İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, şirketin genel kurul kararının iptali talepli davada usulsüz davet, sermaye artırımı ve huzur hakkı kararlarına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacılar, davalı şirketin 15.09.2020 tarihli olağan genel kurulunda alınan ibra, huzur hakkı, rüçhan hakkı ve sermaye artırımı kararlarının, usulüne uygun davet yapılmaması, yetkisiz kişilerin toplantıya katılımı, gerçeği yansıtmayan finansal tablolar, şirketin tasfiye halinde olmasına rağmen kötü niyetli sermaye artırımı gibi yasal düzenlemelere, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılıklar taşıdığı gerekçesiyle iptali taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Genel kurul kararının iptali
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davacı ... açısından davanın aktif husumet bakımından reddine, diğer davacılar ..., ... bakımından davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 15.09.2020 günü usulsüz şekilde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ibra, huzur hakkı, rüçhan hakkı ve sermaye arttırım kararlarının usul, esas, sözleşme ve yasal düzenlemeler ve dürüstlük kurallarına uygun alınmadığı gerekçeleri ile iptalini talep ederek, davalı şirketin Harbiye, Bostan sk. 15/5 Şişli İstanbul adresinde bilişim iştigal konusu ile faaliyette bulunduğunu, müvekkillerinin 50.000.-TL sermayeye sahip şirkette Ticaret sicil kayıtlarına göre; ...'nun %9, ...'ün %9, ...'ın % 9 hisse ile ile pay sahibi bulunduklarını, diğer %73 hissenin dava dışı ... 'a ait olduğunu belirterek müvekkillerinin davacı tarafından 15.09.2020 tarihli genel kurula usule uygun davet edilmediklerini ve yokluklarında karar alındığını, davalılardan bir kısmına TTK 410 gereği usulüne uygun İTM tebliğ edilmediğini, bir kısmına tebliğ işlemi yapılmadığından genel kurulda belirlenen gündem maddelerine olumsuz oy kullanamadıklarını, hazırlanmış faaliyet raporu ve davet mektubunda davacılardan ...'ın pay oranın yansıtılmamış olduğunu ve genel kurul toplantısına pay sahibi olduğu iddia edilen, ticaret sicil kayıtlarında ise devirleri tescil ettirilmemiş dava dışı yetkisiz temsilcilerin genel kurul toplantısına katıldığını ve oy kullandığını, 15.09.2020 tarihli genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 50.000.-TL'den 250.000.-TL'ye çıkarma kararı alındığını, bahse konu Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların müvekkillerinin çıkarlarına halel getirecek mahiyette olduğunu, sermaye arttırım kararının dürüstlük kuralına aykırı alınmış olduğunu, davalı şirketin aktif ticari faaliyetini sonlandırdığını, ana sözleşmedeki belirtilen amaç ve konu faaliyetlerinin hiç birini gerçekleştiremediğini, yüklü miktarda vergi borçları, yönetimsel ve finansal sorunlar sebebi ile davacı müvekkil ortaklarından ... tarafından şirketin İstanbul 11.ATM ████████ E.sayılı dosyasında dava açıldığını, tasfiye halinde olan şirket için sermaye artışı yapılmasının hakkın kötüye kullanılması olacağını, şirket borçlarının arttırılması istenilen sermaye payının üzerinde olduğunu, bu işlemden müvekkillerinin ya da şirketin menfaatinin bulunmadığını sermaye arttırımı kararı ile müvekkillerinin pay oranları üzerinde tasarruf yetkisini azaltacak olması ile sermaye arttırım hakkının kötüye kullanılması ilkesi ve münferit ve azınlık pay sahiplerinine en az zarar verecek şekilde kullanılması ilkesi ve şirket gereksinimlerine paralellik gösterdiğinin faaliyet raporlarında açıklanması ile alınması gerekli şirketin 2 senedir faaliyeti bulunmadığını ve yüklü miktarda borçlu olması sebebi ile kötü niyetli olduğunu, müvekkillerinin rüçhan hakkının kullanılmasının müvekkili ...'