İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, davacının ticari unvanının korunması ve haksız rekabet iddialarıyla açtığı davada verilen ilk derece mahkemesi kararının davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının "..." ticari unvanının davalı tarafından benzer şekilde "..." olarak kullanılmasının haksız rekabet ve unvan ihlali teşkil ettiğini iddia ederek davalının unvanından "..." ibaresinin terkinini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin haksız rekabet iddiasını reddetmesine rağmen, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermesi ve unvanlarda "..." benzerliğinin iltibas yaratması nedeniyle davalının ticari unvanından "..." ibaresinin silinmesine hükmetmesi üzerine, davalının bu karara karşı istinaf başvurusunu ele almaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVANIN KONUSU:Ticari unvanın korunması ve haksız rekabetTaraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ... ŞTİ. unvanının 2000 yılından bu yana kullanıldığını, müvekkilinin hırdavat ve züccaciye ürünlerinin üretimi, satışı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, 2004 yılından bu yana marka sahibi olduğunu, sektörün öncü firmalarından olduğunu, yapılan araştırmalar sonucunda ... Ticaret ... isimli işletmenin tür değiştirerek ... ŞİRKETİ unvanı ile faaliyete geçtiğinin tespit edildiğini, bu tür değişikliğinin 05.03.2021 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiğini, tarafların aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalı firmanın, ..., ..., ... gibi online satış platformlarında çeşitli hırdavat ürünlerinin satışını yaptığını, davalı tarafın faaliyetlerinin müvekkilinin ticaret unvanından kaynaklı haklarını ihlal ettiğini, ticaret unvanlarındaki ayırt edici unsurun ... kelimesi olduğunu, davalı tarafın bu unvanı seçmesinin iyiniyetli bir davranış olmadığını, müvekkilinin 21 yıldan bu yana bu unvanı kullandığını ve tanıttığını, davalı tarafın eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin öncelik hakkı sebebiyle ... ibaresinin “gerçek hak sahibi” olduğunu iddia ederek, davalının unvanında yer alan ... ibaresinin çıkartılmasını ve unvandan silinmesini, davalının ... ibaresini ticaret unvanında kullanmasına yönelik eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve haksız rekabetin durdurulması ile önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; ilgili tüketicilerin dava konusu markaları farklı algılayacaklarını, ibarelerin ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, ... kelimesinin davacı tarafından bulunmadığını, ibareler arasında kavramsal benzerlik bulunmadığını, davacının kuruluşundan bu yana ... ibaresi taşıyan çok sayıda şirketin kurulmuş olduğunu, müvekkilinin sadece hırdavat alanında değil çok geniş bir alanda faaliyet gösterdiğini, inşaat ve kuyumculuk alanında da faaliyet gösterdiğini, bilinçli ve dikkatli tüketici nezdinde her iki ibarenin birbirine karıştırılmayacağını, müvekkilinin 17 yıldır ... Ticaret unvanını kullandığını, sonrasında büyüyerek... ŞİRKETİ unvanına geçtiğini, davacı tarafın ... ibaresi ile tanınan bir firma olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davalı şirketin ticaret ünvanını tescil edildiği biçimden farklı olarak kullandığı ve bu kullanım sonucunda davacı tarafın ticaret ünvanına tecavüz ettiğine yönelik dosya kapsamında herhangi bir bilgi belge yer almadığı, tescilli ticaret ünvanları sicilden silinmediği sürece tescil edildiği şekli ile kullanılmalarının haksız rekabet veya tecavüz teşkil etmeyeceği, bu nedenle davalının haksız rekabettte bulunduğundan söz edilemeyeceğinden davacının bu yöndeki talebinin reddine, taraf şirketlerin ticaret ünvanlarının ek unsurlarının "..." ve " ..." olduğu, çekirdek unsurlarının benzer mahiyette olduğu, bu hali ile şirket ünvanları arasında iltibas olduğu ve tarafların aynı alanlarda faaliyet göstermeleri sebebiyle davalının ticaret ünvanından "..." ibaresinin terkini için yeterli koşulların oluştuğu anlaşıldığından davacı vekilinin yöndeki talebinin ise kabulüne karar vermek gerekmiş, netice itibari ile..