Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar ve manevi tazminat talepli sigorta davasında verilen kısmi kabul ve ret içeren istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, bir trafik kazası sonucu kalıcı olarak yaralanan bir yolcu ile eşinin, kaza nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle otobüs şoförü ve iki sigorta şirketine karşı açtığı davayı incelemektedir; davacılar maluliyet ve acı nedeniyle maddi-manevi tazminat talep ederken, davalı sigorta şirketleri poliçe kapsamı dışı kalma, yetersiz ehliyet, müterafik kusur ve zamanaşımı gibi savunmalarla davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ise davalı sigorta şirketlerinden birine yönelik maddi tazminat talebini ferdi kaza sigortası teminat limiti kapsamında değerlendirmiştir.

T.C.
ERZURUMBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 25/.../2024 (Karar)NUMARASI : ████████ Esas, ████████ KararDAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin sevk ve idaresinde yer alan ... plakalı otobüsün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen 15/.../2018 tarihli kazada müvekkillerinden ...'un kalıcı olarak sakatlandığını, diğer müvekkilinin de haksız fiile uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'nin kusurlu olduğunu, müvekkillerinin ise bir kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle müvekkilinin tedavi görüp %6 oranında malul kaldığını, aracın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığını, iş gücü kaybından dolayı davalı sigorta şirketlerine başvuru yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ferdi kaza sigortası yönünden sorumlu olduğunu, kazadan dolayı müvekkilinin geçirdiği acı ve korkunun telafi edilmesi gerektiğini, müvekkili ...'in de aynı kazada yolcu olarak bulunduğunu, hem kazayı yaşamış olması hem de eşinin yaralanması nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkili ...'un yaralanması nedeniyle daimi ve geçici maluliyeti nedeniyle şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ... için 30.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin .../███████ tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 180.212,37-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.CEVAP:Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taleplerine ilişkin müvekkiline yaptığı geçerli bir başvurusu bulunmadığını, kaza konusu aracın müvekkili sigorta şirketi tarafından Ferdi Kaza Sigortası ile sigortalandığını, dosyada mevcut trafik kazası tespit tutanağına göre taşıtın yetersiz sürücü belgesine sahip kimse tarafından kullanıldığını, Ferdi Kaza Sigortası Poliçe Genel Şartları A.5.4 gereğince kazanın teminat dışı kaldığını, bu nedenle müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile davacının kusur oranının ve illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından ATK'dan rapor alınması gerektiğini, hesaplama yapılır iken asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminat taleplerinin sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğunu ve SGK tarafından karşılanacağını, kazada davacının emniyet kemeri takmadan yolculuk yaptığını, bu durumun müterafik kusur olarak değerlendirildiğini ve yapılacak hesaplamadan %20 indirim yapılması gerektiğini, yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığına, müvekkiline usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığını, davanın belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yararın olmadığını, sigortalısının kusuru ve poliçede belirli limitler dahilinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunduğunu, sigortalısının kusuru ve davacının maluliyeti hakkında ATK'dan rapor alınması gerektiğini, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takmadığını, müterafik kusurunun hesaplanacak tutardan indirimi gerektiğini, geçici maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat talepleri ile tedavi masrafları bakımından müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... Sigorta'ya karşı açılan maddi tazminat davası yönünden yapılan değerlendirmede, davacı vekili davalı sigorta şirketine karşı "Ferdi Kaza Sigortası" kapsamında başvurduklarını beyan etmiştir. Mahkememizce davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin genişletilmiş kasko sigorta poliçesi olduğu, bu poliçede ferdi kaza sigortası teminatının 1.250,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.4. Maddesinde, poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların teminat kapsamı dışında olduğu düzenlemesi bulunmaktadır. Poliçedeki aracın 29+1 yer adedi olan otobüs niteliğinde olduğu ve kaza tespit tutanağında yapılan tespit ile davalı sürücünün "D1" sürücü belgesine sahip olduğu, bu sürücü belgesinin 17 koltuk sayısını aşmayan araçların kullanımı için düzenlendiği ve bu hali ile davalı sürücünün dava konusu kazadaki aracı kullanmak için yeterli sürücü belgesine sahip olmadığı anlaşıldığından ve meydana gelen kazadaki zarar bu nedenle