Cinsel taciz iddiasıyla haklı feshedilen işçinin kıdem, ihbar ve diğer alacak talepleri ile temyiz kesinlik sınırı uygulamasının Yargıtayca incelenmesi.
Özet: İşçinin cinsel taciz iddiasıyla ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranış gerekçesiyle iş akdinin işverence haklı feshedildiği tespit edildiğinden, işçinin haksız fesih iddiasıyla talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatları ile asgari geçim indirimi ve hafta tatili ücreti alacaklarının reddine karar verilmiş, istinaf mahkemesi de delil takdirinde isabetsizlik bulunmadığı ve feshin haklı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü;Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam alacak miktarı, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.07.2008-18.09.2019 tarihleri arasında davalı Şirkete ait işyerinde marketler şefi olarak çalıştığını, son ücretinin net 2.400,00 TL olduğunu, asgari ücreti aşan kısmının elden verildiğini, müvekkilinin bilgisi olmadan işe giriş çıkış yapıldığını, iş sözleşmesinin 18.09.2019 tarihinde haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, buna rağmen ... Kurumuna yapılan bildirimde işten ayrılış kodunun gerçeğe aykırı olarak "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranmak" sebebine ilişkin kod (29) üzerinden gösterilerek işten çıkartıldığını ve zorla evrak imzalatıldığını, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davacının fazla çalışma yaptığını ve tatil günlerinde çalıştığını, buna rağmen hak ettiği ücretlerinin kendisine ödenmediğini, yıllık izinlerinin tamamının kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile asgari geçim indirimi alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği gibi marketler şefi olmayıp satış elemanı olarak çalıştığını, işyerinde çalışan kadın işçiye cinsel tacizde bulunan davacının iş sözleşmesinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davrandığından haklı nedenle feshedildiğini, davacının fazla çalışma yapmadığını, yasal izinlerini kullandığını, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bolvadin 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 20.10.2023 tarihli kararı ile; dosya içeriğine göre davacının davalı işyerinde 21.07.2009-18.09.2019 tarihleri arasında satış elamanı olarak asgari ücretle haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı ve haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin 18.09.2019 tarihinde ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davrandığı gerekçe gösterilerek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(c) hükmü uyarınca kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeksizin feshedildiği, davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğu, davalının zamanaşımı def'i doğrultusunda alınan bilirkişi ek raporunun kıdem ve ihbar tazminatı dışında dosya kapsamına ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı hak etmediği, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile asgari geçim indirimi ve hafta tatili ücreti alacakları tespit edilemediğinden bu alacak taleplerinin de reddine karar verildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF Bolvadin 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 20.10.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli kararı ile; delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilmediği, uyuşmazlığın çözümü için gereken hukuk kurallarını uygulaması, uyuşmazlık konusu hususları gerekçelendirmesinin isabetli olduğu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafça haklı nedenle feshedildiğinin dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağının sabit olduğu, tüm dosya kapsamına göre davacının ödenmemiş asgari geçim indirimi alacağı ile hafta tatili ücreti alacağının bulunmadığı, ancak denetime elverişli bilirkişi raporunda tespit olunan ve İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, kullandırıldığı ya da karşılığının ödendiği ispatlanamayan yıllık izin süresi gözetilerek yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmış olmasına göre İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı tarafça istinaf dilekçesinde, davalının ıslah talebine karşı yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı ileri sürülmüş ise de Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususta bir gerekçe oluşturulmadan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinin davalıya 17.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacının süresi içerisinde 31.03.2021 tarihinde cevap dilekçesi sunduğu, davalı yanca cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulmamış ise de süresinde verilen cevap dilekçesinin yargılama aşamasında ıslah edilebileceği ve davalının da cevap dilekçesini 06.12.2022 tarihli dilekçesi ile ıslah ettiği ve hem dava zamanaşımı hem de ıslah zamanaşımı def'inde bulunduğu, davalının aynı tarihli dilekçe ile ıslah zamanaşımı def'inde de bulunduğu, Mahkemece hükme esas alınan 03.05.2023 tarihli ek raporda yalnızca cevap dilekçesinin ıslahı yolu ile ileri sürülen zamanaşımının başka bir deyişle dava zamanaşımının dikkate alınarak ilgili alacakların hüküm altına alındığı, süresinden sonra ileri sürülen ıslah zamanaşımı def'i ile ilgili herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmekle davacı vekilinin bu husustaki itirazlarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. İşveren tarafından iş sözleşmesinin haksız bir şekilde feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,c. Bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, bordrolar imzasız olduğunda asgari geçim indirimi tahakkuklarına itibar edilemeyeceğini, tanık beyanına göre asgari geçim indirimi alacağının hesaplanması gerektğini,d. Tanık beyanlarına göre müvekkilinin hafta tatillerinde çalıştığının açık olduğunu, hafta tatili ücreti alacağının hesaplanması gerektiğini,e. Süresinde zamanaşımı def'i ileri sürülmemiş olmasına rağmen zamanaşımı def'i dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, f. Maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, asgari geçim indirimi ve hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, zamanaşımı def'i ve vekâlet ücretine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple;A. Davalı Temyizi YönündenDavalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,B. Davacı Temyizi YönündenTemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacı tarafa yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.