İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, marka tecavüzü, tanınmışlık iddiası, iltibas ve tazminat talepli davanın ilk derece mahkemesince reddedilen kararını istinafen inceliyor.
Özet: Davacının, 50 yılı aşkın süredir kullandığı ve tanınmış olduğunu iddia ettiği markasına davalının benzer unvan ve markayla tecavüz ettiğini, kötü niyetli davrandığını, iltibas yarattığını öne sürerek maddi ve manevi tazminat, davalı markasının hükümsüzlüğü ve ticaret unvanının sicilden terkinini talep ettiği marka davasında; davalı, markalar arasında karışıklık olmadığını, kendisinin iyiniyetli olduğunu ve davacı markasının tanınmış olmadığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi, tarafların delillerini ve bilirkişi raporlarını inceleyerek, markalar arasında işitsel benzerlik olsa dahi görsel ve kavramsal olarak bütünsel değerlendirildiğinde karıştırma ihtimali bulunmadığına, davacı markasının tanınmış olmadığına ve davalının kötü niyetinin ispat edilemediğine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2024
NUMARASI: ████████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının şirketlerinin, 50 yılı aşkın süredir tanınmış ...markası altında hizmet verdiğini, davalının iltibas yaratacak şekilde benzer ticaret unvanı alındığını , Davalıya kullanımlarını sona erdirmesi için ihtar çekildiğini, ancak davalı tarafın “... ....” ibaresini 43. Sınıfta adlarına tescil ettirdiklerini bu nedenle taleplere olumlu cevap verilmeyeceğini bildirdiklerini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın davacının tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını , müvekkillerinin markasının tanınmış marka olması nedeniyle davalının markasının baştan itibaren hükümsüz olması gerektiğini, Davalının fiş, tabela, internet sitesi, ticaret unvanı ve faturaların başında halen ...ibaresini kullandığını, bu kullanımların durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı markasının ne kadar verilmesini, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkinini, şimdilik 5.000 TL maddi (davacı vekili 16.11.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 238.080.12 TL olarak artırmıştır) ve 25. 000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı ve yetki itirazlarının olduğunu, müvekkillerinin ... yılında kurulmuş bir firma olup 2015 yılında “.... ...A.Ş. unvanını aldığını, “... ....” ibareli döner restaurantının ilk şubesinin ise 30 Ekimde .....'da açıldığını, müvekkillerinin “... ....” markasını 29.03.2016 tarihinde tescil ettirdiğini, daha sonrasında ... .... ... ibareli markayı tescil ettirdiğini, .... markasının kaynağının, ....olarak tanınan .......Ustadan geldiğini, davacı markası ile ilgisi olmadığını, ülkemizde ticaret unvanında ...ibaresi yer alan binlerce firma olduğunu, iltibas riskinin bulunmadığını, müvekkillerinin “...” ibaresini tek başına değil “....” şeklinde kullandığını, davacının ise ağırlıklı olarak ...logosunu kullandığını, bu logoda ön planda ... harfinin bulunduğunu, ...Restaurant ibaresinin arka planda kaldığını, müvekkillerinin kullanımlarının ise bu logo ile tamamen farklı olduğunu, ...markasının ... olduğunu, lokanta sektöründe birçok firma tarafından kullanıldığını, davacının www...com.tr alan adlı internet sitesini kullandığını, müvekkillerinin internet sitesinin ise www...com.tr olduğunu, bu iki alan adının birbiri ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, ...arama motorunda yapılan aramalarda da benzerliğin olmadığının görülebileceğini, çıkan sonuçların karıştırılma ihtimali olmadığını gösterdiğini, Davacının markasının tanınmış marka olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Toplanan deliller, marka tescil belgeleri, tarafların markayı kullanmasına ilişkin tabela ve kıyafetler üzerindeki logo ve kullanım, alan adı sahiplik kayıtları, ticari sicil kayıtları, taraf iddia ve savunmaları , mahkemece HMK 266 madde kapsamında karıştırma ihtimali ,, tanınmışlık , tecavüz incelemesi yönünden dosyadaki deliller ile uyumlu , bilimsel olarak marka hukuku ilkelerine göre hazırlanmış ; Bilirkişiler...... tarafından düzenlenen █████/2019 tarama tarihli bilirkişi raporu, Bilirkişiler Doç. Dr ......., ..., ..