teminat dışında kaldığından bu davalıya karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde, talebini belirlemiş ve sigorta şirketleri yönünden teminat limitleri kapsamında talepte bulunmuştur. Dava dilekçesinde "ferdi kaza sigortasına" dayanıldığı belirtildiğinden ve bu kalem yönünden poliçedeki teminat limiti 1.250,00 TL olduğundan bu tutar üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.Dava konusu aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan ... Sigorta ve sürücü ... karşı açılan maddi tazminat davası yönünden yapılan değerlendirmede, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas █████████ Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas █████████ Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğ'e göre yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusur raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir. Davalı sürücü yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir. Davacının yaşı, meydana gelen kazada kusurunun bulunmaması, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacı ...'ın maluliyeti, diğer davacı ...'in ise eşinin maluliyeti (TBK m.56/2) nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve davalının tam kusurlu olması nedeniyle manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "1-Davacı ...'un ... Sigorta A.Ş'ye karşı açtığı davanın reddine,2-Davacı ...'un ... Sigorta ve ...'ye karşı açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile;180.212,37 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... Sigorta yönünden 05.01.2021 tarihinden, diğer davalı ... yönünden 15...2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 3-Davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile;... için 20.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin 15...2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'den alınarak davacılara ödenmesine, fazla istemin reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF İTİRAZLARI: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tek ve asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin dava konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, nitekim bu hususun dosyada mevcut ATK raporu ile sabit olduğunu, ancak müvekkilinin maluliyetinin hatalı belirlendiğini, hükme esas alınan raporun müvekkilinin muayene edilmeden alındığından gerçek maluliyet tespitinin sağlanmasının mümkün olmadığını, söz konusu maluliyet raporunun eksik ve yetersiz inceleme neticesinde düzenlendiğini, müvekkilinin gerçek maluliyetinin çok altında bir oran tespit edilmesi nedeniyle maluliyet raporuna itiraz ettiklerini, ancak yeni bir rapor aldırılmadığını, aktüer hesabında hata olduğunu, asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, ancak bunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerinin alacağının asgari ücretten daha yüksek bir ücret ile hesaplanması gerektiğini, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının müvekkilinin hakkını zedeler mahiyette olduğunu, müvekkilinin gerçek ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, mahkemece davalı ... Sigorta Şirketine şirketine karşı açtıkları davanın ilgili mevzuat uyarınca aracın gerekli sürücü belgesi olmayan kişi tarafından kullanılması nedeniyle meydana gelen zararın teminat dışı kaldığı gerekçesiyle reddedildiğini, sürücünün ilgili sürücü belgesine sahip olmadığının tespitinin müvekkili tarafından yapılmasının mümkün olmadığı gibi bunun sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, bu itibarla davanın reddedilmesi ve müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sigorta şirketinin söz konusu zarardan sorumlu olup sürücünün usulüne uygun sürücü belgesine sahip olmamasının sigortalı ve sigortacı arasındaki iç ilişkiye bağlı olduğunu, bu husustan müvekkilinin olumsuz etkilenmesinin kabul edilemez olduğunu, müvekkilleri lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının da oldukça düşük olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağı ve taraflarınca aldırılan kusur görüşünde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun %75 olarak tespit edildiğini, müvekkilinin %100 kusur üzerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağı ve kusur raporunun çelişkili olması halinde birine neden itibar edildiği, kaza tespit tutanağına neden itibar edilmediğinin gerekçelendirilmesi gerektiğini veya tutanak ve rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için ikinci raporun alınması gerektiğini, mahkeme tarafından işbu hususların dikkate alınmaksızın karar verildiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, geçici iş göremezlik kaybından bahsedilebilmesi için öncelikle kişinin kaza tarihi itibariyle çalıştığı bir işinin olması ve çalışamadığı süre boyunca da önceki kazançlarından yoksun kalması, bunları alamamasının gerektiğini, dosya kapsamında SGK tarafından davacıya geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenip ödenmediğinin