İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görülen, ortaklar arasındaki uyumsuzluktan kaynaklı anonim şirketin fesih ve tasfiyesi davasında davacıların paylarının ödenerek çıkarılmasına dair karara ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararı, davacı azınlık hissedarlar tarafından açılan, anonim şirketin uzun süredir atıl durumda olması, sürekli zarar etmesi, genel kurul toplantılarının yapılamaması, ortaklar arasındaki derin anlaşmazlıklar ve özellikle bir ortağın yetkiyi kötüye kullanarak şirket faaliyetlerini engellediği ve büyük miktarlarda zimmetine para geçirdiği iddiaları üzerine şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik davayı ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, fesih için haklı nedenlerin varlığını kabul ederek, şirket ana sözleşmesinin 531. maddesi uyarınca fesih yerine davacıların ortaklıktan çıkarılmasına ve paylarının ödenmesine karar vermiş, bu karar davalı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:01.06.2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA:Anonim Şirketin Fesih ve Tasfiyesi
Taraflar arasındaki anonim şirketin fesih ve tasfiyesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne, fesih ve tasfiye şartları oluştuğundan TTK'nın 531.maddesi uyarınca fesih yerine davacıların çıkma paylarının ödenerek ortaklıktan çıkarılmalarına dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in davalı şirketin 50000 adet payının 16575 adetine, ...'in ise 7725 adetine sahip olduğunu, her iki davacının payının şirket sermayesinin %48,6'sına denk geldiğini, TTK'nın 531.maddesine göre şirketin feshi için haklı nedenler bulunduğunu, aile şirketi niteliğinde olan davalının yıllardan beri gayri faal olduğunu ve sürekli zarar ettiğini, şirketin herhangi bir faaliyeti olmadığını ve gelir elde edemediğini, 2013 yılından beri genel kurul toplantısı yapılamadığını, en son 09.07.2020 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak usulen yönetim kurulu üyeleri seçildiğini, hiçbir mal varlığı veya faaliyeti olmayan şirketin feshi gerektiğini, faaliyeti bulunmayan ... AŞ'nin fesih ve tasfiyesi için İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasından dava açıldığını, davacılar ile şirket ortaklarından ... arasında husumet bulunduğunu, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirme imkanının ortadan kalktığını, bu nedenle bir çok kez diğer ortak ...'e şirketin fesih ve tasfiyesini teklif edilmesine rağmen bu talebin yerine getirilmediğini, şirket ortakları arasında ortak birliktelik olmadığından şirketin ana sözleşmesinde yer alan amaçları gerçekleştirmesinin imkansız olduğunu, ...'in, ... Şirketinin yönetim kurulu üyesi iken sahip olduğu imza yetkisini kötüye kullanarak ve imza vermeyerek şirketin iradesini bloke ettiğini, yeri geldiğinde bu durumu şantaj olarak kullandığını, 2018 yılında ...'in bir arkadaşı için 750.000 Tl tutarında teminat mektubu verilmesini istediğini ve verilmediği takdirde hiç bir evrakı imzalamayacağı tehdidinde bulunduğunu, müvekkillerince yönetim kurulu başkanı olan ...'e Gaziosmanpaşa ... Noterliğinin 22.10.2018 tarihli ihtarının gönderilerek, sorumluluklarını yerine getirmesinin istendiğini, ihtarda yöneticinin imza vermemesi nedeniyle ödemelerin yapılamadığı, personel maaşı, prim, vergi, enerji ve diğer ödemelerin yapılamaması nedeniyle şirketin zarara uğradığının bildirildiğini, o dönem yönetim kurulu başkanı olan ...'in bunları şahsi hesaplarından ödemek zorunda kaldığını, şirket ana sözleşmesinin 6102 sayılı Kanunla çelişmesi nedeniyle yasaya uygun hale getirilmesi için yönetim kurulu kararı alınmasına çalışıldığını, ...'in imza vermemesi nedeniyle toplantının yapılamadığını, ... tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından █████████ Esas sayılı dosyasında çağrıya izin kararı alındığını, 15.04.2019 tarihinde yapılan genel kurulda ana