Danıştay, şirketin birleşme sonrası zarar mahsubu, kanunen kabul edilmeyen gider ve transfer fiyatlandırmasıyla örtülü kazanç dağıtımı itirazlarını değerlendiren vergi davası.
Özet: Davacı şirketin, birleşme yoluyla devraldığı kurumun geçmiş yıl zararlarını, devir sonrası faaliyetine yasal sürede devam ettirmediği gerekçesiyle mahsup edememesi, ihraç ettiği tahviller için Sermaye Piyasası Kuruluna ödediği kayıt ücretinin ticari kazanç sağlamaya yönelik olmadığı için kanunen kabul edilmeyen gider sayılması ve ilişkili kişisine bedelsiz finansman temin ve risk üstlenme hizmeti sunarak örtülü kazanç dağıtımında bulunduğu tespitleriyle 2018 yılı mali zararının ve sonraki döneme devreden zararının azaltılmasına ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Anonim Şirketi KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesini... tarih ve E..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacı şirketin, birleşme yoluyla devraldığı negatif öz sermayeli kuruma ait zararları, geçmiş yıl zararı olarak dikkate aldığı, ticari kazancın sağlamasına yönelik olmayan giderlerinin kanunen kabul edilmeyen gider olduğu, ilişkili kişisine finansman temin ve risk üstlenme ile bedelsiz para kullandırma hizmetleri karşılığında transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğu tespitlerini içeren vergi inceleme raporu uyarınca 2018 yılı mali zararı ve sonraki döneme devreden zararın azaltılması gerektiğini bildiren ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmektedir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun ''zarar mahsubu'' başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek ve beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararların indirim konusu yapılacağı, Kanunun 20. maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde devralınan kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararlarının mahsup edilebilmesi için son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanunî süresinde verilmiş olması ve devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam edilmesi şartlarının ayrıca aranacağının hükme bağlandığı, olayda, davacı tarafından birleşme yoluyla devralınan Enerjisa Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’nin ''sayaç okuma faaliyetine'' devrin gerçekleştiği 2014 hesap döneminden █████/2017 tarihine kadar devam edildiğinden, yukarıda sözü edilen mevzuat hükmünün ‘‘devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünme meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam edilmesi’’ şartının ihlal edildiği anlaşıldığından devralınan şirkete ait geçmiş yıl zararlarının mahsubunun mümkün olmadığı, davacı tarafından 2018 yılında Toroslar Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ne TÜFE’ye endeksli 162.000.000,00-TL tutarında tahvil ihraç edilmesi nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulu'na ödenen 182.250,00-TL tutarındaki kayıt ücretinin, esas olan ticari kazancın sağlanmasına yönelik olmadığından kanunen kabul edilmeyen gider niteliği taşıdığı dolayısıyla kurum kazancından indirilemeyeceği, iktisadi amaçla kurulan bir işletmenin faaliyetlerini gerçekleştirirken kuruluş amacına uygun hareket etmesi, basiretli bir iş adamı gibi davranmasının gereği olduğu, davacının ise ilişkili kuruluşuna bedelsiz bir şekilde kredi temin ve risk üstlenme hizmeti ile bedelsiz para kullandırma hizmeti sunduğu noktasında taraflarca ihtilaf bulunmadığı, emsal alınan Mahkemelerince de hukuka uygun bulunan ve davacı lehine olduğu sonucuna varılan oranlar üzerinden hesaplanan ve ilişkili kuruma dağıltığı sonucuna varılan örtülü kazancın, dönem hasılatına eklenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Kurumlarının esas faaliyet konusunun, hisselerine sahip oldukları grup firmalarına iştirak etmek ve iştakleri yönetmek olduğu ve bunun sonucunda iştiraklerinden temettü geliri elde edildiği, devraldıkları Enerjisa Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'nin