İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin akaryakıt bayilik sözleşmesinden doğan alacak, ipotek ve müteselsil kefalete dayalı itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığı kararına karşı yapılan istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf incelemesi, akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacakların tahsili amacıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine yapılan itirazın iptali talepli davada, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalarda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair usuli kararını hedeflemektedir; davacı, borçlular arasındaki organik bağ, ipotek ve müteselsil kefalet delillerine dayanarak takibin devamını ve itirazların iptalini isterken, davalı ise şahsi sorumluluğun bulunmadığını, ipoteğin belirli borçları temin etmediğini ve zamanaşımı itirazını öne sürmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2025
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali, |Alacak
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davada ve birleşen davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı, asıl davada davalı ... Petrol vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ile doğan ticari ilişkiden kaynaklanan borçların ödenmemesi üzerine İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... sayılı dosya ile borçlular aleyhine 1.500.000,00 TL bedelli ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu ... Petrol'ün 08.07.2022 tarihli borca ve faize itiraz dilekçesi ile takibin ... Petrol açısından durduğunu, davalı/borçlu... Bilişim'in ise 20.07.2022 tarihli borca ve faize itiraz dilekçesi ile takibin... Bilişim açısından durduğunu, ... Petrolün "Kocaeli ili, Derince ilçesi, ... mahallesi, 1377 ada, 46 parsel"de bulunan taşınmaz üzerinde ... Petrol’ün...’den almış ve alacağı risk sermayesi, demirbaş, eşya, akaryakıt, madeni yağ ürünleri, otogaz ürünleri ve sair hukuki ilişkilerden doğmuş ve doğacak 1.500.000,00-TL’ye kadar olan borçlarına karşılık 2. Dereceden 1.500.000,00 TL bedelli, 04.03.2011 tarihi, ... yevmiye numarası ile ...A.Ş. lehine ipotek tesis ettiğini, ... Petrol söz konusu taşınmazı... Bilişim’e satmış olup halihazırda tapuda malik olarak... Bilişimin gözüktüğünü, ... Bilişimin, taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin varlığından ve ilgili bayilik sözleşmelerinden haberdar olduğunu, 10.03.2016 tarihinde ... arasında imzalanan müteselsil kefaletname ile ...Bilişim'in müvekkili ve grup şirketleri nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının 600.000 TL+KDV'sine kadar olan kısmını müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, 04.03.2020 tarihinde davalı/borçlu ... Petrolün, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. sayılı dosyası ile müvekkili ...A.Ş. aleyhine banka teminat mektuplarının haksız nakde çevrildiği iddiası ile borçlu olmadığının tespiti talepli menfi tespit davası açtığını, davalı/borçlular ... arasında organik bağ bulunduğunu, ... Petrol'ün müvekkili şirket aleyhine ikame etmiş olduğu İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. sayılı dosyadan alınan son bilirkişi raporunda şirketler arasındaki organik bağın tespit edildiğini ve müvekkili ...'in banka teminat mektuplarından çok daha yüksek miktarda alacağı olduğuna kanaat getirildiğini, ... Petrolün, 10.03.2016 tarihli müteselsil kefaletname ile... Bilişim'in müvekkili nezdinde doğmuş ve doğacak 600.000 TL'ye kadar olan borçlarını müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, Müvekkili ..., taraflar arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca ...'den alacaklı olduğunu, davalı/ borçlular ...'in borca, faize ve ferilerine yaptığı itirazların iptaline, İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... sayılı dosyasına konu icra takibinin devamına, haksız itiraz eden davalı/borçlular aleyhine alacağın %30’undan az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı/borçlulara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılardan... