İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari şirketin feshi, ortaklıktan çıkma ve kayyım atanması talepli davada ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Azınlık hissedarlar, usulsüz pay devri, yetkisiz kişilerin şirket kasasından para çekmesi ve varlıkların kötüye kullanılması iddialarıyla şirket varlıklarının korunması, usulsüz işlemlerin durdurulması ve kayyım atanması amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş, ilk derece mahkemesi yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle talebi reddetmiş, davacılar ise somut delillerle haklılıklarının yeterince ispat edildiğini ve şirketin zarar görme riskinin bulunduğunu belirterek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : ████████ Esas (Derdest Dava Dosyası)TARİHİ: █████/2026 (Ara Karar Tarihi)DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli), Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma VeyaÇıkarılmaya İlişkin)TALEP: İhtiyati tedbirKARAR TARİHİ: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyat tedbir talep eden davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin, dünya çapında 150'den fazla franchise şubesi bulunan "... İnk" markasının yaratıcıları ve koruyucularından olduğunu, "..." markası münhasıran müvekkili ...'nin sahibi olduğu şirkete ait olduğunu, müvekkilinin, aynı zamanda aynı isimle franchise sözleşmeleri kurulması suretiyle ticari faaliyette bulunduğunu, bu bağlamda marka hakkı ve franchise veren sıfatı müvekkili ...'nin şirketine ait olan franchise şubelerinden bir tanesi de davalı ...Limited Şirketi'nin Bostancı Mah. ... Cad. No:... Kadıköy/İSTANBUL adresinde yer alan iş yeri olduğunu, söz konusu şirkette aynı zamanda müvekkillerinden ...'nin %10, ...'nin ise %25 oranında hissesinin bulunduğunu, müvekkillerine usulüne uygun bir çağrı yapılmadan genel kurul toplantısı düzenlenerek pay devrine ilişkin geçerli bir genel kurul kararı alındığını, ...'nın, mülkiyet hakkını kötüye kullanarak, şirketin azınlık ortakları olan müvekkillerini yok saymış ve şirketin geleceğini tehlikeye atacak bir şahsa usulsüz şekilde pay devri gerçekleştirdiğini beyan ederek müvekkillerin azınlık hisseye sahip olduğu ...Limited Şirketi'nin öncelikle haklı nedenle feshi ve tasfiyesine, mahkemece aksi kanaate varılması halinde müvekkillerin ortaklıktan çıkmasına, çıkma paylarının hesaplanarak kendilerine ödenmesine, şirketteki usulsüz işlemlerin durdurulması, şirketin malvarlığının korunması, usulsüz para çıkışlarının engellenmesi ve işletme huzurunun tesisi amacıyla, dava süresince görev yapmak üzere şirketin tüm sevk ve idaresini üstlenecek, yetkisiz şahısların müdahalesini engelleyecek profesyonel bir yönetim kayyımı atanmasına, ...Limited Şirketi'ne ait her türlü banka hesabı, taşınmaz ve araç üzerine üçüncü kişilere devir ve temliki önleyici ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesi talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2026 tarih ve ████████ Esas sayılı ara kararında;"......Somut olayda, davacı tarafından talep edilen davalı şirketin feshi ve tasfiyesi; mahkemece aksi kanaate varılması halinde müvekkillerinin ortaklıktan çıkmasına, çıkma paylarının hesaplanarak kendilerine ödenmesine ilişkin taleplerinin yapılacak yargılama ve değerlendirme ile tespit edileceği gibi bu aşamada sunulan deliller ile mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin de yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin dosyaya sunulan somut delilleri, karakol tutanaklarını, usulsüz para çekildiğine dair imzalı belgeleri gerekçesinde hiç tartışmadan, yalnızca genel ifadelerle talebin reddine karar verdiğini, bu kararın usul ve yasaya, dosya kapsamına ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK m.390/3 gereğince ihtiyati tedbir talep eden tarafın haklılığını tam olarak değil, yaklaşık olarak ispat etmesinin yeterli olduğunu, dosyaya sunulan deliller ile; şirket müdürü sıfatı bulunmayan, ticaret siciline tescil edilmemiş ... isimli şahsın şirket kasasına fiilen el koyduğu, 13.03.2026 tarihinde 20.000 TL, 17.03.2026 tarihinde 50.000 TL ve 25.03.2026 tarihinde 400 Euro tutarındaki şirket paralarını usulsüzce aldığının bizzat kendi imzasıyla sabitlendiğini, ayrıca yetkisiz bu şahsın şirket personeline baskı kurduğu, haksız fesihler yaptığı ve müvekkillere yönelik olumsuz eylemleri sebebiyle yargıya intikal eden şikayet dosyalarının mevcut olduğunu, yaklaşık ispat zorunluluğunun yerine getirildiğini, yerel mahkemenin işbu delilleri göz ardı etmesinin hukuka aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK m.389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek değişmelerin hakkın elde edilmesini imkansız hale getirmesi tehlikesinin mevcut olduğunu, 6102 sayılı TTK m.636/4 gereğince fesih davası açıldığında mahkemenin gerekli önlemleri almasının emredildiğini, şirketin aktiflerinin dondurulmasının elzem olduğunu, davalı şirketin yönetiminin sicilde hiçbir yetkisi bulunmayan, müvekkillere ve şirket çalışanlarına baskı uygulayan kişilere fiilen terk edildiğini, bu durumun şirketi yönetilemez ve denetlenemez hale getirdiğini, eğer mahkeme, tarafların temsil yetkisinin tamamen kaldırılarak yönetim kayyımı atanmasını ağır bir tedbir olarak değerlendirecekse dahi; en azından usulsüz para çıkışlarını durduracak bir denetim ve onay kayyımı atanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, gelinen noktada taraf teşkilinin sağlanması konusunda bile kayyım atanmasının gerekliliği ve zorunluluğunun ortaya çıktığını, şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik davanın mecburi olarak şirket tüzel kişiliği aleyhine açıldığını, şirketin geçerli ve son yetkilisi müvekkil olduğu halde dava dilekçesinin tebliğinden sonra menfaat çatışması gereği müvekkilin dava konusu şirket adına bir cevap dilekçesi düzenleyebilecek durumda olmadığını, ihtilaf yaşanan diğer şirket ortaklarının da henüz yapılmış bir genel kurul bulunmadığı, geçerli bir şekilde müdür tayini yapılmadığı için şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadıklarını, bu nedenle bu kişilerin de davaya cevap verme ehliyet ve imkanları olmadığını, sırf bu durumun dahi şirkete yönetici kayyım atanması zorunluluğunu ortaya koyduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı ...Limited Şirketi'nin öncelikle haklı nedenle feshi ve tasfiyesine, mahkemece aksi kanaate varılması halinde ortaklıktan çıkmalarına, çıkma paylarının hesaplanarak ödenmesi istemi ile açılan davada, şirketteki usulsüz işlemlerin durdurulması, şirketin malvarlığının korunması, usulsüz para çıkışlarının engellenmesi ve işletme huzurunun tesisi amacıyla, dava süresince görev yapmak üzere şirketin tüm sevk ve idaresini üstlenecek, yetkisiz şahısların müdahalesini engelleyecek profesyonel bir yönetim kayyımı atanması, ...Limited Şirketi'ne ait her türlü banka hesabı, taşınmaz ve araç üzerine üçüncü kişilere devir ve temliki önleyici ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece istinafa konu ara karar dan sonra █████/2026 tarihli ara karar ile; Davacı ...'ın davalı şirketin tek ve münferit yetkilisi olduğu gerekçesi ile davalı şirketi bu davada temsil etmek üzere mali müşavir ...'nın davada temsil kayyımı olarak atanmasına, karar verilmiştir. TTK 636/4 maddesinde, fesih davası açılması halinde mahkemenin gerekli önlemleri alabileceği belirtilerek bu konuda mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Mahkeme durum ve şartlara göre her olayın özelliğini değerlendirerek, makul görülebilecek, somut olaya uygun tedbir kararı verebilecektir. HMK'nın 390. maddesine göre de; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut uyuşmazlıkta, ileri sürülen iddiaların mahiyeti gereği ispata muhtaç durumdadır. Bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Dava ve ara karar tarihi itibariyle yargılamanın bulunduğu aşama gözetildiğinde henüz delillerin toplanmamış olması, dava dilekçesi ekindeki delillere göre gerek davalı şirkete kayyım atanması gerekse davalı şirketin malvarlığına, banka hesaplarına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata yeterli değildir. Şirketlerde asıl olanın, ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesidir. Davalı şirkette organ boşluğu bulunmamaktadır. Ayrıca tarafların menfaat dengesinin de gözetilmesi gerektiği, zira halen ticari hayatına devam etmekte olduğu anlaşılan şirket hesaplarına ilişkin bu yönde kapsamlı bir ihtiyati tedbir verilmesinin şirketin daha büyük zararlara uğramasına neden olabileceğinden şirketin ticari faaliyetlerini engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, yargılamanın ilerleyen aşamalarında koşulların değişmesi halinde talep halinde ihtiyati tedbir talebinin mahkemece yeniden değerlendirilebileceği gözetildiğinde; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve uyuşmazlığı esastan çözecek olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre, ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esasta reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacılar üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.