ın tarafından düzenlenen █████/2019 tarihli bilirkişi raporu, Bilirkişiler ..., . tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporları, Bilirkişiler... ..., ....in █████/2023 tarihli bilirkişi raporları HMK 266 madde kapsamında hükümsüzlük, tecavüz iddiaları kapsamında hükme dayanak olarak alınmış, ancak unvan tecavüzü tamamen hukuki nitelikte bir inceleme olduğundan bu yönde mahkememizce gerekçeli kararımızda hukuki değerlendirme yapılmış olup, toplanan deliller kapsamına göre; Davaya konu markalar karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, her iki marka arasında işitsel bir benzerlik olmakla birlikte, her iki marka görsel, kavramsal ve işitsel açıdan bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaların bir bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında iltibasa yol açacak ölçüde bir benzerliğin bulunmadığı , somut olayda gerçek hak sahipliğinden kaynaklı karıştırmaya dayalı olarak bir iltibasın bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olmadığı, davalının kötüniyetli olduğu iddiasının davacı yanca ispat edilmediği, asıl olanın iyiniyet olduğu, , somut olayda markanın hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı keza davalı kullanımının davacı markasına tecavüz oluşturmadığından eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilmesi de mümkün bulunmadığından maddi ve manevi tazminat talep etme şartlarının oluşmadığı gözetilerek bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiş;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
- Marka hakkına tecavüz, men, tazminat, erişimin engellenmesi ve hükümsüzlük istemlerinin ayrı ayrı reddine,
- Davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine, karar kesinleştiğinde ticari hayattaki güven ilkesi gereği bağlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne kararın bildirilmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin "..." ibaresinin unvanda iltibasa yol açtığını kabul etmesine rağmen markanın hükümsüzlüğüne karar vermemesinin açık bir çelişki ve abesle iştigal olduğunu, davalı şirketin geçmişte lojistik ve dış ticaret gibi alakasız sektörlerde faaliyet gösteren farklı unvanlar kullanırken kötü niyetle müvekkilinin restoran sektöründeki 60 yıllık bilinirliğinden faydalanmak amacıyla isim değişikliğine gittiğini, müvekkili .......'nın ... başta olmak üzere tüm Türkiye'de "..." ismiyle özdeşleşmiş tanınmış bir marka yarattığını, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, mahkemenin lehe olan tespitleri görmezden geldiğini, davalının tabelalarında "..." ibaresini vurgulu ve büyük yazarak görsel iltibas yarattığını, ....'da yaşanan bir .... şikayetinin dahi müvekkiline yönlendirilmiş olmasının halk nezdindeki karıştırılma ihtimalini somut bir şekilde ispatladığını, akademik görüşlerin ve önceki raporların markanın esas unsurunun "..." olduğu ve tecavüzün oluştuğu yönündeki tespitlerine rağmen yetersiz gerekçelerle davanın kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davalı markalarındaki ....insan figürünün esas unsur ve logo olarak göze çarptığını, "... ...." ve "... ...." gibi isim kombinasyonlarının markayı ayırt edici kıldığını ve davacı markasından görsel olarak farklılaştırdığını, mahkemenin davacı markasında hiçbir şekil unsuru bulunmadığına ve bu yüzden tecavüz veya iltibasın oluşmadığına yönelik görüşlerinin isabetli olduğunu, "..." ibaresinin 43. sınıfta tescilli pek çok başka marka tarafından da kullanılması sebebiyle zayıf bir marka hükmünde olduğunu ve tek başına tanınmış sayılamayacağını, mahkemenin markaları bir bütün olarak değerlendirerek görsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulmamasının doğruluğuna değinip, davacının kötü niyet iddiasını ispatlayamadığını, bu nedenlerle hükümsüzlük, tecavüz ve haksız rekabet taleplerinin reddedilmesinin yerinde olduğunu belirterek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava konusu, davalı adına ... tescil nolu "... ...." markasının hükümsüzlüğü, davalının marka hakkına tecavüzün tespiti , meni, önlenmesi, www...com.tr alan adının engellenmesi içerisinde ...ibaresi geçen tüm kullanımların engellenmesi, Davalının ticaret ünvanının terkini, hakları saklı kalmak kaydıyla, 5000 TL maddi ( davacı vekili 16.11.