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ipotek borçlusunun yalnızca davalı ... olduğunu, müvekkili şirketin bizzat borçlu olmayan üçüncü şahıs konumunda olduğunu, davacının, müvekkili şirketi şahsen sorumlu olmadığı ipotek nedeniyle borç ilişkisinin tarafı haline getirmeye matuf iddialarının dikkate alınabilmesinin mümkün olmadığını, davalı ... şirketi tarafından davacı lehine 04.03.2011 tarihinde dava konusu ipoteğin tesis edildiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 2016 yılında sona erdiğini, müvekkili şirket ile 11.05.2016 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davacının ipoteğin paraya çevrilmesine yönelik iddialarının müvekkili ile imzalandığı belirtilen sözleşmeye dayandığını, bu halde müvekkili tarafından davacı lehine tesis edilen ipotek bulunmadığı ve ipotekle temin edilmeyen borç iddiası için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemekle davacı talepleri zamanaşımına uğramış olup zamanaşımı def'i nedeniyle de davanın reddi gerektiğini, müvekkili bizzat borçlu olmayan üçüncü şahıs konumunda olup borçtan şahsen sorumluluğu bulunmadığını, ipotek borçlusunun yalnızca davalı ... şirketi olduğunu,somut olayda dava konusu ipoteğin 2011 yılında davalı ... şirketi tarafından davacı lehine tesis edildiğini, müvekkili şirketin kuruluşunun 2014 yılında gerçekleştiğini,davalı ... şirketi ile davacı arasında 01.01.2011 tarihli olduğu belirtilen sözleşme tarihinde ve ipotek tesis tarihinde müvekkilinin, ipotek borçlusu olmadığı gibi müvekkili tarafından davacı lehine tesis edilen ipotek de bulunmadığını, müvekkili ipotekli taşınmazı satın alan kişi olması sebebiyle işbu davada usulen taraf olduğunu, bu halde de müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, davanın usulden; aksi kanaatte esastan reddine, %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılardan ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıya borcu olmayıp, aksine; borcu olmadığı halde haksız ve hukuka aykırı olarak paraya çevrilen teminat mektuplarının bedelleri nedeniyle davacıdan söz konusu teminat mektupları bedelleri ve ayrıca paraya çevrilme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte alacağı mevcut olduğunu, bu alacağına yönelik olarak da İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinde ████████ Esas dosyası ile alacak davası açtıklarını, davanın derdest olduğunu, takibin durdurulması sonrasındaki aşamada ise, davacı tarafından işbu itirazın iptali davasının açıldığını, davanın reddine karar verilmesine talep ettiklerini, davalı ... ...Şti. Bayi, ile davacı ... A.Ş. ise dağıtım şirketi olarak, aralarında 5015 S. Kanuna göre bir bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme sebebi ile müvekkili tarafından davacıya akaryakıt bayilik sözleşmesine teminat olmak üzere teminat mektupları verildiğini, daha sonra davalı ile davacı arasında 5015 S. Kanuna göre imzalanmış bayilik sözleşmesinin taraflar arasında karşılıklı iradesi ile son bulduğunu, davacı tarafın iddiasını dayandırdığı 10.03.2016 tarihli müteselsil kefaletname başlıklı belgedeki davalı müvekkili şirket ....Şti. kaşesi altında imzası bulunduğunu, davacı tarafından bildirilen ve beyan edilen ... adlı üçüncü kişinin,Malatya... Noterliğinin 19.08.2015 tarih ...yevmiye sayısı ile tasdiklenen 17.08.2015 tarihli davalı müvekkili şirket ... Şti 'nin genel kurul kararı ile şirketteki yetkisinin ve müdürlüğünün sona erdirildiğini, bu hususun 21.08.2015 tarihinde Ticaret Sicile tescil edildiğini ve 26.08.2015 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, 26.08.2015 tarihi itibari ile tüm üçüncü kişiler yönünden sonuç doğuracağını, davacı tarafın ilan tarihi olan 26.08.2015 tarihinden sonra ...'in davalı müvekkili şirket yetkilisi olmadığını bilmediğine dair iddiada bulunamayacağını, belgede gözüken tarih olan 10.03.2016 tarihinde şirket yetkilisi olmadığını ,bu itibarla ... 'in müvekkili davalı ... Şti yetkilisi olmadığını bildiğinin kabulü gerektiğini, bu nedenle, davacı tarafın 10.03.2016 tarihli belgeye dayalı olarak müvekkilinden alacak iddiasında bulunamayacağını,
davaya cevap ve itirazların kabulü ile davanın reddine, kötü niyetli davacı alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve grup şirketleri ile Davalı... arasında, "... Derince/Kocaeli adresinde ve Kocaeli ili, Derince ilçesi, ... Mahallesinde kain, tapuda 1377 ada, 46 parselde kayıtlı -" bulunan gayrimenkul üzerindeki akaryakıt satış ve servis istasyonunda, münhasıran müvekkilinden satın alınacak akaryakıt, ..., madeni yağ vb. ürünlerin satışı için çeşitli sözleşmeler akdedildiğini, 11.05.2016 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi ile..., ilk sözleşme yılı için asgari 1500 ton (binbeşyüz), bakiye sözleşme yılları için ise yıllık asgari 1.500 ton ürün almayı kabul beyan ve taahhüt ettiğini, anlaşma süresinin bitiminde hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 70-USD kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, davalı..., 4 yıllık Bayilik Sözleşmesi boyunca 3.837,91 ton eksik ürün aldığını, bu doğrultuda müvekkili ...'in 268.653,84 USD eksik ürün alımından kaynaklı cezai şart alacağı bulunduğunu, huzurdaki davanın, davalı borçlu aleyhine ikame edilen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas Sayılı itirazın iptali davası ile birleştirilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle haklı davanın kabulüne, yapılacak bilirkişi incelemesi sonrasında dava değerini arttırmak üzere, şimdilik 1000 USD’nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, sözleşmenin sona erme tarihi olan 01.