Danıştay Üçüncü Daire, kanuni temsilcinin banka hesaplarındaki kamu alacağı kaynaklı e-haczin, ödeme emirlerinin usulsüz tebligatı nedeniyle kaldırılması kararını onadı.
Özet: Şirketinin ödenmemiş kamu borçları sebebiyle kanuni temsilcisinin banka hesaplarına uygulanan e-haczin kaldırılması istemiyle açılan davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, ödeme emirlerinin tebligatlarında usulüne uygun hareket edilmemesi, tebliğ belgelerinde adresin kapalı olduğu şerhinin bulunmasına rağmen evrakın nereden alınacağının belirtilmemesi ve bazı haciz dayanaklarına ilişkin evrakın dosyaya sunulmaması gibi gerekçelerle haczin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir; Danıştay ise, bu kararlara yapılan temyiz başvurusunu reddederek, e-haczin kaldırılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu kesinleştirmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : ██████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacının kanuni temsilcisi olduğu ... İnşaat ve inşaat Malzemeleri Hafriyat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla ... tarih ve ... ile ... tarih ve ... sayılı haciz bildirilerine dayanılarak banka hesaplarına uygulanan e-haczin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu haczin dayanaklarından ... takip numaralı ödeme emrinin takipten kaldırıldığı, ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin olarak davalı idarece iki adet tebliğ alındısının dosyaya sunulduğu, █████/2018 tarihli tebliğ alındısı üzerinde adresin kapalı olduğu şerhinin, █████/2018 tarihli tebliğ alındısı üzerinde ikametgah adresine gönderilen ikinci tebligat olduğu ve adresin kapalı olduğu şerhinin bulunduğu, tebligat pusulasının kapıya yapıştırıldığı ancak söz konusu pusulada tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhine yer verilmediği, bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilmediğinden tebliğin usulsüz olduğu, diğer ödeme emirlerine ait haciz varakaları ve tebliğ alındılarının dosyaya sunulmadığı dolayısıyla ortada haciz aşamasına gelmiş bir kamu alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacının banka hesaplarına uygulanan haciz kaldırılmıştır.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu haczin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin reddine,2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X)-KARŞI OY :2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 7601 sayılı Kanunla değişik 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait vergi davalarına bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun █████/2018 tarihinde yürürlüğe giren █████/2017 tarih ve 7061 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değişik 101. maddesinde, bu Kanuna göre bilinen adreslerin; 1. Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, 2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri, 3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi olduğu, Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanın dikkate alınarak tebliğin öncelikle bu adreste yapılacağı, işyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı, işyeri adresi olmayanlara tebliğin, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı, aynı Kanunun yine 7601 sayılı Kanunun 17. maddesiyle değişik 102. maddesinin beşinci fıkrasında; bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda, bulunamama durumunun o adresten geçici ayrılmaları da kapsadığı, durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının, gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı, Maliye Bakanlığının, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu kuralına yer verilmiştir. Dava konusu hacze dayanak davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin davacının Mernis'te kayıtlı ikametgah adresine tebliğe çıkarıldığı, adresin kapalı olması nedeniyle tebligat çıkaran mercie iade şerhi düşülerek tebliğin iade edildiği, ödeme emri ikinci kez aynı adrese tebliğe çıkarıldığında ise üzerinde davacının adı soyadı, vergi kimlik numarası ile tebliğ evrakını gönderen idarenin yazdığı █████/2018 tarihinin yazılı olduğu tebligat pusulasının, muhatabın kapısına yapıştırıldığının anlaşıldığı olayda, yapılan tebligatın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda öngörülen tebliğ usulüne aykırı olduğundan bahsedilemeyeceğinden, dolayısıyla usule uygun şekilde tebliğ edilip dava konusu edilmeyerek kesinleşen kamu alacağının tahsiline yönelik tesis edilen haciz işleminin, haczin diğer şartları yönünden hukuka uygun olup olmadığı yolunda uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği gerekçesiyle Daire kararına katılmıyoruz.