sözleşmenin değiştirildiğini, temsil ve ilzam yetkisinin münferiden ...'e verildiğini, ...'in bu kez ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul ve yönetim kurulunun iptali için dava açtığını, tarafların murisin ölümü ile mirasla ilgili bir çok sorun yaşadıklarını, ...'in tüm mirası ele geçirmeye çalıştığını ve bu nedenle ...'e karşı çok sayıda dava açıldığını, ortaklar arasındaki ihtilaflar nedeniyle şirketin gayri faal kaldığını, ... şirketine ilişkin Küçükköy Vergi Dairesi kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağı üzere, ...'in 2003 ila 2005 yılları arısnad kayıt dışı satış yaparak 5.227.976 TL'yi zimmetine geçirdiğini, bu hususun ayrıca hizmet nedeniyle güven kötüye kullanma suçu teşkil ettiğini, ...'in şirkette kayıt dışı satışlar yaptığı ve bu satışlardan elde ettiği çekleri yine paravan hesaplara sahte imzalarla keşide ederek sahte imzalarla tahsil ettiğinin kendi ikrarı ile sabit olduğunu, vergi dairesi tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 23.02.2007 tarihli tutanakta bu hususun kabul edildiğini ileri sürerek, gayri faal durumdaki, mal varlığı olmayan, ortaklar arasındaki uyumsuzluk nedeniyle çalışamayan şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına, davacıların paylarının karar tarihindeki karşılığının tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacıların sorumluluktan kurtulmak amacıyla davayı açtıklarını, 40 yıllık geçmişi olan davalı şirketin gelir gider dengesinin davacılar tarafından bozulduğunu, davacı ...'in 01.01.2009 tarihinden itibaren davalı şirketin kira alacaklarını tahsil etmediğini veya tahsil ettiği halde bilançolara yansıtmadığını, bilinçli bir şekilde şirket adına ticari işler yapmadığını, tek bir fatura dahi düzenlemediğini, ortada genel kurul ve yönetim kurulu kararı olmaksızın şirket merkezini kapatarak, şirketin merkezsiz bırakıldığını, bu davacının ayrıca, 2013 yılından, mahkeme kararı ile genel kurul toplantısı yapılan 2020 yılına kadar genel kurulu toplantıya çağırmayarak şirketi organsız ve temsilcisiz bıraktığını, davacının ayrıca şirketin tek orağıymış gibi diğer ortaklara danışmaksızın, faaliyetsiz ve geliri olmayan bir işletmeye dönüştürdüğünü, zaman içerisinde şirketin öz sermayesinin erimesine neden olduğunu, şirket envanterinde kayıtlı demirbaşları fatura veya belge düzenlemeksizin başka işletmelere sattığını, satamadıklarını hurdacılara satarak elde ettiği paraları zimmetine geçirdiğini, davacı ...'in yaptığı işlerin öğrenilmesinin önüne geçebilmek için de satılan demirbaşların kayıtlarının tutulduğu defterleri şirketin muhasebecisinden alarak yok ettiğini, davalı şirketin genel kurul toplantısının yapılmaması nedeniyle eski yönetim kurulu başkanı olan ...'e, diğer ortak ... tarafından defalarca talepte bulunulduğunu, ancak haklı taleplerin yerine getirilmediğini, davacının tek taraflı hukuka aykırı fiilleri karşısında davalı şirketin şimdiki yönetim kurulu başkanı ...'in İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile olağan üstü genel kurul istemli dava açtığını, yargılama sonucunda davanın kabul edilerek şirketin olağan üstü genel kurulunun çağrısı için ...'e yetki verildiğini, davacı ...'in uzun bir süre davalı şirketin içini boşaltığını, şirketi zarara uğratan davacıların yönetim kurulu değiştikten sonra şirketin kar etmediği ve tasfiye şartlarının oluştuğunun belirtilerek dava açmalarının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacıların ayrıca... A.