Hazine adına tespit edilen taşınmazın kadastro tespitine itirazla açılan tapu iptali ve tescil davasında, zilyetlik ve imar/ihya şartlarının hava fotoğrafları ve bilirkişi raporuyla oluşmadığı tespiti.
Özet: Davacı vekilinin, 60 yılı aşkın süredir müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu ve üzerinde yapı kalıntıları bulunduğunu ileri sürerek Hazine adına tespit edilen bir taşınmazın müvekkili adına tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, taşınmazın kayalık ve tarım dışı nitelikte olması, eskiye ve yeniye yönelik tarımsal faaliyetin bulunmaması, mevcut zilyetliğin mülkiyet kazanımı için yeterli olmaması ile Türk Medeni Kanunu ve Kadastro Kanununda aranan imar-ihya ve zilyetlik şartlarının oluşmaması gerekçeleriyle davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 55... parsel sayılı 240,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Hazine adına tespit edildiğini, dava konusu yerin en az 60 senedir müvekkilinin tasarruf ve zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın üzerinde müvekkilinin dedesi tarafından yaklaşık 60 yıl önce yapılan taş ev ve bir tane ahır damı bulunduğunu, bu yapıların 2017 Bodrum depreminde yıkıldığını, binaların taşlarının yarısı ve işe yarar mermer taşlarının köylü tarafından müvekkilinin izni olmaksızın alınarak başka ev yapımında kullanıldığını, tescile ve davaya konu taşınmazın sınırlarının belirli olduğunu, müvekkilinin taşınmazı bu sınırlar içerisinde halen hayatta olan annesinin taksim ettiği günden bu yana ve en az 20 senedir nizasız ve fasılasız zilyet olarak kullandığını belirtilerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın 30 günlük askı ilan süresinde açılmadığını, bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlanmasının gerektiğini, davacı taraf adına tespit ve tescil edilmesini gerektiren maddi ve hukuki geçerli bir sebep bulunmadığını, davacının iddialarını sübuta erdiren bilgi ve belge mevcut olmadığını, zilyetliğin kesintisiz ve ekonomik amaca uygun olması gerektiğini, davacı adına tescili için gereken kanuni şartların hiçbirinin oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanık anlatımları ile keşif sonunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre; dava konusu taşınmazın, 1965 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre, orman sayılmayan yerde kaldığı, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1971 yılında taşlık olarak tespit harici bırakıldığı, 19 72... tarihli hava fotoğrafında taşınmaz üzerinde bir adet yapının bulunduğu, 1992 yılı ve sonrasında ise bir adet yapı kalıntısının bulunduğu, taşınmazın bulunduğu .. mevkinin .. Mahallesi ilk yerleşim yeri olduğu ve köylülerin toplu evlerinin bulunduğu kısmın taşınmaz ve etrafındaki parseller olduğu ve çevre taşınmazlardaki tarlalarına geldiklerinde burada kaldıkları, taşınmazın büyüklüğü de gözetildiğinde 1 adet yapı çıkarıldığından çok ufak bir alanın kaldığı, bu nedenle imar ve ihyadan söz edilemeyeceği, eskiye ve yeniye yönelik hiç bir tarımsal faaliyet yapılmadığı, mevcut durumu itibariyle kayalık vasfında, tarım dışı arazi özelliğinde olduğu, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin ekonomik açıdan mümkün olmadığı, belirtilen şekildeki zilyetliğin mülkiyetin kazanımı için yeterli bir zilyetlik olmadığı, davacının davasına dayanak imar ihya ve tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl aralıksız, nizasız, malik sıfatıyla zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği, kadastro tespit tarihi itibariyle davacı yararına Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyeti kazanım koşullarının oluşmadığı ve davalı Hazine adına yapılan kadastro tespitinde hata bulunmadığı'' gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''keşfe katılan harita mühendisi, harita teknikeri, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişi heyeti tarafından, en eski 1972 yılı ve 1992, 20 09... tarihli hava fotoğrafları, 1978-1996-2012 tarihli memleket haritalarının, amenajman planı ve kesinleşen 1965-1966 yılı seri bazlı orman tahdit haritası ile tesis kadastrosu paftasının uygulanması ile düzenlenen denetime elverişli, bilimsel ve teknik veriler içeren bilirkişi raporuyla; dava konusu