sayaç açma, kapama ve okuma faaliyetlerinde bulunduğundan devraldıkarı dönemden sonra elektrik piyasası mevzuatının çizdiği sınırlar ve belirlediği süre içerisinde faaliyete devam edildiği ancak █████/2016 tarih ve 29722 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ''Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Satın Alma- Satma ve İhale Prosedürlerinin Hazırlanması ve Uygulanması Yönetmeliği'' geçici 1. maddesinde yer alan, ''şebeke işletim sistemi yatırımları karakteristiğindeki işler için imzalanmış sözleşme ve çerçeve anlaşmalar hariç, sözleşme ve çerçeve antlaşmalar en geç █████/2017 tarihi itibariyle sonlandırılır'' hükmü gereği sayaç açma ve okuma faaliyetini devretmek durumundaki kaldıkları kaldı ki devredilen iş koluna yine grup şirketleri bünyesinde devam edildiği, 2018 yılında Sermaye Piyasası Kurumuna ödenen kayıt ücretinin, işlemlerin sona ermesinden sonra 2019 yılında grup şirketinden tahsil edildiği, ihraç ettikleri tahvil ile bankadan temin ettikleri krediyi aynı şartlarda grup şirketine aktardırdıkları, ek bir maliyete katlanılmadığı gibi mevcut bir kaynağı kullanmaktan da mahrum kalınmadığı öte yandan ihtilaf konusu dönemde mali zarar doğduğu için beyan dışı bir gelir ya da giderin bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu zarar azaltım işleminin, finans temin ve risk üstlenme hizmetleri nedeniyle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan bahisle hesaplanan gelirin, kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesine ilişkin hüküm fıkrasına ilişkin temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:MADDİ OLAY : Davacı şirketin 2018 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporunda, davacının grup şirketlerine iştirak etmek üzere kurulduğu ve holding olarak faaliyet gösterdiği, T.C Ziraat Bankası Anonim Şirketi'nden kendi adına temin ettiği 170.000.000,00-TL tutarlı iki yıl vadeli %16,20 faizli altı ayda bir geri ödemeli kredi ile Tüketici Fiyat Endeksine (TÜFE) endeksli ve %5 faiz getirili 162.000.000,00-TL tutarında borçlanma senedi ihraç ederek (tahvil ihracı) piyasadan kendisi için temin ettiği finansmanı, finansman gider hesaplarıyla ilişkilendirmeksizin ve hiçbir işleme tabi tutmaksızın %100 hissesine sahip olduğu Enerjisa Toroslar Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'ne kredi aktarımında bulunmak suretiyle kredi temin ve risk üstlenme hizmeti verdiği, bu hizmetin gerçekte ''nakdi kredi temini ve kefalet hizmeti'' niteliğinde olduğu çünkü elde edilen finansmanı fiilen kullanan ilişkili şirket ile davacı arasında kredi borçlarının tam ve zamanında ödenmesi hususunda herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı gibi ilişkili şirketten teminat yada garantinin de temin edilmediği bu durumda aktarıma konu edilen banka kredisi ve tahvil ihracına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi hususunda banka veya yatırımcılara karşı hukuken tek muhatap davacının olması nedeniyle aktarıma konu finansmana ilişkin ödemelerin tam ve zamanında yapılmaması durumunda tüm riskin davacı üzerinde kalacağı nitekim ilişkili kurumun 2018 yılı kurumlar vergisi beyanları incelendiğinde 2013 yılından 2017 yılına kadar genellikle zarar beyan ettiği toplamda 610.361.206,39-TL'lik geçmiş yıllardan devir gelen zararını 2017 dönemi kazancından mahsup ettiği ve söz konusu zararın, doğrudan ticari faaliyetinden kaynaklandığı, 2017 bilançosunda öz kaynaklarının 30.083.126,17-TL'ye kadar düştüğü öte yandan gelirlerinin kaynağının özelleştirmeyle devletten alınan elektrik dağıtım imtiyazı olduğu, imtiyaz sözleşmesinin kuruma sağladığı avantajın, yalnızca belirli bir bölgede tek başına hizmet verebilmesini garanti altına aldığı, hizmet verilememesi durumunda gelirin elde edilmeyeceği dolayısıyla konsolide bilançoya artı değer yaratmayan, öz kaynakları düşme eğiliminde olan ve dağıtım şirketi olması sebebiyle sürekli alt yapı yatırımı yapması için ciddi anlamda personel