İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari fatura bedeli alacağından kaynaklanan itirazın iptali davasında kısmen kabul kısmen ret kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, bir firmanın diğer bir firmadan alacaklı olduğu iddia edilen PVC doğrama işleri bedeli olan 24.999,48 TLlik faturanın ödenmemesi ve faturaya ilişkin icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davanın, ilk derece mahkemesince kısmen kabul kısmen reddedilmesi üzerine, davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelendiği bir karardır; davacı, müvekkilinin inşaatlara yaptığı işlerin karşılığı faturanın ödenmediğini ve takibe haksız itiraz edildiğini belirtirken, davalı ise borcun olmadığını ve ödeme yaptığını savunmaktadır, böylece temel uyuşmazlık fatura bedelinin ödenip ödenmediği ve faturanın geçerliliği üzerinedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ███████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ███████ Esas ████████ Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından mahkememize verilen dava dilekçesinde, borçlu aleyhine Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün 2021/ 7178 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine yapıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, davalı borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili ... (... ) ile .....Şti. arasında yapılan anlaşma gereğince davacı müvekkilinin davalının İzmir-Çiğli ilçesinde yapmakta olduğu inşaatların PVC doğrama işlerini üstlendiğini, yapılan işler kapsamında müvekkilinin davalıya fatura düzenlediğini, davalının da peyder pey ödemeler yaptığını, en son yapılmış olan Renkli Pvc doğrama ve aksesuar bedeli ile ilgili olarak KDV dahil 24.999,48 -TL bedeli 29.06.2021 düzenleme, 29.06.2021 ödeme tarihli GİB 2021000000028 nolu fatura düzenleyerek davalı şirket yetkilisine teslim ettiğini, faturayı kabul eden davalının 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, iade etmediğini ve fatura bedelini ödemediğini, müvekkilinin uzun süre oyalandığını, alacağının ödenmemesi üzerine tahsili için Karşıyaka 4 .İcra Müdürlüğünün 2021/ 7178 E. sayılı dosyasında takip yaptığını ve davalının itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını beyanla Davanın kabulü ile, Davalı borçlunun, Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün 2021/ 7178 E. Sayılı dosyasındaki borca itirazının iptali ile , takibin kaldığı yerden devamına, takibe konu borcu işlemiş ticari faizi ile ödemeye ve Haksız yere itirazda bulunan borçlunun takip alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, davacının da iddia ettiği gibi taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu ancak davacı tarafın müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını, ticari ilişki kapsamında davacının belirttiği davacı taraftan edindiği mal bedelini nakden, malen ve çek-senet vasıtası ile ödediğini, faturanın kime teslim edildiğinin bilinmediğini beyanla davanın reddine, %20 az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, İİK.nun 67.maddesi uyarınca açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
Davacı vekili delil olarak, Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün 2021/ 7178 E. Sayılı takip dosyası, KDV dahil 24.999,48 -TL bedeli 29.06.2021 düzenleme, 29.06.2021 ödeme tarihli GİB 2021000000028 nolu fatura örneği, davacı ve davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme, keşif, bilirkişi incelemesi, tanık, yemin, Yargıtay kararları, tarafların banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme, Vergi dairesi kayıtları, arabuluculuk anlaşamama son tutanağına dayanmıştır.
Davalı vekili karşı delil olarak, ticari defterler, cari hesap dökümleri, faturalar, tanık, bilirkişi, kayıtlar, taraflar arasındaki görüşme kayıtları, banka dekontları, Karşıyaka 4. İcra Müd █████████ takip sayılı dosyasına dayanmıştır.
Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gereken hususların icra takibine konu fatura bedelinin davalı tarafından davacıya ödenip ödenmediği, söz konusu faturanın davalıya teslim edilip edilmediği, davacının icra takibinde talep edebileceği alacak kalemlerinin ne olduğu, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın yerinde olup olmadığı noktalarında olduğu tespit edilmiştir.
Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ..., borçlusunun ......Şti. olduğu, takip tarihinin █████/2021 tarihi olduğu takipte alacaklının 24.999,48-TL 29.06.2021 Tarih GİB2021000000028 Nolu 24.999,48-TL Bedeli Fatura (İstenen: Yıllık Reeskont İskonto), 1.537,30-TL 29.06.2021 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağı talep edildiği, takip çıkış miktarının 26.536,78-TL olduğu ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa reeskont faiz talebinde bulunulduğu, takip dayanağı belge kısmına 29.06.2021 TARİHLİ GİB2021000000028 nolu 24.999,48TL Bedeli Fatura 24.999,48 TL açıklamasının yazıldığı, ödeme emrinin █████/2021 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun █████/2021 tarihli dilekçesi ile takibe “Müvekkil şirket aleyhine başlatılan işbu takibe, borca, faize ve borcun ferilerine İTİRAZ EDİYORUZ. Müvekkil şirketin, alacaklıya borcu yoktur. Bu nedenle takibin durdurulmasını talep ederiz.” Gerekçesi ile itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu görülmüştür.
Mahkememizin █████/2022 tarihli duruşmasında, dosyanın 1 SMMM uzmanı bilirkişiye tevdii ile dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaparak, uyuşulan ve uyuşulamayan noktalar çerçevesinde rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş bilirkişi ..... █████/2022 tarihli raporda, dava dosyasında davacı yandan; 24.999,48.-TL Fatura Alacağı + 1.537,30.-TL İşlemiş faiz = 26.536,78.-TL toplam tutarındaki alacağının, tahsil tarihine kadar %16,75 yıllık avans faizi, masraf ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili istemi ile, dava konusu edildiğinin görüldüğü, ilgili mevzuat gereği; Davacı yan tarafından sunulan 2021 yılına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdiklerinin ve 2021 yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdiklerinin yapıldığı; davacı resmi defter kayıtlarında; takip tarihi itibariyle Davalının Davacıya 25.000,26.-TL Borçlu olduğunun, kaydedildiğinin görüldüğü, ayrıca dosya içeriğinde taraflar arasında düzenlenen sözleşme olmadığı gibi, davacı tarafından davalıya çekilen ihtarname de olmadığından, işlemiş faiz hesap edilmemiş olup, faiz hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, takibe ve davaya konu e-arşiv faturasının elektronik olarak iletilmesi sebebiyle; anılan faturanın ve içeriğindeki renkli pvc doğrama; aksesuarın ve e-arşiv faturasının davalıya teslim edildiğinin tespit edildiği, davalı tarafından, Sayın Mahkemenize 2 haftalık kesin süre içerisinde defterlerini sunmadığı gibi yerini de bildirmediğinden, Davalı şirkete ait Resmi Defterler incelenemediği bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Açık hesap ilişkisi önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır” hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23. (6102 sayılı TTK m. 21) maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Mahkememizce yapılan yargılamada, taraflara ticari defterlerinin bulunduğu adresin bildirilmesi için süre verilmiş ve bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Verilen süreye rağmen davalı tarafça ticari defterlerin bulunduğu adresi bildirilmemiş olup HMK ilgili maddeleri kapsamında defterleri ibrazdan kaçınmış sayılmıştır. Davacı taraf ise ticari defterlerin bulunduğu adresi bildirmiş ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı taraf icra dosyasına yapmış olduğu itirazında davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı beyan etmiştir.
Davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğunu, davacının takip talep miktarı kadar alacaklı olduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Davacı tarafça davalı aleyhine faturaya dayalı ticari alacak nedeni ile ilamsız icra takibi yapılmıştır. Yapılan takibe davalı itiraz etmiş ve takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı cevap dilekçesinde, mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde davacının da iddia ettiği gibi taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu ancak davacı tarafın müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını, ticari ilişki kapsamında davacının belirttiği davacı taraftan edindiği mal bedelini nakden, malen ve çek-senet vasıtası ile ödediğini, ayrıca dava konusu faturanın kime teslim edildiğinin bilinmediğini beyan etmiştir.
