İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, uluslararası taşıma sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasında ihtiyati haczin reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı tarafça, alt taşıyıcı davalının taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun ve emtia bedelini ödemeyerek icra takibine itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, davalının mallarını kaçırma ihtimali ve alacağın yaklaşık ispat edildiği gerekçesiyle talep edilen ihtiyati haciz isteminin ilk derece mahkemesince yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı vekili tarafından bu red kararına karşı, alacağın tahsilini güçleştiren davalı eylemleri ve uluslararası taşımacılık kaynaklı borçların niteliği göz önüne alınarak ihtiyati haczin uygulanması gerektiği iddialarıyla istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : ████████ Esas (Derdest Dava Dosyası)TARİHİ: █████/2026 (Ara Karar Tarihi)DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)KARAR TARİHİ: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu tüm haksız itirazların iptali ile icra takibinin kaldığı yerden devamına karar verilmesi ile davalının söz konusu itirazı kötü niyetle gerçekleştirdiği sabit olduğundan hakkında alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi ve davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2026 tarih ve ████████ Esas sayılı ara kararında;".....Bu itibarla yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmediği anlaşılmakla istemde İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına ilişkin ihtayiti haciz isteminin bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin koşulları bulunmadığından REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu alacağın, uluslararası taşımadan kaynaklanan, muaccel bir para alacağı olduğunu, buna karşın davalı borçlunun, açık ve belgeli alacağa rağmen icra takibine itiraz ederek takibi durdurmuş olduğunu, bu durumun alacağın tahsilini güçleştirdiğini, ayrıca davalının uluslararası taşımacılık faaliyetinde bulunması nedeniyle malvarlığının hareketli olduğu ve kaçırılma ihtimalinin bulunduğunu, zira davalının taşıdığı navlunun dahi kaçırıldığını, yük taşımacılığında pervasız hareketler sergileyen davalı aleyhinde benzer dava dosyalarının bulunması ve alacaklılarından mal kaçırmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, zira müvekkil şirketin bu yönde aldığı duyumlar da bulunduğunu, dava konusu alacağın, ... taşıma senedi ve ilgili belgelerle yaklaşık olarak ispat edildiğini, bu nedenle İİK m.257 ve devamı uyarınca davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine (gerek görülmesi halinde uygun bir teminat karşılığında), ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi gerektiğini, uygun görülecek meblağda bir teminat ile geçici hukuki koruma mahiyetindeki ihtiyati haczin uygulanmasının hem davalının hem de davacının lehine olduğunu, ihtiyati haciz için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, tam ispat aranmadığını, kaldı ki somut olayda dava konusu navlunun davalı tarafından kaybedilmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacı müvekkilin böyle bir alacağı olmadığını ispatla mükellef olanın davalı taraf olduğunu, ... Konvansiyonu ilgili maddeleri uyarınca davalının taşımakla yükümlü olduğu malı kaybetmesi halinde tam sorumluluğu bulunduğunu, dolayısıyla davacı müvekkil açısından alacağının ispat edildiğinin dahi kabulü gerekirken, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın müvekkil şirket açısından önlenemeyecek zararlar doğuracağı ve belki de ileride müvekkili tahsili mümkün olmayan bir alacak ile baş başa bırakacağının kabulünün gerektiğini, tüm bu nedenlerle yaklaşık ispat koşulunun da sağlandığı göz önünde bulundurularak, yerel mahkeme kararı kaldırılmak suretiyle; mallarını kaçırdığı sehven öğrenilen davalı şirketin menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ve görülmesi halinde uygun bir teminat belirlenerek ivedilikle ihtiyati haciz konulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca davacı akdi taşıyıcı tarafından davalı alt taşıyıcının taşıma konusu emtiayı dava dışı alıcısına teslim ekmediği iddiasıyla navlun bedeli + teslim edilmeyen emtia bedeli + cezai şart alacağı + sözleşmesel faiz alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.Talep eden davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkil şirket .... Şti., Polonya merkezli bir lojistik firması olup, uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösteren ve müşterilerine karşı taşıma organizasyonunu üstlenen profesyonel bir hizmet sağlayıcı olduğu, bu çerçevede müvekkili şirketin, müşterisi ...’nin Almanya menşeli satıcı ...’dan temin etmiş olduğu teknik yağ ve gres niteliğindeki emtianın Almanya’dan Kazakistan’a taşınmasına ilişkin taşıma işini üstlendiğini, müvekkili ile davalı arasında uluslararası karayolu ile eşya taşınmasına ilişkin sözleşme akdedilmiş olup, bu kapsamda, taşımanın Türkiye-Kazakistan etabının ifası amacıyla Davalı ...Ş. ile 07.03.2025 tarihinde 219/2/24 sayılı “Karayolu Yük Taşıma Sözleşmesi” akdedildiğini, anılan sözleşme uyarınca davalı, söz konusu emtiayı İstanbul’daki Erenköy Gümrük Müdürlüğü Tasis Depoları’ndan teslim alarak Kazakistan’ın Astana şehrinde bulunan gümrük noktasına ulaştırmayı taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.6. maddesi uyarınca, yükün yükleme tarihinden itibaren en geç 20 gün içinde Astana/Kazakistan adresine teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, 712 No’lu ... Taşıma Senedi uyarınca yükleme 25.03.2025 tarihinde gerçekleştiğine göre, teslimatın en geç 14.04.2025 tarihinde tamamlanmış olması gerekirken davalı tarafça iş bu dava tarihi itibarıyla dahi sözleşme konusu malların tesliminin gerçekleştirilmediğini, davalı tarafın, dava konusu malları kaybettiğini, dolayısıyla teslim edemeyeceği kendi beyanı ile sabit olduğunu, bu minvalde taşıma konusu emtianın tamamen kaybolmuş olması nedeniyle davalının, ... m.17 ve m.23 hükümleri uyarınca sorumlu bulunduğunu belirterek, İİK m.257 ve devamı uyarınca davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı tarafça verilen cevap dilekçesinde; ... Konvansiyonu’nun rücu ilişkilerini düzenleyen 37. maddesi uyarınca; Bu Sözleşme hükümleri gereğince tazminat ödemiş taşımacı, bu tazminat üzerinden ödediği faiz ve yaptığı sarflarla birlikte tazminatı, taşımaya katılmış olanlardan belirtilen koşullarla rücu edebileceğini, davacı ... firması, malın alıcısına, gönderenine veya gerçek hak sahibine bugüne kadar hiçbir tazminat ödemesi gerçekleştirmediğini, davacının malvarlığında fiilen meydana gelmiş bir eksilme olmadığını, davacı, sadece alıcı firmadan gelebilecek olası bir talep riskini (zarar tehlikesini) öne sürerek müvekkili şirkete başvurduğunu, doğmamış, fiilen ödenmemiş ve sadece ihtimal dahilinde olan bir "zarar tehlikesi" üzerinden rücu davası ikame edilmesinin hukuken imkansız olduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını ileri sürmüştür.İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Somut olaya döndüğümüzde, davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülen usuli itirazlara göre davacının aktif husumetinin olup olmadığı, talebe konu alacağının varlığı ve miktarı açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Davalı tarafın savunmasına göre davacı tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan deliller alacağının varlığı ve miktarı hususunda 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.