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin davalı şirketin ticaret sicilinden terkinne, haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesine yönelik istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davanın kısmen kabulü ile müvekkili şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret sicilde terkinine ilişkin vermiş olduğu kararın yasal düzenlemelere uygun düşmediğini, çünkü davacı şirketin "..." ibaresinin gerçek hak sahibi olduğu iddiasıyla müvekkili şirketin 05.03.2021 tarihinde ...'de tescil edilen ticaret unvanının terkini istemi ile dava açtığını, yargılama sonucunda haksız rekabetin oluşmadığı tespit edilmiş ise de kısmen kabul kararı ve terkin yönünden hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarının hükmün kurulmasında etkili olduğunu, rapora itirazlarında ısrarla belirttikleri üzere somut olayda uzmanlığa sahip olmayan kişiler tarafından hazırlanan raporların hükme esas alınmasının mümkün görülmediğini, davanın ticaret unvanları arasında iltibas tehlikesi olup olmadığı noktasındaki uyuşmazlıktan kaynaklandığını, bu uyuşmazlığın çözümlenmesinde başvurulan bilirkişi delilinde ise üç kişilik heyetin iki kişisinin mali müşavir olduğunu, ticaret hukuku alanında uzmanlıklarının olmadığını, savunmalarına gerekçede yer verilmediğini, aslında tescilin 05.03.2021 yılında yapılma sebebinin müvekkili şirketin tür değişikliği nedeniyle gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket sahibinin iş hacminin büyümesi nedeniyle şirketin tür değişikliğine gittiğini ve ... Ticaret gerçek kişi unvanından.... Ltd Şirketi unvanına geçtiğini, gerçek kişi unvanının 2004 yılında tescil edildiğini, 17 yıldır... Ticaret unvanı ile faaliyet gösterdiğini, davacının hak ibaresinin ayırt edici olmadığı yönündeki beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığını, "..." kelimesinin uluslararası piyasada yürütülen faaliyetler nedeniyle seçildiğini, kelimenin küresel bir anlam taşıdığını, ülkede yüzlerce şirket tarafından kullanıldığını, davacı tarafın bu isimle tanındığını söylemenin mümkün olmadığını, İTO'dan alınan firma detaylarından anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin çok geniş bir yelpazede faaliyet gösterdiğini, farklı sektörlerde iş yaptığını belirterek, kısmen kabul kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 50 vd maddeleri gereğince ticaret unvanının korunması kapsamında "..." ibaresinin unvandan çıkarılması ile sicil kaydının silinmesi ve "..." ibaresinin kullanılmasının aynı Kanun'un 56.maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin durdurulması ve önlenmesi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, her iki şirketin ticaret unvanında " ..." kelimesinin yer aldığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin davacının ticaret unvanına tecavüz niteliğinde olup olmadığı, mahkeme kararı ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ve unvanın korunması bakımından verilen kararın hukuka uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirketin 04.10.2000 tarihinde dava konusu ticaret unvanı ile İstanbul Ticaret Odasına tescil edildiği, davalı şirketin ise İstanbul Ticaret Odasına 06.05.2011 tarihinde tescil edildiği, odaya kayıt tarihinin 05.03.2021 olduğu, davacının odaya kayıt tarihinin ise 04.10.2020 yılı olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirketin ... ... Ticaret ticari işletmesinin tür değiştirmesi suretiyle faaliyete geçtiği haberinin alındığını, her iki firmanın iştigal alanlarının birebir benzerlik taşıdığını, araştırmalar sonucunda davalı firmanın müvekkili firmaya ait ticaret unvanının çekirdeği niteliğinde olan "..." ibaresi ile internet satış platformlarında satış yaptığının tespit edildiğini, müvekkilinin ticaret unvanından kaynaklı haklarının ihlal edildiğini, TTK'nın 50. maddesi gereğince usulen tescil ve ilan edilen ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğunu, ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğunu iddia edilerek, iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delillerini ibraz etmeleri ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 16.02.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; her iki tarafın unvanları karşılaştırılarak yapılan inceleme neticesinde, davacı şirketin 04.10.2020 tarihinde unvanı adı altında tescil edildiği, davalı şirketin 05.03.2021 tarihinde unvanı adı altında tür değişikliği ile tescil edildiğinin tespit edildiği, TTK 43.madde gereğince, ticaret unvanının çekirdek kısmının işletme konusu ile şirketin türünü gösteren kelimelerden oluşacağı, ticaret unvanını tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken kullandığı isim olduğu, bu yönü ile ticaret unvanının taciri tanıtmaya ve onu diğer tacirlerden ayırt etmeye yaradığı, ticaret unvanının iki unsurdan oluştuğu, bunların çekirdek ve ek olduğu, asli unsurunu çekirdeğin oluşturduğu, ek kullanılmasının kural olarak zorunlu olmadığı, ancak bir unvanda ek kullanılmışsa ticaret unvanının eki de kapsayacak şekilde bir bütün olacağı, TTK 45.maddesi uyarınca bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılır düzenlemesinin mevcut olduğu, unvana tecavüz edilen kimsenin haklarının TTK 52.maddesinde düzenlendiği, somut olayda, ticaret unvanının çekirdek kısmının ... Şirketi ile...