ın genel kurul toplantısına davet edilmemesi ile müvekkilinin pay değerinin düşürülmesinin hedeflendiğini, huzur hakkı uygulamasının TTK 394 te tanımlandığını, huzur hakkı kararı alınabilmesi için şirketin yapısı, faaliyet durumu, şirketin gelirine uygun bir tutarın belirlenmesi gerekirken fahiş tutarda belirlenen huzur hakkının yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların kar payı alma haklarını zayıflattığını, davalı şirketin 16.03.2009 tarih, 7270 sayılı TTSG yayınlanan esas sözleşmesinde huzur hakkına yönelik bir hüküm bulunmadığını, Olağan Genel Kurul Toplantısında görüşülen ve ibra edilen faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, karşılaştırmalı mali tablolar hakkında gerekli açıklamalarda bulunulmadığı ,gerçek durumların görülmediğini, muhasebe kayıtlarının doğruluğu teyit edilmeden ibra kararı alındığından ibra kararının geçersiz olduğunu, müvekkillerinin davalı şirket muhasebe kayıtlarını inceleme taleplerine karşılık tehdit edildiklerini, usulüne uygun olmayan davet, müvekkilinin pay oranının faaliyet raporunda yer almaması, genel kurul toplantısna yetkisiz kişlerin katılması, dürüstlük kuralına uymayarak alınmış sermaye arttırım kararı belirlenen huzur hakkının sözleşmede yer almamasına karşın menfaat sağlamak amacı ile kötüye kullanılması, gerçeğe aykırı finansal tablolarla yönetim kurulunun hukuka aykırı kendilerini ibra etmiş olmaları gerekçeleri 15.09.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ibra, huzur hakkı, rüçhan hakkı ve sermaye arttırım kararlarının usul ve esas, sözleşmeye uygun alınmadığını iddia ederek, genel kurulun iptalini ve İstanbul 11.ATM ████████ E.sayılı dosyasında görülmekte olan şirketin tasfiyesine ilişkin davanın iş bu davanın sonucunu etkileyeceğinden bekletici mesele yapılmasını ve verilecek tedbir kararı ile genel kurul kararlarının uygulamasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davacıların hissedar olmayan kişileri, ortak, genel kurula iştirak etmeleri için genel kurula katılmış gibi göstermeye çalışmakta olduğunu, genel kurul toplantısının bakanlık temsilcisi gözetiminde yapıldığını, genel kurula çağrı ve yapılan tebligatların TTK'ya uygun olduğunu, ortak olmayan davacıya çağrı yapılmadığı iddiasının hukuken isabetsiz olduğunu, bilanço, gelir tablosu ve faaliyet raporunun genel kurula 15 gün öncesinde ilanda belirtilen adreste incelemeye hazır olduğu hususunun TTSG ilan edildiğini, çağrının İTM ile ortaklara 24.08.2020 ve 25.08.2020 de ortak olan davacılara tebliğ edildiğini, davacıların genel kuruldan haberdar olduklarını, davacılardan ... genel kurul toplantısına fiilen katılmadığını ,sermaye artırım kararının şirketin olağan faaliyetlerini sürdürmesi için gerekli olduğunu, şirketin öz kaynaklarını yitirdiğini, şirket yönetim kurulu üyesi ...'ın şahsi mal varlığından davalı şirket yararına aktarımda bulunduğunu, sermaye artırım ve rüçhan hakkının kullanılmasının yasa ve usüle uygun olduğunu, davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu, huzur hakkı kararının yasa ve usule uygun olduğunu, davacıların faaliyet raporu ve ibra konusundaki taleplerinin asılsız bulunduğunu, davacıların mali tablolar hakkındaki iddialarının , bekletici mesele taleplerinin ve 2019 yılı olağan genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılması taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul 1. ATM nin ████████ Esas ████████ karar sayılı ilamı ile davacı şirkette pay sahibi olarak bulunan ...'a davalı şirketin genel kurulunun yapılabilmesi için çağrı izni verildiği, dava konusu edilen █████/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına ait çağrının █████/2020 tarihli 10145 sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, 2019 yılı olağan genel kurul toplantısına ait ortaklara yapılan davet çağrısının ..., ..., ... , ..., ..., ...'e █████/2020 tarihinde iadeli taahhütlü mektup ile yapıldığı, tebligatın davacılar ..., ... tarafından █████/2020 tarihinde tebliğ alındığı, davalı şirketin davacıların şirkete bildirdiği adrese tebligat yapmak sureti ile tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde tebligat yapılır şeklindeki kurala riayet etmiş oldukları, davacıların bilinen en son adresine tebligatın yapılmış olması sebebi ile çağrı usulüne aykırılığın söz konusu olmadığı, davacıların usulüne uygun olarak çağrıldıkları toplantıya katılmadıklarından Genel Kurul Kararlarının iptalini talep etme hakları bulunmadığı, toplantıya yetkisiz kimselerin katıldığı iddiasının davalı şirket pay defterinde kayıtlı kimseler dışında toplantıya katılım olduğu tespit edilemediğinden ispat edilemediği..." gerekçesiyle, davacı ... açısından davanın aktif husumetten reddine, diğer davacılar ..., ... açısından davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı şirketin 15.09.2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının mevzuata aykırı şekilde düzenlenmesi ve toplantıda alınan kararların iptali için davanın açıldığını, yargılama neticesinde mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini, davacı ...'