Yargıtay, bağışçı ailesinin engellemeleri nedeniyle şartlı bağış yükümlülüklerini yerine getiremeyen vakıf lehine verilen tapu iptali ve tescil davası kararını onadı.
Özet: Şartlı bağışlanan sekiz parsel taşınmazın bağıştan rücu yoluyla tapu iptali ve tescili talebiyle açılan davada davacılar, davalı vakfın taşınmazların girişine tabela yerleştirme, 49 yıl satmama ve fındık gelirleriyle lösemili çocuklara yardım etme gibi sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirmediğini ileri sürmüşler; davalı vakıf ise yükümlülükleri yerine getirdiğini, aksaklıkların davacıların akrabalarının yarattığı sorunlardan kaynaklandığını savunmuş, mahkemeler davalı vakfın haklılığını kabul ederek davanın reddine karar vermiş ve bu karar üst mahkemelerce de onanmıştır.

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Tirebolu 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Davacılar; davalı Vakıf ile aralarında imzaladıkları 10.09.2021 tarihli bağış sözleşmesi ile dava konusu 1 75... , 1 74... , 1 74... , 1 73... , 1 73... , 1 73... , 1 69... ve 1 68... parsel sayılı 8 parça taşınmazdaki paylarını davalı Vakfa bağış suretiyle devrettiklerini, bağış sözleşmesi gereğince dava konusu taşınmazların girişine "Bu bahçe ... hayrına eşi ... ve oğlu ... tarafından ... Vakfına bağışlanmıştır" şeklinde bir tabela yerleştirilmesi, taşınmazların 49 yıl süresince satılmaması ve dava konusu fındık arazilerinden edinilen gelirlerle lösemili çocuklara ekonomik katkı sağlanması şartıyla devredildiğini ancak davalı Vakıf tarafından bağışlama sözleşmesinden doğan yükmlülüklerin yerine getirilmediğini, taşınmazlardaki fındık mahsulünün başkaca kişi veya kurumlar tarafından toplandığını, taşınmazlara tabela da yerleştirilmediğini, bağıştan rücu koşullarının oluştuğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir. Davalı Vakıf vekili; iddiaların doğru olmadığını, 10.09.2021 tarihli bağış sözleşmesinde belirtilen şartların tamamının davalı Vakıf tarafından yerine getirildiğini ancak davacıların akrabalarının yarattığı sorunlardan dolayı dava konusu taşınmazlardaki fındıkların mücbir sebepten toplanamadığını, taşınmazlara tabela da yerleştirildiğini ancak daha sonra bir takım kişiler tarafından söküldüğünü, yine taşınmazların 49 yıllığına satılmaması koşuluna aykırı hiçbir eylemin söz konusu olmadığını, davalı Vakfın bağışlanan taşınmazlar sebebiyle davacıların aile savaşının ortasında kaldığını ve halen de ailenin tehdit ve fiilleriyle mücadeleye devam ettiklerini, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların şartlı olarak davalı Vakfa bağışlandığının anlaşıldığı, bağışın 2021 yılında gerçekleştiği, dava tarihi itibariyle bağışın üzerinden çok uzun bir süre geçmediği, davalı Vakfın haklı bir sebep olmaksızın bağış şartını yerine getirmemesinin söz konusu olmadığı, tanık beyanları ve davalı tarafından dosyaya sunulan fotoğraf ve delillerden davacıların ailesinin çıkardığı sorunlar sebebiyle yüklemelerin yerine getirilemediğinin davalı tarafından ispatlandığı, davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan tüm delillere göre davalı Kurum tarafından bağışlama sözleşmesindeki şartların yerine getirildiği, sözleşmede bulunmayan şartların davalı tarafça yerine getirilmesinin talep edilemeyeceği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.