İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari ilişkide "avans emtia" açıklamalı banka transferlerinin iadesi istemiyle açılan 48.000 Euro alacak davasının istinaf incelemesini sonuçlandırdı.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacı şirketin, eski ortak vekili ile davalı şirket arasında devam eden ticari ilişki kapsamında, 2018 yılında "advance merchandise" notuyla gönderdiği toplam 48.000 Euroluk ödemelerin mal teslimi gerçekleşmediği için avans alacağı olduğunu iddia etmesi üzerine ortaya çıkmıştır; davalı taraf, bu ödemelerin mevcut bir borcun kapatılması için yapıldığını savunsa da, ilk derece mahkemesi banka dekontlarındaki açıklamaları ve davalının aksini ispat edememesini gerekçe göstererek davacının avans alacağı talebini kabul etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████ Esas
KARAR NO : █████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ████████ Esas- ████████ Karar
TARİH: █████/2023
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yetkilisi ...'nin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, diğer kurucu ortak ...'nin, ...'nin kardeşi, diğer ortağın ise kardeşinin eşi ...olduğunu, davacı şirket yetkilisinin payını İsa'ya devredip ortaklıktan ayrıldığını ancak ayrılmasından sonra dahi yurt dışında ikamet eden davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin sürdüğünü, davacı şirket yetkilisinin davalı şirket yetkilisinin iyiniyetli olmadığını alacağına karşı gönderilen 121.270 Euro için yapılan icra takibi ile Kınalıada'daki evinin satılmak üzere olduğunu öğrendiğinde anladığını, icra takibi öğrenildikten sonra menfi tespit davası açıldığını, kardeşi ile bu şekilde karşı karşıya kaldıktan sonra şüphelerinin arttığını, ortaklıktan ayrılması için aldatıldığını anladığını, kendisine lanse edildiği gibi vergisel sorunların olmadığını, imzası taklit edilerek payının hiç edildiğini öğrendiğini, genel kurul kararlarının butlanı için de dava açtığını ve dolandırıcılık nedeniyle şikayette bulunduğunu, davacının ortaklıktan ayrıldıktan sonra devam eden ticari ilişki sebebiyle 03.01.2018'de 15.000 Euro, 19.01.2018'de 18.000 Euro, 30.01.2018'de 15.000 Euro olmak üzere üç ödemeyi "..." notuyla yaptığını, 2018 yılına kadar olanlardan habersiz şekilde davalı şirketle ticaretine devam ettiğini, açıklama notunun avans vermek anlamına geldiğini ancak malların gönderilmediğini, bu sebeple davalıdan alacaklı olduğunu beyanla davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili █████/2022 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan olan alacağının 48.000 Euro olduğunu, dava dilekçesinde bu miktar alacağın tahsilinin talep edildiğini ancak davanın 450 Euro üzerinden açıldığını, bu kez talebin 47.050 Euro artırıldığını beyanla toplam 48.000 Euro'nun yabancı paralara işletilecek en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, teminat yatırılmadan açılmış bulunan huzurdaki davanın yine usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu dekontlar incelendiğinde, dilekçesinde bahsettiği gibi altın alımı için avans ödemesi amacıyla yapıldığına dair bir ibare bulunmadığını, ödemelerin havale ile yapıldığını, havalenin bir ödeme aracı olduğunu ve var olan bir borcun ödendiğini gösterdiğini, bu karinenin aksini havaleyi gönderen tarafın ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından yapılan ödemenin, davalı ile uzun yıllar süregelmiş olan ticari ilişkilerden doğan bir borcun ödenmesi olduğunu, tarafların yetkililerinin kardeş olmasından ötürü buna benzer para transfer havale işlemleri yapılabildiğini, nitekim davalı şirket veya şirket yetkilisi ... tarafından da geçmiş yıllara ait davacı tarafa veya davacı şirket yetkilisi ...'ye yapılan para havale dekontlarının mevcut olduğunu beyanla davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, avans olduğu iddia edilen banka aracılığıyla gönderilen paranın iadesi istemine ilişkin olduğu, belirli olan alacağın ıslah ile tam değer üzerinden dava konusu edildiği anlaşıldığından belirsiz alacak davası açılmayacağına ilişkin itirazın reddine karar verildiği, Türkiye ve Romanya arasındaki uluslararası sözleşme uyarınca davalının teminattan muaf olduğunu, davacının 48.000 Euro'yu davalıya avans olarak gönderdiğini iddia ettiği, davalının ise söz konusu ödemenin gönderildiğini kabul etmekle birlikte