Çalınan ve sahte cirolarla devredildiği iddia edilen çekin istirdadı davasında, davacının ilk derece mahkemesi ret kararına istinaf başvurusu değerlendirilmesi.
Özet: Bu istinaf kararı, davacı şirketin fabrikasından çalındığını ve sahte cirolarla davalıya geçtiğini iddia ettiği, 43.500 TL bedelli bir çekin iadesi talebiyle açılan davayı konu almaktadır; davacı, vadesinden önce ve ödemeden men yasağına rağmen usulsüzce bankaya ibraz edilen çeki kötü niyetli davalıdan geri istemekte, davalı ise çeki iyi niyetli hamil olarak edindiğini, ciro silsilesinin düzgün olduğunu, kambiyo senedinin soyutluğunu ve ispat yükünün davacıda olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:█████████ E. - ████████ K. DAVANIN KONUSU:Çek İstirdadı Taraflar arasındaki çek istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, Türkiye çapında çelik aydınlatma direği ve ekipmanları hususunda faaliyet gösterdiğini, davacının fabrikasının bulunduğu iş yerinde 15.09.2011 tarihi itibariyle hırsızlık olayı gerçekleştiğini, bir kısım çeklerin çalındığını, şikayetçi olunması üzerine soruşturma başlatıldığını, Kazan Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ sayılı dosyası üzerinden █████/2011 tarihinde dava konusu çeke el konulması kararı verildiğini, çeklere ilişkin davacı yanca, Diyarbakır 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden ödemeden men yasağı istemli kıymetli evrakın iptali davası açıldığını, çekte davacının cirosu olmaması hasebiyle sahte cirolarla tedavüle sunulan ve incelendiğinde görüleceği üzere yapısal o ilecek nitelikteki dört-beş cirodan sonr çekin davalıya intikal ettiğini, çekin takip konusu edildiğini, sahte ciro silsilesine bağlı olarak çeki iktisap eden davalının çeki muhatap bankanın başka bir şubesi kanalıyla karşılık (provizyon) almak suretiyle çekin düzenlenme tarihi olan 14.10.2011 (ileri tarihli çektir) tarihi olup çeki 12.10.2011 tarihinde bankaya ibraz ettiğini, bu ibraz tarihi baz alınarak çalıntı olduğuna dair şerh de düşülmek suretiyle usulsüz ibrazın gerçekleştirildiğini, çeke ilişkin ödemeden men yasağı kararının bulunmasına rağmen davalının Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ D. İş sayılı doşyası üzerinden ihtiyati haciz kararı aldığını, davanın, TTK'nın 670. m. f. 1 delaletiyle poliçeyi ele geçiren kimsenin malum olması üzerine açılan istirdat davası olduğunu ileri sürerek, hırsızlık sonucu çalınan ve Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına dayanak yapılan ... nolu, ... Bankası AŞ ... Şubesine ait, 14.10.2011 vadeli, 43.500,00 TL tutarındaki çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkilinin yetkili hamili bulunduğu çekin ödenmemesi üzerine Kadıköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011 / 781 .İş d sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını, Kadıköy 2.İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, davacının dava konusu çekte cirosu bulunmadığı gibi hak sahibi olduğunun da anlaşılamadığını, dava konusu çekin yetkili ve meşru hamili olan kişinin davalı olduğunu, çekte müvekkilinin en son ciranta olup iyi niyetli 3.kişi konumunda yer aldığını, meşru hamil olduğunu, çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğunu, herhangi bir kopukluğun da olmadığını, TTK'nın 589.maddesine göre imzaların istiklali ilkesi bulunduğunu, para gibi tedavül niteliği bulunan kıymetli evrakta müvekkilinin çekin kimden ne şekilde geldiğini ve cirantalara ait imzaların da doğru olup olmadığını araştırma yükümlülüğü olmadığı gibi böyle bir imkanı da bulunmadığını, davalının kambiyo senedinin nedenini, asıl borç ilişkisinin varlığını kanıtlamak zorunda olmadığını, ayrıca davalının alacağının kıymetli evrağa dayandığından soyutluk (mücerretlik) ilkesinin geçerli olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunun savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, TTK madde 792 kapsamında açılmış çek istirdadı davasıdır.Davacı Vekili, müvekkiline ait Ankara ...'daki fabrikada hırsızlık olduğunu, hırsızlık neticesinde ... Çek Numaralı,... Bankası ...4.10.2011 Keşide Tarihli, 43.500,00 TL bedelli çekin çalındığını, çekin sahte cirolarla davalıya kadar intikal ettiğini, davalının kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunu, iddia ederek çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekili, davacının çekte cirosunun bulunmadığını, davayı açamayacağını, ciro silsilesinin kopuk olmadığını, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, çek hakkında ödemeden men yasağı alınmasının takibe engel olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ... Çek Numaralı,... Bankası ... Şubesi, 14.10.2011 Keşide Tarihli, 43.500,00 TL bedelli çekin davacıya istirdadı gerekip gerekmediği hususundadır.Davaya konu çek incelendiğinde; ... Çek Numaralı, ... Bankası ...