ın dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, ticaret sicil kayıtlarına göre müvekkili ...'ın %9, ...'in %9, ...'nun %9 dava dışı şirket ortağı ...'ın ise %73 oranında pay sahibi olduğunu, her bir müvekkilinin pay oranlarının ayrı ayrı %9 olsa da bu hakkın kullanılabilmesi için söz konusu oranda paya bir pay sahibinin sahip olmasının şart olmadığını, birden fazla pay sahibininde bir araya gelerek bu hakkı kullanabileceğini, müvekkillerinin toplam paylarının %27 olduğunu, davaya açmakta haklı nedenlerinin mevcut bulunduğunu, her ne kadar bilirkişi raporunda pay devirlerinin yapıldığı, müvekkili ...'ün pay oranının %2,4, müvekkili ...'ın ise pay sahibi olmadığı iddia edilmiş ise de davalı şirketin genel kurul toplantısına müvekkillerinin usule aykırılıklar içerecek biçimde davet edilmediğini, müvekkili ...'ın sicil gazete kayıtlarında ortak olarak görülmesine rağmen davet mektubu ve faaliyet raporunda hissedar olarak gösterilmediğini, pay sahibi olduğu iddia edilen ... ve ...'in katıldığını, ticaret sicil kayıtlarında hisse devirlerinin tescil ettirilmediğini, dava dışı gerçek kişilerin toplantıya katılarak bu toplantıda oy kullanmalarının ve sermaye artırım kararlarının batıl olduğunu, genel kurulda görüşülen bilançoların gerçeği yansıtmamasının başlı başına genel kurul toplantısının iptalini gerektirdiğini, müvekkillerine usulüne uygun çağrı yapılmadığını, TTK 410.maddesi gereğince usulüne uygun şekilde iadeli taahhütlü tebliğ edilmediğini, usulsüz tebligat yapıldığını, müvekkili ... ve ...'in yurt dışında bulunduğunu, bu durumun tebliğ mazbatasına yazılmadığını, müvekkili ...'ın pay oranının faaliyet raporu ve davet mektubuna yansıtılmadığını, genel kurul toplantısına yetkisiz temsilcilerin katıldığını, müvekkili ...'ın ticaret sicil gazete kayıtlarında ortak olarak görülmesine rağmen toplantıya davet mektubu ve faaliyet raporunda hissedar olarak gösterilmediğini, genel kurul toplantısında sermaye artırım kararının batıl olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı şirketin ...şirketine karşı açmış olduğu yaklaşık 50.000,00 TL değerinde tazminat davasının mevcut olduğunu, sermaye artırım kararının alınması durumunda müvekkillerinin pay oranlarının 5 kat daha az alacağını, şirket üzerinde tasarruf yetkilerinin tamamen ortadan kalkacağını, mevcut durumda davalı şirketin aktif ticari hayatının sonlandırdığını, yüklü miktarda vergi borcunun olduğunu, aktif mal varlığının bulunmaması, ticari hayatta aktif olmaması ve borca batık olması nedeniyle müvekkili ... tarafından İstanbul 11. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında şirketin tasfiyesi davası açıldığını, sermaye artırımı yapılmasında müvekkillerinin herhangi bir menfaatinin olmadığını, gayri faal olunan bir dönemde gerekçesiz biçimde sermayenin beş katılan çıkarılmasında kötü niyetin bulunduğunun aşikar olduğunu, müvekkillerinin rüçhan hakkını fiilen sonlandırıldığını ve engellendiğini, sermaye artırımı ile payların değerinin düşürülmesi ve rüçhan hakkının kullanılmasının engellenmesinin hedeflendiğini, huzur hakkı bakımından alınan kararında iptali gerektiğini, huzur hakkı ücreti için şirketin geliri yıllık kar oranları yapılacak işler ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerine bakılarak orantılı bir miktarın belirlenmesi gerektiğini, öncelikle esas sözleşmede huzur hakkına ilişkin hükmün bulunması gerektiğini aksi takdirde gündeme ilişkin karar alınamayacağını, 16.03.2009 tarihinde yayınlanan esas sözleşmede huzur hakkına yönelik bir hüküm bulunmadığını, olağan genel kurul toplantısında görüşülen ve ibra edilen finansal faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, iptal edilmesi gerektiğini, ibra için ön koşul olan muhasebesel kayıtların doğruluğu teyit edilmeden ibra kararı verildiğini, İstanbul 11. