim yapıldığını, davacıların da bu durumu bildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmazların tamamındaki kadastro tespitlerinin, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaksızın 11.09.2009 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazların kamu orta malı niteliğine haiz olmaması sebebiyle Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmünde yer alan hak düşürücü süreye tabi olacağı, eldeki davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin tamamlandığı tarih sonrasında 02.12.2019 tarihinde ikame edilmiş olduğu anlaşıldığından dava dilekçesinde ileri sürülen kadastro tespitinin hatalı şekilde yapıldığı ve taşınmazların murislerinden intikal etmesine rağmen sadece davalılar adına tespitinin yapıldığına dair tespit öncesi hukuki nedene dayalı iddianın dinlemeyeceğinin sabit olduğu; davacıların Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil ile tenkis talepleri yönünden davacı tarafın muris ... 'ın mal kaçırma düşüncesiyle hareket ettiğini ispat yükü altında olduğu, ancak murisin davacılar ile mal kaçırmasını gerektirecek biçimde arasında anlaşmazlık ya da husumetin bulunduğuna dair herhangi bir delilin mevcut olmadığı, aksine dinlenen tanıkların ortak beyanlarında muris ve davacılar arasında anlaşmazlık olmadığına dair anlatımlarının mevcut olduğu gözetildiğinde ileri sürülen muris muvazaası nedeninin ispat edilemediği sonucuna varıldığı; tenkis talebi yönünden ispat yükü altında olan davacı tarafın murisin saklı payı etkisiz kılma düşüncesiyle tasarrufta bulunduğunu ispata elverişli delil sunmadığı gerekçeleri ile davanın kadastro tespiti öncesi nedene dayalı talep yönünden hak düşürücü süre sebebiyle reddine, terditli muris muvazaası sebebiyle tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde tenkis talepleri yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; dava dilekçesi ile kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali, terditli ikinci talep olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis talebi olarak açılan davanın davacı vekilince, 15.09.2023 tarihli kısmi ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki tapu iptali ve tescil talepleri baki kalmak kaydıyla, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis talebi karşılığında tapu iptali ve tescil, olmazsa bedelinin tahsili olarak ıslah edilmiş ise de, dava dilekçesindeki tapu iptali ve tescil talepleri baki tutulduğu için Mahkemenin kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil davası yönünden hüküm kurmasının isabetli olduğu, yine dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının kesinleşmesi ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu için Mahkemece kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil davasının hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddi kararının da isabetli olduğu, dava konusu taşınmazlar kadastro tespiti öncesinde tapusuz olup belgesizden tespit görmekle ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, murisin tapulu taşınmazları bakımından uygulanabilir nitelikte olup tapusuz taşınmazlar menkul hükmünde olduğundan, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddi kararı yerinde olmakla bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar verildiği, tenkis talebi yönünden yapılan değerlendirmede mirasbırakan ...'ın 19.05.2014 tarihinde öldüğü, eldeki davanın 02.12.2019 tarihinde açıldığı, tarafların (celse 14) ve davacı tanıklarının keşif ve duruşma sırasındaki (celse 13) beyanlarından davacıların kadastro tespiti sırasında köyde oldukları, tespite davacılar ... ve ...'in bizzat katıldığı, davacılar ... ve ...'nun son celsedeki beyanlarından anneleri ... tarafından, dava konusu taşınmazlar hakkında davalılara karşı Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyası ile açılan davadan, annelerinin kızlarını korumak için vazgeçtiğinin beyan edilmesinden, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini hem kadastro tespitleri sırasında hem de Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyası ile öğrendikleri ve en geç annelerinin ölümü ile öğrenmiş oldukları açıkça anlaşılmakla, davacıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açmamış olmaları nedeniyle tenkis talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken esastan reddinin hatalı olduğu gerekçeleri ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle; Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasının, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine, terditli muris muvazaası sebebiyle tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde tenkis davasının esas ve usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL
bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!