ödemenin avans için değil var olan bir borcun ödemesi için alındığını savunduğu, davacı tarafın dayanağı olan banka dekontlarında "advance merchandise" açıklamasının bulunduğu ve alınan bilirkişi raporunda bu açıklamanın Türkçe karşılığının "Avans Emtia" olduğunun tespit edildiği, bu nedenle gönderilen paranın emtia için avans olduğunun anlaşıldığı ve aksinin veya avans karşılığı mal teslimi yapıldığı hususunun davalı tarafından ispatlanması gerektiği, davalı tarafça bu ispat yüklerinin yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; kısmi dava olarak açılması gerekirken belirsiz alacak davası olarak açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davacının talep ettiği alacağın miktarının dava açarken belli olduğu ve belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, karar vermeye elverişli bir bilirkişi raporu bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi tarafından vekil olarak kendilerine ulaşılamadığı beyan edilmiş ise de, aramanın yanlış isimle yapıldığı, tarafların ticari defterleri incelenmeden kurulan hükmün hatalı olduğu, Mahkemece davanın kısmi dava olarak nitelendirildiği, dava dilekçesinde dava değerinin 450 Euro olarak değil 1.000 TL olarak gösterildiği, davacı vekilinin beyan dilekçelerinde veya duruşmadaki beyanlarında da dava değerinin 450 Euro olduğuna dair bir açıklamasının olmadığı, bu nedenle dava değerinin 1.000 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, davanın ıslah edilen kısmı ile dava değeri 1.000 TL'nin toplamının da 48.000 Euro etmediği ve Mahkemece bu miktara hükmedilmesinin hatalı olduğu, yine dava kısmi dava olarak kabul edilmesine rağmen ıslah ile artırılan kısma dava tarihinden faiz işletilmesinin de hatalı olduğu ve bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, mal alımı için avans olarak gönderildiği iddia edilen paranın iadesi talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosya kapsamından; davacı tarafından davalıya üç ayrı havale ile toplam 48.000 Euro'nun gönderildiği ve havale dekontlarında "advance merchandise" açıklamasının bulunduğu, davacının bu paranın mal teslimi için gönderildiğini ancak mal teslim edilmediğini iddia ettiği, Mahkemece alınan tercüman bilirkişi raporunda, dekontlarda yer alan açıklamanın Türkçe tercümesinin "emtia avans" olarak yapıldığı, bu itibarla her ne kadar havale bir ödeme aracı ise de, davacı tarafından dekontlara yazılan açıklama ile paranın gönderiliş amacının değiştirildiği, daha açık bir ifade ile havalenin mevcut bir borcun ödemesi olduğuna dair karinenin aksinin ispat edildiği, bu noktada ispat yükünün paranın avans olarak değil bir borcun ödemesi olarak gönderildiğini savunan davalıya geçtiği, davalı tarafça bu hususta herhangi bir delil sunulmadığı, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için belirlenen gün ve saatin davalı vekiline duruşmada tefhim edildiği, davalı vekilince belirlenen günde ticari defterler mazeretsiz olarak incelemeye ibraz edilmediğinden Mahkemece bilirkişi raporu alınmaksızın, mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmasının isabetli olduğu, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtilmekle ve dava değeri 1.000 TL gösterilmekle birlikte, dilekçe içeriğinde alacağın Euro cinsinden olduğunun açıklandığı ve talep sonucunda ise herhangi bir miktar belirtilmeksizin davanın kabulünün talep edildiği, davacının alacağını dayandırdığı havale dekontlarında miktar açık bir şekilde belirli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağı ve dava dilekçesinin talep sonucunda talebin ne olduğu açıklanmadığından Mahkemece davacı vekiline talep sonucunu açıklamak ve harcını tamamlamak üzere süre verildiği, davacı vekilince █████/2022 tarihli dilekçe ile talep sonucunun açıklandığı ve talep edilen tüm bedel, yani 48.000 Euro üzerinden peşin harcın yatırıldığı, HMK'nın 119/2. maddesi gereğince yapılan işlemde usule aykırılık olmadığı, bu itibarla Mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesi ile usulden reddine karar verilmeyerek, esasının değerlendirilmesi ve 48.000 Euro üzerinden kabulüne ve kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 34.221,67 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 8.556,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.665,67 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!