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyada görülmekte olan şirket tasfiye davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,TTK'nın 445. maddesi gereğince anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacı ... açısından davanın aktif husumetten reddine, diğer davacılar ..., ... açısından davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacıların şirketin eski yönetim kurulu üyeleri olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacılardan ...'ın dava tarihi itibariyle davacı şirket ortaklarından olup olmadığı, dava açma hakkının bulunup bulunmadığı, davacılara iptali talep edilen genel kurul toplantısının usulüne uygun şekilde çağrısının yapılıp yapılmadığı, davacılardan ... tarafından davalı şirketin tasfiyesi amacı ile açılan İstanbul 11. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasının iş bu davada bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği ve genel kurul kararlarının iptalinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacılardan ...'ın şirketteki 4500 hisseye tekabül eden hissesinin bir kısmını yönetim kurulu başkanı ...'a bir kısmını yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'na ve yönetim kurulu üyesi ...'e devrettiği ve yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, söz konusu istifa ve devrin 29.04.2016 tarihli davalı şirketin ███████ nolu yönetim kurulu kararında belirtildiği, davacılardan ...'ın şirketin kurucu ortaklarından ve eski yönetim kurulu üyelerinden olduğu, dava konusu 15.09.2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının davalı şirketin 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısı olduğu, toplantıya bakanlık temsilcisinin katıldığı, temsilci gözetiminde toplantının gerçekleştirildiği, toplantıya ait çağrının yönetim kurulu tarafından kanun ve esas sözleşmede öngörüldüğü gibi ve gündemi de ihtiva edecek şekilde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 25.08.2020 tarihli nüshasında ilan edildiği ve ayrıca pay sahiplerine 20.08.2020 tarihinde taahhütlü mektupla toplantı gün ve saat ve gündemin bildirildiği hususunun açıklanarak tutanağa geçirildiği, şirket paylarının 50.000,00 TL'lik sermayesine tekabül eden 50.000 adet hisseden toplam 36.000 adet payın asaleten itibari değeri 1.500 payın vekaleten toplantıda temsil edildiğinin belirtildiği, toplantıya davacıların katılmadığı, toplantının 2 nolu gündeminin 2019 yılı faaliyet raporu olduğu, raporun katılanların oy birliği ile kabul edildiği, toplantı gündeminin 4 nolu maddesinde 2019 yılı bilanço ve gelir tablosu ... tarafından ortaklar cariye yapılan itiraz hariç olmak üzere mevcudun oy birliği ile kabul edildiği, gündemin 5.maddesinde; şirket ana sözleşmesinde 6.maddesinin görüşülmesine geçildiği, sermaye ve hisse senetlerinin nevine ilişkin olduğu, ortaklardan ...'ın söz aldığı, süre gelen hukuki davalar dolayısıyla oluşan negatif öz kaynakların şirket ortakları tarafından sermaye artırışı yolu ile karşılanması gerektiğine dair beyanda bulunduğu, oylama neticesinde 50.000,00 TL olan şirket sermayesinin 200.000,00 TL daha artırılarak 250.000,00 TL'ye yükseltilmesine, rüçhan haklarını kullanmak isteyen ortaklara taahhütlü mektupla durumun bildirilmesine, yönetim kurulu kararı alınarak tescil ve ilan edilmesine, katılanların oy birliği ile karar alındığı, gündemin 6.maddesinde; yönetim kurulu üyeliğinden istifa eden ...'ün yerine atanan ...'ın üyeliğinin onaylanmasının görüşüldüğü ve yönetim kurulu üyeliğinin onaylanmasına ve kabulüne karar verildiği, gündemin 7.maddesinde; yönetim kurulu üyelerinin tek tek ibrasına geçildiği, yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ibralarında oy kullanmadığı ve ayrı ayrı ibra edildikleri açıklandığı, yönetim kurulu üyesi olup ibra edilenler arasında davacılardan eski yönetim kurulu üyesi ...'