ve araç gerece sahip olması gerektiğinden üretim maliyeti çok yüksek olan bu kuruma sağlanan kaynağın geri ödenmeme riski bulunduğu, iktisadi amaçla kurulan davacının, faaliyetlerini gerçekleştirirken kuruluş amacına uygun hareket etmediği ve kendisini muhtemel risklere karşı korunmadığı, basiretli bir tacir gibi davranmadığı, hukuken tüm mali sorumluluğu kendisine ait olan kredi temini ve tahvil ihracından elde edilen finansmanı, ilişkili şirkete aktarması neticesinde mutlak suretle bir bedel ya da menfaat temin elde etmiş olması gerektiği kanaatine varılmış ve davacının 2018 yılının Şubat ila Aralık dönemine ait katma değer vergisi beyannamelerinde ödenecek katma değer vergisi, finansman aktarımı yaptığı ilişkili kişisinin de Ocak ila Aralık dönemlerine ait katma değer vergisi beyannamelerinde devreden katma değer vergisi beyan ettikleri, kredi temin ve risk üstlenme hizmeti nedeniyle hesaplanması gereken komisyon ve faiz tutarına ilişkin hesaplanan katma değer vergisi ilişkisi kişisinin devreden katma değer vergisi tutarını artırıp kendisinin de hesaplanan katma değer vergisi matrahı dolayısıyla da ödenmesi gereken katma değer vergisi tutarını artıracağından hazine zararının doğduğu bu yüzden de 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinde belirtilen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin tüm şartların gerçekleştiği kabul edilmiştir. Davacının ilişkili şirketine ifa etmiş olduğu finans temin ve risk üstlenme hizmetinin karşılığında esas alınacak komisyon oranı tespit edilirken iç emsal bulunmadığından dış emsal araştırılması yapılarak davacı lehine olacak şekilde %1 oran belirlenerek toplamda 3.320.000,00-TL'nin, para kullandırmak suretiyle kredi temin ve risk üstlenme hizmeti sunma ve bu işlemden elde edilen kazancın kar payı olarak değerlendirilmesi suretiyle örtülü kazanç dağıtımında bulunulan ilişkili şirkete bırakılması sebebiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin ikinci fıkrasının 4. bendi uyarınca re'sen tarh edilmek üzere kurum kazancına ilave edilmesi gerektiği sonucuna varılmış, hesaplanan gelir, zarar azaltma işlemine esas alınmıştır. Kurum temsilcisi tarafından, çatı şirketin, ticari itibarını kullanarak kendi adına Ziraat Bankasından temin ettiği kredi ile sermaye piyasası aracılığıyla yine kendi adına ihraç ettiği borçlanma senedine istinaden üçüncü kişilerden elde ettiği fonu aynı koşullar altında %100 iştirakının olduğu Enerjisa Toroslar Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine aktardığı, aktarılan kaynaklar nedeniyle katlandığı tüm masrafların aynen iştirak ettiği şirkete yansıtıldığı bu sebeple herhangi bir ek gelir elde edilmediği, asıl faaliyet konusunun hisselerine sahip olduğu grup şirketlerine uygun finansman temin ederek sonucunda da iştirakinin bulunduğu şirketlerden %100 temettü geliri elde etmek olduğu beyan edilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT:213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetin esas olduğu, muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hüküm altına alınmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasında, kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmının ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılacağı, 6. fıkrasının, (b) bendinde ise, kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin edilerek aynı şartlarda kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmaların örtülü sermaye sayılmayacağı aynı Kanun'un 13. maddesinin (1) numaralı bendinde, kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı, alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği kural altına alınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 195 (1) ila 209. maddeleri arasında şirketler topluluğunu oluşturan hakim ve bağlı şirket tanımlamasına, hakimiyet, sorumluluk, denetim ve hakim şirketin hakimiyetini, bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanmayacağı, kefalet, garanti