Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin trafik sigorta sözleşmesi kaynaklı rücuen tazminat davasında zamanaşımı itirazının incelendiği gerekçeli karar.
Özet: Bir trafik kazası sonucu yaralanan davacının, sigorta şirketinden uğradığı bedensel zararlar nedeniyle talep ettiği maddi tazminat davasında, davalı şirket derdestlik, dava şartı eksikliği ve özellikle zamanaşımı itirazlarında bulunarak davanın reddini savunmuş; mahkeme ise, davacının 2015 yılındaki kazaya ilişkin talebinin 2023te yapıldığı dikkate alınarak, Türk Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanununda belirtilen 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri kapsamında davanın öncelikle zamanaşımı yönünden incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ███████
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2015 tarihinde davalı ... şirketine sigortalı ... sekv ve idaresindeki 06 ZJK 77 plakalı aracın karıştığı kaza sonucu 52 LN 417 plakalı araç içerisinde bulunan müvekkili ...'in yaralandığını, kazanın ardından Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan müvekkilinin BTM ile giderilmeyecek yaralamanın mevcut olduğunun rapor altına alındığını, davalı şirket ile arabuluculuk aşamasında anlaşmak istediklerini ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin tedavilerinin ardından Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Birimi tarafından rapor tanzim edildiğini, adli kurulun düzenlediği rapora göre mahkemece müvekkilinin maluliyet oranının belirlenmesi için gereken hesaplamanın atanacak bilirkişilerce yaptırılmasını, belirlenen tazminat tutarının müvekkilinin maluliyeti göz önüne alınarak belirlenmesini, kaza tarihinden itibaren geçici iş göremezlik süresi göz önüne alınarak davalı şirketten tazminini, trafik kazası sonucu yaralanarak bedeni güç kaybına uğrayan davacının toplanacak delillere göre şimdilik 1.000 TL (hesaplama sonrasında arttırılmak üzere) maddi tazminat tutarı ve geçici iş göremezlik ödeneği belirlenerek sigortacı yönünden dava tarihinden itibaren işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle davalı ... şirketinden tahsiline hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava öncesi davacı tarafın aynı kazaya istinaden talepleri için, ... .... .... .... ... .... ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine dava ikame etmiş olduklarını ve dosyanın derdest olduğunu, davacı tarafın hali hazırda aynı kazaya ilişkin tarafları aynı olan ve aynı talepleri içeren mahkememiz önündeki ████████ esas sayılı davayı ikame ettiğini, ancak görüleceği üzere açık bir derdestlik durumu söz konusu olduğunu, bu durumun mahkememizce de re'sen gözetilmesi ve eldeki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle daha evvel aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak dava açılmış olması nedeniyle, derdestlik itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının dava konusu taleplere ilişkin müvekkili sigorta şirketine yapılmış geçerli başvurusunun bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketine eksik evraklarla başvuru yapıldığını, bu eksiklerin giderilmeden dava yoluna gidildiğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usülden reddine karar verilmesi gerektiğini, Motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zaman aşımına uğradığını, mağdur kaza tarihinde zararı ve tazminat yükümlüsünün kim olduğu hakkında bilgi sahibi olduğunu, dava konusu kazanın █████/2015 tarihinde gerçekleştiğini, davacılar tarafından arabuluculuk başvurusunun yasada belirtilen 2 yıllık zaman aşımı süresinden sonra █████/2023 tarihinde yapıldığını, zaman aşımı itirazları doğrultusunda davanın usulden reddi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
DELİLLER
-Tedavi evrakları
-Hasar ve poliçe dosyası
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan sigorta şirketine karşı yöneltilen tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekilince açılan dava ile ; █████/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı belirtilerek maddi tazminat talepli olarak dava açıldığı anlaşılmakta ise, davalı vekilince usulüne uygun olarak zamanaşımı savunmasında bulunulmuş olmakla, öncelikle dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı bakımından davanın irdelenmesi gerekmekte olup, buna göre;
6098 sayılı BK.'nın 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Bunun yanında, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Yani tedavinin devam ediyor olması ve gelişen durumun varlığı halinde gelişen durumun sona ermesinden itibaren 2918 sayılı Yasanın 109/1. maddesinde belirtilen 2 yıl içinde dava açılması gerekir. 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi ise, failin fiilen zararın öğrenilmesi vs. durumun bulunduğu hallerde uygulanabilen süredir. Gelişen durumun varlığı halinde açılacak tazminat davalarının bu 10 yıllık tavan zamanaşımı içinde açılması gerekmektedir. Ancak gelişen durumun varlığının bulunmadığı hallerde uygulanacak zamanaşımı süresi ise, 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi değil, ceza zamanaşımı süresidir. Başka bir ifade ile anlatılacak olursa; davacının maluliyetinde gelişen durum yok ise kaza tarihi olan 08.09.2015 tarihinden itibaren ceza zamanaşımı uygulanacak; gelişen durumun varlığının kabul edilmesi durumunda ise gelişen durumun öğrenilmesi tarihinden itibaren iki yıl ve her halükarda 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi uygulanacaktır.
Davaya konu 08.09.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacı yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. İş bu davadan evvel davacı tarafça arabuluculuk yoluna 08.09.2023 tarihinde müracaat edildiği , arabuluculuk sürecinin 18.09.2023 tarihinde sona erdiği ve akabinde 19.10.2023 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça eldeki dava açılmadan evvel yapılan başvuru üzerine 29.09.2023 tarihinde Gaziantep Dr.Ersin Araslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen tarihli maluliyet raporunda davacının %5 oranında özürlü olduğunun tespit edildiği, dava dilekçesinde de davacının söz konusu rapora göre malul kaldığından bahisle iş bu davanın açıldığı, bu durumda davacının en geç bu raporun düzenlendiği tarih itibariyle zararı öğrendiğinin KABULÜ HALİNDE DAHİ, davacı tarafın, davacının tedavisinin devam ettiği ya da gelişen durum olduğuna dair iddia ve ispatı da bulunmadığına göre, 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde (08.09.2023 tarihine kadar) davanın açılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dava açılmadan evvel arabuluculuk yoluna müracaat edildiği, arabuluculuk süresince 6325 sayılı kanun 16/2, 18/A-15 no'lu maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin duracağı anlaşılmakta ise de, arabuluculuk sürecinin sona erdiği tarih olan 18.09.2023 tarihinden sonra 19.10.2023 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla, zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekmiş, red hukuki nedenine dayalı olarak dava değeri üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş (YHGK 07.01.2018 T., 2017/4-3013 Esas ve ███████ Karar ) aşağıdaki şekilde hükmün tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın zamanaşımı nedeni ile REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harctan davacı tarafça yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 1.000,00 TL üzerinden takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 3.200,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı/davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!