ünde yer aldığı, gündemin 8.maddesinde; yönetim kurulunun seçiminin görüşülmesine geçildiği ve üç yıl süre ile yönetim kurulu başkanı olarak ...'ın seçildiği, temsil yetkisinin belirlendiği, gündemin 9.maddesinde; huzur hakkı olarak 10.000,00 TL'nin uygun görüldüğü ve yönetim kurulu başkanı ...'a aylık 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine oy birliği ile karar verildiği, davacılar tarafından iş bu karara karşı 14.12.2020 tarihinde dava açtıkları, davacılardan ... tarafından İstanbul 11 ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında 24.04.2020 tarihinde davalı şirketin fesih ve tasfiyesi için dava açtığı, davanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 21.03.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı şirketin 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları ile ortalık pay defterinin incelendiği, usulüne uygun şekilde düzenlenmiş olduğu, delil niteliğine sahip olduğu, 15.09.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısına katılanlar cetvelinde yer alan ortaklık yapısı ve sermaye paylarının ortaklar pay defteri kayıtları, faaliyet raporu ve davalı şirket ticari defter kayıtlarında yer alan 500 nolu sermaye hesabı kayıtları ile uyumlu olduğunun görüldüğü, kayıtlara göre davalı şirketin ortaklık yapısının, ...'ın toplam payının 36.000 , hisse oranın %72, ...'nun toplam payının 6.000, hisse oranının %12, ...'ün toplamının 6.000, hisse oranının %12, ...'nın toplam payının 1.000, hisse oranının %2, ...'in ve ...'ın toplam paylarının ayrı ayrı 500, hisse oranlarının ise ayrı ayrı %1 olduğu, toplam hisse oranının %100 olduğu, davacılardan ... adına tesis edilmiş sermaye pay ve tutarının ortaklar pay defteri ve 2019 yılı ticari defter kayıtlarında yer almadığı, İTO'dan dava dosyasına gönderilen CD içerisinde yer alan 2013 - 2014 - 2015 yılları genel kurul hazır bulunanlar listesi ile 15.08.2019'da yapılan 2016 - 2017 - 2018 yıllarına ait olağan genel kurul toplantı evrakları üzerinde yapılan inceleme neticesi hazır bulunanlar listesinde davacılardan ... ve ...'ün genel kurul toplantılarına asaleten katıldıkları, ...'ın yer almadığı, İstanbul 1 ATM'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında 36.000 pay sahibi ...'a davalı firmayı genel kurula çağrı izni verildiği, iptali istenilen 15.09.2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına ait çağrının 25.08.2020 tarih, 10145 sayılı TTSG ilan edildiği, 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısına ait ortaklara yapılan davet çağrının, ..., ..., ..., ..., ... ve ... 20.08.2020 tarihinde İTM ile bildirimde bulunulduğu, tebligatların davacılar veya adlarına 28.08.2020 tarihinde tebliğ alındığının anlaşıldığı, davacılardan ...'a genel kurula davet tebligatının gönderilmediği, posta gönderi ve alındılarından ve dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, davacıların toplantıya çağrının usulüne Uygun yapılmadığından toplantıya katılamadıklarını ileri sürmekte olduğu bu durumda kararın iptali bakımından TTK md. 446 b bendi gereği muhalefetlerini zapta geçirtmeleri ve olumsuz oy kullanmaları şartı aranmayacağı, bununla birlikte, çağrının usulüne uygun yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerektiği, zira usulüne uygun bir çağrıya rağmen toplantıya katılmayan bir pay sahibinin genel kurul kararlarının iptali davası açma hakkının olmadığı, davacının bir diğer iddiası ise toplantıya yetkisiz kimselerin katılması nedeniyle iptali gerektiği, yine bu durumda da pay sahibi toplantıya katılıp katılmamasından ve çağrı usulüne uyulup uyulmamasından bağımsız olarak iptal davası açabileceği, bu davada yetkisiz kimselerin oylarının sonuca etkili olup olmadığına bakılarak karar iptal edileceği, davacılar vekili davalılardan ...'a hiç davet mektubu gönderilmemiş olmasının çağrı usulüne aykırılık teşkil ettiğini ileri sürdüğü, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacılardan ...'