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek Kamu Bankalarının bir yıl vadeli kredilere uygulanan faizi esas alınarak, fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz kuru karşılığı hesap edilecek Türk Lirası karşılığının davalı borçlu tarafından müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili ile imzalandığı belirtilen sözleşme hükümleri uyarınca eksik ürün alımına dayalı cezai şart istemi ile huzurdaki davanın açıldığını ancak davacı tarafından iddia edilen cezai şart alacağına ilişkin olarak İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi ... Sayılı dosyasıyla anılan alacağa dayalı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını ve takibe itiraz neticesinde İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas Sayılı dosyasıyla 01.12.2022 tarihinde itirazın iptali davası açıldığını, sunulan sözleşme metninin davacı tarafından tek yanlı olarak yazıldığını ve tüm bayilere bu sözleşmenin tek tip olarak imzalatıldığını, davacının, sözleşmenin ilk yılından itibaren cezai şart alacağı bulunduğunu iddia etmesine karşın sonraki yıllarda ihtarda bulunmadığı gibi herhangi bir dava açmadığını, bu durumun davacının cezai şart hükümlerinin uygulanmasından zımnen vazgeçtiği anlamı taşıdığını, tüm bu nedenlerle davanın usulden, aksi kanaatte esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...6100 sayılı HMK'nun 313.maddesi gereğince sulh görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme olduğu, aynı yasanın 313/4. maddesine göre sulhun şarta bağlı olarak da yapılabileceği düzenlenmiştir.Yine 6100 sayılı HMK'nun 315/1.maddesi 'Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.' şeklinde düzenlenmiştir. HMK 331.maddesi uyarınca davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği belirtilmiştir.Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu 22. maddesinde, davadan feragat ya da davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınacaktır.Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; asıl ve birleşen davada davalı... vekili 17.12.2025 tarihli dilekçesi ile tarafların suh olduklarını, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istediklerini belirtmiş,Asıl ve birleşen davada davacı vekili 18.12.2025 tarihli dilekçesi ile dava konusu alacağın sulh neticesinde tahsil edildiğini, davalı... yönünden yargılama ve vekalet ücreti talep etmediklerini, diğer davalı...yönünden dava açılmasına sebebiytet verdiği için yargılama ve vekalet ücreti talep ettiklerini beyan etmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde davacı vekilinin sulh olmaya yetkili olduğu, asıl ve birleşen davalarda davacı ve davalı...'in birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığı ancak asıl davada davacının davalılardan ...'dan yargılama ve vekalet ücreti talebi bulunduğu, taraflar arasında sulhun mahkememizin ilk celsesi vuku bulduktan sonra gerçekleştiği saptanmaktadır..." gerekçesiyle,
"1-Ana davada;
a)Davalı... açısından sulh nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-Davalı ... açısından ise konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-Davalı ... açısından işin esası hakkında davalı ... haklı olmakla lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine,
-Davalı... açısından taraflar vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediğinden lehlerine ve aleyhlerine hüküm kurulmasına yer olmadığına,
b)Alınması gereken 205,13-TL harcın (ilam harcının 1/3), peşin alınan 18.116,25-TL peşin harç+84.000,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 102.116,25-TL'den mahsubu ile bakiye 101.911,12‬-TL'nin davacı tarafa talep halinde iadesine,
c)Davacı ve davalılardan... tarafından yapılan masrafların üzerilerinde bırakılmasına,
d)Davalılardan ... tarafından yapılan 175,25-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılardan ... tarafına verilmesine,
e)Davalılardan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılardan ... tarafına verilmesine,
f)Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.200,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
2-Birleşen davada;
a)Davalı... açısından sulh nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-Davalı... açısından taraflar vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediğinden lehlerine ve aleyhlerine hüküm kurulmasına yer olmadığına,
b)Alınması gereken 205,13-TL harcın (ilam harcının 1/3), peşin alınan 317,65-TL'den mahsubu ile bakiye 112,52-TL'nin davacı tarafa talep halinde iadesine,
c)Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