Şubesine ait, 14.10.2011 Keşide Tarihli, 43.500,00 TL bedelli, Keşidecisi ... Girişim, Lehtarı ..., İlk Ciranta... ve sonrasında sırasıyla ..., .... , ..., ... A.Ş , ..., ... olduğu görülmüştür.Davacı tarafın defterleri üzerinde talimat aracılığıyla yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 18.02.2014 tarihli raporda, dava konusu çekin davacının defterlerinde kayıtlı olduğu belirtilmiştir.Davacının dava konusu çekte cirosu bulunmasa da, çeki aldığını ticari defterleriyle kanıtlandığından davacının çekte meşru hamil olup aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, kabul edilmiştir.Ciranta ... hakkında açılan soruşturma neticesinde, İstanbul Anadolu 7.Ağır Ceza Mahkemesi ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararıyla, çekin Mahkememiz dosyası Davalı Müşteki ...'e sanık ... tarafından ciro edilerek verildiği, çekte sanık cirosundan önce de ..., ..., ...ve ...'in cirolarının olduğu, ..., ...ve ... nun alınan ifadeleri ve yazı örneklerine göre çekteki cirolardaki imza ve yazıların bu kişilere ait olmadığı tesbit edildiği, sanığın çeki ...'a ait daire üzerindeki ipoteğin kaldırılması karşılığında verdiği, sanık ile müşteki arasında ticari bir ilişkinin olmadığı, müştekinin zarara uğramadığı anlaşılmakla sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun unsurları itibari ile oluşmadığından bu suç yönünden beraatine, sanığın ... e ait kaybedilmiş çek üzerinde diğer müştekiler ..., ... ve ... adına sahte imzalarla ciro zinciri oluşturularak kendisini meşru hamil kılıp bankaya ibraz eden ... a da ciro ederek vermesi suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğini TCK’nun 204/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir....6102 sayılı TTK'nın 792. maddesiyle, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamilin ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlü olacağı hüküm altına alınmıştır. Belirtilen kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. (Yargıtay 11.HD █████████ E, █████████K) Somut olayda, davacının bu husustaki ispat külfetini yerine getiremediği, davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusurlu bulunduğuna dair delil ibraz edemediği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde de, davalının davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiğini gösterir bir emare bulunmadığı anlaşılmaktadır. Belirtilen nedenlerle, davalının davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiğinin kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir. "gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının çeki süresi içerisinde bankaya ibraz etmediği (süresinden evvel ibraz ettiği ve bu ibrazın hukuken yok olduğu) akabinde çekle ilgili olarak ihtiyati haciz kararı aldırdığı ve çeki Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sırasında kayıtlı dosya üzerinden takibe konu yaptığı, çekin usulü dairesinde ibraz edilmemesi nedeniyle bu kez Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinin █████/2011 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı hükmü ile takibin iptal edildiği ve bu kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerektiğini, davalı takip alacaklısının bu çeke karşı herhangi bir işlem yapmamış olmakla takip alacağı kendisi bakımından ayrıca zaman aşımına uğradığını, davacının, davalı tarafın çeki iktisap etme sebebine ilişkin olarak ileri sürdüğü olgulardan başkaca uyuşmazlık konusu çeki dava dışı firmadan yetkilisinin de cirosunu almak yani teminatlandırmak suretiyle iktisap ettiğini, müvekkili ile çek keşidecisi arasında ticari ilişkinin bulunduğu bu hususun da dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile ortaya konulduğunu değerlendirilmesi gerektiğini, davacının çalınan çeklerinin iki tanesinin davalıda çıktığını, bunlardan birisinde müvekkilin lehtar olması nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını, imza inkarına yönelik olarak istirdat ve menfi tespit davası açıldığını, çalınan çeklerin davalının elinde çıkmasının tesadüf olamayacağını, kaldı ki tahkikat aşamasında dosyaya kazandırılan İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E., sırasında kayıtlı ceza dosyasında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan davalının çeki ciro yoluyla kendisine veren kişinin beyanlarının davanın esası bakımından değerlendirilmediğini, davalının ve ... hazırlıktaki ifadelerinin