Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında kök parsel tespiti yapılmadan hak düşürücü süreden verilen ret kararının eksik inceleme gerekçesiyle bozulması.
Özet: Bu karar, miras yoluyla intikal ve kazanılmış zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olup, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı usulden reddetmesi üzerine, Yüksek Mahkemece dava konusu taşınmazların kök parsellerinin ve kadastro parseli olup olmadığının kesin olarak belirlenmediği, kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlarda hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı gözetilerek, yeni bir keşif ve fen bilirkişi raporuyla taşınmazların hukuki niteliğinin netleştirilmesi, buna göre hak düşürücü süre değerlendirmesi yapılması ve tüm delillerin yeniden incelenerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek, eksik inceleme nedeniyle alt mahkeme kararlarının bozulmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Bingöl ili, Merkez ilçesi, ... köyünde bulunan 1 48... parsel ve ... köyünde bulunan 2 13... parsel sayılı taşınmazlar toplulaştırma çalışmaları sonucunda mera olarak sınırlandırılmışlardır. Davacılar; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açmışlardır. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazda zilyetlik bulunmadığını, taşınmazın boş ve mera vasfında olup özel mülkiyete konu edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davada hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlara ilişkin tapulama işlemlerinin 1968-1971 yıllarında kesinleştiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 18.01.2021 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu, Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından; dava konusu edilen parsellerin kök parsellerinin ne olduğunun kesin olarak belirlenmediği, dosya arasında bulunan 03.06.2021 tarihli Tapu Müdürlüğü yazısına göre 2 13... parselin kök parselinin 781 parsel, 1 48... parselin kök parselinin ise 7 20... parseller olduğu, Kadastro Müdürlüğünün 25.03.2022 tarihli yazısına göre 1 48... parsel sayılı taşınmazın evveliyatının kadastro çalışmaları sırasında tespit edilen 25, 426, 427, 430, 431, 432, 433, 1074, 10 75... yılında idari yoldan ham toprak vasfı ile tescil edilen 1287 parseller, 2 13... parsel sayılı taşınmazın evveliyatının 2014 yılında idari yoldan tescil edilen 1287 parsel olduğu, 16.08.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre ise tescil harici kalan yerde bulundukları bildirilmiş, Dairece dosya eksiklik talebi ile yapılan geri çevirme kararları sonrasında da taşınmazların kök parsellerinin kadastro parseli olup olmadığı ve taşınmaz bölümlerinin tescil harici alanda kalıp kalmadıkları kesin olarak belirlenememiştir. 3402 sayılı Kanun’un 12. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin haklarında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlar hakkında uygulama alanı bulacağı şüphesiz olup Mahkemece dava konusu parsellerin evveliyatlarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, Mahkemece dava konusu taşınmazlar başında fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılarak davacılardan dava konusu edilen taşınmaz bölümlerini göstermeleri istenmeli, fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli rapor alınmalı, davacıların yer gösterimi sonucunda davaya konu edilen taşınmaz bölümlerinin evveliyatlarının kadastro parseli olup olmadığı belirlenmeli, davaya konu taşınmaz bölümlerinin evveliyatının kadastro parseli olduğunun anlaşılması halinde hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılmalı, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin evveliyatlarının tescil harici alanda veya ihdasen kayıtlanan alanda kaldığının anlaşılması halinde hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı düşünülerek buna göre değerlendirme yapılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilip eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.