d)Talepleri bulunmadığından lehe ve aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
e)Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,..." karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... petrol vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davada haklı olmaları nedeni ile lehlerine vekalet ücretine hükmolunmakla birlikte hükmolunan vekâlet ücreti miktarının az olduğunu, itirazın iptali davalarında vekâlet ücretinin, takip konusu alacak miktarı üzerinden nispi olarak belirlendiğini, dava değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ile diğer davalı arasında sulh sağlanmasına ve alacak tahsil edilmiş olmasına rağmen, kefalet sorumluluğu bulunmayan müvekkilinin yargılamaya dâhil edilmeye devam edildiğini ve savunma yapmak zorunda bırakıldığını, HMK’nın 331. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması hâlinde yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlendiğini, müvekkilinin davanın açıldığı tarihte de sorumluluğunun bulunmadığı bilirkişi raporuyla sabit olduğuna göre, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin buna uygun şekilde hüküm altına alınması gerektiğini, davacı tarafın ilan tarihi olan 26.08.2015 tarihinden sonra ...'in davalı müvekkili şirket yetkilisi olmadığını bilmediğine dair iddiada bulunamayacağını, belgede gözüken tarih olan 10.03.2016 tarihinde şirket yetkilisi olmadığını,bu nedenle davacı tarafın 10.03.2016 tarihli belgeye dayalı olarak müvekkilinden alacak iddiasında bulunamayacağını, müvekkili şirket olan, ... Şti. 'nin şirket adına kefil olma konusunda dava dışı olan ... 'e özel yetki verdiğine dair kefalet sözleşmelerinde aranan şekil şartı olan adi yazılı şekil uyarınca adi yazılı bir belge - el yazısı ile azami miktarı, tarihi belirten bir yazısı da bulunmadığını, davalı ...Şti.'nin müteselsil kefil veya kefil sıfatı taşımadığını, taraflar arasındaki çekişme konusu olan belgedeki miktarın 600.000,00 TL olduğu nazara alındığında TBK m.583 ve m.13'deki geçerlilik şartlarının olmadığı hâlde dahi yetkisiz temsile icazetin senetle kesin dellle ispatı zorunlu olduğunu, dava dosyasında bu nitelikte kesin delil bulunmadığını, lehe olan kısımlara ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak ve bu kısımlar onanmak kaydı ile lehlerine hükmolunan vekalet ücreti miktarının az olarak hükmedilmesi ve davada haklılıklarına dayanak gerekçelerin karar gerekçesinde açıkça ve ayrıntılı olarak belirtilmemesi nedeni ile sadece bu yönden mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın istinaf sebepleri yönünden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine yapılan itirazın iptali, birleşen dava cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl davada, davalı... açısından sulh nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... açısından ise konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına; birleşen davada, davalı... açısından sulh nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf başvurusu, sadece asıl davaya ilişkindir.Davacı vekili; 18.12.2025 havale tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin dava konusu alacağını yapılan sulh neticesinde tahsil ettiğini, bu suretle dava konusu alacağın ortadan kalktığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığını, davalılardan... Şti. yönünden, taraflar arasında varılan mutabakat gereği herhangi bir yargılama gideri ve vekâlet ücreti talepleri bulunmadığını, davalı...'in de müvekkilinden yargılama gideri ve vekâlet ücreti talep etmediğini, buna karşılık diğer davalı .... Şti. davanın açılmasına sebebiyet verdiği için yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... vekili; 17.12.2025 havale tarihli dilekçesi ile tarafların sulh olması nedeniyle davanın müvekkili yönünden konusuz kaldığını, davanın müvekkili yönünden konusuz kalması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını beyan etmiştir.Davalı ... vekilinin, 18.12.2025 tarihli duruşmada davacı ile davalı ... sulh olduğuna dair bilgileri olmadığını, haklılıklarının açık olduğunu, bu nedenle lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiği görülmüştür.İlk derece Mahkemesince asıl davada; davalı ... açısından konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... açısından işin esası hakkında davalı ... haklı olmakla lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.