Ş.'nin yönetim ve imza yetkisini ele geçirdikten kısa bir süre sonra, o şirketi zarara soktuklarını ve kasıtlı şekilde o şirketin de tasfiyesini talep ettiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı şirketin ticari ve üretim faaliyeti en az 5 yıldır sıfır olan, alacaklı yada borçlusu olmayan, ortakları aynı aile mensubu ve aralarında çekişme olan kişilerden oluşan bir şirket olduğu, aile bireyleri arasında süregelen davaların bulunduğu, davacıların işbu davadaki taleplerinin davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ayrıca fesih ve tasfiyenin uygun görülmemesi halinde davacıların davalı şirketten çıkmasına ve çıkma payı ödenmesine yönelik olup,mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan bilirkişi raporuna göre, █████/2020 tarihli bilanço değerleri dikkate alınarak yapılan tespitlerde, şirket ortaklarının sahip olduğu her bir payın Pay Başına Defter Değeri 319.849,67TL özkaynak toplamının, 50.000 adet paya bölünmesi suretiyle 1 pay için hesaplanan defter değerinin 6,397 olduğu, bu hesaplama ile şirket ortaklarının ve dolayısıyla davacıların sahip oldukları payların değerlerinin tespit edildiği, buna göre davacı ...'in sermayedeki payının %15,45, payların itibari değerinin 7.725, 1 pay için hesaplanan defter değerinin 6,397 ve ortağın paylarının toplam tutarının 49.416,83TL olduğu, davacı ...'in ise sermayedeki payının %33,15, payların itibari değerinin 16.575, 1 pay için hesaplanan defter değerinin 6,397 ve ortağın paylarının toplam tutarının 106.030,28TL olduğu, bu bağlamda TTKnun 531.mad devamında bahsedilen fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, davacıların fesih ve tasfiye istemlerinin reddine, ancak şirketin fesih ve tasfiye şartları oluştuğundan TTK 531. Maddesi kapsamında davacılar ... ve ...'in şirketten çıkarılmalarına, çıkma payı olarak davaca ...'e 16575 hisse karşılığı 106.030,28 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, çıkma payı karşılığı ...'e 7725 adet hisse karşılığında 49.416,83 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, hisselerin bu suretle davalı şirket tarafından geri alım yapılmak suretiyle davacıların ortaklıktan çıkartılmalarına karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle, davacıların fesih ve tasfiye taleplerinin reddine, ancak şirketin fesih ve tasfiye şartları oluştuğundan TTK'nın 531. maddesi uyarınca davacıların şirketten çıkarılmalarına, çıkma payı olarak davacı ...'e 16575 hisse karşılığı 106.030,28 TL'nin, ...'e 7725 adet hisse karşılığında 49.416,83 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, hisselerin bu suretle davalı şirket tarafından geri alınarak davacıların ortaklıktan çıkartılmalarına, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacıların, maksatlı ve sorumluluktan kurtulabilmek amacı ile dava açtıklarını, 40 yılı aşkın bir ticari geçmişe sahip olan şirketin gelir gider dengesinin davacılar tarafından bozulduğunu, 01.01.2009 tarihinden itibaren şirketin kira alacaklarının tahsil edilmediğini veya tahsil edildiği halde bilançolara yansıtamadığını, bilinçli bir şekilde şirket adına ticari işler yapmadığını, hiç bir fatura kesilmediğini, genel kurul ve yönetim kurulu kararı olmaksızın şirket merkezinin kapatılarak şirketi merkezsiz bırakıldığını, Davacı ...'ün 2013 yılından, mahkeme kararı ile genel kurul toplantısı yapılan 2020 yılına kadar genel kurulu toplantıya çağırmadığını, şirketi organsız ve temsilcisiz bıraktığını, davacının adeta tek ortak gibi şirketi, kendi iradesi ile diğer ortaklara danışmaksızın faaliyetsiz bıraktığını, zaman içerisinde şirketin öz sermayesinin erimesine neden olduğunu, davacının ayrıca şirket envanterinde kayıtlı demirbaşları fatura veya belge düzenlemeksizin sattığını, satamadıklarını ise yok pahasına hurdacılara satarak elde ettiği paraları zimmetine geçirdiğini, davacı ...'in, yapmış olduğu bu işlerin öğrenilmemesi için demirbaş kayıtlarının tutulduğu defterleri şirketin muhasebecisinden alarak yok ettiğini, Şirketin genel kurul toplantısının yapılmaması nedeniyle davacı ...'e, ... tarafından defalarca talepte bulunulmasına rağmen taleplerin yerine getirilmediğini, bu nedenle şimdiki yönetim kurulu başkanı ...'in İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile genel kurul çağrısı talepli