Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, Vergi Usul Kanunu 102/5 gereği tebligatta münasip süre belirlenirken 14. maddedeki 15 günlük asgari sürenin dikkate alınmamasını hukuka aykırı buldu.
Özet: Davacı şirkete, defter ve belgelerin incelenmeye ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan katma değer vergisi tarhiyatı ve vergi ziyaı cezasına karşı açılan davada, vergi incelemesi için istenen belgelerin tebliğinde Vergi Usul Kanununun 102. maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen ve 14. maddesindeki 15 günden az olmama kuralına tabi olması gereken "münasip süre"nin, ilk tebligatın iadesi ile ikinci tebligatın çıkarılması arasında 15 günden daha az (6 gün) tutulması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu ve bu usulsüz tebligata dayalı cezalı tarhiyatın hukuka aykırılık taşıdığı anlaşılmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YVERGİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : █████████Karar No : ████████TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) :...İletişim Dayanıklı Tüketim Malları Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek 2013 yılının Mart ila Aralık dönemlerine ait resen tarh edilen katma değer vergileri ve vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. ...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14. maddesinde şu kurala yer verilmiştir:"Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir. Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder." Aynı Kanun'un 7061 sayılı Kanun'un █████/2018 tarihinde yürürlüğe giren 16. maddesiyle değiştirilen 101. maddesi ise şu şekildedir:"Bu Kanuna göre bilinen adresler şunlardır: 1. Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, 2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri, 3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi. Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır. İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır."Anılan Kanun'un 7061 sayılı Kanun'un █████/2018 tarihinde yürürlüğe giren 17. maddesiyle değiştirilen 102. maddesinin beşinci fıkrası şu şekildedir:"... Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır. ..."Davacı şirket adına düzenlenen defter ve belge istem yazısı (tebliğ evrakı), şirket müdürünün MERNİS sisteminde kayıtlı adresine tebliğe çıkarılmış, muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle tebliğ evrakı █████/2018 tarihinde iade edilmiştir. Akabinde anılan yazı aynı adrese ikinci kez tebliğe çıkarılmış ancak muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle tebliğ pusulası █████/2018 tarihinde kapıya yapıştırılmış ve anılan yazı bu suretle tebliğ edilmiştir. Anılan yazının davacıya bu şekilde tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği belirtilerek düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca dava konusu cezalı tarhiyat yapılmıştır.Olayda, 213 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, Kanun'da sürelerle ilgili açık bir hüküm bulunmaması durumunda idarece ilgili sürenin on beş (15) günden az olmamak üzere belirleneceğine dair kurala rağmen 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen münasip süre on beş günden az bir süre olacak şekilde belirlenerek tebliğ evrakı iki kez tebliğe çıkarılmıştır. Bu durumda davacı adına düzenlenen defter ve belge isteme yazısının aynı adrese, 213 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen on beş günlük süreden az bir süre belirlenerek yeniden tebligata çıkarılması hukuka uygun düşmediğinden, anılan yazının bu şekilde tebliğ edildiği kabul edilerek defter ve belgelerini ibraz etmemesi nedeniyle davacı adına tarh edilen vergiler ile kesilen cezalarda hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle vergi ve cezaları kaldırmıştır. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemi reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2022 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı: 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin beşinci fıkrasında, iade edilen tebliğ zarfının içinde yer alan evrakın, tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip süre sonra yeniden tebligata çıkarılacağı hüküm altına alınmış ve bu süre ile ilgili olarak idareye takdir yetkisi tanınmıştır. Öte yandan, dava dilekçesine ekinde yer alan █████/2015 tarihli defter ve belge teslim alma tutanağına göre davacının başka bir inceleme için 2013 yılına ait defter ve belgelerini incelemeye ibraz ettiği görülmüştür. Bu durumda, davacı şirketin mükellefiyeti █████/2017 tarihinde resen terkin edildikten sonra defter ve belge isteme yazısının şirketin kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde on beş günlük süre beklenmeden tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının daha önceki bir tarihte ilgili yıla ait defter ve belgelerini incelemeye ibraz ettiği hususu da dikkate alınarak, vergi incelemesinin sebebiyle sınırlı bir hukuka uygunluk denetimi yapılarak karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir. Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur. Yargısal yetki alanının yeniden belirlenmesi nedeniyle dosyanın gönderildiği ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesince verilen kararda yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan kuralda belirtilen "münasip süre"nin tebligata konu evrakın önem derecesine göre tebligat yapacak makama tanınan takdir yetkisinin kapsamında belirlendiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: 213 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ikinci fıkrasında, vergi kanunlarında açıkça yazılı olmayan sürelerin belirlenmesi hususunda tebliğ yapacak makama takdir yetkisi verilmiştir. Bu şekilde takdir edilen sürenin on beş günden az olmamasının gerekliliği, bu yetkinin kanuni sınırını teşkil etmektedir. Takdir edilen sürenin, anılan kuralda yer alan kanuni kıstasa uygun bir şekilde belirlenip belirlenmediği hususu idari yargı mercilerince yapılan hukuka uygunluk denetiminin kapsamı içindedir. Diğer taraftan, idari makamca takdir edilen sürenin on beş günden fazla olarak belirlenmesi hâlinde ise, kural olarak, bu şekilde belirlenen sürenin denetiminin, yerindelik denetimi yasağı kapsamında kalacağı kuşkusuzdur. Bu açıklamalar ışığında temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından istemin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,2- ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,█████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.