Hazine adına kayıtlı ham toprak vasfındaki taşınmazda, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemi, zoraki terk savunmasına rağmen tarımsal zilyetlik koşulları oluşmadığından reddedildi ve Yargıtay tarafından onandı.
Özet: Davacının, kan davası ve hastalık nedeniyle terk edildiğini iddia ettiği, kadastroda ham toprak olarak Hazine adına tescil edilen taşınmazın tapu iptali ve tescili talebiyle açtığı davada, hava fotoğrafları ve bilirkişi raporları ile taşınmazda tarımsal zilyetliğin oluşmadığının ve dolayısıyla kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinme şartlarının gerçekleşmediğinin tespiti üzerine davanın reddedilmesine dair ilk derece mahkemesi kararı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin taşınmazın gerçek değeri üzerinden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle kaldırılarak yeniden reddedilmiş ve bu karar Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ███████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kadastro sonucu; Siirt ili, Merkez ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 24... parsel sayılı 94.217,92 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Davalı Hazine vekili; davanın on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının belirlenmesi ve eğer hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa davanın öncelikle bu sebeple reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmazın özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, davacının davasını ispat edecek vergi kaydı-tapu kaydı gibi objektif yazılı bir delilinin bulunmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça murislerinin kan davası sebebiyle zorunlu olarak köyden ayrıldığı ve hastalığı sebebiyle köye dönemediği savunulmuş ise de Yargıtay içtihatlarına göre taşınmazın tarımsal zilyetliğinin terör sebebiyle terk edilmesinin zoraki terk sebebi kabul edildiği, bunun için taşınmazı terk tarihinde taşınmazda sürdürülen bir tarımsal zilyetliğin bulunması gerektiği, somut olayda incelenen hava fotoğrafları ile terk tarihinde taşınmazda tarımsal zilyetliğin kurulmadığı, dosya içerisindeki hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinin değerlendirilmesinde 19 84... yılları itibariyle (A) harfi ile gösterilen taşınmazın imar-ihya edilmediği, ziraat bilirkişi raporu ile taşınmazda uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapılmadığının tespit edildiği, bu haliyle dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar lehine taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından lehlerine nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği belirtilerek istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen zemin değerinin 202.569,52 TL olduğu, davacı tarafından davanın 1000 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, yargılama aşamasında 3.400,10 tamamlama harcı yatırdığı, davalı lehine takdir edilecek vekalet ücretinin taşınmazın değeri nazara alınarak hükmedilmesi gerektiği açıklanarak İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılmış, davanın reddine ilişkin yeniden hüküm kurulmuş ve davalı davada vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve dava değeri uyarınca 32.411,12 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 2.727,38 TL fazla yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.