Öncelikle belirtmek gerekir ki ilke olarak her dava açıldığı tarihteki fiilî ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanır. Ne var ki dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması, eş söyleyişle davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararın kalmaması hâlinde bu olayın hükümde göz önüne alınması ve böyle bir durumda mahkemenin, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun veya Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir (Yargıtay HGK 25.11.2021 tarihli ve 2018/3-1070 Esas, █████████ Karar, █████/2020 tarih, ███████-102 Esas, ████████ Karar, █████/2013 tarih, ███████-1874 Esas, █████████ Karar sayılı kararları).HMK'nun 315/1.maddesi “Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.” şeklinde düzenlenmiştir.HMK'nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle de "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." hükmü düzenlemiş olup, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderlerinin tayininde, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek yargılama giderleri hüküm altına alınacağı hükme bağlanmıştır.Bu bilgilere göre somut olayın değerlendirilmesinde; davacı ile davalı...'in sulh olduğu, dava konusu hakkın davalı... tarafından davacıya ödendiği, bu sebeple davanın konusuz kaldığı, eldeki dava açıldığı tarihte davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği, İlk Derece Mahkemesince davalının haklılık durumuna göre maktu vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesinde; tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret başlığı ile; " (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi yer almaktadır.Tarifenin 6. maddesinde ise;(1) anlaşmazlık, davanın konusuz kalması feragat kabul sulhveya herhangi bir nedenle ön inceme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse bu tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur." düzenlemesi yer almaktadır.Buna göre; asıl davanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine yapılan itirazın iptali olduğu, itirazın iptali davalarının nispi harca tabi dava türlerinden olduğu, sulhün ön incelemeden sonra gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Davalı ... vekilinin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre tam nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın konusuz kalması nedeniyle davalı ... aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi usule aykırı olmuş, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı ... vekilinin haklılıklarına dayanak gerekçelerin karar gerekçesinde açıkça ve ayrıntılı olarak belirtilmemesine yönelik istinaf nedeni Mahkemece haklılık durumu benimsendiğinden sonuca etkili görülmemiştir. İstinaf başvurusu sadece asıl davaya yönelik olduğundan, karar bütünlüğünün korunması için birleşen davaya ilişki karar aynen tekrarlanmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Asıl dava yönünden, davalı... açısından sulh nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-Davalı ... açısından ise konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Birleşen dava yönünden, davalı... açısından sulh nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3-Asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 18.116,25-TL peşin harç+84.000,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 102.116,45-TL'den mahsubu ile artan 101.384,05 -TL'nin davacı tarafa talep hâlinde iadesine,
4-Birleşen dava yönünden alınması gereken 244,00-TL harcın (ilam harcının 1/3), peşin alınan 317,65-TL'den mahsubu ile artan 73,65-TL'nin davacı tarafa talep halinde iadesine,
5-Asıl dava yönünden Davacı ve davalılardan... tarafından yapılan masrafların üzerilerinde bırakılmasına,
6- Asıl dava yönünden; davalılardan ... tarafından yapılan 175,25-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılardan ...'a verilmesine,
7-Birleşen dava yönünden taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8-Asıl dava yönünden, davalı .... Şirketi açısından işin esası hakkında davalı ... haklı olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 228.000,00-TL nispi vekalet ücretinin asıl davada davacıdan tahsili ile davalı .... Şirketi'ne verilmesine,
9-Birleşen dava yönünden, taraflarca talep bulunmadığından lehe ve aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
10-Asıl dava yönünden tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.200,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
11-Birleşen dava yönünden tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
12-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansınlarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,
13-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;
a-Davalı .... Şirketi tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davalıya iadesine,
b-Davalı .... Şirketi tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 440,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.442,00 TL istinaf yargılama giderinin, asıl davada davacıdan tahsili ile bu davalı .... Şirketi'ne verilmesine,
14-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!