Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin trafik kazası kaynaklı cismani zarar ve sürekli iş göremezlik nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin istinaf kararı incelemesi.
Özet: Bir trafik kazasında ağır yaralanarak kısıtlanan yayanın, kaza sonucu oluşan sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri gibi zararları nedeniyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, yerel mahkeme, davacının ev hanımı olması ve aktüer raporundaki hesaplamalar ışığında maddi tazminat istemini kabul etmiş, manevi tazminat talebini ise kısmen kabul kısmen reddetmiş; davalılar ise yayanın kazada asli kusurlu olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu ve usulden eksiklikler bulunduğunu savunarak karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024 (Karar)
NUMARASI : ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 25.09.2019 tarihinde meydana gelen kazada müvekkilinin yaya sıfatı ile karşıdan karşıya geçmeye çalışırken ... plakalı aracın çarpması sonuçu kazaya karıştığını, müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde ağır yaralandığını, olan ... ve ...Sigorta Anonim Şirketi'ne ilgili mevzuatlar uyarınca usulüne uygun bir şekilde gerekli başvuruların yapıldığını, müvekkili ...'ın kaza sonrasında uzun süre hastanede yattığını, bu tedaviler sonucunda müvekkilinin tam olarak sağlığına kavuşamadığını, hem fiziksel hem zihinsel engellerinin oluştuğunu, müvekkili ...'ın kısıtlanmasına karar verildiğini, eşi ...'ın vasi olarak atandığını, 25.04.1980 tarih doğumlu daha 40 yaşında olan müvekkilinin evli olduğunu, müvekkilinin gerek ev içerisinde gerekse dışarıda tek başına hayatını idame ettiremediğini, sürekli bakıma muhtaç hale geldiğini, bu durumun hem kendi hayatını hem de diğer aile bireylerinin hayatını etkilediğini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin █████/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 1.516.709,16-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin █████/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 2.224.625,03-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı ...Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava öncesi müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 29.09.2018-2019 tarihleri arasında ... numaralı zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçelerden dolayı sorumlulularının sigortalılarının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde her biri için ayrı ayrı azami 390.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, dava konusu 25.09.2019 tarihli kazada, ...'ın trafik ışıklarının ve yaya geçidinin bulunmadığı yolda araç seyrini kontrol etmeden karşıdan karşıya geçmesi sebebiyle dava konusu kazanın meydana geldiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilecek herhangi bir kusurun söz konusu olmadığını, davacı ...'ın eşi ve vasisi ...'ın savcılık beyanlarından da açıkça anlaşıldığı üzere ...'ın kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri zararlarından müvekkilş şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderin tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacı yanın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiz talebinin de haksız olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak öncelikle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kaza olayının oluşumunda müvekkilinin kusurunun olmadığını, kaza konusu olay nedeniyle müvekkili aleyhine Erzurum ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/.... Esas sayılı dosyası ile ceza davasının yargılamasının devam ettiğini ve müvekkilinin kaza konusu olayda kusurlu olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile henüz tespit edilmediğini, kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olduğunu, hesaplanacak tazminat miktarı belirlenirken müvekkilinin sosyal ekonomik durumunun da dikkate alınmasını ve davacı tarafın zenginleşmesine neden olabilecek miktarda olmaması gerektiğini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Davacının gelir getirici herhangi bir işte çalışmaması nedeniyle ev hanımı olduğu anlaşılmış olup; bu nedenle davacı ...'ın asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği dikkate alınmış ve buna göre hesaplama yapılmıştır. Dosyaya ibraz edilen aktüer hesap bilirkişi raporunda davacı ...'ta oluşan maluliyet oranları, kusur durumları dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre sürekli iş göremezlik zararının 709.222,05 TL olduğu, bakıcı giderinin ise 1.515.402,98 TL olmak üzere toplam 2.224.625,03 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı mahkememize sunduğu dava değerini belirleme ve ıslah dilekçesinde alacak tutarlarını bu miktarlara yükseltmiştir. Buna göre davacı ...'