taşınmazın 19 72... tarihli hava fotoğraflarında üzerinde bir adet yapı bulunduğu, 20 09... tarihli hava fotoğraflarında ve uydu görüntülerinde üzerinde bir adet yapı kalıntısı bulunduğu, mevcut durumu itibariyle taşınmaz üzerinde yıkılmış bir adet yapı bulunduğunun geri kalan kısmının boş olduğu, üzerinde ekili dikili ağaç ve başkaca muhtesat bulunmadığının tespit edildiği, keşfe katılan mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri tarafından dava konusu taşınmazın bulunduğu sahanın .. Mahallesinin ilk yerleşim yeri olduğunun taşınmaz üzerinde öncesinde davacının dedesi ... ...'e ait bir çoban evi bulunduğu, davacının dedesinin bu mevkideki tarlasını ekmeye geldiğinde bu evde kaldığı, çoban evinin etrafının ekilip biçilmeye müsait olmadığı, taşınmazın taşlık yapıda olduğu, dava konusu taşınmazın öncesinde davacının dedesi tarafından, bu mevkideki tarlasını ekmeye geldiğinde kalmak ve etrafına hayvan bağlamak için kullanıldığı, davacının dedesi ... ...'in 2001 yılında vefat etmesinden önce evi kullanmayı bıraktığı, kullanılmadığı için evin zamanla yıkıldığının bildirildiği, nüfus kayıtlarına göre davacının dedesi ... ...'in mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarında geçtiği üzere, 2001 yılında vefat ettiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazda 2001 yılından kadastro tespit tarihi olan 2019 yılına kadar olan 18 yıllık dönemde, davacı ve murisleri tarafından malik sıfatıyla ekonomik amaca uygun bir kullanımın ve zilyetliğin bulunmadığı, tüm dosya kapsamına göre somut olayda dava konusu taşınmaz üzerinde "iradi terk" koşullarının da oluştuğu, dava konusu taşınmazın büyüklüğü de dikkate alındığında üzerindeki 1 adet yapı kalıntısı çıkarıldığında geriye çok ufak bir alanın kaldığı, bu nedenle taşınmazın imar ihyaya konu edilmesinin mümkün olmadığı, mevcut durum itibariyle, üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı, kayalık vasfında, tarım dışı arazi olduğu, bu hali ile davacı yararına Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerindeki taşınmaz kazanım koşullarının oluşmadığı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, fiili gerçekliğe, tanık ve bölgeyi iyi bilen mahalli bilirkişi beyanlarına, bilirkişi raporuna, tarihi geçmişe itibar edilmeyerek tüm dosya kapsamı yok sayılarak karar verildiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın imar ihyasının 1972 yılından önce tamamlandığı tespit edilmiş olup taşınmaza ilişkin Kadastro Kanunu 14... . maddeleri gereğince zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğunun rapor ile de ispatlandığını, taşınmazın taşlık ve çalılık iken, müvekkilinin dedesi ... ... tarafından kullanıma açıldığını, muris ... ...'in taşınmaz tabanında kuru tarım yaptığını, taşınmaz üzerinde bahçe bitkileri yetiştirdiğini, inşaat ustası olmasından sebeple taşınmaz üzerine ev ve ahır inşa ettiğini, muris ve ailesinin söz konusu konutta ikamet ettiğini, ahırda hayvanlarına baktığını, taşımazın imar ve ihyasının murisin kullanım zamanında emek ve masraf sarf edilerek tamamlandığını, murisin vefatının ardından da mirasçıları arasında taksim edilerek taşınmazın tasarruf ve zilyetliğinin müvekkiline bırakıldığını, halen taşınmazın bakımı ve temizliğinin müvekkili tarafından yapılmakta olduğunu, geçmiş yıllarda taşınmaz tabanında tarım yapıldığını, doğa koşulları gereği sabanla tarımın (öküz, at) bitmiş olması, arazi koşullarının motorlu taşıtlar için uygun olmaması, nizalı yere geçişe motorlu araçların uygun olmaması, el yordamı ile ekimde domuzların çoğalması, dolayısıyla ekilen arpa, buğday, burçak gibi ürünlerin yetişememesi nedeniyle tarım faaliyetlerine irade dışı son verildiğini, tarım faaliyetlerine 2000 yıllarında kısmen son veren müvekkilinin taşınmazın bakım ve gözetimini yapmaya devam ettiğini, taşınmaz üzerindeki ahır ve evin müvekkili tarafından kullanıldığını, 2017 yılında yaşanan deprem ile evin yıkıldığını, müvekkilinin maddi imkansızlıklar nedeni ile yerine yenisini inşa edemediğini, taşınmazın hiçbir zaman boş bırakılmadığını, bahçe bitkileri ve sebze yetiştiriciliği ile tarımsal faaliyetlere devam edildiğini, iradi terk koşullarının oluşmadığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!