aval vermek gibi sorumluluklar yükleyemeyeceği, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler alamayacağı gibi gelişimini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınamaya yönelemeyeceği ve benzeri konulara dair spesifik kurallara yer verildiği, anılan Kanunda holdingler için ayrı bir düzenlemeye yer verilmeyerek yalnızca 519. maddesinin 4. fıkrasında holdinglerin başlıca amacının başka işletmelere katılmaktan ibaret olduğu belirtilmiş, 504. maddesinde ise, her çeşidi ile tahvillerin aksi kanunlarda öngörülmedikçe ancak şirket genel kurulu kararıyla çıkarılabildiği, genel kurulun vermiş olduğu kararı, yönetim kurulunun yerine getirdiği, çıkarılan tahvillerin hamiline vaya emre yazılı ve itibari değeriyle ihraç edilebileceği belirtilmiştir. 6263 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Borçlanma Araçları Tebliği 'nin ( VII-128.8) 3. maddesinde, tahvil, ihracatçıların borçlu sıfatıyla düzenleyip sattığı ve nominal değerinin vade tarihinde yatırımcıya geri ödenmesi taahhüdünü içeren, vadesi 365 gün ve daha uzun olan borçlanma aracını ifade ettiği tanımlanmasına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu zarar azaltım işleminin, birleşme yoluyla devralınan şirkete ait geçmiş yıl zararları, kanunen kabul edilmeyen gider ve ilişkili şirkete bedelsiz para kullandırmaktan kaynaklı örtülü kazanç dağıtımına ilişkin hüküm fıkraları aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun görülmüştür. 6102 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan mevzuat hükmünde, şirketler topluluğuna ilişkin kurallar düzenlenmiştir. Şirketler topluluğu grup şirketi ifadesini karşılar niteliktedir. Nitekim grup şirketi, birden fazla birbiriyle bağlantılı, ortak yönetim yapısına sahip şirketlerin bir araya gelerek bir çatı şirket altında toplanmasıdır. Bu çatı şirket ise genel olarak 6102 sayılı Kanun'da ismi zikredilmemiş olsa da genel olarak holding olarak adlandırılmaktadırlar. Holdingler, kendi ticari faaliyetinin yanı sıra grup şirketlerine, araştırma ve geliştirme, finansman temini, pazarlama ve dağıtım, yatırım projelerinin hazırlanması, hedeflerin tayini, planlama, örgütlendirme kararlarının uygulanması, sevk ve idare, mali revizyon ve vergi müşavirliği, piyasa araştırmaları, personel temini ve eğitimi, hukuk müşavirliği ve benzeri konularda hizmetler verilebildiği gibi bazen de üretim ve ticari faaliyet gerçekleştirmeksizin yalnızca grup şirketlerinin hisselerini elinde tutarak bunlara iştirak etmek suretiyle, bunları finansal olarak yönetmek, bütçelerini kontrol etme odaklı çalışmak, bunlara her türlü finansal desteği temin etmek, bunları piyasada rekabet edecek konuma getirmek suretiyle karlılıklarının artmasını sağlayarak bunlardan daha fazla temettü geliri elde etme ve ölçek ekonomisi oluşturulabilmek amacıyla da kurulabilmektedirler. Bu bakımdan finansal durumu, kredi temin edilen banka veya finansal kurum yahut sermaye piyasasındaki konumu, ticaret dünyasındaki tanınırlığı ve güvenilirliği daha yüksek olan çatı şirket, mali durumu yetersiz durumda bulunan grup şirketine nazaran daha güçlü mali bütçeye sahip olması nedeniyle, daha yüksek tutarlı kredi kullanmasına izin verilmesi, kullanılan krediyi daha avantajlı koşullarda (daha düşük faiz, ödeme kolaylığı, daha uzun süre vade ve benzeri) elde etmesi, piyasadaki yatırımcılara borçlanma senedi ihraç ederek uzun vadeli dış kaynak temin etmesi gibi bir takım avantajlara sahiptir. Çatı şirketin, yüksek kredibilitesini kullanarak banka veya finans kurumundan adına temin ettiği krediyi, aynı koşullar altında diğer grup şirketine kullandırması durumu köprü kredi olarak nitelendirilmekte bunun bu şekilde nitellendirilmesinin sebebinin ise adına kredi çekenin rolü, kredi ile kredinin aktarıldığı taraf arasında köprü olmasıdır. Bu sebeple de yapılan işlem neticesinde çekilen kredinin aynen aktarılması durumunda kredi çekenin üzerinde herhangi bir gider kalmamakta ancak kar da