değerlendirilmediğini, zira ifadeler birlikte değerlendirdiğinde davalının çeki iktisap ettiği kişinin çalıştığı firmanın adresinde yatıp kalktığı, getir götür işleri ile iştigal ettiği ve bu haldeyken başka bir ifade ile doğru dürüst bir konutu ve kayda değer bir işi olmayan kimsenin, maaşını alamadığı iş verenine 2011 yılı itibariyle (çekin keşide tarihinin █████/2011 olduğu değerlendirildiğinde) 43.500,00 TL borç verdiği, işverenin de bu çeki aldığı borç karşılığı yanında getir götür işi yapan ...'ya çeki ciro ettiği, bu ve başkaca çeklerin davalısına bir ifadesinde borcuna karşılık, başka bir ifadesinde ise konut almak için verdiği yönündeki beyanların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, savcılığın iddianamesinde çekte cirolardan ..., ... ve ...'in cirolarının sahte olduğu, başka bir ifadeyle bu kimselerin çeki ciro etmedikleri, davalının çeki ettiği firmanın ortada bulunmadığı, firma adına çeki imzalayanın kim olduğunun belli olmadığı vakıalarının birlikte değerlendirildiğinde imzaların bağımsızlığı prensibinin somut olayda geçerli olmayacağını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davalının çeki iktisap ettiği kişinin bir fabrikada getir götür işlerini yaptığı, doğru dürüst bir yerleşim yerinin olmadığını bildiği halde alacağına karşılık bu çeki iktisap ettiği yönündeki iddiasının kabul edilemeyeceğini, 6762 sayılı TTK'nın 599.maddesinin '' Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Alacağın temliki yoliyle yapılan devirlere ait hükümler mahfuzdur.'' şeklinde olduğunu, davalının bu çeki iktisap ederken bir dairenin ortak alınması için çeki iktisap ettiğini beyan ettiğini, cevap dilekçesinde iyi niyetli üçüncü şahıs olduklarını ve hukuki sebep belirtmeksizin çeki iktisap ettiklerini, başka bir anlatımla iyi niyetli hamil olduklarını ileri sürdüğünü, oysa █████/2011 tarihli ifadesinde ise ortak taşınmaz alımı için çeki iktisap ettiğini bildirdiğini, öyle ise çekin bir alacağa karşılık değil yani temlik cirosu değil, tahsil cirosu ile alındığının anlaşıldığını, çünkü açık ve net bir şekilde ortak taşınmaz alımı için çeki ciro aldığını bildirdiğine göre davacının bu beyan ile cevap dilekçesinin çeliştiğini, böylece ispat yükü ters döndüğünü, İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararında "... sanığın çeki ...'a ait daire üzerindeki ipoteğin kaldırılması karşılığında verdiği, sanık ile müşteki arasında ticari bir ilişkinin olmadığı.." şeklindeki maddi vakıa tespitinin TBKm. 74 delaletiyle hukuk hakimini bağladığını, davalının çeki herhangi bir bedel karşılığı almadığı anlaşılmakta olup, bu çekten mütevellit kendisine de bir hak (senette mündemiç olan) geçmediğini, davalının çeki dava dışı ...'dan ortaklık ilişkisi içerisinde bir taşınmaz almak üzere aldığını iddia ettiğine göre çeki tahsil edip, ... ile konut almasının icap ettiğini, hal böyle olunca davalının çekteki hukuki konumu tahsil cirosu ile izah edilir ki bu durumun da alacağın temliki olduğunu, alacağın temlikine ilişkin 599/2 hükmünün davalıya da ileri sürülebileceğini, kaldı ki davalının ...'nın ortada bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, 6762 sayılı TTK'nın 704.maddesi kapsamında çek istirdadı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava konusu edilen ve istirdadı talep edilen...bankası ... Şubesine ait, ... numaralı, 14.10.2011 tarihli, 43.500,00 TL bedelli çekin, dava dışı .... Şti.tarafından dava dışı ... lehine keşide edildiği, lehtar ...'den sırasıyla dava dışı ..., ..., ..., ... AŞ, ...'ya, ondan da davalıya ciro edildiği, davalı tarafından 12.10.2011 tarihinde bankaya ibraz edilen çekin çalıntı olduğu gerekçesiyle işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu çeke ilişkin olarak ciranta... tarafından ... hakkında şikayetçi olunması üzerine İstanbul Anadolu Başsavcılığı tarafından ... hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık iddiasıyla kamu davası açıldığı, bu kamu davasında lehtar ..., cirantalardan ..., ... ile davalının katılan olarak yer aldığı, yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.11.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile ... hakkında, ...'e ait ve kaybedilmiş çek üzerinde katılanlar ..., ...ve ... adına sahte imzalarla ciro zinciri oluşturularak kendisini meşru hamil kılıp bankaya ibraz eden ...'a da ciro ederek vermesi suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit görülerek cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın 23.02.2017 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Her ne kadar mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 792.maddesine göre inceleme yapılmış ise de, dava ve çek tarihi itibariyle 6762 sayılı TTK'nın somut olaya uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. 