tespit edilemediğini, mahkemece bu hususta araştırma yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının emniyet kemeri takmadığını, %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemeri takması halinde bu denli yaralanmayacağını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, ehliyetinin 29+1 şeklinde olan otobüs kullanımı için uygun olmasına rağmen hatta bu ehliyetin tüm SRC ve taşımacılık için yeterli olduğunun ekte sunduğu ehliyet belgesinden anlaşılacağını, bu sebeple kurulan hükmün geçersiz olması gerektiğini, gerekçeli kararda ehliyetinin 17+1 şeklinde olduğu varsayılarak karar verildiğini, fakat ehliyetinin 29+1 için olduğunun gözden kaçırıldığını, bu nedenle verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacılar vekilinin dava dilekçesinde davalı ...'nin sevk ve idaresinde yer alan otobüsün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen kazada müvekkillerinden ...'un kalıcı olarak sakatlandığını, diğer müvekkilinin de haksız fiile uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'nin kusurlu olduğunu, müvekkillerinin ise bir kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle müvekkilinin tedavi görüp %6 oranında malul kaldığını, kazadan dolayı müvekkilinin geçirdiği acı ve korkunun telafi edilmesi gerektiğini, müvekkili ...'in de aynı kazada yolcu olarak bulunduğunu, hem kazayı yaşamış olması hem de eşinin yaralanması nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep ettiği, davalı sigorta şirketleri vekillerinin ayrı ayrı cevap dilekçelerinde davanın reddini talep ettikleri, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;-Davacının asgari ücretten daha fazla gelir elde ettiğinin ispatlanamamasına,-Davadan önce davacının sigorta şirketlerine başvuru yapmasına göre davalı sigorta şirketinin davadan önce temerrüte düşürülmesine göre sigorta şirketi yönünden belirlenen faiz başlangıcının isabetli olmasına,-6098 sayılı TBK'nın 117. Maddesine göre haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte borçlunun temerrüde düşmüş olacağı, bu sebeple olaya sebebiyet verenler ve işletenler yönünden faiz başlangıcı için ayrıca zarar gören tarafından temerrüte düşürülmesine gerek olmamasına, olayda sürücü konumunda olan davalı ... yönünden faiz başlangıcının olay tarihinden itibaren başlatılmasının yerinde olmasına, -Sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmasına (Yargıtay 4. HD. ██████████ E. ██████████ K.),-SGK'dan davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasına ve olay sebebiyle ödeme yapılmadığının belirtilmesine, -Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan otobüs olmasına, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150 inci maddesinin b fıkrasında yapılan 16.08.2022 tarihli değişiklik sonucu yolculara emniyet kemeri takma zorunluluğunun getirilmesine ve eldeki davada kaza tarihinin 15...2018 olması karşısında davacının emniyet kemeri takmaması durumunda dahi olayda müterafik kusurunun olmamasına, (Yargıtay 4. H.D. █████████ E. █████████ K.) -Dava dilekçesinde manevi tazminat yönünden yasal faiz talep edilmesine göre; davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalı ...'nin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.a-Davacı yönünden oluşan gerçek zararın belirlenebilmesi açısından davacının maluliyet oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir.Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01...2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01...2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20...2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20...2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K. HGK 2022/(17)4-655 E. ████████ K.)Eldeki davada; kaza tarihi 15...2018 olup; buna göre somut olayda davacı ...'ın itiraza uğrayan maluliyet oranının tespitinin; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekirken; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan 27...2023 tarihli maluliyet raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu açıklamalar ışığında; davacı ...'a ilişkin tüm tedavi evrakları getirtilerek, davacının ... ATK Başkanlığına veya Üniversitelerin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığına sevki sağlanarak, muayenesinin yapılması ve kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde; denetime açık, yeterli ve hükme esas alınmaya elverişli rapor alınarak; davacı ...'