elde edilmemekle birlikte kredi çekenin bir takım menfaatler elde edilebilmesi mümkün olmaktadır. Ancak köprü kredilerin birebir yansıtılması, mekanizması gereği dolaylı yoldan dahi olsa bir menfaat içermesi durumunda bunun ticari kazanç olarak değerlendirilmesi bu durumun da finansman temin hizmeti karşılığı olarak görülmesi doğru değildir. Çünkü finansman hizmeti, finansal kesim tarafından bir gerçek ya da tüzel kişinin ticari hayatının gereği olarak iş yapabilmesi için kredi verme suretiyle karşılığında menfaat elde edilmesidir. Bu hizmetin temini nedeniyle karşılığında ayrıca bir gelir elde edildiği somut olarak saptanmadıkça verilen hizmet karşılığı elde edilen bir kazanç söz konusu olmayacaktır. Öte yandan çatı şirketin, sermaye piyasasında kendi adına borçlanma senedi ihraç ederek, dış kaynaklardan belirli bir süreliğine fon sağlaması ve elde ettiği fonu, aynı koşullar altında grup şirketine aktarması da mahiyeti itibariyle bankadan kendi adına çektiği krediyi aynı şartlar altında grup şirketine aktarmasına benzemektedir. Çünkü borçlanma senedi ihraç eden çatı şirket, kendisine belirli bir süre yabancı kaynak sağlamakta, elde ettiği fonu aynı şarlar altına grup şirketine aktardığında yine elde edilen fon ile fonun aktarıldığı taraf arasında köprü olmakta ve her iki durumda da hem kredi temin edilen banka ya da finans kurumu hem borç senedini elinde bulunduran üçüncü kişiler (hamiller) vade sonunda faizi geliri elde etmektedir. Davacı şirket ile kredi ve fonun aktarıldığı şirket, grup şirketleri olup vergi inceleme elemanınca da davacı şirketin grup şirketlerine iştirak etmek üzere kurulduğu ve holding olarak faaliyet gösterdiği raporda ifade edilmiştir. Davacının iştirak ettiği şirkete aktardığı kredi ve fon nedeniyle katlandığı tüm masraflar aynen iştirak ettiği şirkete aktarılmış, aktarılan bu masraflar dışında başkaca herhangi bir ad altında gelir elde edilip edilmediği konusunda herhangi bir somut tespit yapılmamıştır. Bu durumda, davacının finansal kesimlerden temin ettiği kredi ve fonu iştiraki olduğu kredibilitesi düşük şirkete aktarma işleminin, ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, şirketin faaliyetinin, finans aracılık hizmeti ifa etmek suretiyle komisyon geliri elde etme olmadığı gibi holdingleşmenin amaçları arasında da finans kesiminden temin edilen fonu grup şirketlerine kullandırma karşılığında komisyon elde etme bulunmadığı, amacına uygun olarak davacı şirket tarafından iştirak ettiği şirkete kredi ve fonun aynen aktarılması sebebiyle ifa edilen bir finans temin hizmeti ve aktarılan kredi ve fona ilişkin masraflar aktarılan şirket tarafından karşılandığından, davacı üzerinde kalmış bir riskte söz konusu olmayıp risk üstlenme hizmeti verilmediğinden, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunulmadığı sonucuna ulaşılmış olup yazılı gerekçeyle Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu zarar azaltım işlemine esas alınan finans temin ve risk üstlenme hizmetleri nedeniyle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan bahisle hesaplanan gelirin, kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesini kararının sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin kısmen reddine,2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu zarar azaltım işleminin, birleşme yoluyla devralınan şirkete ait geçmiş yıl zararları, kanunen kabul edilmeyen gider ve ilişkili şirkete bedelsiz para kullandırmaktan kaynaklı örtülü kazanç dağıtımına ilişkin hüküm fıkralarının ONANMASINA,3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne,4.Kararın; dava konusu zarar azaltım işleminin, finans temin ve risk üstlenme hizmetleri nedeniyle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan bahisle hesaplanan gelirin, kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,5.Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca...-TL maktu harç alınmasına, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.