ın kurucu sıfatıyla Ticaret Sicil Gazetesinde kaydı bulunduğu, ancak bununla birlikte anonim şirketlerde payın devri bakımından ticaret sicilinin herhangi bir fonksiyonu olmadığı, Limited şirketlerden farklı olarak anonim şirketlerde payın devri ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmeyeceği, davalı şirketin paylarının nama yazılı olduğu devri bakımından da esas sözleşmede herhangi bir bağlam hükmüne rastlanmadığı, bu durumda paylar pay senedi çıkarılmışsa ciro ve teslim ,çıkarılmamışsa alacağın temliki yoluyla devredilebileceği, şirket esas sözleşmesinde bağlam öngörülmediğinden, devrin şirkete karşı geçerli olabilmesi için şirketin onayına ihtiyaç olmadığı, bağlam öngörülmeyen hallerde şirket pay defterine kayıt sadece bir ispat vazifesi göreceği, davalı şirket kayıtlarından davacı ...'ın paylarını devrettiği devir kaydının 29.04.2016 tarihinde pay defterine 2016/1 nolu YK kararına istinaden denilmek suretiyle işlendiği ve ortaklıktan ayrıldığının görüldüğü, yine pay defteri üzerinde yapılan incelemede davacının paylarının bir kısmını diğer iki davacının devraldığı ve devir kaydının 29.04.2016 tarihinde yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda ...'ın isminin kurucular arasında geçmesi onun pay sahibi sıfatını koruduğu ve bundan kaynaklanan haklarını kullanabileceği anlamına gelmeyeceği, pay defterine işlenen kaydın geçersizliği davacı tarafından ispatlanmadığı sürece, sırf Sicil Gazetesine dayalı olarak pay sahibi olduğu kabul edilemeyeceği, o halde ilk yapılması gereken tespit davacı ... ...'ın davalı şirketin ortağı olmadığı, dolayısıyla genel kurul kararının iptalini dava edecek aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, diğer iki davacı bakımından iddia ise davet mektubunun usulüne uygun olarak iadeli taahhütlü yapılmayarak çağrının usulüne aykırı davranıldığı, oysa dosyaya sunulan belgelerden davacılara iadeli taahhütlü mektup ile davette bulunulduğu postane kayıtları ile ispatlandığı, somut olayda, davalı şirket, davalının şirkete bildirdiği adrese tebligat yapmak suretiyle “tebliğ yapılacak şahsa en son adresinde yapılır” şeklindeki kurala riayet ettiği, bilinen en son adrese tebligatın yapılmış ve ulaşmış olması sebebiyle de tebligatın usule uygun yapıldığı kanaatine varıldığı, bu durumda çağrının usulüne dair bir aykırılığı söz konusu olmayacağından davacılar usulüne uygun olarak çağrıldıkları toplantıya katılmayarak genel kurul kararlarının iptalini talep etme haklarını yitirdikleri, davacıların bir diğer iddiasının ise toplantının yetkisiz kimselerin katılımı nedeniyle iptali gerektiği, gerçekten de TTK md. 446 gereğince genel kurul toplantısına yetkisiz kimselerin katılımı iptal sebepleri arasında sayılmış olduğu, bu kimselerin kullandığı oyların sonuca etkili olması halinde kararın iptal edileceği, dava konusu uyuşmazlıkta davalı şirket pay defterinde kayıtlı kimseler dışında toplantıya katılımın olmadığının tespit edilmiş olduğu bu durumda davacının bu iddiasının da ispatlanamadığı, davalı şirket genel kuruluna yetkisiz katılımdan bahsedilemeyeceği ve bu durumda alınan kararların iptali şartlarının oluşmadığının değerlendirildiği, davacılardan ...'ın davalı şirketin ortağı olmadığı, dolayısıyla genel kurul kararının dava edecek aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, diğer davalılar ... ve ...'e çağrının usulüne göre yapıldığı ancak davacıların toplantıya katılmadığı bu durumda dava açma hakları bulunmadığı, toplantıya yetkisiz kimselerin katıldığı iddiasının dosya münderecatı ve şirket kayıtlarından tespit edilemediğinden davacıların buna dayalı olarak iptal davası açamayacağı belirtilmiştir. Davacılar vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinde; müvekkillerinden ...'ın dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, sicil kayıtlarına göre pay sahibi olduğunu,müvekkillerine usulüne uygun şekilde davet yapılmadığını belirterek, kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden ,...tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacıların açmış olduğu davanın ise esastan reddine dair karar verilmiştir. TTK'nın 445. maddesi uyarınca, ''446 ıncı maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler."TTK'nın 446. maddesinde de iptal davası açabilecek kişiler sayılmış olup buna göre, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Somut davada, davacılardan ...'