Şirketi olduğu, ticaret unvanlarının kılavuz kelimelerinin "..." ve " ..." olduğu, diğer kelimelerin kanuni zorunluluk özelliği taşıyan jenerik kelimeler olduğu, ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, her iki firmanın meslek grubunun teknik hırdavat olduğu, her iki şirketinde bilgileri incelendiğinde hırdavat sektöründe faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği, aynı alanda faaliyet gösteren iki firmanın ticaret unvanlarındaki benzerliğin iltibas yaratacak nitelikte olduğu, şirket unvanları arasında iltibas olması ve tarafların aynı alanda faaliyet göstermeleri sebebiyle davalı tarafın ticaret unvanının terkini için gerekli şartların oluştuğu, haksız rekabetin oluşmadığı belirtilmiştir.Davacı bilirkişi raporuna karşı itirazında; haksız rekabete ilişkin dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdi ile inceleme yapılmasını talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazında; müvekkili şirketin ticaret unvanının terkini için gerekli şartları oluşturduğu tespit edilmişse de tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu belirterek, ek rapor alınmasını istemiştir. 18.05.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök rapordaki açıklamalara yer verilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. TTK'nın 39. maddesinde, ticaret unvanı düzenlenmiştir. Aynı yasanın 50. maddesinde ise ticaret unvanının korunması üst başlığı ile ilke başlığı altında, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanının kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ifade edilmiştir. TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.Davanın tarafı olan şirketlerin türleri bağlamında ele alındığında, limited şirketler ile anonim şirketlerin ticaret unvanlarının nasıl olacağına ilişkin hüküm,TTK'nın 43. maddesinde yer almaktadır. Anılan düzenlemeye göre, “(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, 'anonim şirket', 'limited şirket' ve 'kooperatif' kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz. ”Bu hükme göre anonim ve limited şirketlerin unvanlarının çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ibare (anonim şirket/limited şirket) ile şirketin işletme konusundan oluşur. Unvana ek almak ise kural olarak serbesttir. Bu serbesti, TTK'nın 46/1.maddesinde, “Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.” şeklinde ifade edilmiştir.Ticaret unvanına ek almanın zorunlu olduğu hâllerden biri TTK'nın 45.maddesinde gösterilmiştir. Bu hükme göre; “Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.”Davacı şirketin yukarıda yer verildiği üzere davalı şirketten daha önceden ticaret sicil kaydının tescil edildiği anlaşılmaktadır. Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir.Somut olayda, davacı şirketin "...", davalı şirketin ise ticaret unvanının “...şti. ” olduğu görülmektedir. Bu unvanda, şirketin türünü gösteren ibare “... Şirketi”; şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise “ ... ” ibareleridir. Diğer bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı “.. ” ibaresinden oluşmakta olup “...” ibaresi ise ek olarak seçilmiştir. Davacının “...” ekini içeren unvanı 04.10.2020 tarihinde tescil edilmiştir.Bu açıklamalar ışığında, dava tarihi itibariyle taraf şirketlerin ticaret unvanlarında yer alan "..." eki aynı olduğu gibi, ticaret unvanını daha sonradan tescil ettirmiş olan davalı şirketin davacı firma ile fiili faaliyet alanlarının aynı olduğu, ticaret unvanının eki olarak kullandığı "..." ibaresinin, davacı şirketin unvanındaki ek ile aynı olduğu, bu durumun üçüncü kişilerde karşılıklığa mahal verecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının unvanında ... kelimesinin önüne "..." ekinin getirilmiş olması, bu karışıklığı gidermeye yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalının bu kullanımın TTK'nın 52. maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olduğundan mahkemece ticari unvanın dürüstlüğe aykırı biçimde kullanıldığının tespiti ile TTK'nın 52. maddesi uyarınca davalı şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin davalı şirketin sicilden terkinine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca bilirkişi heyetinde marka ve patent uzmanı da yer almaktadır. Davalının hukuk bilirkişisine dair istinaf nedenleri HMK'nın 266. maddesi kapsamında yerinde görülmemiştir. Zira bilirkişi raporları takdiri delillerden olup buradaki tespitler mahkemece resen değerlendirilir. Hukuki değerlendirme mahkemece yapılmış ve Dairemizce denetlenmiş olup, kararda hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.