dava açtığını, mahkemece talebin kabul edilerek çağrı için ...'e yetki verildiğini, davacının diğer davalarda olduğu gibi doğru konuşmadığını, ...'in uzun süre şirketin içini boşalttığını, tahsili gereken kiraları tahsil etmediğini ve bu dönemde şirketin tasfiyesini talep etmediğini, çağrı izni ile genel kurul toplandıktan ve yönetim değiştikten sonra şirketin kar etmediği ve tasfiye şartlarının oluştuğunu öne sürerek dava açtığını, davacının eylemlerini inandırıcı ve samimi olmadığını, şirketin bu aşamada tasfiye edilemeyeceğini, zira ...'in yönetimi sırasında şirket ve ortaklarına verdiği zararlardan sorumlu olduğunu, , devam eden sorumluluktan kaçmak için şirketin tasfiyesinin istendiğini, Şirketin şu ana dek zarar edecek şekilde pasif hale getirilmesinin davacı ... ve onun etkisinde kalan diğer davacıya ait olduğunu, ...'in yönetim kurulu başkanı seçildikten sonra, şirketin milyonlarca lira tutarındaki kira alacaklarını tahsil etmeye başladığını ve tahsilatlarla şirketin tekrar canlanacağını, taraflar arasında bir çok adli uyuşmazlık bulunduğunu, ancak bunun nedeninin davacıların, ...'in miras haklarına karşı yaptığı saldırılar olduğunu, şirket tüzel kişiliğinin ortaklarının bağımsız olması nedeniyle ortaklar arasındaki uyuşmazlıklardan bağımsız olarak şirket menfaatlerinin gözetilmesi gerektiğini, davacının hukuki durumu belirlenip zimmetine geçirdiği paralar tahsil edilmeden şirketin tasfiye edilemeyeceğini ve tasfiye şartlarının oluşmadığını, davacını bu dava ile ilgisi olmayan senaryolar üretmeye devam ettiğini, dava dışı... A.Ş'nin, davalı şirketten bağımsız, ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğunu, bu şirketin eldeki dava ile ilgisinin anlaşılamadığını, davacıların davalı şirketi kötü yöneterek zararına sebep olmaları nedeniyle oluşabilecek sorumluluklarından kurtulmak amacıyla fesih ve tasfiye talep ettiklerini, bu gibi durumlarda ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar gerekçe gösterilerek şirketin feshine karar verilemeyeceğini, davacıların kötü yönetimi ile şirketin enkaza döndüğünü, şirketin milyonlarca lira değerindeki üretim ham maddesi ve demirbaşlar da kayıt dışı satılarak şirketin gayrı faal hale getirildiğini, kararın bu yönüyle davacıyı ödüllendirirken, şirketin haksız yere cezalandırıldığını, yapılan işlemlerde şirketin kusuru bulunmadığını, bu hususlarda araştırma yapılmadan tasfiye kararı verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin TTK'nın 531. maddesi uyarınca şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesine, aksi halde davacıların paylarının gerçek değerinin belirlenerek tahsili ile davacıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda şirketin feseh ve tasfiyesi koşulları oluştuğunu ancak şirketin devamında yarar bulunduğundan fesih talebinin reddine, davacıların ortaklıktan çıkarılma talebinin kabulü ile davacı ...'in payı 106.030,28 TL, ...'in payı için 49.416,83 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte şirketten tahsiline, payların şirketçe geri alınarak davacıların ortaklıktan çıkarılmasına, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 531. maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.Kanunda anonim şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Bu bağlamda anonim şirketin kötü yönetilmesi, genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler, şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması, uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir.İlk derece mahkemesince dosyanın tevdi edildiği bilirkişi kurulunca, sunulan deliller değerlendirilerek şirketin fesih ve tasfiyesi koşullarının oluştuğu belirlenmiştir. Yapılan incelemede davacı ile diğer ortak ...'in şirket ortaklık yapısına göre 2002 yılında pay sahibi olan muris ...'in ölümünden sonra davacılar ile mirasçı ... arasında terekeden kaynaklı uyuşmazlıklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Şirket ortağı ..., davacı ... aleyhine, davalı şirket ile ... AŞ'deki yönetimden kaynaklanan eylemler nedeniyle dolandırıcılıktan işlem yapılması için suç duyurusunda bulunmuştur. Davacı yöneticinin şirketin kira alacaklarını tahsil etmediği veya kayıtlara geçirmediği belirtilmiştir. Dosya içesinde bulunan Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesinin ... nolu takibinin 05.09.2020 tarihinde başlatıldığı, takip alacaklısının davalı şirket, borçlusunun ise ... AŞ. olduğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki açıklamalardan bu şirketin de tarafların ortağı olduğu şirket olduğu belirlenmiştir. Bu hususta açılan Gaziosmanpaşa 1. İcra Dairesinin ...sayılı dosyasına verilen cevap dilekçesinde, her iki şirketin aynı ortaklık şirketi yapısına sahip olduğu belirtilmiştir. Davalı şirketin 2010 yılında yapılan 2008-2009 yılları olağan genel kurulunda ... ve ... yönetime seçilmiştir. Bu karar 17.05.2010 tarihli sicil gazetesinde ilan edilmiştir. 14.04.2015 tarihli sicil gazetesindeki kayıtlara göre davacı şirketin 06.01.2015 tarihli olağanüstü genel kurulda 2010 ile 2012 döneminin görüşüldüğü, yönetimin ibra edildiği bu toplantıda yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...'in 3 yıllığına seçildiği belirlenmiştir. Bu tarihten sonra genel kurul yapılmadığı 19.06.2020 tarihli sicil gazetesine göre şirketin 2013 ve 2019 yılı dönemine ilişkin genel kurul toplantısının 09.07.2020 tarihinde yapılmasına ilişkin çağrı yayınlandığı, toplantıda alınan kararların 24.07.2020 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığı, buna göre ..., ... ve ...'in yönetim kuruluna seçildiği anlaşılmaktadır. Bu çağrının ... tarafından İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasındaki çağrıya izin kararına istinaden yapıldığı görülmüştür. Dosyadaki belgelerden tarafların ortak olduğu ... AŞ'nin genel kurullarının yapılması için İstanbul 5. ATM'nin █████████ esas sayılı dosyasında ... tarafından çağrı için izin istendiği ve mahkemece çağrı izni için karar verildiği görülmektedir. Yapılan istinaf incelemesi sırasında davacılar ile diğer ortak arasındaki akrabalık ilişkisinin değerlendirilmesi açısından muris ...'in nüfus kaydı alınmış, bu kişinin 12.10.2013 tarihinde öldüğü, geriye davacılar ...ve ...ile ...'in mirasçı olarak kaldıkları görülmektedir.Dosyadaki belgelerden davacılar ile ...'in ortağı olduğu davalı şirkette yönetimin davacıların çoğunluğuyla, tarafların ortağı olduğu ... şirketinde ise yönetimin ortaklardan ... ve diğer yöneticilerin çoğunluğu ile yürütüldüğü, her iki şirket ve miras ortaklığı bağlamında taraflar arasında ciddi husumetler, davalar ve suç duyuruları bulunduğu ve taraflar arasındaki ortaklığın devamında yarar veya imkan bulunmadığı görülmektedir. Diğer yandan mahkemece yapılan tespitte şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirket varlığının duran öz varlıklardan ibaret olduğu belirlenmiştir. Cevap ve istinaf dilekçelerinde şirketin ticari faaliyetlerine devam edeceğine ilişkin herhangi bir delil veya vizyon ortaya konmamıştır. Diğer ortak ... tarafından yapılan suç duyuruları üzerine yönetici olan davacılar aleyhine ceza davası açılmasına veya yöneticilerin hukuki sorumluluğuna ilişkin bir hukuk davası açılmasına bir engel bulunmamaktadır. İstinaf başvurusundaki bu hususa ilişkin beyan dahi ortaklık ilişkisinin temelinden sarsıldığı, şirketin tüm ortakların kusuruyla işlemez hale getirildiği, sadece ceza ve hukuk davalarının açılarak bunların sürdürülmesi için ortaklığın devam ettirilmesinin istendiği görülmektedir. Bu nedenle mahkemece şirketin fesih ve tasfiye koşullarının oluştuğu kabul edilerek, davacıların ortaklık payının bilançoya göre belirlenip ödenmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı şirket vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!