ın şirketin 29.04.2016 tarihli yönetim kurulu kararında görüldüğü üzere şirketteki olan tüm hisselerini devrettiği ve yönetim kurulu üyeliğinden de istifa etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı bir anonim şirkettir. Anonim şirketlerde hamiline ve nama yazılı pay senetlerinin ne şekilde devredileceği TTK'nın 489 ve 490. maddelerinde düzenlenmiştir. Hamiline yazılı pay senetlerinin devri şirket ve üçüncü kişiler hakkında ancak zilliyetliğin geçirilmesi suretiyle payı devralan tarafından merkezi kayıt kuruluşuna yapılacak bildirimle hüküm ifade edecektir. Nama yazılı payların ve pay senetlerinin devrinde ise kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği belirtilmiştir. Somut davada davacının pay senetleri nama yazılıdır. Aksine bir düzenleme esas sözleşmede yoktur.Hukuki işlemle devirde ise ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesi ile yapılabileceği ifade edilmiştir. Limited şirketlerden farklı olarak, pay devir sözleşmesinde noter onayı aranmamıştır. Bu nedenle davacı ...'ın aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtildiği üzere anonim şirket genel kurul kararının iptalini talep edebilmesi için TTK'nın 446. maddesi gereğince adı geçen davacının şirketin pay sahipleri arasında olması gerekmektedir. Dava tarihi itibari ile pay sahibi olmadığı tespit edilen davacı yönünden açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacılardan ... ve ... ise TTK'nın 446/1-b bendinde düzenlenen gerekçelere dayanarak, kendilerine usulüne uygun şekilde toplantı çağrısının yapılmadığını, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin ve temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıkları iddiasında bulunmuşlardır.Dava konusu 15.09.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısıdır. Pay sahibi ...'ın İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında ki başvurusu üzerine ve verilen karar ile gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Çağrının şekli TTK 414.madde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca genel kurul, toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Pay defterinde yazılı pay sahiplerine toplantı günü ve gündem ile ilanın çıktığı yahut çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. TTK'nın 446/1-b bendi uyarınca; toplantıya katılsın yahut katılmasın, olumsuz oy kullanmış olsun yahut olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini ileri süren her pay sahibi genel kurul kararının iptalini dava edebilir. Çağrının usulsüzlüğü tek başına iptal sebebi değilse de; dava hakkının kazanılması için yeterlidir. Dava konusu 15.09.2020 tarihli genel kurula ilişkin çağrının şirketin internet sitesinde ve ayrıca gerek iadeli taahhütlü tebligat ile ve gerekse Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı anlaşılmaktadır. Buna dair bilgi ve belgeler dosyaya ibraz edilmiştir.Davacıların genel kurul toplantına usulüne uygun şekilde çağrıldıkları, ancak toplantıya katılmadıkları anlaşılmaktadır. Genel kurul toplantısı bakanlık temsilcisi gözetiminde yapılmıştır. Toplantıya pay defterinde kayıtlı kimseler dışında katılım olmamıştır. Bu nedenlerle, davacıların aksine ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İptal şartları mevcut değildir. Mahkemece verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacılar İstanbul 1. ATM'nin şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik açılan ████████ Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmişler ise de davacıların sıfatı, çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmamış olmaları ve iptal şartlarının gerçekleşmemiş olması ve fesih ve tasfiye davasında verilecek kararın eldeki davaya etkisinin olmayacağı dikkate alındığında, bekletici mesele yapılmasında hukuki yarar olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,
3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!