ın gelir durumu meydana gelen kazadaki kusur oranı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda toplam 2.224.625,03 TL tutarında sürekli maddi zararının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Davalı sigorta şirketi oluşan bu zarardan poliçe teminat limiti ile sorumlu olup; poliçe teminat limiti 390.000,00 TL'dir. Bu nedenle davacı ...'ta oluşan toplam 2.224.625,03 TL maddi tazminatın 390.000,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiyesinin ise davalı ...'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Meydana gelen kazada davacı ...'ın %20 oranında, davalı sürücünün ise %80 oranda kusurlu oldukları, davacıda %47 oranında sürekli maluliyetin oluştuğu, sürekli bakıcı ihtiyacına maruz kaldığı, davacıda oluşan maluliyetin yaşamı boyunca devam edebileceği ve yaşam fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyeceği, bu haliyle kazada davacının yaralanması nedeniyle iç dünyasında elem ve ızdıraplar yaşadığı, davacının iç dünyasında oluşan bu huzursuzluk, elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesi amacıyla manevi tazminat talep etme hakkının bulunduğu anlaşılmakla tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur oranları, mütefarik kusur durumu, davacıda oluşan maluliyetin derecesi dikkate alınarak davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 20.000,00 TL tutarında manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ...'ın kazada yaralanan ...'ın eşi ve vasisi olduğu, davacı ...'ta oluşan yaralanma nedeniyle manevi tazminat talebinde bulundukları anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nun 56/2 maddesinde ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda kaza sonucu yaralanan ...'ta oluşan maluliyet oranı, sürekli başkasının bakımına muhtaç hale gelmesi, davacının yaşı ve ekonomik durumu dikkate alınarak davacının eşinin manevi tazminat talep etme hakkının bulunduğu anlaşılmakla kusur oranları ve tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre bu davacının manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 6.000,00 TL tutarında manevi tazminatın davalı ...'den tahsili ile davacı ...'a, verilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile;
2.224.625,03 TL tutarında maddi tazminatın poliçe teminat limiti olan 390.000,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye 1.834.625,03 TL'sinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine, tazminat tutarına davalı ... yönünden kaza tarihi olan █████/2019 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili ve davalı ...Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk bilirkişi raporunun 2023 yılında alındığını, yargılamanın 2024 yılına devretmesi nedeniyle yeniden bilirkişiden ek rapor aldırıldığını ve bu suretle 1.516.709,16-TL olan tazminat miktarının 2.224.625,03-TL'ye çıkmasına sebep olunduğunu, bu durumun müvekkilini çok mağdur ettiğini, davacı vekilinin iki kez ıslah talebinde bulunduğunu, HMK'nın 176/2. maddesi uyarınca aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğini, ancak mahkemece davacı vekilinin █████/2024 tarihli ikinci ıslah dilekçesinin geçerli sayıldığını ve alacak miktarının haksız ve usule aykırı olarak 2.224.625,03-TL'ye çıkarılmasına neden olunduğunu, mahkemenin davacı vekilinin ıslah dilekçesini tebliğe de çıkarmayarak kendince usul uygulamaya devam ettiğini, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesine rağmen, mahkemece reddedilen kısım yönünden müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, bu hususun gözden kaçırıldığını umduklarını, ancak müvekkili aleyhine olan hiçbir şeyin mahkeme heyetinin gözünden kaçmadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı ...Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar raporda müvekkil şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsüne %20 oranında kusur atfedilmişse de söz konusu kusur oranlarını kabul etmediklerini, dava konusu kazanın meydana geliş şekli incelendiğinde ...'ın yaya geçici bulunmayan yolda dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde trafiği tehlikeye düşürerek karşıdan karşıya geçtiği esnada meydana geldiğini, davacının karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı yerin yaya geçidi olmadığını, araçlara tahsis edilmiş yol olduğunu, sigortalı araç sürücüsü ...'nin kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, dava konusu kazanın gece vakti meydana geldiği göz önüne alındığında davacının kendisini araçların fark etmesine yarayacak hiçbir kıyafet giymeden kontrolsüz ve dikkatsiz bir şekilde yola atladığını ve kazanın gerçekleşmesine asli ve tam kusuruyla sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, davacının %47 oranında sürekli iş göremez kaldığı ve sürekli bakıma muhtaç olduğu yönündeki değerlendirmenin kabul edilemez nitelikte olduğunu, belirlenen oranın fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının bakıcı gideri için hesaplanan