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 238.080.12 TL olarak artırmıştır) ve 25000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili taleplidir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler .... ..., ... tarafından düzenlenen █████/2019 tarihli bilirkişi raporlarında özetle;" Davalı yana ait .... .... A.Ş. şeklindeki ticaret unvanının terkini şartlarının oluştuğunu, bilgi ve belgeler kapsamına göre ; Davacı yana ait ...ibareli markaların dava konusu ... kod numaralı davalı markasının tescil başvurusunun gerçekleştirildiği tarihten önce tanınmış olduğu yönünde dosya içerisinde herhangi bir verinin bulunmadığını, ...ibaresinin ... mahiyetinde olduğunu; Davalı yan adına tescilli ... kodlu “... ....” ibareli markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, Tescilli markası dışında herhangi bir markasal kullanımı dosya üzerinden tespit edilemeyen davalı yanın tescilli markasının hükümsüzlüğü gerekmediği gibi ilgili ibare üzerinden yaptığı markasal kullanımların davacı yana ait tescilli markalara tecavüz teşkil etmediği, bu nedenle www...com.tr uzantılı alan adına erişimin engellenmesi koşullarının oluşmadığını, kötüniyet takdirinin yalnızca mahkemenin takdirinde olduğunu, Marka vekili ve Sektor bilirkişisinin tespitlerine göre, tazminat şartlarının oluşmadığını, ancak mahkeme talebine istinaden yinede lisans bedeline göre, 2016 ve 2017 yılı dönem karı üzerinden, toplam lisans bedeli 48.259,80 TL hesaplanmıştır.
Rapora itiraz edilmesi üzerine heyete marka hukukunda uzman akademisyen eklenmek suretiyle ek rapor aldırıldığı,
Bilirkişiler Doç. Dr ....'a ait █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “...” ibaresinin gerçek hak sahibinin davacı taraf olduğu, davalıya ait “...” esas unsurlu markaların ayırt ediciliği düşük/... olduğu, bu markaya/ibareye yapılacak ayırt ediciliği yüksek/düşük eklemeler neticesinde ayırt ediciliğin sağlanacağı, bu kapsamda davalıya ait ... no'lu “... ....” markasının hükümsüzlük şartlarının işaretsel benzerliğin ve iltibas ihtimalinin bulunmaması nedeniyle oluşmadığı, diğer bir deyişle “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir marka olması sebebi ile “... ....” ibaresinin davacı markalarına marka tecavüzü oluşturmadığı davalı markasında yer alan “...” ibaresinin de ayırt ediciliği düşük bir ek olduğu, ancak ibarenin, davalı markasını davacı markasından ayırabilecek nitelikte olması sebebi ile “... ....” ibaresinin/markasının davacıya ait “...” esas unsurlu markalara tecavüz oluşturmadığı, davalıya ait ...no'lu şekil ibareli ve 2017 92963 no'lu şekil ibareli markaları ile tescilli olmayan şekil ibaresini içeren kullanımlarının davacı yanın marka hakkına tecavüz oluşturmadığı ve bu açıdan, SMK m. 9/2-a hükmü de dikkate alındığında hukuka uygun olduğu davalıya ait internet sitesi http://....com.tr adresine erişimin engellenmesi şartlarının oluşmadığı, davacı ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanlarının farklı olduğu, bu bakımdan davalı yan ticaret unvanının terkinini gerektiren bir durumun bulunmadığı, davalı yanın unvanının, davacı yan markasıyla iltibas teşkil edici ve/veya davacı yan markasının fonksiyonlarına zarar verici; davacı yan markasından haksız faydalanma teşkil eden nitelikte olmaması nedeniyle, davacı yan markasına tecavüz teşkil etmediği, davalının fiilleri sebebi ile davacının ticari hayattaki güveninin zedelendiğine dair