Mahkememizce, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalının davacıya 25.000,26-TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından gerek icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde, gerekse mahkememize sunulan cevap dilekçesinde, faturada yer alan ürünlerin teslim edilmediği iddiasında bulunmamıştır. Hal böyle olunca genel olarak geçerli olan faturaya dayalı alacakalar ilişkin yargılamalarda mal teslimi hususunda satıcıda bulunan ispat yükü yerine getirilmiştir. Zira malların teslim edildiğini davalı da kabul etmiştir. Ancak davalı taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu kabul etmekte, faturaya konu ürünlerin teslim edilmediği iddiasında bulunmamakla birlikte davacıya bulunan tüm borçların ödendiği iddiasına dayanmaktadır. Hal böyle olunca davacı üzerinde olan ispat yükü, ticari ilişki ve mal teslimini kabul ederek ödeme iddiasına dayanan davalıya geçmiştir. Ancak davalı buna ilişkin mahkememize hiç bir delil sunmamış ve ödeme iddiasını da ispat edememiştir. Anılan nedenlerle, davacının icra dosyasında yer alan asıl alacak miktarı kadar alacaklı olduğu sonucuna varılmış ancak takipten önce davalı temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz yönündeki talebinin yerinde olmadığına kanaat getirilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari ilişki dikkate alındığında davalının ticari ilişki kapsamında davacıya olan borcunu bilmemesi mümkün olmadığı gibi borç da hesaplanabilir mahiyettedir. Bu nedenle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğine ancak davacının işlemiş faiz yönünden takipte bulunurken kötü niyetli hareket ettiğine dair yeterli delil ve yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenler, davacının ticari defterleri, bilirkişi raporu, icra dosyası ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıdan icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı yönünden talebinin yerinde olduğu, ancak takipten önce herhangi bir ihtar ya da davalının temerrüdü sonucunu doğuracak bir belge bulunmadığından işlemiş faiz yönünden talebinin yerinde olmadığı, davalının davacı ile arasındaki ticari ilişki ve ilişki kapsamında borçlu olup olmadığını bilebilecek konumda olduğu, alacağın hesaplanabilir ve likit olduğu, bu itibarla yapılan itirazın kötü niyetli olduğu..." gerekçesi ile,davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,davalının Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 24.999,48-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda reeskont faizi işletilmesine, kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 4.999,90-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, reddedilen miktar üzerinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın Karşıyaka 4. İcra Dairesi █████████ Esas sayılı takip dosyasında dayanak gösterdiği fatura bedeli karşılığında, müvekkilinin bu bedelin ödenebilmesi maksadıyla ek 1 olarak sunulu dekontta belirtilen 331620 seri nolu çeki tanzim ederek davacıya teslim ettiğini ve ... 33120 Seri Nolu Çek ödeme dekontundan görüleceği üzere 30.06.2021 tarihinde icra takibi konusu 25.000,00.TL. bedelin davacıya ödendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki gözetildiğinde, müvekkili şirket tarafından, taraflar arasında düzenlenen faturaların karşılığı olan bedellerin, çek, EFT veya nakit yoluyla ödendiğini bu ödemelere dair makbuzların dilekçelerinde EK 2 olarak sunulduğunu, davacının iddiasına dayanak herhangi bir ödenmemiş fatura bedelinin bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.
Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise; "Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.
TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.
Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.
Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir.
"...Davalının açıklanan savunması, borcun kaynağını oluşturan olgunun (satım/hizmet akdînin) ve bundan doğan borcun varlığının kabulünü içermekle birlikte, bu borcun ödendiği yönündedir. Bu hâlde davalı taraf borcu ödediğine ilişkin savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Eş söyleyişle, somut olayda ispat külfeti davalıya aittir. Davacı, davalının bu kabul beyanı nedeniyle alacağının varlığını kanıtlamak yükümlülüğünden kurtulmuş; buna karşılık davalı, borcu ödediğini kanıtlamakla yükümlü hâle gelmiştir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas ████████ Karar sayılı Kararı)
Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta cevap dilekçesindeki ödeme savunması yönünden davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde icra takibine dayanak 29.06.2021 tarih ve 24.999,48-TL bedelli faturaya karşılık olarak davacıya 30.06.2021 tarihinde.... 33120 seri nolu çek ile 25.000.00.TL ödeme yapıldığı savunmasında bulunup davacıya yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin fotokopi belgeler sunulduğu buna göre borcun ödenip ödenmediği yönünde belge aslı/asıllarının davalı tarafından sunulması sağlanıp, davacı alacaklı tarafından borcun tamamen veya kısmen tahsil edilip edilmediği, tahsil edilmişse ne kadarının tahsil edildiği hususunda tarafların beyanları alınıp, gerekli araştırmalar yapılarak gerekirse bilirkişiden taraf ve yargı denetimine esas gerekçeli ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).a.6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, Ticaret Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kaldırılma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına
4-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davalıya iadesine,
5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında davalı tarafından tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın davalıya İADESİNE,
8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve harç iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!