tazminattan aile içi bakım nedeniyle hakkaniyet gereği %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun gelecek pasif dönem emeklilik başlığı altında görüleceği üzere pasif dönemde gelir vergisi ve damga vergisi istisnası düşülmeden hesap yapıldığını ve hesaplamada hataya düşüldüğünü, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının pasif dönem hesabının olması gerekenin üzerinde tespit edildiğini, hükme esas alınan hesap raporunda TRH-Progresif Rant hesap usulünün kullanılmasının hatalı olduğunu, TRH 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, haksız fiillerden meydana gelen uyuşmazlıklarda işletilecek olan yasal faizin borçlunun temerrüte düşürüldüğü tarihten işletileceğini, önceden temerrüte düşürülmemiş ise dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, somut olayda davacı tarafından yapılan başvuruda müvekkil şirkete gerekli belgelerin iletilmediğini, başvuru şartlarının yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkil şirketin temerrüte düşmediğini, sigorta şirketinin zarardan teminat limiti ile sorumlu olduğunu, davacının bunu ıslah dilekçesinde belirtmediğini, bu nedenle teminat tutarını aşan kısım yönünden müvekkil şirket lehine ret kararı verilmesi ve vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin poliçe teminat limiti ile sorumlu olduğunu, söz konusu poliçe teminat limitine tekabül eden vekalet ücretinden ve yargılama giderinden sorumlu olabileceğini, davacı tarafça ıslah edilen tutarın müvekkil şirketin teminat limitinin üzerinde bir tutar olduğu için müvekkil şirket yönünden reddedilen miktar üzerinden müvekkil şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak müvekkil şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacılar vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin yaya sıfatı ile karşıdan karşıya geçmeye çalışırken aracın çarpması sonuçu kazaya karıştığını, müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde ağır yaralandığını, müvekkili ...'ın kaza sonrasında uzun süre hastanede yattığını, bu tedaviler sonucunda müvekkilinin tam olarak sağlığına kavuşamadığını, hem fiziksel hem zihinsel engellerinin oluştuğunu, müvekkilinin evli olduğunu, müvekkilinin gerek ev içerisinde gerekse dışarıda tek başına hayatını idame ettiremediğini, sürekli bakıma muhtaç hale geldiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep ettiği, davalılar vekillerinin ayrı ayrı ibraz ettikleri cevap dilekçelerinde davanın reddini talep ettikleri, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı;
-Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabildiği, ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebildiği, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ██████████ E. █████████ K. HGK ███████-795 E. ████████ K. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ██████████ E. ██████████ K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K.)
-Anayasa Mahkemesi'nin ███████ Esas-████████ Karar sayılı ve █████/2024 tarihli kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'ya aykırı bulunduğundan iptaline hükmedilmiş bununla birlikte iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak (█████/2025) dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği,
Anılan iptal kararının gerekçesine bakıldığında; "... Buna göre manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmesi durumunda yargılama giderlerinin kabul-ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılması yönünden de herhangi bir belirsizliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle manevi tazminat davasında hüküm verildikten sonra taraflar arasında hangi giderlerin ne şekilde paylaştırılacağı belirlidir.
Bununla birlikte Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik insan haklarına saygılı hukuk devleti ilkesi ışığında ele alındığında hükümden sonra yargılama giderlerinin paylaştırılma yönteminin belirli olmasının ötesinde davayı açacak kişinin talebinin mahkemece haksız olarak nitelendirilecek kısmını öngörebilmesinin önem taşıdığı açıktır.
Bu itibarla mahkeme tarafından manevi tazminat talebinin hangi oranda haklı kabul edileceğinin öngörülmesinin mümkün olup olmadığının da kanunilik şartı kapsamında incelenmesi gerekir.
Mal ve hizmetlerin karşılıklarının ödenmesinde, değerler ile servetlerin ölçülmesinde kullanılan elverişli bir araç olan paradan manevi zararların karşılanmasında da yararlanılması kaçınılmazdır (bu yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.███████, K.███████, 11/2/1969). Bununla birlikte Türk hukukunda ilgili yasal düzenlemelerde manevi tazminat olarak ödeneceği ifade edilen uygun bir miktar ya da bir miktar paranın belirlenmesine yönelik herhangi bir hesaplama yöntemi bulunmamaktadır. Başka bir deyişle manevi tazminat olarak ödenecek tutarın matematiksel olarak hesaplanması söz konusu değildir.
