İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kiralık araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk etmesi nedeniyle oluşan zararın sigorta şirketinden tahsili için açılan istirdat davasını değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki belge, kiraladığı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazasında üçüncü şahıslara ödediği tazminat bedellerini, aracın sigortacısı olan davalı şirketten geri almak isteyen davacının açtığı istirdat davasını ele almaktadır; kaza yapan sürücünün olay yerini terk etmesi gerekçesiyle sorumluluğu kabul etmeyen sigorta şirketinin, ilk derece mahkemesinin davacıyı haklı bulan kararına itiraz ederek istinaf yoluna başvurması üzerine, istinaf incelemesi sırasında davacı şirketin iflas sürecinde olduğu tespit edilerek davanın İİK 194. madde çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: █████████
KARAR NO : █████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: █████/2021
NUMARASI : ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA : İstirdat
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında █████/2014 - █████/2017 tarihleri arasında geçerli 36 ay süreli araç kiralama sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında ... plakalı aracın kiracı davacıya teslim edildiğini, anılan aracın davalı ... A.Ş. nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, ... plakalı aracın, █████/2016 tarihinde sürücü ... yönetiminde iken Üsküdar-Abdipaşa Cad. üzerinde direksiyon hakimiyetini kaybederek, park halindeki ..., ... ve ... plakalı araçlara çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sürücünün kazanın etkisiyle çoklu araç kazasında yaralama bulunmaması nedeniyle ayrıca tutanak tutturması gerektiğini bilmediğini, olay yerini bir süreliğine terk ettiğini, zarara uğrayan araçlardan ... plakalı araç malikinin ihbarı ile kaza tutanağı tanzim edildiğini, davalının, sürücünün olay yerini terk etmesini gerekçe göstererek zararı karşılamadığını, ... plakalı sigortalı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle zarar gören araçlardan her birinin zararlarının ayrı ayrı davacı tarafından ödendiğini, hasarın teminat dışı olmadığını belirterek, toplam 27.216,82 TL'nın (10.150,01 TL'sinin █████/2016 tarihinden, 17.066,81 TL'sinin █████/2016 tarihinden) işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe ... poliçesi ile teminat altına alınmış bulunan ... plakalı aracın park halindeki ..., ... ve ... plakalı araçlara çarpması sonucu oluşan kaza neticesinde zarar görenlerin zararının kendisi tarafından karşılandığını iddia eden davacının talebinin, sürücünün olay mahallini terk etmesi sebebiyle reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kabulü ile 27.216,82 TL'nin 10.150,01 TL'sinin █████/2016 tarihinden, 17.066,81 TL'sinin █████/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; davacı tarafın müvekkili sigorta şirketine hiçbir başvuruda bulunmamış olduğunu, bu hususun dava şartı olduğunu, davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, kazanın dava dışı ... A.Ş.'ye ihbarı gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince ihbar yapılmadan verilen kararın hatalı olduğunu, davacının tutanak tutulması gerektiğini bilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, mevzuatı bilmemenin mazeret sayılmayacağını, olay mahallini terk etmesinin müvekkili şirketinin savunma hakkını sınırlandırdığını, İlk Derece Mahkemesi'nce faizin hatalı tarihten başlatıldığını, faizin kaza tarihi değil dava tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, müvekkil şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile ve sürücünün kusuru oranıyla sınırlı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, davalıya ... poliçesi ile sigortalı olup, dava dışı sigortalı ... A.Ş.'ye ait olan ve davacıya uzun dönem kira sözleşmesi ile kiralanan ... plakalı aracın, █████/2016 tarihinde dava dışı ... sevk ve idaresinde iken, park halindeki ..., ... ve ... plakalı araçlara çarpması şeklinde meydana gelen kaza neticesinde, hasarlanan araçlara davacı tarafından hasar ödemesi yapıldığı, davacının yaptığı ödemelerin davalıdan tahsili için eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.
UYAP kayıtlarına göre, davacı şirketin iflas nedeniyle tasfiye halinde olduğu görülmüş ancak iflas kararına ulaşılamamıştır.
2004 sayılı İİK'nın 194. maddesinde "Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK m.191), müflisin iflâs masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflâs idaresine aittir.
İflâs idaresinin dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını (yani davalara devam edip etmeyeceğini) tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir (İİK m. 194).
İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin (davacı veya davalı olarak) taraf bulunduğu hukuk davaları, (istisnaları hariç) iflasın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir (İİK m. 194,1)
Bu durumda, mahkemece davacı şirketin ticaret sicil kayıtları getirtilerek, iflas kararının hangi Mahkeme tarafından verildiği, iflas kararının kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmişse tasfiyenin hangi iflas dairesi tarafından yapıldığının araştırılması, tasfiyenin hangi usulle yapılacağının iflas dairesinden sorulması, tasfiyenin adi usulle yapılacak olması halinde ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının beklenmesi, basit usulle yapılacak olması halinde ikinci alacaklılar toplantısı yapılmayacağından öncelikle iflas idaresi temsilcisinin huzuru ile yargılamaya devamla taraf teşkilinin sağlanması gereklidir.
Kabule gör;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. 6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlüğe girmiştir.
Davacı sigortalının kendi ... sigortasına açtığı davada KTK'nın 97.maddesi uygulanamayacağından bu yöndeki istinaf yerinde değildir.
Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Bu nedenle, kabul edilen tazminata faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığından, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik istinaf yerinde değildir.
Davalının sigortalısı dava dışı ... A.Ş. ile davacı arasında uzun dönem kira sözleşmesi bulunduğundan, davalının talebine rağmen davanın dava dışı ... A.Ş.'ye ihbar edilmemesi doğru görülmemiştir.
... Genel Şartlarında zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4. Maddesi" Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a-) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b-) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c-) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç-) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d-) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1 maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e-) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f-) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." şekilinde düzenlenmiştir.
Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ... Genel Şartlarında zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4. Maddesi f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesinin rücu sebebi olduğunu düzenlenmiştir.
Mahkemece ... Genel Şartlarına göre, zararın poliçe kapsamında olup olmadığının tartışılmaması doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece yapılması gereken, somut olayda olay yerini terk sebebiyle rücu koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılıp, rücu koşullarının oluşması halinde, sigortacının gerçek zarar ile sorumlu olacağı ve temerrütün ödeme tarihinde gerçekleşeceği gözetilerek, kusur ve hasar raporu alınması ve sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!