6762 sayılı TTK'nın 704.maddesi ''Çek, her hangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin - çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisabetmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir.'' hükmünü içermektedir. 6762 sayılı TTK'nın 730/1.5 maddesinin atfı sebebiyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 599.maddesi ise ''Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Alacağın temliki yoliyle yapılan devirlere ait hükümler mahfuzdur.'' hükmünü içermektedir.Bu tespit ve bilgilere göre eldeki dava, çek istirdatı istemine ilişkin olup, işbu davada ispat yükü üzerinde olan davacı, öncelikle dava konusu çeki yedinde iken elinde olmayan sebeplerle yitirdiğini ve sonra 6762 sayılı TTK/704 md. gereğince davalıların çeki iktisabında haksız, ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğunu ispatlamak zorundadır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 12.05.2015 tarihli ve █████████ Esas, 7315 Karar sayılı kararı).Yukarıda yer verilen Yasa hükümlerine göre ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterli olup ayrıca, davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde imzası bulunanların imzalarının gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu yoktur. Somut olayda, dava konusu çekte de mevcut ciro silsilesi içerisinde bu anlamda bir kopukluk bulunmamakta olup, ayrıca ciro silsilesinde ismi geçen cirantaların kaşe ve imzası sahte olsa bile bu durum davalının yetkili hamil olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Davalı tarafın ancak TTK'nın 704. maddesinde öngörüldüğü üzere, kötü niyetle çeki iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusurlu olduğu kanıtlandığı takdirde sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Ancak davacının somut olayda, davalının çeki kötüniyetle iktisap ettiğini ispatlayamamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin ispat yükünün davalıda olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Öte yandan, davalıdan önceki ciranta ciro imzalarının sahte olduğu ceza davası kapsamında sabit ise de, 6762 sayılı TTK'nın 599. maddesindeki düzenlemeye göre, imzaların istiklali prensibi benimsenmiş olup, ciro imzalarından biri sahte bile olsa, düzgün ciro silsilesine göre çeki iktisap edenin, çeki iktisapta ağır kusurunun bulunduğunun ayrıca kanıtlanması gerekir. Ancak davacı yanca davalının ağır kusuru bulunduğu mevcut delil ve belgelere göre ispat edilememiştir. Dosya kapsamında kötü niyetle iktisabı gösteren somut bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla, çek istirdadına ilişkin işbu davanın çek hamili davalı aleyhindeki davanın reddi yönünde verilen karar isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Resen yapılan istinaf incelemesinde;HMK'nın 297/1 maddesinde hükmün kapsamında bulunması gerekenler sayılmış olup maddenin c) bendinde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin hükümde yer alması gerektiği belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olmakla birlikte, somut olayda, istinafa konu gerekçeli kararda iddia ve savunma kısmında eldeki davanın taraflarının değil başka dosyanın taraflarının iddia ve savunmalarının özetlendiği, bu durumun anılan maddeye aykırı olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının Dairemizce resen gözetilen sebeplerle kaldırılarak, davacı ve davalı tarafın iddia ve savunmalarının özetine yer verilerek, davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.Resen gözetilen sebeplerle yeniden hüküm kurulduğundan ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti de aynen muhafaza edilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte Dairemizce resen yapılan inceleme sonunda ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesinin düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yukarıdaki gerekçeyle yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Açıklanan bu gerekçelerle;Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca Dairemizce resen yapılan inceleme sonunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 646,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 86,00 TL harcın davacıdan tahsiline, 3-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 6.455,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından yapılan 919,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından artan kısımların HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.