Hazine adına tescillenen, kadastro dışı bırakılmış taşınmazın tapu iptali ve tescili davasında, eklemeli zilyetlik iddiasının açıklığa kavuşturulması ve hava fotoğrafı incelemesinin eksiksiz yapılması gerektiğini vurgulayan Yargıtay kararı.
Özet: Yargıtay, kadastroda taşlık olarak tescil harici bırakılıp idari yoldan hazine adına tescil edilen taşınmazın tapu iptali ve tescili davasında, yerel mahkemenin davacının zilyetlik iddiasının kaynağını (miras mı, satın alma mı) netleştirmediğini, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarındaki çelişkileri gidermediğini, 1972 ve 1976 tarihli arazi niteliği farklılıklarını (tarım arazisi/taşlık) değerlendirmediğini ve davacının aktif dava ehliyetini tam olarak araştırmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi, hava fotoğrafları temin edilerek yeni ve kapsamlı bir bilirkişi incelemesi ile keşif yapılması, zilyetliğin başlangıcı ve intikal şeklinin ayrıntılı olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını yeniden bozmuştur.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, tescil harici bırakıldıktan sonra idari yoldan Hazine adına tescil edilen taşınmazın tapu iptali ile tescili istemine ilişkindir.
Şanlıurfa ili, Birecik ilçesi, Mezra Mahallesinde çalışma alanında bulunan taşınmaz 1976 yılında yapılan kadastro sırasında “taşlık” olarak tescil harici bırakılmış, 06.06.2014 tarihinde 15 14... parsel olarak idari yoldan Hazine adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacı; Şanlıurfa ili, Birecik ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmış, ıslah ile davasını tapu iptali ve tescil talebinine dönüştürmüştür.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince " 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu, harita ve jeodezi, jeolog ve fen bilirkişi ile keşif yapılması, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik çift hava fotoğraflarının merciinden getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması" gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, zilyetlikle kazanım şartları davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece bozmaya uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu halde giderilmemiş, taşınmazın davacıya babasından mı kaldığı 3. kişiden mi satın aldığı hususunun netleştirilmediği gibi bu husus davacıya açıklattırılmamıştır. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı olduğu halde hükme esas alınan harita jeodezi raporunda 1972 yılında tarım arazisi olduğu belirtildiği ancak 1976 yılında yapılan kadastro sırasında taşınmazın “ taşlık” olarak tescil harici bırakıldığı, bu hususa ilişkin de bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmış; öte yandan davacı, taşınmazın babasından kaldığını iddia ettiği ve eklemeli zilyetliğe dayandığı halde babası adına senetsizden edinilen taşınmazlar yönünden araştırma yapılmadan karar verilmiştir.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle Mahkemece, davacı tarafa dayandığı zilyetlik olgusunun babasından intikalen gelen eklemeli zilyetlik olup olmadığı, babasından gelen zilyetliğe dayanılıyorsa kendi adına tescil istemi ile dava açıldığı dikkate alınarak ne sebeple (taksim, bağış, satış vs.) kendi adına tescil istediği açıklattırılmalı, davacının aktif dava ehliyeti üzerinde durulmalıdır. Bundan sonra dava tarihi olan 2014 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edilerek taşınmaz başında 3 kişilik ziraat mühendisi ile fen, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden (öncekinden farklı) oluşacak bilirkişi heyetleri ile yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları eşliğinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde sürüdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin var olup olmadığı, varsa kim tarafından hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, davacı ...’in açıklayacağı dava sebebi de dikkate alınarak davacının malik sıfatıyla zilyet olup olmadığı, muristen intikalen gelen zilyetlik varsa taşınmazın paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya geçip geçmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, çelişki doğduğu takdirde beyanlar arasında çelişki açıkça yazılarak giderilmeye çalışılmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, kullanıma ara verilip verilmediği, imar-ihya yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, taşınmazın 1976 yılında “taşlık” vasfıyla tescil harici bırakıldığı ve o tarihlerdeki niteliği belirlenerek rapor düzenlettirilmelidir.
Zirai bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazların toprak yapısı ve niteliği hususunda fark bulunup bulunmadığını irdeleyen, çekişmeli taşınmazın niteliğini, kullanım durumunu ve zilyetlik süresini kesin olarak belirleyen rapor hazırlattırılmalı, taşınmazın dört hududunu gösterir şekilde ve taşınmazın hangi bölümüne ait olduğuna dair gerekli açıklamanın yapıldığı fotoğraflar raporlara eklenmeli, fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor düzenlemesi istenmeli, zilyetlikle kazanma şartlarının davacı taraf lehine oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmelidir.
3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile onların mirasbırakanları ve mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup varsa taraf oldukları dava dosyaları getirtilmeli, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ile karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacının yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın Birecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!