Kadastro tespitiyle hazine adına tescil edilen, orman vasfından çıkarılmış parsellerde mirasçıların fiili taksime dayalı mülkiyet iddialarının reddi kararına yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, kadastro çalışmaları sırasında 6831 sayılı Orman Kanununun 2/b maddesi uyarınca orman dışına çıkarılarak Hazine adına tespit edilen ve üzerinde kullanım şerhleri bulunan 149... ve 9 parsel sayılı taşınmazların 1/2 hissesinin davacılara tescili talebiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesi, söz konusu parsellerin davacı ve davalıların kök murisleri arasında yetmiş yıldan uzun süredir devam eden fiili taksim ile ayrı ayrı kullanıldığını, davacıların ortak kullanıma dair iddiasını ispatlayamadığını belirterek davanın reddine ve taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Azdavay Kadastro MahkemesiSAYISI : 2022/1 E., 2023/8 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi . köyü çalışma alanında bulunan 1 49... ve 9 parsel sayılı sırasıyla 646, 72... ,02 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun’un 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayandırılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı" 1 49... parsel sayılı taşınmazın "1986 yılından beri .. oğlu ..., .. oğlu ..., .. oğlu ...'un kullanımında" olduğu; 1 49... parsel sayılı taşınmazın "1995 yılından beri 1/3 hisseyle ... oğlu ..., 2/3 hisseyle ... oğlu ...'un kullanımında" olduğu şerhi yazılmak suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. köyünde yapılan kadastro çalışmalarında 1 49... parsel sayılı taşınmazın 1776 m² olduğunu, taşınmazın 826 m²sinin 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle ormana bırakıldığını, ormana bırakılan 826 m²nin 646 m²sinin 1 49... parsel, 180 m²sinin 1 49... parsel olarak 2/B çalışması kapsamına alınarak orman dışına çıkarıldığını ve 1 49... parselin davalılar, 1 49... parselin davacılar adına tespit edildiğini belirterek, dava konusu 1 49... ve 9 parsel sayılı taşınmazların 1/2'sinin davacılar 1/2'sinin davalılar adına tespitini talep etmişlerdir. II. CEVAP 1. Davalı ... Orman İşletme Müdürlüğü cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve görev yönünden reddi gerektiğini, dava konusu yerin orman tahdit sınırları içinde kalan orman niteliğindeki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... ve arkadaşları duruşmada alınan beyanlarında; davacılar ile ortaklıklarının olmadığını, taşınmazın 70 yıl önce bölünmüş yer olduğunu, yapılan kadastro tespitinin doğru olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu 1 49... parsel ve 1 49... parselin evveliyatının bir bütün halinde 1 49... parsel olduğu ve bu parselden ayrılarak ayrı parseller oluşturduğu, halihazırda 1 49... parselin de küçülerek mevcudiyetini koruduğu, evvelden bu bütün parseli davacıların kök murisi olan ... ve davalıların kök murisi olan ..'in aralarındaki anlaşmaya göre fiilen ortadan böldükleri ve bu şekilde kullandıkları, her iki tarafın kök murisleri olan .. ve ..'in ortak kök muris ..'nın çocukları olduğu, kök murisler arasında fiili taksim olduğu, bu taksime esas olan samanlığın da halihazırda keşif mahallinde tespit edildiği alınan bilirkişi raporunda krokide gösterildiği, fiili kullanımın halihazırda 1 49... parselde kalan eski samanlığın ortasından çekilecek varsayımsal bir çizgi ile meydana getirildiği, bu halin alınan bilirkişi raporunda harita kadastro teknikeri bilirkişi .. tarafından taraf beyanları esas alınarak gösterildiği, bu şekildeki fiili bölünmenin mevcut dava dışı 1 49... parseli de kullanım olarak ikiye böldüğü ve bilirkişi raporunda bu iki bölmenin (C) ve (D) harfleri ile gösterildiği, buna göre dava dışı 1 49... parselin içinde kalan ve (C) harfiyle gösterilen alanın davaya konu 1 49... parselle birlikte davalıların kök murisi ..'in kullanımında olduğu, dava dışı 1 49... parselin içinde kalan ve (D) harfiyle gösterilen alanın davaya konu 1 49... parselle birlikte davacıların kök murisi ...'in kullanımında olduğunun ve harman yeri olarak kullanıldığının anlaşıldığı, dinlenen tanıkların beyanlarında her iki tarafın kök murisinin de sadece kendi yerini taksime uygun şekilde kullandığını beyan ettikleri, bu kullanıma ilişkin herhangi bir ihtilaf veya itiraz olmadığını, her iki tarafın kök murisleri öldükten sonra da tarafların mirasçıların evvelki fiili kullanımı sürdürdüklerini beyan ettikleri ve bu şekilde fiili kullanım biçimi oluştuğunun anlaşıldığı; neticede davacıların davaya konu parsellerin ifrazdan önce bir bütün halinde tarafların kök murislerince ortak bir şekilde kullanıldığı yönündeki iddiasını ispat edemediği" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 49... ve 9 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazların öncesinde davacıların kök murisi olan .. ve davalıların kök murisi olan ..'e ait iken aralarındaki anlaşmaya göre taksim edildiği, murisleri öldükten sonra da tarafların fiili kullanımı aynı şekilde sürdürdükleri, dava konusu 1 49... sayılı parselin davalı tarafça, 1 49... sayılı parselin ise davacı tarafça kullanıldığı sonucuna varıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar ... ve ... temyiz dilekçesinde; dava konusu 1 49... , 9 ve 1 parselin tek parsel olduğunu ve müşterek muris ..'dan oğulları .. ve ..'e kaldığını, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğunu, davalının bu yerin harici paylaşım olduğunu iddia ettiğini ancak bu iddiasını ispat edemediğini, 14.08.2013 tarihli bilirkişi raporunun taraflarına usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle rapora karşı itiraz ve savunmada bulunamadıklarını, 1 49... parselin kök muristen diğer çocuklarına harman yeri olarak verildiğini ve samanlık hariç 1/2 olacak şekilde bölünmeden kullanıldığını, dava konusu parsellerin davacı ve davalı taraflarca bu güne kadar 1/2'şer payla kullanıldığını, parseller arasında sınır bulunmadığını, parsellerin haricen paylaşılmadığını, dosya kapsamına göre de taraflar arasında zeminde ve sınırda paylaşım ve sınır olmadığının açık olduğunu, dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanıkların da harici paylaşım olduğunu beyan etmediklerini, buna rağmen Mahkemenin aksi yönde karar vermesinin doğru olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümlerinde davacıların kullanım haklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ...'un temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.