bir bulguya rastlanmadığından maddi ve/veya manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, ancak mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda maddi tazminat miktarının davacı yanın tercih ettiği hesaplama usulüne göre 49.259,80 TL olduğu, manevi tazminatın mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ...'e ait █████/2021 tarihli farklı bilirkişi raporunda özetle; " Davacı yan tarafından 15.03.2018 tarihli kök bilirkişi raporuna beyan ve itirazlarını sunduğu dilekçesi ekinde, “..." markasının tanınmışlığına konu dokümanlarını da dosyaya sunduğu, bu dökümanlar heyetçe incelendiğinde; davacının 40 yılı aşkın bir süredir restorancılık sektöründe faaliyette bulunduğu, davacı işletmesinin davalının ticaret odasına kayıt ve İlk marka başvurusu tarihi olan 2015 yılından 10 yıl öncesine dayanan dönemlerde 2004 yılı ve 2006 yıllarında basında yer alan haberlere ve röportajlara konu olduğu, restorancılık ve mekan ödüllerine hak kazandığının görülmekle olduğunu, davacının *...' markasının restorancılık sektöründe, davalı marka başvuru tarihi olan 21.05.2015 tarihi öncesinde sektörel tanınmışlığa ulaştığını, davacının "..." markasını restorancılık sektöründe meşhur ve maruf hale getirdiği, Davalıya ait ... no'lu “... ...." markasının hükümsüzlük şartlarının 6789 Sayılı SMK' nın 6/1 b maddesi kapsamında oluştuğu, 6759 Sayılı SMK' nin 7/2 b ve 29. Maddesi atfı ile davalıya ait ...no'lu şekil ibareli ... no'lu markaları ile tescilli olmayan ''şekil'' ibaresini içeren kullanımlarının davacı yanın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, Davacı ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanları arasında iltibas bulunduğu, davalı yan ticaret unvanının terkinin talep edilebileceği, Davacı yanın 6769 Sayılı SMK' niın 6/9. Maddesine dayandırdığı hükümsüzlük taleplerinin takdirinin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.
Mahkemece, Rapora itiraz edilmesi üzerine ayrıca ilk rapor ve ek rapor ile 2. Heyetin raporları çeliştiğinden yeni bir heyet oluşturulmuştur.
Bilirkişiler ...'a ait █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle" Tanınmış marka kavramında, markanın mal ve hizmetin alıcı çevresi dışında kalan çok daha geniş bir çevrede bilinirliğinin aranacağını, davacı markasının TPE nezdinde tanınmış marka olarak tescilinin bulunmadığı görülmekle iş bu dosyaya sunulmuş beyan ve deliller ile sınırlı olmak üzere davacı markasının somut olayda tanınmış marka olarak kabulünün mümkün olmadığını raporda yer alan tüm açıklamalar, markaların görsel, işitsel, kavramsal karşılaştırma sonuçları ile markaların karıştırılma ihtimali kavramları ile markaların hitap ettikleri kesim, ...ibaresinin zayıf ibare olması, ...arama sonuçları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve davalı markası arasında ki benzerliğin ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratmadığı, Marka tecavüzü iddiasında markaların fiili kullanımlarının da değerlendirilmesi gerektiğini,raporlarında tarafların marka şekillerinin karşılaştırılmasında yer verilmiş olduğu üzere açılan iş bu davada davalıya ait şekilli markanın hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de markaya tecavüz iddialarının değerlendirilmesi için davalının fiilen kullandığı tescilli marka şekli olan '' .... Şekilli '' şekli ile davacı markası karşılaştırıldığında, davalının fiili kullandığı tescilli marka şekli ile de davacı markasının arasında iltibas tehlikesi taşıdığı sonucuna varılamadığını, marka tecavüzünün oluştuğu kanaaatine varılamayacağını, davacı tarafça iddia edilmiş olan kötü niyetli tescil iddiasının değerlendirilmesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, her iki tarafında ticaret unvanları “...” ibaresi ile başlamakta olup ticaret unvanı yönünden Doç. Dr. ... tarafından yapılmış olan değerlendirmelere katılmakta olduklarını, diğer hususlarda ise hukukçu bilirkişinin ayrık rapor tanzim ettiğini" belirtmişlerdir.