Bu bağlamda davacıya ödenecek manevi tazminatın tutarının belirlenmesi hâkimin takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla manevi tazminat davasını açacak kişiden davanın sonunda tazminat olarak hükmedilecek tutarı öngörebilmesi beklenemez. Başka bir ifadeyle manevi tazminat davasında davacının mahkemeye yönelttiği talebin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesi ilke olarak mümkün değildir.
Manevi tazminat olarak ödenecek tutarın belirlenmesinde hâkimin sınırsız bir takdir yetkisine sahip olmaması ve manevi tazminat davalarında sağlanacak içtihat istikrarı da davacı yönünden söz konusu öngörülemez durumu ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim davacı, hâkim tarafından hükmedilen tutarın az da olsa üzerinde bir tazminat talep etmiş olması hâlinde kural uyarınca yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulacaktır.
Diğer yandan manevi tazminat tutarının yargılama süresince dosyaya giren bilgi ve belgelerle belirli hâle gelmesine de imkân bulunmamaktadır. Nitekim manevi tazminat tutarının belirli olmaması bu tutarın hesaplanma yönteminin bulunmamasından, başka bir ifadeyle hâkimin takdir ettiği bir tutar olmasından kaynaklanmaktadır.
Manevi tazminat davasında davacının hak kaybı yaşamamak adına talep edeceği tazminat miktarını yüksek şekilde belirlemeye ilişkin bir baskı altında kalabileceği kuşkusuzdur. Diğer yandan davacının talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulması talebin belirlenmesinde davacı üzerinde baskı oluşturan bir diğer husustur.
Buna göre manevi tazminat davasında talebini düşük belirlemesi durumunda hak kaybı yaşayabilecek olan ayrıca hâkimin takdirine bağlı olarak talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural uyarınca yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün olan kişilerin temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvencelere uygun şekilde mahkemeye erişebildiğinden söz edilemez.
Öte yandan manevi tazminat talebiyle açılacak davalarda talep edilenden düşük bir tazminata hükmedilse dahi davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına imkân tanındığında mahkemelere temelsiz talepler yöneltileceği, ayrıca gereksiz yargılama giderlerinin yapılabileceği ve bu durumun yargılamanın işleyişinin bozulmasına sebebiyet verebileceği söylenemez.
Nitekim 6100 sayılı Kanun’un “Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 327. maddesinin (1) numaralı fıkrasında gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan tarafın davada lehine karar verilmiş olsa dahi karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebileceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla davacının yargılama süresince gereksiz giderler yapılmasına neden olmasını engelleyecek nitelikte bir düzenlemenin bulunduğu açıktır.
Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır." ifadelerine yer verildiği,
İş bu kararın yürürlük tarihi Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren 9 ay sonrası olarak belirlenmiş ise de mevcut durum itibariyle, Anayasa Mahkemesi tarafından HMK'nın 326-(2) maddesi hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığının tespit edildiği, gelinen aşamada salt yürürlük tarihi esas alınarak eldeki davanın yargılama giderlerinin takdiri yönünden Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği, yine Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, bunun yanında mevcut uygulama doğrultusunda iptal kararında işaret edilen tespitlere aykırı olarak karar ihdas edilmesi ve iş bu hükmün yine Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruya konu edilmesi hâlinde Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlerin de ihlaline sebebiyet verildiği yönünde karar alınabileceği, eşitlik, kanunilik, iptal kararında yer verildiği üzere Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında hak arama hürriyeti gibi temel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerektiği (Dairemizin █████████ E. ████████ K. Sayılı kararı)
-Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalı olduğu, bu durumun “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesine uygun olduğu, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarih 1991/9-102 E., ████████ K.) hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumların da gözetilmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usulî kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesinin usulî kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olacağı, somut dosyada da önceden istinaf kaldırma kararı olmadığı, (Yargıtay HGK 2021/(21)10-188 E. ███████ K.)
-Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'nin tali kusurlu olduğunun ve davacı yaya ...'ın asli kusurlu olduğunun belirtiltiği, ilk derece mahkemesince yargılama sırasında ATK'dan alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'nin % 20 oranında, davacı yaya ...'ın % 80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar yine ilk derece mahkemesince yargılama sırasında ...'den alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'nin % 20 oranında, davacı yaya ...'ın % 80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, olaya ilişkin ceza yargılaması sırasında mahkemesince ATK'dan alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'nin tali kusurlu olduğunun ve davacı yaya ...'ın asli kusurlu olduğunun belirtildiği, bu haliyle gerek kaza tespit tutanağı, gerek ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporu, ve gerekse ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarının birbirlerini teyit ettikleri, aralarında herhangi bir şekilde çelişki bulunmadığı, olaya ilişkin olarak ceza mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ATK raporun göre olayda ....'in tali kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğu ve mahkumiyet hükmünün itirazın reddi ile geçerek kesinleştiği ve bu suretle davalı sürücü ....'in ve davacı ....'nın olaydaki kusur durumlarının sabit hale geldiği,
-Davacının maluliyetine ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı.... ... Adli Tıp İhtisas kurulundan alınan raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan █████/2019 tarih ve ....sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre uygun şekilde düzenlendiği,
-Yargıtay içtihatları ile oluşturulan uygulama birliği çerçevesinde Anayasa Mahkemesi'nin █████/2020 tarih ███████-███████ sayılı kararı ile KTK'nın 90 ıncı maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması dikkate alınarak işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün olmaması, TRH 2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapıldığı, (Yargıtay 4. HD ████████ E. █████████ K.) bu hususun yerel mahkemece de doğru şekilde kararda değerlendirilmiş olduğu,
-Davadan önce davacıların sigorta şirketlerine başvuru yapmaları sebebiyle davalı sigorta şirketinin davadan önce temerrüte düşürülmesine göre sigorta şirketi yönünden belirlenen faiz başlangıcının isabetli olduğu,
-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ev hanımı olması sebebiyle AGİ tenkis edilerek hesapla yapılmış olduğu, davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapıldığı, pasif dönem için de önceki Yargıtay içtihatları gereğince AGİ' siz net asgari ücret ile hesap yapıldığı, pasif dönem hesabında esas alınan net asgari ücretten AGİ yerine gelir vergisi, damga vergisi istisnası adı altında kalemlerin düşülmesinin hatalı olacağı, (Yargıtay 4. HD. █████████ E. █████████ K.)
-Davacılar vekilince 22.12.2023 yazı işleri müdürü havaleli talep dilekçesi ve 09.05.2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı sorumlu tutulmasına karar verilmesi talep edildiği ve mahkemece de davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle sınırlı sorumlu tutulduğu, buna göre davanın kısmen reddedilerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olduğu, (Yargıtay 4. HD. █████████ E. █████████ K.)
-Davalı sigorta şirketi yönünden harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin sigorta limiti ile oranlanarak karar verilmiş olduğu,
-Aile bireylerine bakım hizmeti görevi gibi bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerektiği, buna göre; olayda 6098 sayılı TBK.52.maddesi gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamasına göre, davalının gerçek zararından sorumlu olduğu, (Yargıtay 17.HD. █████████ E. ██████████ K), sigortalı araç sürücüsünün zararlandırıcı eylemi ile davacıya ve aile birliğine bakıcı zararı külfeti yükleneceği davalının, zararı gidermekle yükümlü olduğu, olayda hakkaniyet indirimi şartları olmadığı, (Yargıtay 17.HD. █████████ E. .2015/1 K., Yargıtay 4. HD █████████ E. ██████████ E. █████████ E. ██████████ K. █████████ E. ██████████ K. █████████ E. ██████████ K. ) anlaşıldığından davalı ...vekilinin ve davalı ...Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... vekili ve davalı ...Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf aşamasında adli yardım kapsamında yapılan ve alınması gerekli 1.169,40-TL istinaf başvuru harcı, 153.740,19-TL istinaf karar ve ilam harcı toplamı 154.909,59-TL'nin davalı ...den alınarak hazineye irad kaydına,
3-İstinaf aşamasında alınması gereken 26.640,90-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 6.661,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.979,90-TL harcın davalı ...Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında adli yardım kapsamında yapılan ve alınması gerekli tebligat giderinden ibaret toplam 10,00-TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak hazineye irad kaydına,
4-İstinaf başvurusu sırasında davalı ...Sigorta Şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
7-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 13.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!