ın kalıcı maluliyet oranının ve tedavisinin tamamlandığı tarihin tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve ondan sonra (kazanılmış haklara halel gelmemek kaydıyla) varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik ve hatalı rapora göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.b-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.Dosyanın incelenmesinde; kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda sürücü ...’nin KTK’nun 52/1-b maddesini ihlali ile kusurlu olduğu, yolun bakım ve onarımından sorumlu kurum ya da yüklenici firmanın gerekli bakım ve kontrolleri yapmadığının tespit edildiği, yargılama sırasında alınan ... Adli Tıp Kurumu (ATK) Grup Başkanlığı raporunda ise sürücü ...'nin % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, ilk derece mahkemesince ATK raporu esas alınarak davalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu kabulü ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince kaza tespit tutanağındaki değerlendirmeler dikkate alınmamıştır. Oysa yargılama makamlarınca kaza tespit tutanağı ile çelişen ATK raporuna itibar edildiği, kaza tespit tutanağının neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya kaza tespit tutanağı ile ATK raporu arasındaki çelişkiyi gideren ikinci bir rapor alınmalıdır. Şu durumda ilk derece mahkemesince, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile ATK raporundaki tespitler de irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ██████████ E., █████████ K.)c-Ferdi kaza Sigortaları, can sigortası türlerinden olup, meblağ sigortası olması itibariyle de, ölüm halinde limit kadar olmak üzere maktu; yaralanma halinde ise, yapılan tedavi giderleri bakımından buna ilişkin limiti geçmemek üzere ve yapılan harcama kadar nispi; sürekli sakatlık halinde ise, sakat kalma oranı ve sakatlığın derecesine göre limitin belli oranı olmak üzere, sigorta bedelinin ödenmesini gerektirir. Uyuşmazlık halinde bu yönlerin ispatlanması yeterli olup, gerçek zararın hesaplatılmasına girişilmeksizin, tespit edilecek bu miktarların aynen ödenmesi gerekmektedir.25.03.2004 tarihli Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlar B.1.1 maddesi 1.fıkrasında: “İşbu poliçe ile temin edilen bir kaza, sigortalının derhal veya kaza tarihinden itibaren iki sene zarfında daimi surette maluliyetine sebebiyet verdiği takdirde tıbbi tedavinin sona ermesini ve daimi maluliyetin kat'i surette tesbitini müteakip, daimi maluliyet sigorta bedeli aşağıda münderiç nisbetler dahilinde kendisine ödenir." denildikten sonra, (36) satırdan oluşan bir tabloya yer verilmiş, daha sonrasında yer alan fıkrada ise "Yukarıdaki cetvelde zikredilmemiş bulunan maluliyetlerin nisbeti, daha az vahim olsalar bile, bunların ehemmiyet derecelerine göre ve cetvelde yazılı nisbetlere kıyasen tayin olunur." denilmiştir.Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, otobüsün içinde veya dışında, otobüs hareket halinde iken veya değilken, yolculuk sırasında veya bekleme, duraklama ve mola yerlerinde karşılaşılabilecek her türlü kazalara karşı, sigortalılar (yolcular, sürücüler ve yardımcılar) yararına taşımacı tarafından yaptırılması zorunlu bir kaza (can) sigortası olup, kazanın oluşunda taşımacının yada sürücü ve yardımcılarının bir kusurları bulunmasa bile, ölümlerde sigorta poliçesinde yazılı tutarın tamamı, bir zarar (destekten yoksunluk) hesabı yapılmaksızın, ölen kişinin mirasçılarına eksiksiz ve kesintisiz olarak; yaralanmalarda beden gücü kayıp oranına göre zarar gören kişilere ödenir.Ödenecek tazminat miktarı yönünden “zarar sigortası - tutar (meblâğ) sigortası” ayrımında Zorunlu Koltuk Sigortası bir “tutar (meblâğ) sigortası”dır. Zarar sigortasında sigortacının ödeyeceği tutar, “sigorta değeri” ya da “sigorta poliçesinde yazılı tutar” olmayıp, sigortalının ya da üçüncü kişinin uğradığı “zararın tutarı”dır. Meblâğ sigortasında ise, sigortacı, sigorta ettirilen kişinin zarara uğraması durumunda, somut zarar ne olursa olsun, sigorta sözleşmesinde belirlenen tutarı (meblâğı), başka bir deyişle, sigorta poliçesinde yazılı olan “sigorta bedelini” eksiksiz ve tam ödemek zorundadır.4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile buna bağlı Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen 25.03.2004 tarihli Genel Şartlar A.3.2 maddesi 1.fıkrasında: “Bu sigorta ile teminat altına alınan bir kaza, sigortalının kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde sakatlığına yol açtığı takdirde, tıbbi tedavinin sona ermesi ve sakatlığın kesin olarak tespiti sonucunda, sakatlık tazminatı aşağıda belirtilen oranlar dahilinde kendisine ödenir.“ denildikten sonra, (36) satırdan oluşan bir tabloya yer verilmiştir. (Yargıtay 4. HD ██████████ E. ██████████ K.)Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlar; Madde 5- Aşağıdaki haller sigortadan hariçtir:a) Harp veya harp mahiyetindeki harekat, ihtilal, isyan, ayaklanma veya bunlardan doğan iç kargaşalıklar,b) Grevlere, lokavt edilmiş işçi hareketlerine, halk hareketlerine kavgalara iştirak, c) Cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs,d) Tehlikede bulunan eşhas ve malları kurtarmak hali müstesna, sigortalının kendisini bile bile ağır tehlikeye maruz bırakacak hareketlerde bulunması,e) 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemleri ve bu eylemlerden doğan sabotaj sonucunda oluşan veya bu eylemleri önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucu meydana gelen biyolojik ve/veya kimyasal kirlenme, bulaşma veya zehirlenmeler nedeniyle oluşacak bütün zararlar.f) Nükleer rizikolar veya nükleer, biyolojik ve kimyasal silah kullanımı veya nükleer, biyolojik ve kimyasal maddelerin açığa çıkmasına neden olacak her türlü saldırı ve sabotaj, g) 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemleri ve buna bağlı sabotajlara katılmak Suda boğulmalar, sigortanın şumulüne giren bir kaza neticesinde vuku bulmadığı takdirde sigortadan hariçtir.Madde 6- Aksine mukavele yoksa, aşağıdaki haller de sigortadan hariçtir.a) Motosiklet ve takma motorlu bisiklet kullanmak ve bunlara binmek,b) Açık deniz balıkçılığı ile sürek ve sürgün avları, yaban domuzu vesair vahşi hayvan avcılığı ve yüksek dağlarda avcılık,c) Dağlara ve cumudiyelere tırmanma suretile yapılan dağcılık, kar veya buz üzerinde yapılan bilumum sporlar (kayak, patinaj, hokey ve boksley gibi); cirit oyunu, manialı binicilik, polo, rugbi, eskrim, halter, güreş, boks, basketbol, futbol ve yelken sporlarile ağır ve tehlikeli jimnastik hareketleri ve profesyonel spor hareketleri,d) Her nevi spor müsabakalarile sürat ve mukavemet yarışları,e) Havada yolcu sıfatından gayri bir sıfatla uçuş,f) Deprem, sel, yanardağ püskürmesi ve yer kayması.g) 5 inci maddenin (e) bendinde belirtilen zararlar ve aynı maddenin (g) bendinde belirtilen terör ve sabotaj eylemlerine katılma hali hariç olmak üzere, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemleri ve sabotaj sonucunda oluşan veya bu eylemleri önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler. hükümlerini içermektedir. Somut olayda, mahkemece yazılı gerekçe ile davalı ferdi kaza sigortası poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları teminat dışı haller arasında; sürücünün yeterli ehliyetinin olmaması durumunun olmadığı, ayrıca ... Sigorta A.Ş. tarafından 22.12.2017 tarihinde düzenlenen ferdi kaza sigortası poliçesinin 6. Sayfasında ferdi kaza teminatı klozunun sigortalı aracın sürücüsü ve yolcuları, ölüm ve sürekli sakatlık hallerinde, aracın tescil belgesinde belirtilen yer adedi ve poliçede belirtilen teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları çerçevesinde teminat altına aldığının belirtildiği, bu kapsamada yapılan değerlendirme mahkemece davalı sürücünün yeterli ehliyetinin olmamasının davacının yaralanmasının teminat dışı bırakmayacağı, bu sebeple ferdi kaza sigortasını düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş.'nin Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesi kapsamında maluliyetinin dosya kapsamında bulunan ve eksik var ise temin edilmek suretiyle davacı ...'ın tedavi ve hastane evraklarına göre; poliçe şartlarında ve klozlarında düzenlenmiş olan maluliyet cetvelinden hangisi kapsamında kaldığı belirlenmelidir. Şayet maluliyetinin cetvelde belirtilen maluliyetlerden herhangi biri kapsamında değilse bunun organın işlev ve önem derecelerine göre cetvelde yazılı oranlara göre kıyasen belirlenmesi gerekmektedir.Açıklanan bu hususlar çerçevesinde, bir meblağ sigortası olan ferdi kaza sigortacısı olan davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun, tespit edilen sakatlık oranı ve Genel Şartlar'a ekli cetvellere göre konusunda uzman bir Doktor Bilirkişi marifetiyle tespitinden sonra karar verilmesi gerekirken, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K.) yazılı şekilde ret karar verilmesi ve yukarıda açıklanan hususlarda bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de;a-Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken davacılar lehine tek vekalet ücretine karar verilmesi yerinde değildir. (T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K.) b-Kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 3. maddesinde ticari işler; “(1) Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun’un “Ticaret karinesi” başlıklı 19. maddesi ise; “(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.(2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” hükmü bulunmaktadır.Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil, her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, açıkça talep edilmesi hâlinde ... Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Eldeki davada kazaya karışan araç otobüs niteliğinde olup ticari araçtır. Davacılar vekili dava dilekçesi ile maddi tazminat yönünden, kaza tarihinden itibaren ticari faiz talep ettiğinden, mahkemece maddi tazminat yönünden ... Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/(17)4-170 E. ████████ K.)HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü, davalı ...'nin istinaf itirazlarının kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın (usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacılar vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ, davalı ...'nin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, davacılar vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, 2-Davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.