Ayrık görüş bildiren Doç. Dr. .....ın raporunda özetle: "Davacı ve davalı markalarının esas unsurunun ...ibaresinden oluştuğu, davalıya ait tescilli markaların SMK m. 5/1-ç anlamında davacı markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu durumlarda, iltibas incelemesine bile gerek bulunmadığı, davacıya ait ...ibareli işaretin ... olmadığı, davalıya ait ticaret unvanının davacı ticaret unvanına iltibas oluşturduğu, davalı marka tescillerinin kötü niyetli olduğu, davalıya ait www...com.tr alan adının davacının marka hakkını ihlal ettiğini, davalının davacı markasına ayırt edilemeyecek derecede markaları tescil ettirmesi ve kullanmasının haksız rekabet oluşturduğu" belirtilmiştir.
Mahkemece Rapora itiraz edilmesi üzerine yeni bir heyet oluşturulmuştur.
Bilirkişiler... , .....'e ait █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda;" davacının markasının tanınmış marka olduğu, davalıya ait ... numaralı “... ....” markasının hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, Davalının marka kullanımlarının davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği, tarafların ticaret unvanları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, Davacı dosyaya sunduğu emsal lisans sözleşmelerinden ...firmasında 2016 ve 2017 Yılları Lisan bedeli + mal satış karı olarak toplamda 234.875,54 TL + KDV 35.231,33 toplamda KDV dahil 270.106,87TL , ...A.Ş.' nin unvan değişikliği ile (...A.Ş.) olduğu firmasından 2016 ve 2017 yılları lisans bedeli + mal satış karı olarak toplamda 669.628,41 TL+ KDV 120.533,11 TL toplamda KDV dahil 790.161,52 TL, kar elde ettiği, Davacı, davalı ile dosyaya sunduğu emsal lisans sözleşmesine göre sözleşme yapmadığından, davalının Gelir tablosundaki tutarlara göre KDV dahil 238.080,12 TL kardan mahrum kaldığı" belirtilmiştir.
Mahkemece Rapora itiraz edilmesi üzerine tekrar yeni bir heyet oluşturulmuştur.
Bilirkişiler Sinan Bayındır, Kıvanç Toklu, Kadir Çelik'e ait █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davalı yanın markası ile davacı markası arasında iltibas oluşturabilecek mahiyette bir benzerlik olmadığı, bu nedenle marka hakkına tecavüzün olmadığı, Davacı yanın tescilli markalarının tanınmış marka kapsamında olmadığı, Davalıya ait ... no'lu "... ...." markasının hükümsüzlük şartlarının 6769 Sayılı SMK' nin 6/1 b maddesi kapsamında oluşmadığı, ancak Davalı yanın ticaret unvanının davacının ticaret unvanıyla iltibas oluşturduğu ve bu nedenle terkini gerektiği, Davalıya ait www...com.tr alan adının bütünü itibariyle bıraktığı etki göz önüne alındığında, marka sahibi ile alan adı sahibi arasında ticari bağ bulunduğu ihtimalini ortaya koymadığından bu alan adının davacının marka hakkını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, Davalı yanın kötüniyetli olup olmadığının dosyadaki deliller çerçevesinde mahkemenin takdirinde olduğu, mahkemece tazminata hükmedilmesi halinde Mali inceleme neticesinde; 2015 yılı 1.055,09 TL, 2016 yılı 22.268,25 TL, 2017 yılı 25.991,55 TL ve toplam 49.314,89 TL olabileceğinin hesap edilmiş olduğu" belirtilmiştir.
Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan uzman görüşünde özetle : Davacıya ait dayanak markaların “...” ibaresi olduğu, Davacıya ait “...” markasının ve “...” ibareli diğer markaların ... niteliğinde olduğu, markaya başkaca unsurların eklenmesiyle davacı markasıyla olan benzerliğin kaldırılabileceği, dava konusu markada “...” ibaresinin yanında yer alan “...” ve “...” ibareleriyle taraf markalarının farklılaştırıldığı, davacı markalarında “...” ibaresinden sonra bazı cins isimlere yer verilmek suretiyle seri markalar oluşturulduğu, dava konusu markada ise ticaret konusu malın cinsine işaret eden ibarenin “...” ibaresinin önüne konuşlandırıldığı, yine dava konusu markada yer alan “döner(ci)” ibaresinin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının ... niteliğinde olması itibarıyla dava konusu markanın davacı markalarıyla benzer olmadığı, markaların bir bütün hâlinde karşılaştırılması kapsamında da taraf markalarının farklı olduğunun görüldüğü, davacı markası tanınmış marka olarak kabul edilse dahi taraf markalarının benzer olmadığı, kaldı ki davacı markasının tanınmış marka niteliğini de haiz olmadığı, “...” ibaresinin marka hukuku anlamında davacı tekeline verilmesi hâlinde içerisinde “...” ibaresine yer verilen herhangi bir işletmenin faaliyet göstermesinin mümkün olmayacağı; bu markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesi hâlinde ise herhangi bir sektörde “...” ibaresinin kullanılmasının davacı yanca engellenebileceği, 21.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda Mc Donald's ile davacı arasında bağlantı kurularak davacı markasının tanınmış marka olduğu sonucuna ulaşılmasının da isabetli olmadığı, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığı gibi, davacı markasının bilinir şeklinin “....” olması münasebetiyle taraf markaları/işletmeleri arasında bir iltibasın da söz konusu olmadığı, yine tarafların faaliyet gösterdiği coğrafi alan itibarıyla da bir iltibasın gündeme gelemeyeceği, davalı yanın dava konusu markanın tescilinde kötü niyetli hareket ettiği hususunun davacı yanca ispat edilmesi gerektiği, , davalının ayrıca dava dışı ...tescil no'lu “... .... ... Şekil” markasının da sahibi olduğu, bu bakımdan da kötü niyetli kabul edilemeyeceği, kötü niyet gerekçesiyle dava konusu markanın hükümsüz kılınamayacağını, davalı kullanımının da davacı markasına tecavüz teşkil etmediğini, nitekim tecavüz iddiası bakımından davalı kullanımının esas alınacağı, davalı kullanımının “... ....” ibaresi yanında ayrıca ...de içerdiği, davacı markasında/kullanımında ise bu şekilde bir şeklin/figürün bulunmadığı, mezkür şeklin markanın yöneldiği emtiaya işaret etmesinin ayırt ediciliği haiz olmadığı anlamına gelmediği, zira döner kesen insan şeklinin farklı şekillerde resmedilebileceği, sağladığı ve takiben tecavüz iddialarının kabul edilebilirliğini bertaraf ettiği, davalının ticaret unvanının terkinine yönelik talebin de kabul edilebilir olmadığını "bildirmiştir.
Prof.Dr. ...tarafından hazırlanan uzman görüşünde özetle :" ...markasının, tescilli olduğu mal/hizmet sınıflarındaki ürün ve hizmetlere referans vermeyen, ürün ve hizmetlerin cins ismini oluşturmayan yapısıyla ... olmadığını, davacı tarafın uzun süre ve yoğun kullanımı sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış olduğunu ve her iki tarafın faaliyet gösterdiği lokantacılık/restaurant sektöründe sektörel tanınmışlık düzeyine ulaştığını, davacının ...sözcüğünü tek başına veya esas unsur olarak içeren markalarının, davalı şirket tarafından SMK.m.5/l-ç ve m. 6/1 kapsamında “ayrı mal veya hizmetlerle ilgili olarak” tescil edilmiş olduğu, davacı şirketin 1999 yılından itibaren tescilli markalarında münhasır veya esaslı unsur olarak tescilli olan ...markası ile davalı şirket tarafından 29, 35, 43. Sınıflarda tescil edilmiş markaların, SMK.m.5/1-ç kapsamında ayırt edilemeyecek kadar benzer ” oldukları, hiç olmazsa SMK.m.6/1 kapsamında “benzer” olduklarını, Davalının, özellikle 29. Sınıfta yer alan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” ve 43. Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” alt grupları yönünden ...markasını fiili kullanımının, SMK. m. 6/1 kapsamında, “halk tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali” yönünden “benzer” olduğunu, davalının davacı tarafın önceden tescilli ticaret unvanı ve markalarındaki ...ibaresinin peşinde olduğunu, bu ibarenin önünde veya sonunda kullanılan ..., ...sözcükleri ile döner kesen ... figürünün, davacının ...markası ile iltibası ve marka hakkına tecavüzü kamufle etmeye yönelik olduğunu, Sonuç olarak, davalı şirketin ..., ...ve ...nolu markalarının yapısı ve ...ibaresini ön plana çıkaran kullanım şeklinin, davacı şirketin ... ve ... nolu markaları başta olmak üzere ...ibaresini tek başına ve esas unsur olarak içeren yukarıda listelenen tescilli markalarıyla benzer olduğu ve iltibas yarattığını, Ticaret unvanı yönünden; Davacı şirketin 1992 yılından beri kesintisiz şekilde kullandığı ticaret unvanındaki “...” ve “....” eklerine, davalı şirketin ticaret unvanında yer verilmesinin TTK.m.52 gereğince açıkça “ticari dürüstlüğe aykırı” olduğundan, ticaret unvanının terkini gerektirdiğini, tecavüz ,hükümsüzlük ve tazminat koşullarının oluştuğunu" bildirmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından, davalı adına ... tescil nolu "... ...." markasının hükümsüzlüğü, davalının kullanımlarının davacıya ait markalara tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti önlenmesi, unvan ve alan adının terkinini talep ve dava ettiği mahkemece birden fazla heyetten rapor aldırıldığı, davacıya ait dayanak markaların “...” ibareli olduğu, davacıya ait “...” markasının ve “...” ibareli diğer markaların ... niteliğinde olduğu, markaya başkaca unsurların eklenmesiyle davacı markasıyla olan benzerliğin kaldırılabileceği, dava konusu markada “...” ibaresinin yanında yer alan “...” ve “...” ibareleriyle taraf markalarını farklılaştırıldığı, davacı markalarında “...” ibaresinden sonra bazı cins isimlere yer verilmek suretiyle seri markalar oluşturulduğu, dava konusu markada ise ticaret konusu malın cinsine işaret eden “...” ibaresinin önüne“döner(ci)”ibaresinin eklendiği,davalı kullanımının “... ....” ibaresi yanında ayrıca ...de içerdiği, davacı markasında/kullanımında ise bu şekilde bir şeklin/figürün bulunmadığı, yine dava konusu markada yer alan “...(ci)” ibaresinin davacı markalarında bulunmadığı, "..." isminde 43. Sınıfta tescilli başka kişilere ait birçok marka bulunduğu, ... seçen davacının, bu ibarenin başka eklerle başkalarınca tescili ve kullanılmasına katlanmak zorunda olduğu, aksinin kabulünün bir erkek ismi olan "..." ibaresinin davacının tekeline verilmesi sonucunu doğuracağı, davalının şekil ve sözcük unsurları ile markasını farklılaştırdığı, davalının kötü niyetli olmadığı mahkemece marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüze yönelik davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul ... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../███████ tarih ve 2017.. E., 2024/.K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!